Sanırım bu son referandum büyük dönüm noktalarından biri oldu. Yalnızca rezalet bir darbe anayasasının önemli maddelerini değiştirmesi açısından değil, halkın büyük çoğunluğunun değişim talebini dile getirmesi bakımından da yakın geleceğimizin yol haritasını çizdi. Değişimden yana oy kullananların çoğunlukta olması belirlemedi bu yol haritasını, değişime karşı çıkanların "kendi içlerinde" meydana gelen kırılmalar gösterdi asıl bu isteğin yoğunluğunu.
Durumu aynen sürdürmeyi "çeşitli sloganlarla" savunan hiçbir parti, hiçbir örgüt, hiçbir ırk, hiçbir mezhep, bütün "kutsal" duruşlarına rağmen bir bütünlük sağlayamadı.
Bu, değişim talebini güçlendirdi, değişim isteyenlerin güvenini tazeledi. Belki de en önemli "meyvesini" Kürt sorununda verdi. İktidar, bu ülkede yaşayanların "barış" istediğini ve barış yolunda atılan her adımı desteklediğini kavradı. Türkiye‘deki her siyasi partinin geleceğinin ve başarısının "değişimcilikte" yattığını anladı. Çözüm için kararlı adımlar attı...
Kısa bir süre sonra önemini kaybedecek semboller için çocuklarımızın ölümüne göz yummanın, mutluluğun ve zenginliğin önünü kesmenin anlamsızlığını pek yakında hep birlikte kavrarız. Bu ülkenin her ırktan, her dinden, her mezhepten insanı artık barış içinde, zenginleşerek yaşamak istiyor. Bir yandan neredeyse bütün Avrupa‘yı geride bırakan bir büyüme hızına sahip olup, bir yandan bu gelişmeyi önlemeye çalışmanın zekâsızlığının herkes biraz farkında. Zenginleştikçe, kendine olan güven arttıkça, "psikolojik takıntılardan", anlamsız "efendilik" itişmelerinden kurtuluruz.
Büyük bir dönemeci dönüyoruz. Sadece hayatımız değil, zihinsel yapımız, düşünce biçimimiz, takıntılarımız da değişecek. Bu ülkenin çocukları da mutlu bir gelecek hayali kurabilecek. Bunu düşünmek bile beni sevindirmeye yetiyor.
Ahmet Altan - TARAF





