Saadet Partisi‘nin kurmay heyetinde yer alan yeni simalardan Nazım Maviş ile kadın ve gençlik üzerine konuştuk. Son kongreden sonra ilk kez oluşturulan ‘Kadın, Aile ve Gençlik Başkanlığı‘ndan sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini üstlenen Nazım Maviş, Milli Görüş içerisinde her zaman aktif bir şekilde yer alan kadınlara ve gençlere yönelik önemli mesajlar verdi. Yıllarca MGV ve Saadet Partisi‘nin gençlik kollarında önemli görevlerde bulunan Maviş, yeni dönemde Saadet Partili kadınlara ve gençlere düşen sorumlulukları anlattı. İşte Nazım Maviş ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ayrıntıları:
Ebubekir Gülüm
* Sizin görev üstlendiğiniz ‘Kadın Aile ve Gençlik Başkanlığı‘ son kongrede oluşturulan yeni bir başkanlık. Neden böyle bir başkanlığa ihtiyaç duyuldu?
Kadın, aile ve gençlikten sorumlu genel başkan yardımcılığı, 11 Temmuz kongresiyle oluşturulmuş yeni bir başkanlık. Önceden partimizde olmayan bir başkanlık. Oluşturulmasının temel nedeni şu: Bir kere Türkiye‘de nüfusun yarısını yani yüzde 49,7‘sini kadınlar oluşturuyor. Yine nüfusun yarısı 28,8‘in yaş altında. Yani gençler ve kadınlar, neredeyse toplumun yarısını teşkil eden bir ağırlığa sahip. Toplam seçmenin de yarısı da kadın. Yine 15-29 yaş arası gençler de toplam nüfus içinde yüzde 26‘ya denk geliyor. Eğer genç nüfusu 15-34 arası kabul edersek, bu da toplam nüfus içerisinde yüzde 34 gibi bir orana tekabül ediyor. Dolayısıyla hem kadın hem de gençlik, Saadet Partisi‘nde genel başkan yardımcılığı düzeyinde temsil edilmesi gereken büyüklüğe sahip bir siyasal olgu.
Aile yapısında son yıllarda yaşanan büyük tahribat, toplumumuzun en önemli meselelerinden birisi haline geldiği için, bu konudaki politikalarımızı başkan yardımcılığı düzeyinde üretmek ve hızlı politikalar geliştirmek için bu kongrede yeni başkanlık ihdas edildi. Bunun dışında kadın ve genç, aslında toplumda değişimin dinamiğini oluşturan iki unsur. Tarih boyunca toplumların yaşadığı değişim ve dönüşümlere baktığımızda, gençlik ve kadının önemli bir rol aldığını görüyoruz. Cumhuriyet tarihi de böyle olmuştur. Cumhuriyet boyunca yaşanan değişimi kadınlar üzerinden izlememiz mümkün. Bu açıdan bakıldığında kadın, gençlik ve aile başkanlığı, partimiz açısından gelecek dönemde toplumun çok önemli bir kesimini ilgilendiren politikalar üretmek üzere kuruldu.
Kadınları siyasete Milli Görüş kattı
* Milli Görüş içerisinde kadınlar ve gençler hep aktif rol aldı. Kadınların ev ev sokak sokak çalışmaları, gençlerin her dönemde fedakarca elektrik direklerinde bayrak asması dikkat çekmiştir. Bu iki kesim Saadet Partisi‘nde de şu anda çok aktif olarak yer alıyor. Dolayısıyla bu sanki geç kalmış bir karar gibi değil mi?
Elbette tabi. Milli Görüş‘ün 40 yıllık tarihi içerisinde iki temel taşıyıcı unsur, kadınlar ve gençler olmuştur. İki kesim de, hem seçim çalışmalarında hem de toplumsal dönüşümün dinamiği olarak Milli Görüş‘ün gelecek nesillere taşıma noktasında en önemli faktör olmuşlardır.
Bu açıdan bakıldığında, aslında kadınların Milli Görüş hareketine katılışı ile Milli Görüş‘ün kadınları siyasete katışı birbirini bütünleyen iki temel unsur olmuştur. Türkiye‘de kadını siyasi aktör olarak Türk siyasetine en yoğun bir şekilde katan Milli Görüş olmuştur. Kadınların Milli Görüş partileri ile birlikte aktif olarak siyasete katılması ile beraber Milli Görüş partileri büyük bir ivme kazanmıştır.
Aynı şekilde gençler bizim hareketimizin temel dinamiğini oluşturmuştur. 1980 öncesi MTTB ve Akıncılarla başlayan, 1980 sonrası MGV ve partimizin gençlik kolları ile devam eden süreçlerde, gençler Milli Görüş‘ü gelecek nesillere taşıyan en önemli unsur olmuştur. Toplumda iz bırakmışlardır. Kimsesizin kimsesi olarak geleceğe inşa etmeye dönük bir misyon üstlenmişlerdir. Bu açıdan bakıldığında, gençlik ve kadın partimizde daha yüksek temsil imkânı bulmuşlardır.
Şu anda Saadet Partimizin dinamizmini kadınlar ve gençler oluşturmaktadır. Bir kere genç, bir açıdan bakıldığında hayatla kuvvetli bağları olmayan bir pozisyondadır. Yani kolay terk edemeyeceği işi, eşi ve makam-mevkisi yoktur. Sadece terk edemeyeceği inancı ve ideali vardır.
Kadınlar, kendi varlıklarıyla değişimin ve dönüşümün fotoğrafını ortaya koymaktadır. Anne olmaları vasfıyla da, doğal dönüştürücü ve inşa edici pozisyonundadırlar. Bu açıdan bakıldığında, dinamik bir gençlik ve kadınlar açısından böyle bir başkanlık kurulması geç bile kalmış denilebilir aslında.
* Size göre bir genç nasıl bir donanım içinde olmalı? Saadet‘li gençliğe ne tavsiyede bulunursunuz?
Başta dedik ki, gençler ve kadınlar Saadet Partisi‘nin taşıyıcı unsurlarıdır. Biz geleceğimizi gençlerle ve kadınlarımızla kuracağız. Yeni bir medeniyeti kuracak bilgi, birikim ve yetkinliğine sahip genç bir nesil yetişmesini istiyoruz. Yani kendisine yararlı olduğu kadar bütün insanlığa faydalı, çağının gerektirdiği bütün bilgi, beceri ve donanıma ve vizyona sahip; imha değil inşa etmeyi; yıkmayı değil yapmayı; dağıtmayı değil toparlamayı hedefleyen; her şeyiyle bir medeniyeti inşa etme sorumluluğu ve mesuliyetine müdrik bir gençlik yetiştirmeyi istiyoruz.
Kendisine bakıldığında imrenilecek bir gençlik yetiştirmek istiyoruz. Geleceği inşa etmek istiyorsak, hepimizin yeni Metin Yüksellere, Sedat Yenigünlere, Malik Akbaşlara, Adnan Demirtürklere ihtiyacı var.
Kendi medeniyet değerlerimiz etrafında bir dünya inşa etmemiz lazım. Yeni ve adil bir dünya kurmanın yolu önce mesuliyetine müdrik bir genç şuuruyla hareket etmekten geçer. Ancak unutmamamız gereken bir şey var; sloganlarla evhamlarla, kulaktan dolma bilgilerle ve sokak ağzıyla değil her şeyiyle kendi değerleri üzerinde inşa edilmiş bilgiyle, bir sanatla ve estetikle bunu başarabiliriz.
Saadet Partisi‘nin gençlik kolları içerisinde görev yapacak arkadaşlarımızın bundan önce olduğu gibi bundan sonra da bu şuur ve donanıma sahip olmasına büyük önem veriyoruz. Tüm bunların olabilmesi için en önemli husus, okumaktır. Okumak, okumak, okumak. Okumayan, kulaktan duyduğu bilgilerle ideoloji üretmeye çalışan gençlerden hiçbir şey olmaz. Dolayısıyla ben Saadet Partisi‘nin gençlerine diyorum ki, eğer bir medeniyeti birlikte inşa edeceksek, bu medeniyeti bilgiye, sanata, estetiğe, inançlarımıza, ahlak esaslarımıza, köklerimize dayanarak inşa edeceğiz. O nedenle gençlerimizin yeni bir medeniyetin inşacısı olarak görmelerini ve toplum içerisinde gezerken bu duygu ile hareket etmelerini tavsiye ediyorum.
Ülkenin çimentosu aile dağılıyor
* Ne tür çalışmalar planlıyorsunuz, neler yapacaksınız? Projeleriniz var mı?
Bizim başkanlığımız, kadın ve gençliğin yanı sıra aile başkanlığı. Aileyi unutmamız lazım.
Çünkü aile, son yıllarda kültürel imha hareketi ve neo liberal politikaların sonucu olarak, büyük tahribata uğramıştır. Aile, darmadağın haline getirilmiştir. Türkiye‘nin çimentosu ve birleştirici unsuru dağıtılmıştır. Boşanmalar, intiharlar, aile şiddet, cinsel suçlar, ailesini öldüren, babasını kesenler artmış. Tam bir toplumsal çözülme görüyoruz. Bu açıdan bakıldığında, Saadet Partisi önce ahlak ve maneviyat esası etrafında yaşanan bu aile tahribatı ile ilgili politikalar üretecek. Aileye dönük bu tahribatın durdurulması için etkin ve dönüştürücü bir misyon üstlenecektir.
Aile, bizim toplumumuzun temel taşıdır. Ailenin de temel taşı, ahlak ve maneviyattır. Dolayısıyla, bizim 40 yıldır ‘önce ahlak ve maneviyat‘ sloganı ile yürüttüğümüz bu siyasal mücadelede, aileyi yeniden inşa etmek ve doğru çizgisine çekmek için politikalar üreteceğiz. Ve böylelikle, ülkemizin geleceğini kurtarmış olacağız. Aile göçtü mü toplum göçer. Toplum göçtü mü millet göçer. Ve Allah korusun, gelecek nesillere bırakabileceğimiz hiçbir şey kalmaz. O nedenle başkanlığımızda, gençlik ve kadınların yanı sıra aile problemleri ve politikaları da önemli bir yer işgal edecek. İnşallah yeniden güçlü, manevi değerler üzerinden yükselen ve kendi değerlerini önceleyen bir aile politikası için bütün gücümüzü sarf edeceğiz.
* Kadın-gençliğin en temel sorunları sıralasanız ilk üç sırada neler olur?
Kadınlar açısından bakıldığında, bir kere herkesin üzerinde ittifak ettiği ekonomik yoksulluk ilk sırada gelir. Kadınlar, ülkemizde ekonomik açıdan yoksul bırakılmış bir kesimdir. İkincisi, ekonomik zorlukları en çok hisseden kesimdir. Erkeğin sosyal güvencesi vardır. Ama kadının sosyal güvenceden yoksundur. Üçüncüsü, kadınlar toplumsal hayatın içerisinde olmaları gereken pozisyonda değiller. Kadın ayrımcılığı her zaman tartışılıyor.
Gençlere gelince, birinci temel sorun; değersizliktir, hedefsizliktir. İdealsizlik, bir genç için her şeyden daha büyük bir sorundur. Ülkemizde şu anda, apolitik bir gençlik yetişiyor. Bu gençlik geleceği inşa etmeyi düşünmekten uzak olduğu için milletin ve ülkenin geleceği ile ilgili endişe taşıyoruz. İkinci sorun, tabii ki işsizliktir. Üçüncüsü de, gençlerin eğitim sorunudur.
Saadet Partisi, kadınların ve gençlerin bu saydığım sorunlarına karşı gelecek dönemde önemli politikalar üretecektir. İnşallah bunları da pişirdikçe, sizler aracılığıyla kamuoyu ile paylaşacağız.
Aç insan her şeyi yapar
* Genç nesil gelecekten karamsar. Kime sorsanız ufku, karanlık görüyor. Neden böyle bir olumsuz tablo var?
Burada temel sorun, bence ülkemizin geleceği ile ilgili toplumsal bir kaygı taşıyoruz. Bundan da gençler, payına düşeni alıyorlar. Toplum olarak geleceğe umutlu bakamıyoruz ki, gençler umutlu bakabilsin. Ülkenin içinde bulunduğu kötü ekonomik koşullar ve iyi yönetilemeyen bir ülke, gençliği karamsar hale getiriyor. Umut taşıyamıyor. İş bulmakta zorlanıyor. Üretmekte zorlanıyor. Dolayısıyla, böyle bir tabloda umut üretecek, geleceğini inşa edecek dinamizmi kendilerinde bulamıyorlar.
* Bazı oranlar verdiniz. Ülkemizi genç bir nüfusa sahip. Bu nüfusu, ekonomiye, aktif hayata veya üretime nasıl katabiliriz? Ve en önemlisi işsizlik korkunç boyutlarda...
Gençlikle ilgili temel sorunlardan birisi işsizlik. Bugün ülkemizde, son yılların en büyük işsizlik oranları ile karşı karşıyayız. Resmi rakamlara göre, yüzde 14‘lere kadar çıkan bir işsizlik oranı var. Bunun içine gizli işsizliği de katarsak, korkunç boyutlara ulaşıyor. Dolayısıyla insan aç olursa, işsiz olursa, karnını doyuracak imkâna sahip olmazsa o insan her şeyi yapabilir.
İkinci temel problemimiz, gençlerimizi üniversitelerden mezun ediyoruz. Ama onlara da istihdam alanı açamıyoruz. Ayrıca insanlar, bugün iyi eğitim almakla ilgili bir sıkıntı yaşıyorlar. Eğitim almak ile iyi eğitim almak arasında büyük fark var. Ama öbür taraftan toplumda, bir başka açıdan eleman arayan bir kesimde nitelikli işgücü bulmakta zorlanıyor. Bunun nedeni de, doğru bir eğitim politikası olmamasıdır. Gençlerimizi eğitimlerini alırken doğru şekilde yönlendirecek istihdama göre eğitim politikası yok. Dolayısıyla ortaya böyle bir tablo çıkıyor.
Başörtüsü yasağı ve çözüm
* Okuyan gençliğin, çalışan bayanların ve önemli bir kitlenin kangren sorunu: Başörtüsü yasağı. AKP 8 yıldır çözemedi. Şimdi CHP çözüm için çalışıyormuş. Sizin bu yasağa bakış açınız nasıl?
Bir kere başörtüsü Allah‘ın emridir. Bundan hiç kimsenin inhiraf etme hakkı yok. Yani bugün inandığı için başını örten bir insanın bu hakkını; kimse elinden alamaz. Kimse bu özgürlüğü kısıtlayamaz.
Bu mesele, İslami ve insani bir meseledir. Dolayısıyla bu meseleyi, çözen herkesten Allah razı olsun. Yeter ki, çözsün. Ama bu meseleyi, herkes çözmeye mecburdur. AKP de CHP de mecburdur.
Çözmezlerse... Bu millet, 80 yıldır bir şekilde yavaş yavaş aslına dönüyor. Özellikle Milli Görüş partileri, muhterem Hocamızın söylediği gibi bir römorkör gibi toplumu aslına çekiyor. Siyaseti, kendi asıl merkezine çekiyor. Dolayısıyla bu siyasi partiler çözmezse, bu mesele bir şekilde mutlaka çözülecektir. Başörtüsü yasağı bu ülkede ilelebet kalmayacaktır.
Biz isteriz ki, böyle bir sorunun çözümünde herkesin payı olsun. İyi niyetle, kim çözmek isterse çözsün. Bundan bir rant elde etmeyi istiyorsa da, o rant onun olsun. Biz rantın mantın peşinde değiliz.
Yeter ki, milletin kanayan yarası iyileştirilsin. Ama bunlar çözmezse, en kısa zamanda Saadet Partisi iktidara geldiğinde bunu milletle birlikte çözecektir.
* Gençliği çok ilgilendiren bir konu var gündemde; KPSS. Büyük bir kaos yaşanıyor. Tam puan alanlar, tartışmalar. Bitmiyor. Ne düşünüyorsunuz?
Türkiye sınavlar ülkesine haline geldi. 2 milyon civarında öğrenci, bu yıl KPSS‘ye giriyor. Ünal Yarımağan‘ın açıklaması oldu. Konu savcılığa intikal etti. (Bizim ön tespitlerimize göre, suistimal gözükmüyor. Dolayısıyla savcılık kararı beklenene kadar görevimdeyim) diyor.
Ama kötü kokuluyor geliyor. Kuşkular var. Yetkililerden bu kuşkuların, bir an evvel giderilmesini bekliyoruz. Eğer bunlar gerçekse, çok vahim bir şey demektir. Türkiye‘nin en güvenilir kabul edilmesi gereken kurumlarından birisinde, çok vahim şeyler olmuş demektir. Bu vahim şeylerin de gereğini yetkililerin yapması lazım. Olayın gerçeği ve aslı neyse derhal yetkililer tarafından ortaya konulması lazım.
Nazım Maviş kimdir?
1971, Sinop Boyabat doğumluyum. Boyabat İmam Hatip Lisesi‘ni 1989‘da bitirdikten sonra Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi‘nde Kamu Yönetimi Bölümü‘nden 1993 yılında mezun oldum. Akabinde yine aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü‘nde, yüksek lisansımı tamamladım. Yüksek lisans tezim de, ‘Türk Siyasal Hayatında Milli Nizam Partisi‘. Daha sonra 1993-1997 yılları arasında Milli Gençlik Vakfı (MGV) Ankara İl Başkanlığı‘nı yaptım. Bundan önceki dönemde de, ortaöğretim ve üniversite hayatımız içerisinde MGV‘nin çeşitli kademelerinde görev aldım. 1997-1999 yılları arasında rahmetli Adnan Demirtürk ile beraber MGV‘de Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım. 2000 yılında, Saadet Partisi Ankara İl Teşkilatı kurucu yönetim kurulu üyeliği, ardından Genel Merkez Gençlik Kolları kurulduktan sonra da Genel Başkan Yardımcısı olarak görev aldım. Şu anda da ‘Kadın, Aile ve Gençlik‘ten sorumlu genel başkanlığı görevini yürütüyorum.




