Türkiye'nin en çok satan büyük edebiyat dergisi Türk Edebiyatı, 458. sayısıyla (Aralık 2011) okurlarıyla buluştu. Aylık yayımlanan Türk Edebiyatı'nın bu sayısında 2011 Mehmet Akif Yılı olması dolayısıyla Akif hakkında oylumlu bir dosya yer alıyor.
Türkiye'nin en çok satan büyük edebiyat dergisi Türk Edebiyatı, 458. sayısıyla (Aralık 2011) okurlarıyla buluştu. Aylık yayımlanan Türk Edebiyat dergisinin içeriği yine dolu dolu. 39 yıldır yayımlanan Türk Edebiyatı, son yıllarda, Beşir Ayvazoğlu yönetiminde eskiden olduğu gibi yine Türk Edebiyatı Vakfı bünyesinde yayımlanıyor. Türk Edebiyatı'nın bu sayısında 2011 Mehmet Akif Yılı olması dolayısıyla Akif hakkında oylumlu bir dosya yer alıyor.
Bir şairle bir prens dost olabilir mi?
Mehmet Akif hakkında bilinmeyen yönlerini ele alan konusunda uzman kalemlerce etraflı bir Mehmet Akif dosyası oluşturulmuş. Dosyada, en dikkat çeken Mehmet Akif'in prenslerle olan dostluklarını anlatan yazı. Yoksul bir şair dönemin en zenginleri arasında yer alan bir zenginle nasıl dost olabilir. Zenginlik ve şiir hiç yan yana gelmeyecek, gelemeyecek iki ayrı dünyanın birleşmez ufukları. Ufuk derken, şiir gökyüzünde bir ufuksa, maddi zenginlik yerlerde gezen bir çıkar çarkları dönencesidir. Zengin somut (maddi) düşünürken şair soyut (manevi) düşünür. Bütün bunlar böyle de ya Abbas Halim Paşa'nın şiir, resim ve müzikten anlamasına ne diyeceğiz. Anlamak fıtratla ilgili bir şeydir. Abbas Halim Paşa Mehmet Akif'le görüşüp sohbet ettiklerinde adeta kendine geliyor, coşuyor. Akif'e büyük hürmet besliyor. Akif'le aralarındaki dosluk maddi çıkara dayanmıyor. Yoksa ömrünün sonuna kadar yoksul yaşar mıydı Akif. Eğer aralarındaki dostluk çıkara dayansaydı birgün Abbas Halim Paşa günümüzün zenginleri gibi 'seni ben besliyorum' diye çıkışırdı. Bunlar olmadığına göre Mehmet Akif'in kültürel birikiminin karşılığını Abbas Halim Paşa'da, Abbas Halim Paşa da kültürel birikiminin karşılığını Mehmet Akif'te bulmuştu.
"Akif benim için bir talihtir"
Bu konuda Beşir Ayvazoğlu'nun Türk Edebiyatı'nın bu sayısındaki Mehmet Akif'in Prens Dostları yazısında Ayvazoğlu şöyle demektedir: "Said Halim Paşa, 6 Aralık 1921 Salı günü akşamı bir arabayla Roma'da ikamet ettiği evin önüne geldiği sırada alnından tek kurşunla vurularak şehit edildi. İtalyanların, sonradan Arşavir Çıracayan adında, Taşnaksutyun mensubu bir komitacı olduğu anlaşılan katili yakalamak için kıllarını bile kıpırdatmadılar. Cenazesi, kendisi gibi Malta sürgünü olan ve Türkiye'ye dönmesine ses çıkarılmayan kardeşi Abbas Halim Paşa tarafından İstanbul'a getirildi ve 29 Ocak 1922 günü Yeniköy'deki yalısından alınarak II. Mahmud Türbesi'nin bahçesinde, babası Abdülhalim Paşa'nın yanında toprağa verildi... Said Halim Paşa'dan ziyade ondan üç yaş küçük olan kardeşi Abbas Halim Paşa'yla Akif arasında sarsılmaz bir dostluk kurulmuştu. Abbas Halim Paşa, geniş ufuklu, edebiyat, resim ve musikiden anlayan, daha da önemlisi sanatkârları koruyup kollayan hayırsever bir prensti... Roma'dan döndükten sonra İstanbul'a yerleşen Abbas Halim Paşa, kış aylarını Mısır'da geçirir ve ticaretle uğraşırdı. Şiir, resim ve musikiden çok iyi anladığı için bu alanlarda kabiliyeti olan gençleri desteklerdi. Feyhaman Duran'la Fikret Mualla'nın yurt dışında resim eğitimi almalarını da o sağlamıştı. Akif'le dostluğu adeta bir 'ezelden aşina'lıktı; birbirlerini çok iyi anlar ve çok iyi anlaşırlardı. Zevkleri, dünya görüşleri, hayata bakış tarzları birdi. Aralarındaki en önemli fark: Akif fakir bir şairdi, Abbas Halim Paşa Karun gibi zengin bir prens... 'Akif ne zaman olsa bir Abbas Halim bulur, fakat ben bir Akif bulamam. Akif benim için bir talihtir' diyen Paşa'nın Akif'e karşı minnettarlık hisleriyle dolu olduğu fark edilmiştir." Yazının tamamı Türk Edebiyatı'nda. Akif dosyası konusunda; Doç. Dr. Mehmet Narlı'nın Üç İstanbul'un Mehmet Akif'i Şair Mehmet Raif yazısı, Mehmet Tekin'in Küçük Ağa ve Firavun İmanı Romanlarında Bir Roman Kahramanı Olarak Mehmet Akif yazısı, Selçuk Karakılıç'ın "Bela mı kaldı ki dünya evinde görmediğim" isimli Akif'in bir mısrasını başlık yaptığı yazısı ve Akif'in resimleri hakkında düzelti yazıları, Akif anıları yazıları gibi burada hepsini sayamayacağımız çoklukta ve derinlikte diğer yazılar da var ve mutlaka okunmalı.
2000 Kuşağı'nın en önemli Şairi Cafer Keklikçi
Türk Edebiyatı'nın bu sayısında önceki sayılara göre şiir az sayılır. Şiirlerde öne çıkan isim ise 2000 Kuşağı'nın en önemli şairi Cafer Keklikçi. Keklikçi'nin, Ani Fren isimli şiiri şu mısralarla başlıyor; "ben senden korkarmışım da haberim yokmuş / dünya bir dirhem ilerlesin diye arkadaşım / şaşmışım şaşım şaşım şaşırtmışım kuşları".
Bu sayının diğer öne çıkan şairleri ise Mehmet Aycı, İbrahim Tenekeci ve Ahmet Mahir Pekşen. Türk Edebiyatı'nın bu sayısında usta hikâyeci Recep Şükrü Göngör'ün yine bir başka usta hikâyeci Halime Toros'a gönderme yaparak başlayan Sahurla Gelen Kadınlar isimli hikâyesi ile Ayşe Göktürk Tunceroğlu'nun Unuttuğum Bir Şey Var isimli hikâyesi yer almakta. Son sayfalarındaki Kırkambar'ında da kültür dünyamıza dair haberler olan Türk Edebiyatı'nı tüm gazete bayileri ve kitapçılarda bulabilirsiniz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: İdris Yonca / Türkiye
Etiketler:



