milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Prof. Dr. M. Zeki Kuşoğlu ile Türk-İslam Sanatları üzerine söyleşi
Mezar taşları, imzasız sanat eserleri

4 19 MAYIS 2010
ÇAR 11:04

[-] Normal [+]
  • Röportaj
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Çoğu isimsiz kahramanların eserleridir ama Türk'ün san'at eseridir. Yâni bir milletin imzası vardır altında sanki. Bugün, sanatçı dediğimiz kişilerin birçoğunun işlerinin altında imzaları bulunur ama hiç mi hiç kendi toplumunun karakterini taşımayan batı kopyası işlerdir ve hiçbir değer taşımazlar.

Dileriz ki Allah kimseyi doğup ölenlerden etmesin. Ölümün tabiî karşılandığı toplumumuzda, özellikle gençlerin ölümleri, insanımızı son derece duygulandırmış, onlar için ağıtlar yakmış, türküler söylemiş, mezar taşlarına şiirler yazılmıştır.

Bakmayın çeşm-i basiretle şehzadem taşına  / Bilmez ol, hâlin ta gelmeyince başına / Otuz iki yaşında câm-ı mevti nûş edip / Merhûme olup doymayan genç yaşına / Emine Hanım rûhuçün kim okur bir fâtiha / Dâr-ı Cennet'e giye, ol, Tâc-ı zerrin başına

İkinci Beyazıt'ın torunu Şehzade Osman'ın Amasya Beyazıt Camii avlusunda mezar taşı üzerinde de şunlar yazmakta:

Dün ki bu Şehzâde'ye yastığıdı berk-i gül

Bister-ü bilin âna oldu bugün hâk-i siye

Varşova'da bir Türk mezar taşında ise şunlar yazılı imiş: (Sayın Muammer Ülker'den naklen)

Bir sonbahar gülüsün / Sevilen bir ölüsün  / Karatoprakta değil  / Gönlümde gömülüsün / Âh mine'l-mevt  / Bu sâde tenhâ mezarda yatan cism-i nâzenin  / Göz, bakmaya kıyamaz idi hüsn-ü ânına  / Soldurdu ah mevt ânı pek nevcivân iken  / Allah lâyık görmedi aldı yanına

Kafkasyalı Abdullah Efendi'nin kerimesi Hatice Hanımın ruhuna rızâen li'llâhi Taâlâ el-Fatiha

Sene 1297,19. Zilkade

Yine mezar taşlarımız, cemiyet yapımızın değişik yönlerini yansıtması bakımından dikkate değer. Meselâ, Merkez Efendi Kabristânı'nda bulunan şu mezar taşı yazısı ne kadar hoştur değil mi?

El-Bâkî

Merhûm ve mağfûrun leh

İlâ rahmeti

Rabbihi'l-gafûr.

Karı dırdırından vefât eden Es-seyyîd

Halil Ağa'nın rûhuna Fâtiha.

Sene 1260

Kültürümüz bütün yönleriyle milletimize tanıtılmalıdır

Polat: Mezar taşlarımızı millî kültür değerlerimiz yönünden nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuşoğlu: Mezar taşlarımız, milletimizin geçirmiş oldukları kültür safhalarını göstermesi bakımından son derece değerlidir. Orhun Kitabelerinden tutun, Ahlât'taki mezar taşları, Karacaahmet Kabristanı ve yurdumuzun diğer kabristanları bizlere geçmiş kültürümüzü safha safha anlatması bakımından, son derece önemlidir.

Bu konuda, birçok makaleler ve yazılar çıkmış olmasına rağmen konuyu bütün yönleri ile inceleyen ve kamuoyuna sunan bir eserin henüz yazılmamış olması son derece üzücüdür. Dileğimiz bu çok yönlü kültür değerlerimizin bütün yönleri ile milletimize tanıtılmasıdır. Çünkü dünkü ananelerimiz, törelerimiz, felsefemiz, inanç dünyamız, sosyal hayatımız, edebî ve hukukî anlayışımız, mesleklerimiz, kıyafetlerimiz hep bu mezar taşlarında gizli durmada ve araştırmacılarımız tarafından gün ışığına çıkacağı zamanı sabırla beklemektedir.

Toprağın altındaki Anadolu medeniyetlerine gösterilen ilginin yarısı demiyorum beşte biri, servilerin altında filizlenmişçesine duran mermer fidanlarına gösterilse, bu mesele hallolur ve insanımıza kendini tanıması bakımından daha çok yararı olur kanaatindeyim. Araştırmacılara ışık tutması bakımından, mezar taşlarımızın bazı yönlerini anlatmaya çalışacağım.

Polat: Muhterem Hocam; aynı zamanda bir sanatkâr gözüyle, mezar taşlarımızı sanat eseri olarak değerlendirir misiniz?

Kuşoğlu: Sanat eseri mezar taşlarının anlatımı uzun zaman alacağı için burada kısaca bahsedeceğim Dünyanın meşhur heykeltıraşları vardır. Bunların uzun yıllar süren akademik çalışmalarından sonra ancak, sanat eserleri vücuda getirdikleri bilinir. Bizim mermer ustalarımızın çoğu ise okuma yazma bilmedikleri halde sanat eserleri ortaya koymuş ve hemen hepsi, yapmış oldukları eserlerin altına imza dahi atmamışlardır. İşte bu sanatkâr mermer ustalarının hanımları, birbirlerine şaka yaparken: 'Senin kocan pat pat taşçı; Benim kocam çıt çıt taşçı.' Diye takılırlarmış sâdece. Nâdiren yapan ustanın da adı bulunur mezar taşlarında. Çoğu isimsiz kahramanların eserleridir ama Türk'ün san'at eseridir. Yâni bir milletin imzası vardır altında sanki. Bugün, sanatçı dediğimiz kişilerin birçoğunun işlerinin altında imzaları bulunur ama hiç mi hiç kendi toplumunun karakterini taşımayan batı kopyası işlerdir ve hiçbir değer taşımazlar.

Güzel bir mezar taşının yapımında, üç san'atkârın emeği bulunur: Hattat, Nakkaş, Mermer ustası.

Öncelikle taşa kazılacak söz seçilir. Bu söz bir Âyet-i Kerîme olabilir, Hadis-i Şerif olabilir, şiir olabilir. Bu şiirlerde bazen ebced hesabı ile son mısrada merhumun ölüm tarihi belirlenir. Meselâ:

Milk-i Bâki özleyip Osman Efendi dedi 'Hû

Hicrî 1115 / Miladî 1751.

Türk, nasıl namaza en temiz elbisesi ile durup Allah'ına öyle dua ederse, ebediyete intikâl edince de yakınları onu son kere yıkar, paklar beyaz bir kefenle defnederler ve başına beyaz mermerden usta ellerin yaptığı sanat eseri dikerlerdi. Allah, ömrünü bu sanata vakfetmiş ve bugün toprak olmuş bütün sanatkârlara rahmet etsin.

Bütün mirasyediliğimize rağmen yapılacak çok şey var

Polat: Bizim mezarlıklarımız aynı zamanda birer açık hava tarih müzesi gibidir. Bu çerçevede Karacaahmet Kabristanı hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Kuşoğlu: Bakınız son zamanlardaki ilgisizliğimiz sonucu neler kaybettiğimizi Karacaahmet Kabristanı ile ilgili bir kaç açıklamayla anlatayım: Karacaahmet Kabristanı, çok geniş bir alana yayılmış, 12 parselden müteşekkil idi. Bunların adları şunlardı: Şehitlik, Seyyid Ahmed Deresi, İranlılar Mescidi, Harmanlık, Miskinler Zâviyesi, Ayasofyalılar, Üçler Çeşmesi, Saraçlar Çeşmesi ve Yüksek Kaldırım, Tazıcılar Koğuşu, Kaygısız Baba, Hattatlar. Bunlardan altı parseli, çevre yolu ve diğer tâli yollar açılırken ortadan kaldırılmıştır. Hâlen de etraflarına çeşitli yapılar eklenerek alan daraltılmaktadır.

Karacaahmet Kabristanı Osmanlı Devleti'nin en büyük ve en eski kabristanıdır. Hz. Muhammed (sav) 'İstanbul muhakkak alınacaktır. O'nun emîri ne güzel emirdir, askeri ne mübârek askerdir.' müjdesinden sonra Sultan İkinci Mehmed Han'a kadar İstanbul'u fethetmek için gelen birçok Müslüman devletlerin şehit düşen askerleri burada gömülüdür. Fetih şehitleri ve sonraları uzun süre 'Peygamber Toprağıdır' diye ölüler özellikle Anadolu yakasına Karacaahmed'e gömülmüşlerdir.

Yok olmaya yüz tutan Karacaahmed Kabristanı, bana merhum Şair Yahya Kemâl Beyatlı'nın bir yabancı misyonerin sorduğu soruya verdiği cevabı hatırlattı. Yahya Kemâl Bey'e sorarlar 'İstanbul'un nüfusu ne kadar?' diye. O da 'Seksen Milyon' der. Yabancı 'Nasıl olur?' diye sorunca Yahya Kemal Bey; 'Biz ölülerimizle beraber yaşarız.' der.

Şimdi başımızı ellerimizin arasına alarak uzun uzun düşünelim: Hz. Muhammed (sav) 'İstanbul muhakkak alınacaktır.' Hadis-i Şerifinden sonra geçen yüzyıllar içinde Karacaahmed Sultan Kabristanlar Şehrinden elimizde kalan ne? Karacaahmed'in şu günkü durumundan sizlere bahsetmeyeceğim gidip kendi gözlerinizle görünüz lütfen.

Kabristanlarımızı gördükten sonra aklınıza önce Yahya Kemâl Beyatlı gelecek ve 'Artık ölülerimizle beraber yaşamıyormuşuz.' diyecek, cennet nasıl çöplük yapılırmış anlayacak ve aklımıza bir başka şairimiz gelecek, Eşref'in;

Gözlerim ebnâ-yı âlemden o rütbe yıldı kim, / İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı

Beytini mırıldanacaksınız.

Bazen mezar taşlarının yabancılar tarafından çalındığını duyunca sevinir gibi olurum, üzülerek. (Bu duyguyu birçok sanatsever aydın da tatmıştır herhalde) Neden mi? Birçok yönleri ile paha biçilmez değerli mezar taşlarımız, mıcır yapılacaksa; varsın çalınsın. Çamaşır direği olarak kullanılacaksa, varsın çalınsın. Çirkin ama gerçek, hiç olmazsa çalan kıymetini bilir. Onun için eski mezarlıklarımızın bakımı yapılarak: Bir kısmını açık hava müzeleri hâline getirilmesi, Yine bir kısmının millî parklar hâline getirilmesi, Sanat değeri büyük olan mezar taşlarının ise kapalı müze çatısı altına alınarak teşhiri gerekmektedir.

Bütün miras yediliğimize, umursamazlığımıza ve horlamamıza rağmen hazine henüz boşalmamıştır, zararın neresinden dönersek insanlığa kendimizi o kadar kolay affettirebiliriz.

Prof. Dr. M. Zeki Kuşoğlu ile Türk-İslam Sanatları üzerine söyleşi yazı dizisinin bölümleri

  • 1. bölüm : ‘Türk-İslam Sanatları Fakültesi kurulmalıdır’16-05-2010
  • 2. bölüm : İnanmak, seçkin yaratılmış olarak kalmanın ilk adımıdır17-05-2010
  • 3. bölüm : Mezarlıklar, ölümün soğuk yüzünü bile sevimli kılıyor18-05-2010
  • 4. bölüm : Mezar taşları, imzasız sanat eserleri19-05-2010
Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Röportaj bölümü’nde 19.05.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: zeki kuşoğlu, islam, sanat, roma, hukuk, hadis, peygamber, inanç, mezarlık,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Röportajlar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. İnsanlığın Saadeti İslam ile mümkündür
    2. Fetih Bir Başkaldırıdır
    3. Erbakan bir dünya lideriydi
    4. Batıdan alacağımız çözümler bize çare olamaz
    5. Dört ülkeyle aynı anda savaşa girebiliriz
    6. "IFRD'yle daha yaygın ve etkin yardım sağlanacak"
    7. Terör yerine başörtülü eşim takip edildi
    8. Batı, kendine demokrasi, bize diktatörlük istiyor
    9. Tek suçum tarihimi ve vatanımı sevmekti
    10. Doğu Anadolu'yu "uçuracak" proje
    1. Dört ülkeyle aynı anda savaşa girebiliriz
    2. Erbakan bir dünya lideriydi
    3. Sovyet döneminden beter durumdayız
    4. Tesettürde modanın kalbi Tekbir'le İstanbul'da atıyor
    5. Tek suçum tarihimi ve vatanımı sevmekti
    6. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    7. Batıdan alacağımız çözümler bize çare olamaz
    8. Mazlumun derdine ortak oluyoruz
    9. Yakın tarihin en hoşgörülü lideriydi
    10. Boşnak soykırımının boyutları ortaya çıkacak
    1. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    2. Mazlumun derdine ortak oluyoruz
    3. 1453 Hukuk Sistemine Göre Ayasofya...
    4. Yakın tarihin en hoşgörülü lideriydi
    5. Meğer Öcalan kadar tehlikeliymişiz
    6. Türkiye diplomasi gücünü yitirdi
    7. Tesettürde modanın kalbi Tekbir'le İstanbul'da atıyor
    8. Sovyet döneminden beter durumdayız
    9. Boşnak soykırımının boyutları ortaya çıkacak
    10. "İstanbul'daki deprem riski büyük"
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Yazı dizileri

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    2. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    3. Nijer'de hayat yine de güzel
    4. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    5. Para içinde yüzen bir adam
    6. Kültür başkenti Kuveyt
    7. Kongrede gözyaşlarımıza hakim olamadık
    8. Kuveyt Kalkınma Sandığı bölgenin can simidi
    9. Petrolle ilgili politikalar devletlerin siyasetleridir
    10. Erbakan'ın vefatı İslâm dünyası için büyük kayıp
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Özel Dosyalar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Irak Kürtleri "Haşimi Olayıyla" Sünniliği hatırladı
    2. Bağımsızlık hakkımız ama kullanmak istemiyoruz
    3. "Mem û Zin Tower"de Happy Nawroz
    4. ÖGM, DGM'nin üniformasızı mı? Vesayeti yıkan yargı mı?
    5. Devlet Güvenlik Mahkemeleri
    6. İlk Özel Yetkili Mahkeme: Abdulhamid'in Yıldız Mahkemesi
    7. AVM'ler Mescitsiz toplum projesi mi?
    8. Bodrumlara sürgün edilen mescitler
    9. Panorama 2011
    10. Panorama 2011
    1. Bağımsızlık hakkımız ama kullanmak istemiyoruz
    2. Irak Kürtleri "Haşimi Olayıyla" Sünniliği hatırladı
    3. Devlet Güvenlik Mahkemeleri
    4. ÖGM, DGM'nin üniformasızı mı? Vesayeti yıkan yargı mı?
    5. İlk Özel Yetkili Mahkeme: Abdulhamid'in Yıldız Mahkemesi
    6. "Mem û Zin Tower"de Happy Nawroz
    1. "Mem û Zin Tower"de Happy Nawroz
    2. İlk Özel Yetkili Mahkeme: Abdulhamid'in Yıldız Mahkemesi
    3. Devlet Güvenlik Mahkemeleri
    4. ÖGM, DGM'nin üniformasızı mı? Vesayeti yıkan yargı mı?
    5. Bağımsızlık hakkımız ama kullanmak istemiyoruz
    6. Irak Kürtleri "Haşimi Olayıyla" Sünniliği hatırladı
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek