milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Millî Görüşçü olmak kolay değil

26 ARALIK 2010
PAZ 01:55

[-] Normal [+]
  • Değmesin Yağlı Boya
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Bu karikatürün yayın tarihi 10 Mart 1960! İlk ihtilalden 77 gün önce CHP parasıyla kurulmuş ve CHP'ye yakınlığıyla maruf bir mizah dergisinde yayınlanan bu karikatürün en çarpıcı yeri yastık altındaki "Asma Köprü" projesidir. Borçların artmasına vurgu yapılırken DP iktidarının gerçekleştirmek istediği "Asma Köprü"ye lüzumsuz bir hayal çağrışımı yaptırılıyor.

  • Millî Görüşçü olmak kolay değil -

Bu bir tek karikatürle dahi o günlerde bu ülkedeki iktidarın ve muhalefetin nerede durduğunu anlamak mümkün.

Gelelim 27 Ekim 1960 tarihine.

Aynı derginin aynı sayfasında yayınlanan şu satırlara bir bakın. Bahsedilen kişi, karikatürdeki aynı kişidir. Muhalif derginin kalemşoru diyorki: "Düşüklerin en ipe sapa gelmez biçimde konuşanı Tevfik İleri, Meclis'teki muhalefete bakmış ve bir gün şöyle demişti:

- Meclisi, dikensiz gül bahçesine çevireceğiz.

Diken, muhalefetti.

Şimdi hepsi Yüce Adalet Divanı'nın önündeler. Onlara bakıyorum. Aralarında bir tek, kendilerine muhalif yok. Ve onların hepsi burada.

En sonunda istedikleri oldu. İşte özledikleri dikensiz gül bahçesi... (Aziz Nesin)

1960 yılından günümüze geldiğimizde garp cephesinde değişen bir şey olmadığını görürüz.

"Çok değerli bir eski solcu var, ilgiyle izliyorum serüvenini. Kendisi besteci, çalgıcı, şarkıcı, romancı, köşe yazarı, sinema yönetmeni, belediye reisi adayı, eski CHP milletvekili. Hem sosyalist, hem sosyal demokrat, hem Marksist, hem Kemalist, renkli bir adam. Gerçek anlamıyla büyük bir adam. Sağlıklı. "Megalomani" illetinin uzağından bile geçmişliği yok."

Sabah Gazetesi yazarı Engin Ardıç'ın 25 Aralık 2010 günü tarifini yaptığı bu kişinin 28 Şubat günlerinde kartel tv'sindeki programlarından birinde konuğu Bekir Yıldız idi.

Caddelerinde tanklar yürütülen Sincan'ın görevden alınan ve içeri tıkılan belediye başkanı.

Çok sıfatları olan CHP'li soruyor, sabık belediye başkanına: İnsanları yatırıp enjekte edeceğiz, demişsiniz? Cevap: Hayır, demedim! Lakin çok sıfatlı ısrar ediyor: Demişsiniz, demişsiniz! Suçlanan ne kadar hayır dese de faydası yok. Çok sıfatlı, sizin ne demekle suçlanacağınıza da biz karar veririz, havasında. Ki o çok sıfatlının, seçilememiş belediye başkan adayı sıfatı da vardır.Karşısında seçilmiş fakat başkanlığı gaspedilmiş bir başkanın olması ezikliğini böyle bastırmak istemesi psikiyatrların görev alanına girse gerek. Çok sıfatlının tahsil derecesinin kendi gazetelerinde Ortadoğu Teknik orta okulundan terk diye yazıldığını da biliyoruz.

Derken efendim, gelelim 9 Aralık 2010 tarihli Bugün gazetesine. O gün Cumhuriyetçi olmayı yazan Prof. Dr. Toktamış Ateş'in bir parağrafı aynen şöyle:

"Geçenlerde bir kez daha vurguladığım üzere; Ankara'nın bir ilçesinin münasebetsiz bir belediye başkanının "Biz Millî Görüşü canlarını hiç acıtmadan yere yatırıp iğneyle yavaş yavaş zerk edeceğiz" mealinde bir ifadesi kimi vatandaşlarımızın hafızalarında bir kâbus gibi durmaktadır."

Yani, "İslâm şeriat düzeni" kurmak isteyenler, "Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak" diyenler, Sivas'ta vahşet uygulayanlar, kanlı mı kansız mı olacağına karar veremeyenler...

Kimmiş bunlar? Onlardan olmayanlar, yani bizler.

Cumhuriyet, "sevgi", "eşitlik" ve karşılıklı saygıya" dayanır. Bunlar karşımızdakilerde olmasa bile; bize bu duygulara sahip çıkmak yakışır. (Bu paragraf muhterem yazarın yazısının son cümleleridir.)

Nereden nereye?

İçinde zerre kadar bu ülkenin insanlarına sevgi ve saygı kırıntısı taşıyanların; eşit olmadıklarına, üstün olduklarına iman etseler dahi, yandaşlarınca uydurulmuş yalanları sürekli kullanmaları solcu/CHP'li olma genetiğinden kaynaklanmaktadır.

Bu gen öyle bir gendir ki, ihtilalcilerin Yassıada'da çektiği ve fakat halkın görmek istemediği, bugün ise hatırlamaktan utandıkları o filmleri o gün pazarlarken yaptıkları suçlamayla özetletir onları.

Benim Adım Sami

Eski Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, Türkiye'nin en kısa zamanda yeni bir anayasa yapması gerektiğini söylemiş...

Sonrasında ise, "Ben böyle birTürkiye'de yaşamak istemiyorum." demiş...

Bu ülkede doğan,

Bu ülkede adı Sami konan,

Bu ülkede Prof. olan, Dr. olan, Yargıtay Başkanı olan,

Dahası, ne olduysa bu ülkede olan,

Sami Selçuk bey,

Böyle bir Türkiye, derken; onu bugüne taşıyan Türkiye'yi kasdediyorsa, ah bu ne tevazu diyeceğiz.

Yok eğer yeni anayasa yapmayan Türkiye'yi kastediyorsa, zatı alilerine şunu sormak hakkımızdır.

Bu ülkenin yeni anayasa yapma fırsatı yakaladığı ANAP günlerinde yapsaydı böyle bir çıkışı, bugün yeni anayasanın yapıldığı günlere ermiş olmaz mı idik? Halkın ölüme terk ettiği ANAP'tan milletvekili adaylığı günleri dahildir iddiamızın kapsama alanına.

Benim Adım Kemal

AvantajlI insan olmak, insanın doğduğu gün başlar. Yavrusunun geleceğini düşünerek, konjonktür gereği ona en avantaj sağlayacak ismi koymalıdır bir baba. Tıpkı Kılıçdaroğlu'nun babası gibi.

Düşünsenize, Dersim'de deniz hasretini dindirmek için Deniz adını koysaydı oğluna, hemen ikinci Deniz demeyecekler mi idi? Birinci Deniz'den iktidar göremedik, ikinci Deniz'den hiç göremeyiz demeyecekler mi idi? Hatta iktidarda olmayı bu da başka türlü anlayarak iktidarını göstermeye kalkarsa, elektronik aletlilere gün doğar, dahi diyebilirlerdi.

Ya da Devlet koysaydı adını, Kılıçdaroğlu'nun babası; devleti çok sevdiğini ispat için.

Sen hangi devlet'sin, sen nasıl devlet'sin sorularına cevap aramakla geçmez mi idi ömrü?

Babasına şimdi ne kadar rahmet okusa azdırKemal bey. Baykal ve Önder Sav canla başla desteklese dahi, CHP'ne başkan olabilir mi idi Kemal bey? Adı Tayyip diye yazılsa idi nüfus kağıdına...

Tuğamiral Türker Ertürk: "28 Şubat korkunç bir hataydı" dedi.

İngiliz ipi mi, İngiliz dedikodusu mu?

Çok uzaklardaki bir ada devletinde, strateji üretmekte, strateji belirlemektedir kraliçe bağlıları.

"Biz de bir takım belgeler açıklayalım. Baksanıza adamlar Wikileaks döküntüleriyle günlerdir oyalanıyorlar."

"Bildikleri, bilmeleri gerekli şeylerdi açıklananlar."

"Tamam işte! Biz de gerçek belgeleri değil, onların öyle bilmek istediklerini gerçekmiş gibi yayınlayacağız."

"Nasıl yani? Mesela T. Özal'ı nasıl anlatacağız?"

"Bize hiç problem olmadan, hiç zorluk çıkarmadan yaşadı demeyeceğiz herhalde. Şişmandı, yuvarlaktı, yumuşaktı, eline kalem alınca iyi konuşurdu, papatyaları severdi filan diyeceğiz."

"Anlaşıldı efendim Bush'un montunu giydi, Bushlaştı. Dolayısıyla bizim de işimize yaradı, demek yok."

"Evet, evet! Başka kimin belgelerini yazıp da geçelim."

"İhtilalciler saygılı insanlardı filan deyin. Düşmüş politikacıları yüceltmeye uğraşmayın."

"Mesela?"

"Mesela Demirel'in gerçeklerini açıklasanız olur. Manasız lafları birbiri ardına sıralayarak yıllarca iktidarda kaldı, dökülen kanların üstüne bastı, yükseldi diyebilirsiniz."

"Ama efendim?"

"Aması yok. Güniz sokak'tan biz mi çıkaracağız? Siz iktidara yürüyen Türkiyelilere dikkat edin. İşimize gelmeyenlerin önünü kesmeye bakın. Ölmüş insanları şahit göstererek olaylar uydurun. Sevilmelerini engellemeye çalışın."

"Bizim işimiz bu. Lakin balçık yetersiz kalıyor. Hata yapanlar, hatalarını anlamaya başladılar. Ülkemize kaybettirdik diyorlar."

"Tamam işte! Biz de bunu önlemek için açıklamıyor muyuz uydurduğumuz belgeleri. Medyacıları görün, belgeleri verin; onlar sizin aklınıza gelmeyenleri de uydururlar."

İşte bu konuşmalardan sonradır, kartel medyasının yeni belgelere ulaştık çığlıkları atması.

Bildiğiniz olayları bir de onların istediği gibi okumaya hazır olun.

Direksiyona önce Erdoğan sonra Gül geçti

Cumhurbaşkanı Gül, Afganistan Devlet Başkanı Karzai, Pakistan Devlet Başkanı Zerdari ve Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı makam aracıyla Çırağan'daki zirveden Dolmabahçe'deki camiye gitti. Aracı Erdoğan kullandı. Dönüşte de aracın direksiyonuna Cumhurbaşkanı Gül geçti.

Giderken Erdoğan,

Dönerken Gül.

Arabasına aldı mı denilmeli, yoksa arabasını aldı mı?

Hatta arabayı almak, arabayı geri almak...

Bakalım ünlü tarihçimiz Hüseyin Besili ve ortağı nasıl yazacaklar gelecekte bu günleri?

Necati Tuncer

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Değmesin Yağlı Boya bölümü’nde 26.12.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: mizah, necati tuncer, erdoğan, gül,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Değmesin Yağlı Boya

    1. 27 Mayıs: Bir CHP imalatıdır
    2. Bush montlu Özal günlerinden
    3. Nisan Mayıs ayları
    4. Sen neden oradasın?
    5. Bir cami elli lira
    6. Adı malzemedir
    7. Bir sıçrarsın Çevik
    8. Hesaplaşma başlasın
    9. Sakal, cübbe, sarık=Sanık
    10. 28 Şubat: 32 kısım tekmili birden
  • Diğer

    1. Annan Planı işe yaramadı
    2. Sırbistan işbirliği yapmalı
    3. ABD'de bir yasakçı kanun daha!
    4. NATO yine sivilleri katletti
    5. İsveç'te 'ikinci' Türk
    6. Kardeşliğin zirvesi
    7. Vakit Nakittir
    8. İftira edenlerden Allah korusun
    9. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    10. Prof. Dr. Saraç: "Üniversiteler, bulunmamaları gereken bir yarışta"
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. İktidarda figüran çatlağı
    7. Şok Detay
    8. Yasa geri çekilsin
    9. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    10. Saadet Partisi Gazze'de yetimhane inşa edecek
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek