milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DERİN SAVAŞ
  • BİLMECE YUMAĞI
  • 'ORTADA SUÇ FALAN YOK'
  • DAVASININ ERİYDİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN

Arnavutluk ve İslamiyet...
Misyonerler ve Müslümanlar...

2 12 ARALIK 2009
CMT 02:55

[-] Normal [+]
  • Röportaj
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Avrupalılar ve misyonerler "bölge halkını ön plana çıkarma bahanesinin ardına sığınarak, Rahibe Teresa başta olmak üzere Katolik aziz ve azizeleri, İskender Bey gibi Hıristiyan unsurları ön plana çıkarıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Hıristiyan ikonların Arnavutluk'un ulusal kahramanları olarak sunulması, beyaz adam tarafından Afrika'nın ve dünyanın kolonize edilmesinde kullanılmış eski bir kolonyalist projedir. Bugünlerde Singapur'u ziyaret eden ve Çinlilerin Singapur'da yaşayan milli kahramanını öğrenmek isteyen birinin, karşısına beyazlar, İngilizler ve Hıristiyanlar çıkacaktır. Beyaz adam aynı şeyi Afrika'da yaptı. Yönettikleri Müslüman ve pagan kabilelerin kimliklerini değiştirmek ve halkı kolonileştirmek için Hıristiyan valileri, Hıristiyan kahramanları ve Hıristiyan misyonerleri kullandılar. Afrika'daki yerli halkın Hıristiyanlaştırılmasına beyaz Hıristiyan valilerin yönetime getirilmesi ve onların koloninin ulusal kahramanlarına dönüştürülmesi eşlik ediyordu.

Arnavutluk'ta, Hıristiyan kahramanların ulusal kahramanlar haline dönüştürülmesi Avusturya-Macaristan ile başladı. Yirminci yüzyılın başında Avusturya-Macaristan, Arnavutluk'u ilhak etmek ve halkı Hıristiyanlaştırmak istediğinde, ülkedeki ajanları vasıtasıyla, İskender Bey mitini Arnavutların ulusal kahramanı olarak tanıtmaları için destekledi. Yirminci yüzyıldan evvel İskender Bey Karadağlı bir aziz idi. Müslüman Arnavutlar, onun adını bile bilmezdi. Müslüman Arnavutların kahramanları Sultan Mehmet Fatih, Sultan Murat, Gazi Osman Paşa ve Osmanlı'nın diğer önde gelenleriydi.

Osmanlı Devleti Balkanlar'dan çekildiğinde, Müslüman Arnavutlar, beyaz adamın Afrika'da sebep olduğu vahşetin bir benzerini yaşıyorlardı. İskender Bey, 1920 sonrasında iktidara gelen Ulah, Protestan ve Katolik entelektüeller tarafından Arnavutların ulusal kahramanı olarak sunuldu. Arnavutlar arasında, İskender Bey miti, ilk kez Bektaşi Müslüman kökenli mason Naim Frasheri tarafından tanıtıldı. Bununla birlikte İskender Bey hakkındaki ilk kitap Ortodoks papaz Fan Noli tarafından yazıldı. 1920'li yıllarda batılı güçler tarafından yönlendirilen hükümet, Müslüman Arnavutların alfabesinin zorla değiştirilmesini, İstanbul'daki Hilafet ile bağlantının koparılmasını ve İskender Bey'in ulusal kahraman olarak kabul edilmesini sağladı.

Arnavutluk'taki İskender Bey miti Sovyetler tarafından da desteklenmekteydi. 1953'te çekilen ilk İskender Bey filmi Sovyetler tarafından hazırlanmıştı. İskender Bey'i oynayan aktör Gürcü Akaki Harova idi. İskender Bey, Slavlar ile Arnavutlar arasındaki birliğin sembolü olduğu ve Arnavutların ulusal nefretini Türklere yönelttiği için Arnavutların ulusal kahramanı olarak ülkede yerleştirilmesi ile ilgileniyorlardı. Bu yolla İskender Bey komünizm dönemi boyunca Arnavutluk ve Kosova'da popüler hale getirildi. Singapur'un Çinlilerinin beyaz İngiliz James Raffles'in ulusal kahramanları olduğunu düşündükleri gibi, Arnavutluk Komünist Partisi de, Müslüman Arnavutların çoğunu İskender Bey'in ulusal kahraman olduğuna inandırdı.

Komünizmin yıkılmasından sonra İskender Bey, Arnavutluk'taki Katolik ve Ortodoks Kiliseleri tarafından, İslam'a karşı bir Haçlı savaşçısı olarak resmedilerek kullanılmaya başlandı. Katolik Kilisesi, İskender Beyi İslam'a karşı savaşan bir kahraman olarak gösterme hususunda çok dikkatli davranıyordu. İskender Bey, Ana Terasa [Mother Terasa] ve Müslüman kökenli İsmail Kadare, Amerika'daki Katolik Arnavut lobinin lideri Joseph Dioguardi'nin Arnavutluk'ta ulusal azizler olarak sunulması Katolik Kilisesi için çok önemliydi. Vatikan'ın Arnavutları Katolikliğe döndürme amacının başarılması arkada plandaki sebeptir. Ancak Arben Xhaferi'nin birkaç yıl evvel değindiği gibi, Arnavutların Katolikliğe döndürülmesi için, Katolik Kilisesi evvela onların kültürel dönüşümünü başarmak istiyor. Bu sebeple Teresa, İskender Bey ve diğerleri Müslüman Arnavutluk'un ulusal kahramanları olarak sunuldular.

Misyonerler ve Müslümanlar

Balkanlarda, her geçen gün kendisini daha çok hissettiren, misyonerlik faaliyetlerine karşı Müslümanlar neler yapmalı?

Arnavutluk'taki Müslümanlar, misyoner faaliyetleri, kendi tebliğ çalışmalarını, sivil toplumlarını ve entelektüel organizasyonlarını kurarak cevaplamak zorundalar. Ancak maalesef, Arnavutluk Müslümanları çok zayıf, organize olmamış ve Müslüman ümmet tarafından uzaklaştırılmış haldeler. Bu sebeple Arnavut Müslümanların, maddi anlamda çok güçlü ve yanıltıcı Hıristiyan propagandasını cevaplamaları bugünkü şartlarda mümkün değil.

Türkiye ve Müslüman Dünya Arnavutluk'un haritada nerede olduğunu bile bilmiyor. Balkanlarda çalışan Türkiyeli sivil toplum kuruluşları Arnavutluk ve Kosova Müslümanlarını ancak iftarlarda hatırlıyorlar. Belediyeleriniz her Ramazan ve Kurban Bayramı için yüz binlerce dolarlık törenler düzenliyorlar. Milyon dolarlık bütçelerle çalışan yardım organizasyonlarınız; Arnavutluk Müslümanlarının kendi sivil toplum kuruluşlarını ve kendi basın yayın kuruluşlarını oluşturmalarını, Arnavut Müslümanların haklarını savunmak için siyasi partinin sahibi olmalarını sağlayacak yardımları yapmaktan nedense korkuyorlar.

Arnavut Müslümanlar olarak, Müslüman ümmetten, Hıristiyanların ülkemizde yaptıklarından azını veya fazlasını değil, onlar ne yapıyorlarsa onu bekliyoruz. Bize balık vermeyin, balık tutmayı öğretin. Müslümanların kendi sivil toplumlarına sahip olması ve böylelikle kendi kimliklerini savunmasını sağlayacak, medya ve politik organizasyonlar gibi şeyler...

Arnavutluk Müslüman Forumu'nun kuruluş amacı ve faaliyetleri nelerdir? Neden böyle bir forum kurma ihtiyacı hissettiniz?

Arnavutluk Müslüman Forumu, 2005 yılında kuruldu. Bu, Amerikan histerisi ve Fatos Nano'nun sosyalist hükümeti sebebiyle, Arnavutluk'ta İslamofobinin zirve yaptığı bir dönemdi. Arnavutluk'taki ırkçılık, İslamofobi ve yabancı düşmanlığı ile mücadele edecek başkaca bir sivil toplum kuruluşu olmaması sebebiyle, bir grup Müslüman entelektüel Arnavutluk Müslüman Forumu'nu kurmaya karar verdiler. Arnavutluk Müslüman Forumu, kuruluşundan bu yana ülkedeki politik ve dini İslamofobiyi duyurmak için çalışıyor. Birçok uluslararası kişi ve kuruma, Arnavutluk'ta İslam'a ve Müslümanlara karşı yapılan eziyetleri dikkate almaları için başvurdu.

Arnavutluk Müslüman Forumu bir gönüllü kuruluştur. Amacı; Arnavutluk Müslümanlarının, sivil toplum çalışmalarını güçlendirmek ve eziyetlere karşı ayağa kalkmalarını sağlamaktır. Arnavutluk dışındaki sivil toplum kuruluşları bugüne kadar Müslüman Forumuna yardım etmeyi asla teklif etmediler. Bazıları sivil toplum kuruluşlarının fonksiyonlarının ne olduğunu anlamadı ve bazıları da korktu.

Bazı çevreler, Arnavutluk'un Müslüman bir ülke olarak resmedilmesinin, Osmanlı mirasına sahip çıkmasının ve İslam Konferansı'na üye olmasının ülkenin Avrupa Birliği'ne uyum sürecine zarar verdiğini iddia ediyor. Sizce bu doğru mu?

Arnavutluk'un kendisini Müslüman bir ülke olarak resmetmesi talebi genellikle Hıristiyan azınlıktan gelmesine rağmen, bence bu iddialarda -başka bir gerçeği işaret eden- bir doğruluk payı da var. Avrupa bugüne kadar Türk ve İslam karşıtı bir içerikte olmayı sürdürdü. Birçok Avrupalı yetkili sıklıkla ama gayrı resmi olarak Arnavutluk'un Müslüman ümmet ile olan ilişkilerini kara listeye aldılar. Arnavutluk, ABD eski Başkanı Bush dönemi boyunca, Müslüman ümmet ile ekonomik ve kültürel ilişkilerini kesmeye zorlandı. Ellerinden geldiği kadar çok sayıda Arap ve Müslüman organizasyonu Arnavutluk'tan attılar.

Türkler, Amerika nazarında, Araplara göre daha iyi görülmesine rağmen; Amerika ve Batı Avrupa'daki Hıristiyan Arnavut lobi, Batılı STK'ları ve hükümetleri Arnavutluk'u etkilemek ve Türkiye ve Müslüman Dünya ile her türlü ilişkisini kesmesini sağlamak için baskı uyguladılar. Bu baskının sebeplerini anlamak hiç de zor değil. Avrupalılar, Arnavutları laik/seküler yapmak istiyor, Müslüman değil. İslam çok yakın zamana kadar Batı'da fiilen yasadışı ve istenmeyen bir dindi.

Avrupa'nın çifte tutumu...

Avrupa Birliği'nin, Batı Balkanlarda çoğunluğu Hıristiyan olan ülkelere vize muafiyeti tanırken, Türkiye, Bosna, Kosova ve Arnavutluk'u muafiyet dışı bırakması nasıl izah edilebilir? Türkiye, Bosna, Kosova ve Arnavutluk'un AB'ye kabul edilme şansı var mı?

Söylediğim gibi, Avrupa genel olarak İslam ve Türk karşıtıdır. Avrupa Birliği tarafından geçmiş yıllarda Romanya, Bulgaristan, Sırbistan, Karadağ ve diğerlerine verilen tercihli muamele hakkı Brüksel'de Müslümanlara ve Türklere karşı bir önyargının olduğunu gösterir. Bu sebeple Balkanlarda birçok savaş çıkaran ve suç işleyen Sırbistan, Avrupa Birliği ile vize rejiminden muaf tutulmuştur. Buna karşılık Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Türkiye bu muafiyetten ayrı tutulmuştur. Bunun tek bir açıklaması vardır: Hıristiyan fanatizmi.

Hıristiyan Avrupa, Müslümanlardan hoşlanmamak için bir sebebe de sahiptir. Bu sebep standartlar konusunda görülebilir. Arnavutlar bugüne kadar Sırplara nazaran çok az eğitim aldılar. Sırbistan'daki devlet kurumları Bosna-Hersek'e göre daha iyi durumda. Ve yine Rusya faktörünü de kabul etmeliyiz. Avrupa Birliği ve Amerika, Sırpları, Ruslara karşı kendi yanlarına çekebilmek için çok çaba harcadılar. Buna karşılık Arnavutlar ve Boşnaklar, Avrupa Birliği için bugün gerçek bir tehlike teşkil etmiyor. Bu sebeple ciddiye alınmazlar.

Kosova'da ve Arnavutluk'ta yaşayan her Arnavut'un, Amerika'ya karşı az veya çok bir sempatisi var. Bunun en önemli sebebi ABD'nin, 1999 yılındaki, Sırp saldırganlığının durdurulması için NATO harekâtı düzenlenmesine öncülük etmesi. Ancak Arnavutlar, Sırplara katliama girişme cesareti ve fırsatı verenler ile katliamı durduranların aslında aynı kişiler olduğunu fark edemiyorlar mı?

Dünyanın her tarafındaki Müslüman halkların ortak problemi çok kısa bir hafızaya sahip olmalarıdır. Kosova ve Arnavutluk'un, Amerikan taraftarlığının birden fazla sebepleri var. Kosovalıların ve Arnavutların Avrupa'da hissettikleri politik yabancılaşma birinci sebep. Amerikalılar, jeostratejik ilgileri sebebiyle, Arnavutların son on yılda başlıca destekçisi olmuşlardır.

Arnavutluk ve Kosova'da, Amerikan karşıtı olanlar sansür ediliyor, ekonomik ve politik açıdan yıpratılıyorlar. Son yirmi yıl boyunca Arnavutluk ve Kosova'da bazı Arnavutlar ve yabancılar Amerikalılar tarafından kaçırılmıştır. Teröre karşı savaş olarak anılan dönem boyunca Amerikalılar, Arnavutluk ve Kosova'da sivil toplum, medya ve politik hareketler üzerinde demir yumruk politikası uyguladılar. Bir ülkede Amerikan karşıtı hislerin olması ya da en azından bunların konuşulabilmesi için gereken ilk şey;  zengin, bağımsız ve uluslararası politikalar hakkında iyi eğitilmiş bir sivil toplumun varlığıdır. Maalesef Arnavutluk ve Kosova'da bu tür bir sivil toplum yok. Bugün Arnavutluk ve Kosova'da çalışan STK'ların büyük çoğunluğu varlığını Amerikan ve Avrupa parası ile sürdürmektedir. Ve bu insanlar için kendilerini besleyen eli eleştirmek çok zordur.

11 Eylül olaylarının ardından, dünyanın her yerinde yaşayan Müslümanlar üzerinde baskılar arttı. Arnavutluk Müslümanları bu olaylardan nasıl etkilendi?

11 Eylül, Arnavutluk'ta 1997 yılında başladı. 1997'deki iç savaş ülkeyi bir girdaba çekti. Müslüman Arnavutlar için politik zulmün başlangıcı bir dönem olan sosyalistleri iktidara getirdi. 1997'den 2005 yılına kadar Amerikalılar, büyük çoğunluğu Arap ve Paki olan birçok Müslüman'ı Arnavutluk'tan kovdu, zulmetti ve öldürdü. Amerikalılar, 11 Eylül sonrası dünyanın her yerinde ne yaptılarsa bunları daha evvel Arnavutluk'ta denemişlerdi. Arnavutluk'taki Müslümanlara yönelik zulüm 11 Eylül sonrası da devam etti. Sosyalist hükümetin Ortodoks Hıristiyanlar tarafından güçlendirilen liderleri Fatos Nano ve Edi Rama, Amerika'nın teröre karşı savaşını onların Müslümanlara karşı tarihi kan davaları olarak algıladılar.

2001 yılından sonra Arnavutluk'taki birçok imam, Müslüman, cami, yardım kuruluşu ve görevlisi Arnavutluk İstihbarat Servisi ve Amerikalılar tarafından takip ediliyordu. 2005 yılında, parlamento seçimlerinden birkaç hafta önce, dönemin başbakanı Fatos Nano ve onun danışmanı İlir Kulla, ülkedeki sosyalistlerin Müslümanlara ve İslam'a ne zulüm yapılması gerekiyorsa yapıldığını göstermek istercesine, Tiran'ın bütün imamlarını tutuklayarak suçlu muamelesi yaptılar. İmamların parmak izlerini aldılar ve fotoğraflarını çektiler.

Müslümanların siyasal örgütlenmeleri...

Arnavutluk Müslümanlarının siyasal örgütlenmeleri ne durumda? Özellikle Sosyalistler, Başbakan Sali Berisha'yı "Müslüman Berisha" ve Arnavutluk Demokratik Partisi'ni "Müslümanların partisi" olarak nitelendiriyorlar. Bu doğru mu?

Hayır. Arnavutluk Demokratik Partisi, bir Müslüman partisi değildir. Arnavutluk Demokratik Partisi ne bir İslami parti ne de Müslüman partidir. O, seküler/laik bir partidir. Arnavutluk Demokratik Partisi lideri Sali Berisha, Müslüman bir aileden geliyor ama o bir İslamcı veya Müslüman ajandaya sahip birisi değildir. Arnavutluk Demokratik Partisi sadece birçok Müslüman'ın üyesi olduğu bir partidir.

Arnavutluk'taki birçok Müslüman, Arnavutluk Demokratik Partisi'nin, yaşanan olaylarda Müslümanlara karşı Katolikleri desteklemesi sebebiyle bu partiye karşı yabancılık hissetmektedir. Geçmiş yıllar boyunca Arnavutluk'taki Müslümanlar kendi İslami partilerini kurmak için birçok defa girişimde bulundular. Ancak Müslümanların çok zayıf bir şekilde organize olmaları, Müslümanların siyasi teşkilatlanmalarının geleceği üzerine halk arasında korku yaratan güçlü Hıristiyan lobinin ve medyanın saldırıları sebebiyle bir türlü başarıya ulaşamadı.

1957 yılındaki sayıma göre Arnavutluk nüfusunun yüzde 73'ü Müslüman, yüzde 14'ü Ortodoks ve yüzde 10'u Katolik. Devlet yönetimini üstlenen kişilere baktığımızda ise tablo tersine dönüyor. Bunda bir terslik yok mu?

Söylediğim gibi, Arnavutluk eski Yugoslavya'ya çok benzeyen bir devlet. Arnavutluk ve Arnavutlar, bir ulus olarak üç dini milletin şekillendirilmesinden meydana geliyordu: Müslümanlar, Katolikler ve Ortodokslar. Enver Hoxha [Enver Hoca] başta olmak üzere Arnavutluk'un farklı rejimleri, çok sert bir biçimde, ülkedeki dini faklılıkları yok etmeye çalıştılar. Bu, Enver Hoxha [Enver Hoca]'nın 1967'de Arnavutluk'u ateist bir devlet olarak ilan etmesinin sebeplerinden birisiydi. Belki de onun arzusu Arnavutları bir ve bölünmemiş olarak görmekti. Arnavutluk'taki okullarda çocuklara "Arnavutların dini Arnavutluktur" diye öğretiliyordu.

Bununla birlikte, komünizmin yıkılmasından sonra, Arnavutluk'ta durum değişti. Hıristiyanlık ve özellikle Ortodoks ve Katolik toplumları, Yunanistan ve İtalya'nın yardımları ile güçlenerek büyüdüler ve iktidara geldiler. Yine Amerikalıların politik ve ekonomik desteğiyle Hıristiyanlar, Hıristiyanlığı çok olumlu yönleri olan ve Batılı bir karakter taşıyan bir din,  İslam'ı ise, Arnavutlar için suçluluk doğuran yabancı bir din olarak sundular.

Sizin de bildiğiniz gibi Arnavutluk, seçimleri hangi partinin kazanacağına ve hangisinin kaybedeceğine Batılı elçiliklerin karar verdiği, son on beş senedir bir çeşit Hıristiyan hâkimiyetinin kurulduğu bir muz cumhuriyetidir. Sosyalist Parti saltanatı boyunca birçok bakanlık, cumhurbaşkanı, istihbarat şefi, yüksek mahkeme başkanı ve diğerleri Ortodoks Hıristiyanlardı. Bu bir çeşit dini ırkçılıktır. Bu ırkçılık onları iktidara getiren Batı tarafından destekleniyor.

Türk ve Arnavut halklarının köklü tarihi, kültürel ve hatta ailevi bağları var. Dün Osmanlı çatısı altında birlikte yaşadık ve savaştık. Ancak modern Arnavutlar ile Osmanlı Arnavutlarının, Türk ve Türkiye algıları arasında önemli farklar var. Bunun sebebi nedir?

Arnavutlar on beşinci yüzyıldan yirminci yüzyılın başlarına kadar Osmanlı çatısı altında birlikteydiler. Bu beş yüzyılın büyük kısmında biz Osmanlıydık. İslam, Müslüman Arnavutları ile Müslüman Türkleri birleştirmiş ve onları bir millet yapmıştı. Ama 1913'ten sonra, Osmanlılar Balkanlardan uzaklaştırıldığında, Arnavutlar ve Türkler bir kısım çok derin dönüşüme tabi tutuldular. Neticede bizim tek milletimiz, iki ulusa bölündü. Avrupalı güçler, Arnavutluk gibi Türkiye'yi de, İslam'dan arındırma ve kimlik değiştirmeye zorladılar. Halen bu zorlama her iki ülke için devam ediyor.

Arnavutluk'ta 1913'ten bu yana dilimiz, tarihimiz ve eğitimimiz değişti. Arnavut Müslümanları son yüzyılda birçok baskı ve zorluk yaşadı: Arnavutluk'un Avrupalı güçler tarafından işgali, İslam'ın yok edilmesi için komünist terörün yerleştirilmesi, Arnavutların Osmanlı Devleti'ne ve aziz halifeye vefakâr vatandaşlar olarak sağladıkları medreseleri, camileri, mektepleri ve diğer kurumları dağıtmaları...

Maalesef, yüz yıldır Arnavutların okullarında ve tarih kitaplarında, Türklerin düşmanları olduğu, Arnavutluk'u işgal ettikleri ve Arnavutları zorla Müslümanlaştırdıkları öğretiliyor. Osmanlıyı bilen eski kuşak, modern devletin bu yalanlarına inanmıyor. Ancak yeni nesil ebeveynlerinin bildiklerini bilmiyor. Onlar, ne yazık ki, dinsiz kavmiyetçilerin Türkler hakkındaki propagandalarına inanmaya başladılar.

Diğer taraftan, Türkiye yüz yıldan bu yana Arnavutluk, Kosova ve diğer Balkan Müslümanlarından çok uzak kaldı. Modern Arnavutların büyükbabaları, Osmanlılarla bir millet olsa bile yüzyıllık uzak kalmışlık beraberinde iki ulus meydana getirdi. Artık burada, bizim büyükbabalarımız ile aynı şeyleri düşünen bir halk yok.

Arnavutluk ve Türkiye ilişkileri...

Sizce Türkiye ile Arnavutluk arasında kültür, sanat, eğitim ve sivil örgütlenme alanlarında işbirliğini artırmak için neler yapılabilir?

Türkiye, Osmanlı döneminde olduğu gibi, Balkanları yeniden keşfetmek zorundadır. Fakat sizin de bildiğiniz gibi Türkiye, bugüne kadar Arnavutlar arasında yoktu. Haklarını yemeyelim, Türkiye'den bazı sivil toplum kuruluşlarının son on beş yılda Arnavutluk'a geldiğini gördük. Ancak onlar ne yapıyor: Fakir Arnavutlar için iftarlar veriyor ve kurban dağıtıyorlar. Ancak Arnavutluk'a gelen Türk STK çalışanları ve yetkilileri Arnavutça bilmiyorlar. Dolayısıyla Arnavutların günlük yaşamına dâhil olan gerçek oyuncular olamıyorlar. Bunun yerine Ankara'ya hoş fotoğraflar gönderip, her şeyin yolunda olduğunu göstermeyi tercih ediyorlar. Üzülerek ifade etmek istiyorum ki Türkiye, Yunanistan ve İtalya'nın Arnavutluk ve Kosova'daki Hıristiyan toplumlarla birlikte olduğu ve destek verdiği kadar, Arnavut Müslümanlarla birlikte olamıyor ve destek veremiyor.

Dinin komünistler tarafından tamamıyla baskı altına alındığı yılların ardından, Arnavutluk'ta İslam hızla zemin kaybediyor. İslam'ın yerini Hıristiyanlık alıyor. İtalya ve Yunanistan Arnavutluk'ta çok sıkı bir şekilde çalışıp kendi dindaşları için kiliseler, üniversiteler, okullar inşa ederek Arnavutluk'taki dini miraslarını canlandırıyor. Arnavutluk'taki İslam bir Osmanlı ve Türk görünümüydü. Ancak, Osmanlı bakiyesi olan Türkiye, ne yazık ki, burada yok. Evet, Arnavutluk'ta bir kısım medreseleri faaliyette tutan bazı Türk tarikatlara sahibiz. Ama bu kardeşlerimiz, Müslüman Arnavutlara, kendi ülkelerindeki siyasal hayatta nasıl gerçek birer aktör olabileceklerini göstermekten korkar haldeler.

Müslüman Arnavutlar, Osmanlılar ile beş yüzyıllık bir tarihe, kültüre, sanata ve eğitime sahip olsalar bile, tekraren ifade ediyorum, maalesef bugün Arnavutluk'ta Türkiye yok. Anlaşılan Türkiye, Arnavutluk Müslüman toplumunun ihtiyaçlarını, onları korumayı, canlandırmayı, eğitmeyi ve Osmanlılar ile kaybolan köprüleri yeniden inşa etmeyi pek düşünmüyor.

Türkiyeli organizasyonların Arnavutluk'ta yaptığı iftar, kurban gibi faaliyetler ve seküler aktivistlerin faaliyetlerine destek olmaları Osmanlı mirası bağdaşmıyor. Yunanistan ve İtalya, Arnavutluk'taki Ortodoks ve Katolik toplumlara ekonomik, politik ve medya desteği sağlayacak her türlü faaliyeti yaparken, Türkiye'nin Arnavutluk Müslümanlarına yardım elini uzatmaması çok üzücüdür. Arnavutluk'taki Müslümanlar ve Osmanlı mirası, Yunanistan, İtalya ve Amerika tarafından desteklenen medya yoluyla her gün, her hafta aşağılanıyor. Müslüman Arnavutlar; Hıristiyanlığa ihanet edip, Türklere hizmet eden işgal kurbanları olarak gösteriliyorlar. Müslümanlar kendi haklarını savunacak ve onları Arnavutluk'taki Hıristiyanlar ile eşit konuma getirecek medyaya, insan hakları örgütlerine, siyasi partilere sahip değiller.

Arnavutluk Müslümanları kendi ülkelerinde, Arnavutluk'taki Hıristiyan ve ateist Arnavutlar tarafından sıklıkla Kıbrıs'taki Türklere benzer muameleye tabi tutuluyorlar. Müslüman imamlar, Arnavutluk gizli servisi ve CIA tarafından düzenli olarak rahatsız ediliyorlar. Ancak Türkiye, bu hususta bile, burada yok.

Türkiye, İtalya, Yunanistan ve ABD, Arnavutluk'ta her ne yapıyor ise onu yapmak zorunda. Türkiye, Arnavut Müslümanlara kendi sivil toplumlarını oluşturma, kendi medyalarını ve siyasi organizasyonlar kurma, bir Osmanlı araştırmaları kurumu oluşturma, Türkler ile ortak tarih yazma ve Arnavutluk Müslümanlarına, Osmanlı mirası ile gurur duyma imkânı sağlamak zorunda. Bu duygusal ve hissi değil, tarihi ve dini bir zorunluluktur.

Son olarak Türk milleti ve devletine mesajınız nedir?

Umuyorum ki, dedelerimin ve bizim ulusumuzun halkı olan, peygamberin sancağını Viyana kapılarına kadar götüren Türk milleti en kısa sürede yeniden harekete geçecek; Arnavutluk Müslümanlarının bugünlerde ekonomik ve siyasi zayıflık sebebiyle çektiği acıları durdurmak için bir şeyler yapacaktır.  Türk halkı bilmelidir ki, Müslüman Arnavutlar bir yüzyıl evvel büyük Osmanlı milletinin bir parçasıydı. Ama bu hakikat Müslüman Arnavutlara unutturuldu. Onlar, hastalıklı bir eğitimden geçirildi. Onlar, Türklerden nefret etmeye, onları unutmaya zorlandı. Türkler, dedelerinin geçmişte Rumeli Müslümanları eliyle yaptığı gibi,  Arnavutluk Müslümanlarına sahip çıkmak zorundalar.

Biz, Arnavutluk Müslümanlarının yeni nesli, komünizm, modernizm, Batılılaşma ve Avrupalılaşma ile geçen bir yüzyıldan sonra anladık ki, geçen yüz yıl içinde en iyi zamanlar Osmanlı sancağı gölgesi altında yaşadığımız zamanlardı.

Teşekkür

Söyleşinin gerçekleşmesinde yardımlarını esirgemeyen Avukat Gürkan Biçen ve www.muslumanarnavutluk.com'a teşekkür ederim.

Arnavutluk ve İslamiyet... yazı dizisinin bölümleri

  • 1. bölüm : Arnavut kimliğinin temeli11-12-2009
  • 2. bölüm : Misyonerler ve Müslümanlar...12-12-2009
Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Röportaj bölümü’nde 12.12.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: arnavutluk, uçak, akdeniz, iklim, ahiret, mezarlık, belediye, hıristiyan, işkodra, müslüman, ortodoks, bektaşi, avrupa üniversitesi, olsi jazexhi,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Röportajlar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    2. Müslümanlar dünyada söz sahibi olacak
    3. Kıbrıslı Türkler'in sabrı taşıyor
    4. Görsel Yönetmenimiz Bilal Ay ile Milli Gazete'nin yeni yüzüne dair
    5. Ölülerimiz bile mağdur oldu
    6. Çözüm konfederasyondur
    7. 1.5 milyarlık dev uyanmalı
    8. Avrupa'nın krizi, hak edilmeyen refahın faturası
    9. Noel’e değil Fethe koşuyoruz
    10. Müslümanlar uyanıyor
    1. Ölülerimiz bile mağdur oldu
    2. Büyükelçiliğe müdahale Türkiye'ye meydan okumaydı
    3. Dünya müslümanları birleşirse Keşmir kurtulur
    4. Batı'da ahlak Doğu'da terör sorunu var
    5. PKK profesyonel yardım alıyor
    6. Avrupa batışın eşiğinde
    7. Korsanların o kadar gücü yok
    8. 1.5 milyarlık dev uyanmalı
    9. Müslümanlar dünyada söz sahibi olacak
    10. İmece sistemiyle tüm krizleri yenebiliriz
    1. Korsanların o kadar gücü yok
    2. Kapitalizm, kendi krallığını yok ediyor
    3. Batı'da ahlak Doğu'da terör sorunu var
    4. PKK profesyonel yardım alıyor
    5. Dünya müslümanları birleşirse Keşmir kurtulur
    6. Sultanların sohbete katıldığı dergah
    7. "Yine Yeniden Milli Görüş"
    8. İmece sistemiyle tüm krizleri yenebiliriz
    9. 'Sultan baba' rahmetle anılıyor
    10. Avrupa batışın eşiğinde
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Yazı dizileri

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    2. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    3. Nijer'de hayat yine de güzel
    4. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    5. Para içinde yüzen bir adam
    6. Kültür başkenti Kuveyt
    7. Kongrede gözyaşlarımıza hakim olamadık
    8. Kuveyt Kalkınma Sandığı bölgenin can simidi
    9. Petrolle ilgili politikalar devletlerin siyasetleridir
    10. Erbakan'ın vefatı İslâm dünyası için büyük kayıp
    1. Para içinde yüzen bir adam
    2. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    3. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    4. Nijer'de hayat yine de güzel
    5. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    1. Para içinde yüzen bir adam
    2. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    3. Nijer'de hayat yine de güzel
    4. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    5. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Özel Dosyalar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. AVM'ler Mescitsiz toplum projesi mi?
    2. Bodrumlara sürgün edilen mescitler
    3. Panorama 2011
    4. Panorama 2011
    5. Panorama 2011
    6. Panorama 2011
    7. Panorama 2011
    8. Umut olmak güzel bir duygu
    9. İşte Libya gerçeği!
    10. Nijer günleri
    1. Irak ve Libya'daki hatalar Suriye'de yapılmasın
    2. AVM'ler Mescitsiz toplum projesi mi?
    3. Umut olmak güzel bir duygu
    4. Panorama 2011
    5. Bodrumlara sürgün edilen mescitler
    6. Arap Baharı günlerinde Beyrut (2)
    7. Arap baharı günlerinde Beyrut (1)
    8. İşte Libya gerçeği!
    9. Nijer günleri
    10. Panorama 2011
    1. Arap baharı günlerinde Beyrut (1)
    2. Arap Baharı günlerinde Beyrut (2)
    3. Irak ve Libya'daki hatalar Suriye'de yapılmasın
    4. Nijer günleri
    5. İşte Libya gerçeği!
    6. Umut olmak güzel bir duygu
    7. Panorama 2011
    8. Panorama 2011
    9. Panorama 2011
    10. Panorama 2011
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek