milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Nasihat etmeyin anlamaya çalışın

27 TEMMUZ 2011
ÇAR 00:00

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Toplum olarak, çevremizdeki insanlara nasihat etmeyi severiz.

  • Nasihat etmeyin anlamaya çalışın -

Adam, bir yakınını kaybetmiştir ve duygularını ifade etmeye, acılarını göz yaşlarıyla atmaya çalışmaktadır  fakat tam da o sırada yanında biri bitiverir; "Boş ver, ağlama, sakın ağlama, takma kafana, dert etme, geçer bu günler, iyi şeyler düşünmeye çalış..."diyerek acıların yaşanmasına fırsat vermez. Oysa, sevdiğimiz bir kişinin ya da nesnenin kaybından sonra yasımızı bir şekilde tutmaya ihtiyaç duyarız. Böyle zamanlarda, ölen yakınımızla ilgili duygularımızı çevremizdeki insanlarla paylaşır, kimi zaman ağlar kimi zaman hatıraların kanadına dokunur ve onlarla avunmaya çalışırız. Bütün bunlar yas sürecinde yaşanır ve acılarımız küllenir. Bu nedenle acılarını bizimle paylaşmaya çalışan ve gözyaşlarıyla konuşan insanlara nasihat etmek yerine onları anlamaya çalışmalıyız. Kızılderililer "Ağlamaktan kaçınma, çünkü zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir" derler. Gerçekten de, gözyaşı acılarımızı yıkayan bir yağmur gibidir.

Acısını atmaya çalışanlara fırsat vermeyiz ancak bir o kadar da hüzünlü bir toplumuz. Mesela apartmanınıza yeni taşınan biri vardır tanışmak için gidersiniz size hemen yaşadığı zorlukları, çektiği çileleri anlatır. Büyük ebeveynlerinizle sohbet etmek istersiniz, yıllanmış acılar gelir karşınıza. Ardısıra anlatırlar öfkelerini, acıta ettikleri sıradan olayları ve yıllanmış öfkelerini koyarlar ortaya... İnsanlarımız,  yaşadıkları acıları uzun yıllar bastırırlar, el alem ne der düşüncesiyle kimselere bir şeyler söylemek istemezler. Çünkü, katlanmanın, susmanın, tepkisiz kalmanın  daha önemli olduğunu öğrenmişlerdir. O yüzden yaşanan her türlü haksızlığa boyun eğip acılarını yutarlar. Oysa biriken acılar, bir zaman sonra katlanarak geri döner ve kişinin hayatını etkiler hale gelir. Acılar zamanında yaşanmalı, paylaşılmalı ve arka bahçeye atılmalıdır.

Her toplumun değerleri vardır

Değer kavramı, bireyin davranışlarının, amaçlarının geleceğe dair beklentilerinin  biçimlendirilmesinde   ve yönlendirilmesinde etkili olan kalıcı inançlar, yol gösterici somut ilkeler olarak tanımlanıyor. Bu yönüyle değerler, tutum ve davranışlarımızı etkilemektedir.

Her toplumun kendine has değerleri vardır ve kişi değerlerini  sahip olduğu toplumun inancı ve kültürüyle şekillendirir. Mesela, Batı kültüründen beslenen bir kişi  için çıkarcılık ön plandadır, çünkü kendisine faydacılık empoze edilmiştir. Bu insanlara göre başarmak, kazanmak, kariyer sahibi olmak hayatın merkezindedir. Müslüman toplumlarda ise kişi  iyilik yaptığında karşılık beklemez ve bunun bir erdem olduğuna inanır. Ya da, batıda büyümüş bir genç kızın, tek başına başka bir ülkeye tatile çıkması bu toplumların değerlerine göre normal karşılanabilir. Çünkü burada gençlerin on sekiz yaşından sonra özgürlüğünü elde edeceğine inanırlar ve bu o toplumların değeridir. Oysa bizim toplumumuzda bırakın on sekizindeki bir genç kızı bırakmayı, çocuklarımız elli yaşına gelse dahi bırakmak istemez ve her zaman onun yanında yer alırız. Bu da bizim toplumumuzun geleneksel örgüsüne uygun düşüyor.

Tutum, kişiye atfedilen duygu düşünce ve davranışlarını yönlendiren bir eğilimdir. Bu yönüyle tutumlar, kişinin bir şeyi tercih etmesi ya da vazgeçmesiyle ilişkili bir durumdur ve  sonradan çevresel etkenlerle  şekillenir. Yani, tutum aslında toplumun değerleriyle ve kültürüyle hayat bulan bir unsurdur. Değerler ise bu kapsamda gelişen  genelleşmiş bildik normları içerir. Her iki durumda da, öğrenilmiş bilgi ve deneyimler vardır. Kişi nerede yaşıyorsa ya da hangi inanca sahipse buna uygun değerler elde eder.

Çocuk yetiştirmek çiçek yetiştirmek gibi değildir

Anne babalar çocuklarımıza İslami nasıl öğretebiliriz? diye soruyorlar. Bu yerinde bir soru ancak,  çocuklarımızı bekleyen risk faktörlerinin gün be gün arttığı günümüzde bu soruyu sadece sormak yetmiyor aynı zamanda çözüme gitmemiz de gerekiyor. Bunun için bazı kaideleri dikkate almamız gerekir. Sevgiyle yaklaşmak: Bazı aileler çocuklarını İslami terbiye üzere yetiştirmeye çalışırken son derece baskıcı bir tutum içinde olabiliyorlar. Bu durumda çocuk ergenlik dönemine kadar ailenin baskı ve dayatmalarına göz yumuyor. Ergenlik yaşına geldiğinde ise evden ve aileden yavaş yavaş uzaklaşıyor. Bu sancılı dönemde, daha çok akran grubuna yakınlaşmaya çalışan genç, evde kendisine yasak konulan her şeyi dışarıda yapmaya çalışıyor. Suç sayılabilecek birçok şeye meylediyor ve aileyle ilişkilerini iyice koparıyor. Burada aile bir şeylerin yanlış gittiğini bilmeli, çocuklarına sevgiyle yaklaşmalı ve kendilerine "nerede yanlış yaptık" sorusunu sormalıdırlar. Sevecen bir dil kullanılmalı: Dil hayata açılan bir kapıdır. Çocuklarımızı keşfetmek onları anlamak ve sağlıklı ilişkiler kurmak için dilimizi iyi kullanmalıyız. Yani çocuklarımızla, sevgi merkezli ilişkiler kurmalı ve sevecen bir dil kullanmalıyız. İslami terbiye üzere yetiştirmek: Çocuklar, dini kuralları, aileden ve yaşadıkları toplumdan doğal olarak öğrenirler. Ancak bunun için, aile çocuğun sorduğu sorulara makul cevaplar vermeli, ona Allah'ın yarattıklarını, Efendimizin hayatını anlatmalıdırlar. Çocuklar küçük yaşlarda anne baba abdest alırken yanına gelir ve abdest ve namazla ilgili sorular sorarlar. Bu sorular anne baba için iyi bir fırsattır. Ebeveynler burada, Allah'a karşı sorumluluklarımızı Allah'ın bizlere sunduğu ikramları çocuğun anlayacağı bir dille anlatabilirler.

Cevaplar ikna edici olmalıdır

Çocuklar, üç yaşından sonra ölümle ilgili sorular sorarlar. Çocuğun soruları karşısında ne diyeceğini bilemeyen aileler verdiği cevaplarla kaygı ya da korkuya sebebiyet verebiliyorlar. Anne baba, ölen yakının nereye gittiğini soran bir çocuğa "Allah sevdiklerini yanına alır ya da, burada mutlu olamadığı için ahirete gitti..." gibi cevaplar verdiklerinde çocuk, Allah'ı sevdiği kişileri elinden alan bir varlık olarak algılayabilir ya da dünyada mutlu olamayan kişinin ahrette daha iyi olacağı için ölümü seçtiğini söylediğinizde çocuk o zaman bizler de hemen ölelim diyebilir. Bu gibi sorunlara zemin hazırlamamak için, aileler ölüm ve yaşam olgusunu çocuğun anlayacağı bir dille anlatılabilirler. Mesela bitkilerden örnek verilerek, bütün canlıların, yaşamla ölümü tadacağını anlatabilirler. İnsanlar için de doğum hayat ve ölümün doğal olduğunu, iyilerin Allah tarafından mükafatlandırılacağını izah edebilirler. Aile çocuğa din duygusunu onun anlayacağı bir şekilde anlattığında, çocuk, dünyanın adil olduğunu ve hayatın denge üzerine kurulduğunu anlayabilir. Allah'ın kendisini her an görüp gözettiğini bilir ve dua etmeyi öğrenir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 27.07.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: aile, nasihat, çocuk, ebeveyn,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 1 yorum|yorum rssrss

  • anlamak

    Herkes anlaşılmak istiyor. Anlamak zor geliyor.

    caferdagci | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 30 Temmuz 2011 18:51

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Aile Hayat

    1. Kardeşliğin zirvesi
    2. Vakit Nakittir
    3. İftira edenlerden Allah korusun
    4. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    5. Çocuklarda okul fobisi
    6. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    7. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    10. Gençlerde çatışma
  • Diğer

    1. 7.6 değil 5.5
    2. İhracatta Irak ve Libya sürprizi
    3. Çukurova'da "beyaz altın'' yerini mısıra bırakıyor
    4. Vergide de "yüksek irtifada''
    5. THY'ye 36 yeni uçak
    6. Hece dergisinde Kalmak
    7. Tasavvuf Seni Çağırıyor
    8. Tarım ve İnsan Ulusal Fotoğraf Yarışması için başvurular başladı
    9. Goethe Enstitüsü 2012 Grimm Yılı Edebiyat Çeviri Yarışması yapıyor
    10. Altın Koza Film Festivali jüri başkanı belli oldu
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. İktidarda figüran çatlağı
    7. Şok Detay
    8. Yasa geri çekilsin
    9. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    10. Saadet Partisi Gazze'de yetimhane inşa edecek
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek