Asıl adı Hind olan Ümmü Seleme‘ye, ilk evliliğinden olan oğlunun isminden dolayı Ümmü Seleme denilmiştir. Peygamberliğin ilk haftalarında, doğrunun ne olduğunu görüp iman etmiş, Müslümanlardan olmuştu.Hicret sahnesinde Ümmü Seleme
İlk eşi ile birlikte Habeşistan‘a hicret eden Müslümanların içinde Ümmü Seleme de vardı. Eşiyle birlikte Habeşistan‘da bir müddet kaldıktan sonra Medine‘ye geri geldiler.
Medine‘ye gelmesiyle zorluklarla karşılaşması başladı. Kendi dilinden olay şöyle anlatılır:
"Ebu Seleme ile Medine‘ye gelmeye karar verdik. Bir devemiz vardı. Bu deveye çocuğumuz Seleme ile birlikte binmiştik. Ebu seleme de devenin yularını tutmuş yürüyordu. Benu Mugayre mıntıkasına geçiyorduk. Bunlar benim baba tarafımdan aşiretim idiler. Ebu Seleme‘ye eziyete etmeğe başladılar ve "Bizim kızımızı sen neden böyle fena bir durumda bulundurursun?" diyerek hakaret etmeye başladılar. Yuları Ebu Seleme‘nin elinden aldılar ve beni kendileri ile alıp götürdüler. O ara, Ebu Seleme‘nin aşireti Benu Abdül-Esed halkı da çıkıp geldi. Onlar da oğlum Seleme‘yi aldılar ve Beni Mugayrelilere şöyle dediler:
"Mademki siz kendi kızınızı kocasından ayırıp almak istersiniz, biz de kendi çocuğumuzu elbette ki sizin yanınızda bırakmayız." İşte bu şekilde ailemiz dağıldı. Üçümüzden her birimiz bir tarafta, birbirimizden ayrıldık. Beni çekişmeler esnasında hırpaladılar, fenalık geçirdim. Hicret hükmü verilmiş olduğundan, Ebu Seleme Medine‘nin yolunu tutup yola devam etti. Çünkü Ebu Seleme ne kendi aşiretine ne de benim aşiretime söz anlatamamıştı. Yapayalnız Medine‘ye vardı. Ben de kendi aşiretime geldim.
Sabahleyin erken saatte evden çıkar, bir toprak yığınının üzerine oturur akşama kadar ağlardım. Bir sene böyle geçti. Bir gün bu perişan halimi gören biri bana bir şeyler olmasından korkarak aşiretin ileri gelenlerini toplayarak: "Siz ne biçim insanlarsınız? Bu zavallı kadından ne istersiniz? Niçin bunu çocuğundan ve kocasından ayırırsınız? Niçin bunları birbirine kavuşturmazsınız?"
Adamcağız bunları öyle içtenlikle söylüyordu ki, herkes tesir altına kaldı. Bana acıdılar ve kocamın yanına gitmeme müsaade ettiler. Kocamın aşireti de, bunun üzerine çocuğumu getirip teslim ettiler. Bana bir deve bir hevdec temin ettiler. Oğlumla yapayalnız yola koyulduk. Ne yapacağımı şaşırmıştım. İşte o sırada Osman İbn-i Talha çıka geldi. Nereye gitmek istediğimi sorup, neden yalnız başıma kaldığımı öğrenmek istedi. Ben de kimsem olmadığını ve başımdan geçenleri anlattım. Bana yardım etti. Konakladığımız zaman çeker gider uzakta bir ağacın altında istirahat ederdi. Medine yakınlarında Kaba mevkiine geldiğinde Ebu Seleme‘yi bulup beni teslim ederek, kendisi Mekke‘ye döndü."
Hz. Ümmü Seleme, ömrü boyunca Osman İbn-i Talha‘nın bu iyiliğini her zaman hatırlamış ve bu hususta hep şöyle söylemişti; "Ben Arap erkekleri içinde, Osman İbn-i Talha‘dan daha yüksek seciyeli ve iyiliksever bir insan görmedim"
"Ya Rabbi ondan daha iyisini onun yerine koy"
Hicret yeni bitmiş, Ümmü Seleme, kocasına daha yeni kavuşmuştu. Uhud gazasının hazırlıkları başlamıştı, kocası Ebu Seleme, cihad için Uhud gazasına katılır ve vücuduna aldığı bir ok darbesi ile yaralanır. Bir ay kadar tedavi sonucu iyileşir. Ancak aradan zaman geçtikçe eski yara yeniden açılır, bir türlü düzelmek bilmez ve Ebu Seleme, Uhud gazasında aldığı yaradan ötürü vefat eder.
Ebu Seleme, vefat ettiğinde Ümmü Seleme vefat haberini Efendimiz (sav)‘a ulaştırır. Resulullah (sav), Seleme‘nin evlerine teşrif eder, gönüllerini alır, sabır tavsiye ederek şöyle buyururlar: "Ey Ümmü Seleme şöyle dua et: "Ya Rabbi ondan daha iyisini onun yerine koy"
Sonra Resulullah (sav), Ebu Seleme‘nin cenazesinin başı ucuna geldiler ve cenazenin hazırlanması ile bizzat meşgul oldular. Cenaze namazını kıldırdılar ve namazda "Dokuz tekbir" aldılar. Halk, neden böyle yaptıklarını sorunca, buyurdular ki: "Bu zat bin tekbire müstahaktır"
Ebu Seleme vefat ettiği zaman gözleri açık kalmıştı. Efendimiz (sav) kendi mübarek elleriyle Ebu Seleme‘nin gözlerini kapatıp ve kendileri için mağfiret duasında bulunmuştur.
Son Peygamber Efendimizle evlenmesi
Ebu Seleme‘nin vefatında Hz.Ümmü Seleme (ra) hamileydi. İddet geçtikten sonra Hz. Ebu Bekir, bu kadının yalnızlığını ve kimsesizliğini düşünerek evlenme teklifinde bulundu, fakat Ümmü Seleme, Ebu Bekir‘in teklifini kabul etmedi.
Efendimiz (sav) olan bitenlere çok üzülmüş ve müteessir olmuştu, bu sefer kendisi Ümmü Seleme‘ye bir teselli olmak üzere kendisine nikâh haberi gönderir. Ümmü Seleme cevap vermekte bir kaç gün gecikti ve bazı şartlar ileri sürdü. Resulullah da şartları kabul buyurdular.
Hicretin 4. yılı Şevval ayında, nikâh akdi tamamlandı. Acısı dinmiş, ömrünün sonuna kadar da bu saadetin tadını aklından çıkarmamıştı.
Efendimiz (sav), Hz. Ümmü Seleme ile nikâhlanınca kendisine ev eşyası olarak, bir çift el değirmeni, iki su tulumu, bir yatak ve içi hurma lifleri ile doldurulmuş iki yastık verdiler. İşte yeni evlilerin ev eşyasının tamamı bunlardan oluşuyordu. Beyaz eşya markası üzerinden tartışma yapan şimdiki nişanlılara hatırlatmak gerekir.
Efendimiz, Ümmü Seleme‘yle istişare yapıyor!
Hudeybiye anlaşması sırasında, Efendimiz (sav), halka hitap edip: "Burada kurbanlarınız kesin, dönelim" dediği zaman, anlaşma şartları Müslümanların aleyhine göründüğü için, Müslümanların çoğu üzülmüşlerdi. Resulullah (sav); emrini üç kere tekrarladıysa da kimse harekete geçmedi.
Oldukça daralan Efendimiz (sav), bunun üzerine tekrar çadırına döndü ve meseleyi eşi Ümmü Seleme‘ye söyledi. Ümmü Seleme annemiz; "Hiç kimseye hiç bir şey buyurmayın, kurbanınızı kesip ihramdan çıkın ve saçınızı kestikten sonra geri dönelim" dedi.
Efendimiz (sav)da Ümmü Seleme‘nin söylediğini dikkate alıp ve öyle hareket etti. Ashab da Efendimizin gitmeye başladığını görünce korkuya kapılıp, aynısını yaptılar.
Resulullah‘ın son günlerinde yanındadır
Efendimiz ‘Veda Haccı‘nı gerçekleştirdiği sırada Ümmü Seleme rahatsız olmakla beraber, yine dini farizayı ihmal etmedi. Efendimizin maiyetine katıldı. Yürüyemeyecek kadar hasta idi. Tavaf hakkında Efendimiz (sav)‘a sorunca, Efendimiz, buyurdular ki: "Ey Ümmü Seleme, sabah namazından sonra sen devene bin de deve ile tavaf eyle"
Ümmü Seleme, Efendimiz (sav)‘ın son hastalık zamanlarında, bu seferki hastalığı uzun sürünce Hz. Aişe‘nin odasına gelip sık sık Efendimiz (sav)‘ı ziyaret ederdi. Bir ara Resulullah‘ın durumu ağırlaşınca, Ümmü Seleme validemiz, kendini tutamaz ve aniden feryat etmeye başlar. Peygamberimiz mani olur ve buyururlar: "Böyle yapman Müslümanca bir iş değildir. Böyle yapmayacaksın"
Efendimizin hoşlanmadığını sezince, kolyesini çıkarıp atıyor
Ümmü Seleme (ra), hayatını zühd ve ibadetle geçirmiş bir Müslüman‘dı. Dünya‘nın aldatıcı şeylerine teveccüh etmezdi. Bir ara bir gerdanlık takmıştı. Efendimizin bu durumdan hoşlanmadığını görünce hemen çıkardı ve bir daha takmadı.
Vefatı
Müminlerin annesi, Ümmü Seleme (ra), Resulullah (sav)‘ın en son vefat eden hanımıdır. Vefat ettiği zaman 84 yaşını geçirmişti. Hicretin 63. yılında vefat etmiş, cenaze namazını Ebu Hureyre (ra) kıldırmıştır. Hz. Ümmü Seleme (ra) valinin namazını kıldırmaması için vasiyet etmişti.


