Düşmanın yurttan kovulmasının ardından TBMM tarafından İstiklal Madalyası almaya layık görülen Kahramanmaraş şehri, geçtiğimiz günlerde ikinci bir madalyaya daha layık görüldü.
Bu sefer, yıllardır Maraş halkına hizmet eden Saçaklızade Vakfı'nın çalışmalarının sonucu olarak TBMM Üstün Hizmet Madalyasını Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'in elinden aldılar. Vakıf Başkanı Ali Demirdöğen'le Saçaklızade Vakfı'nı ve yaptıkları hizmetleri konuştuk.
Hocam kendinizi okurlarımıza tanıtır mısınız?
İsmim Ali Demirdöğen. 1947 Maraş doğumluyum. İlkokulu kendi köyümde okudum. Önce Suriye'ye sonra da Mısır'a giderek tahsilime devam ettim. Mısır dönüşü askerliğimi yaptıktan sonra Maraş'ta imamlığa başladım. 35 senelik imamlık yaşantımın 30 senesi halen imam hatibi olduğum Çarşıbaşı Camii'nde geçti.
Saçaklızade Vakfı'nı neden kurdunuz?
Vakfımızın ilk kurucusu Konya müftüsü rahmetli İsmet KARAOKUR Hocamızdı. Neredeyse boş saati hiç olmayan, hizmet ehli, aktif bir büyüğümüzdü. Emekli olup Maraş'a gelince bizleri toparladı. Biz, şuanda vakıf başkan yardımcımız Ömer Faruk ŞİRİKÇİ arkadaşımızla birlikte gönüllü olarak talebelere ve fakir halkımıza çeşitli hizmetlerde bulunuyorduk. İsmet Hocamız bizi bir araya topladı "Arkadaşlar, gelin bu hizmetleri resmileştirelim" dedi. Böylelikle vakfımızı 1992 yılında kurduk.
Talebe hizmetleri nasıl yürüyordu o zamanlar?
Maraş geleneklerine göre köylerden gelen öğrenciler camilerin müştemilatında kalırlardı. Mahalleli ve cami cemaati bu öğrencilerin bakımını yaparlardı. Yiyecek, giyecek ve yakacak ihtiyaçları çok zor imkânlar içerisinde karşılanırdı. Biz bu hizmetleri resmileştirince, ilk etapta 35 kişilik bir öğrenci yurdumuz oluştu. Bir yıl sonra bu yurdumuza o kadar çok başvuru oldu ki, artık başarılı olan öğrencileri almaya başladık. Bu yurdumuzla birlikte oldukça faydalı hizmetler ardı ardına gelmeye başladı. İnsan'a yapılan yatırım en büyük yatırım. Bunun meyvelerini almaya başladık.
Saçaklızade ismi nereden geliyor?
Arz edeyim. Vakfımızı kurarken şöyle düşündük, Maraş'ımızda Rıdvan Hoca Vakfı var, Sütçü İmam Vakfı var. Biz de, şehrimizde mukim olan Saçaklızade ailesinin ismini koyalım dedik. Bu aile, Hz. Ömer döneminde Müslüman olmuş Rumlardan. Saçaklızade ailesi Maraş'ın Müslüman olmasında büyük hizmetleri olmuş. Fatih Sultan Mehmet Han Trabzon'u fethedince oraya gitmişler ve Trabzon'un Müslümanlaşmasında büyük hizmetlerde bulunmuşlar. Komşu ilimiz Gaziantep'te de hizmetleri bulunuyor. Biz de onların ismini yaşatmak için vakfımıza onların adını verdik.
Saçaklızade ailesinin torunları var mı Maraş'ta hâlâ?
Evet. Torunları hayattalar. O aileden çok fakir olanlar var. Tüm iaşe ve ihtiyaçlarını biz karşılıyoruz.
365 gün sıcak yemek
Hocam, biraz vakıf binanızdan bahsedelim. Üç katlı çok güzel bir bina. Nasıl bugünlere geldi?
Allah rahmet eylesin. Maraş'ımızın ileri gelenlerinden Vehbi Şirikçi diye bir iş adamımız vardı. Çok iyi tanışırdık. Hizmetlerimize katkıda bulunurdu. Benim emekliliğim gelince dedim ki "Vehbi Amca, ben 25 yılı bitirdim. Emekli olursam bu işler durur. Bana hizmet yapacak alan lazım". Vehbi Amca da "Ne istersen yapacağım" dedi. Çok büyük masraf etti. O günün parasıyla 160 milyar harcadı. Bugünün parasıyla bu müştemilatı 1 trilyona ancak yapabilirsin.
Hizmetlerimizi nasıl geliştirebiliriz diye düşündük. Aşevi kuralım dedik. İlk başta 350 kişilik aşevi kurmayı planladık. Maraş'ın 1997'de 36 mahallesi vardı. Hepsini taradık. Fakirlerini tespit ettik. Maliyeden gelirlerini tespit ettik. Sosyal güvenlik kurumundan güvenceleri olup olmadığını tespit ettik. 12 Bin eve girmişiz. Bunlardan 2 Bin küsuruna yemek kartı verdik. Bu ailelerimize 365 gün sıcak yemek temin ediyoruz.
Maraşlılar destek oldu mu çalışmalarınıza?
Olmaz mı? Maraş halkı bizi bağrına bastı. Vakfımızı benimsedi Allaha şükür. O kadar benimsediler ki, biz hiçbir zaman kapı kapı dolaşıp bize para yardımında bulunun demedik. Maraş'ın zenginleri zaman zaman bana telefon ederler. İhtiyaçlarımızı sorarlar. Zenginlerimiz kendi fabrikasına hangi toptancıdan malzeme alıyorsa bize de oradan alır gönderirler. Paraya elimizi sürmüyoruz. Vatandaşımız ettir, bakliyattır, ekmektir kendi getiriyor. Biz ise pişirip dağıtıyoruz. 2 Bin 600 aileye 365 gün yemek dağıtır hale geldik.
Yemek dağıtım sistemi nasıl işliyor?
Anlatayım. Önce fakiri tespit ediyoruz. Görevlilerimiz aileyi araştırıyorlar. Hiçbir ayrım yapmıyorlar. Şucu bucu, benim cemaatimden senin cemaatimden ayırt etmeden tespit ediyoruz. Yani midesi olan herkes yemek alabiliyor. Çingenelere bile yemek dağıtıyoruz.
Fakirleri tespit ettikten sonra servis görevlilerimiz bu vatandaşlarımızın evlerine giderek sefer taslarıyla yemeklerini dağıtıyorlar.
İlginç olaylarla da karşılaşmıyor değiliz. Mesela, Dulkadiroğlu mahallesindeki dağıtım noktasına gitmiştim bir esnafımızla birlikte. Bir kadın, çorbasını aldı. Sıcak yemeğini aldı. Pilavını almak için tuttu siyah bir torba çıkarttı. Ben "Sen niye kap getirmedin?" dedim. "Kabım yok ki Abi!" dedi. Esnaf arkadaşımız cebinden mendilini çıkardı ve ağladı. Kadının evine gittim baktım evinde hiçbir şey yok. Ertesi gün bir fabrikatörümüzün yanına gittim. Allah ondan razı olsun. O günün parasıyla 15-16 milyar para harcadı. Yemek alan herkese üçlü sefer tası yaptırdı. Şimdi herkes sefer tasına yemeklerini koyuyor, soğumadan akşam sofrasına yemeğini hazırlıyor.
Yemek hakkı ne zaman sona eriyor?
Fakirlikten kurtulana kadar. Mesela adamın çocuğu var. Okula gitmiş. Mezun olmuş iş sahibi olmuş. Ona diyoruz ki "Senden daha fazla ihtiyacı olan var. Yemeği keseceğiz". Zaten çoğu vakfımıza gelip "Çocuğum iş sahibi oldu, artık benim bursumu veya yemeğimi kesin" diyorlar. İşsiz olanlar iş buluyor. Tüketen değil, üreten insan haline gelince yardımı başka ihtiyaç sahiplerine aktarıyoruz.
Kurban bağışı geliyor mu?
Camimize yakın kurbanlık satan bir yer var. Vatandaşlar arıyorlar. Bana 3 tane 5 tane kurban alın kesin diyorlar. Alıyoruz mutfağımızda kesip soğuk odaya koyuyoruz. Bazen parasını bize yolluyorlar, biz alıp kesiyoruz. Bugüne kadar vakfımız et için 5 kuruş para harcamadı. Hep halkımız temin etti Allah hepsinden razı olsun.
Vakıf çalışmalarını kaç personelle yönetiyorsunuz?
8 çalışanımız var. Şoförümüz, aşçımız, muhasebe elemanlarımız var. Hepsi sigortalı çalışıyor.
Gıda bankası nasıl çalışıyor?
Orada da aynı şekilde araştırmalarımızı yapıyoruz. Evinde yemek yapabilme imkânı olan eli iş tutan ailelerimize de kart veriyoruz. Belirli bir limit olan kartıyla istediği malzemeyi satın alır. Barkot usulüyle alışverişini yapar çıkar. Gıdanın yanında temizlik ve giyim gibi reyonlar da var. Belki bu vatandaşlarımız hiç markete gidip alışveriş yapmadılar. Bu şekilde alışveriş kültürünü de öğretiyoruz. Ayrıca devletimiz de bir kolaylık sağladı. Gıda bankasına bağışlanan mallardan KDV almıyor. 500 aile aylık ihtiyacını gıda bankasından karşılıyor.
Eğitim çalışmaları...
Bunun dışında faaliyetleriniz neler?
Başta söylediğim gibi öncelikle insana yatırım yapıyoruz. İnsana hizmet ediyoruz. Eğitim çalışmalarımız var. Özel Beyza Kreşi, İlköğretim Okulu ve Fen Lisesinin tamamını vakfımız yaptırdı ve eğitim hayatına kazandırdı. Dershanemiz var. Geçen sene sadece Erdem dershanesinde 130 öğrenci ücretsiz okudu. Fakir ailelerin yavrularını alıp okutuyoruz. İnşallah okuyup devlet adamı olacaklar ve ülkemize hizmet edecekler. Bunun yanında Maraşlı üniversite öğrencilerine aylık 100 lira burs gönderiyoruz. Yaklaşık 100 öğrenci var vakfımızdan burs alan.
Maraş'a dışarıdan gelen üniversite öğrencilerine yönelik hizmetleriniz var mı?
Yurdumuz var. Pansiyonumuz var. Yaklaşık 400 öğrenciye hizmet ediyoruz. Onların yemeklerini de biz karşılıyoruz. İnsana hizmet en büyük şeref. Bize bu hizmetleri yapma imkânı tanıdığı için şükrediyoruz. Ayrıca Kur'an Kursu hizmetlerimiz var. Müftülüğümüzle işbirliği halinde. 5 tane hafızlık kursunun yemeklerini biz karşılıyoruz. Hepsi birlikte şehrimizde 3600 kişiye günlük yemek dağıtıyoruz.
Yerel yönetimlerle ilişkileriniz nasıl? Gerekli yardımı görüyor musunuz?
Bize çok destek oluyorlar. Hiçbir yerde tıkanmıyoruz. Eski valimiz, şimdiki Adana Valisi İlhan Bey vardı. Vakfımızı sık sık ziyaret eder bizleri teşvik ederdi. O gelemediği zaman biz giderdik. Tıkandığınız yerde haber verin derdi. Sağ olsun şimdiki valimiz de yakın ilgi ve alakasını eksik etmiyor. Belediyemiz aynı şekilde destek oluyor.
TBMM Üstün Hizmet Madalyası alışınızın hikâyesi nedir?
Milletvekillerimiz, Valiliğimiz ve İl Genel Meclisimizin teklifiyle bu sene Büyük Millet Meclisimiz bu gördüğünüz madalyayı bize uygun gördüler. Bu madalya benim değil Maraş halkınındır. Onlar olmasaydı bu hizmetleri yapamaz ve bu ödülü alamazdık. Maraş halkı hayırseverdir. Halkımız fakiri kollar. Fabrikalarda asgari ücretle çalışan işçimizin bile kışlık ihtiyacı bulguru tarhanası sanayicimiz tarafından karşılanır. Yani şehrimizde zenginle fakir birbirine düşman değil, birbirlerine dua ediyorlar. Fakir ona dua ediyor. Zengin de sıkıntıdan kurtuluyor. Bu kardeşlik, dayanışma ve birliktelik Maraş'ı Türkiye'nin en huzurlu şehirlerinden biri haline getiriyor. Bundan çok memnunuz. Kutlu Doğum programları düzenleriz. 10 bin kişi katılır. Zengin ve fakir kol kola girer, birlikte el açar dua ederiz. Bu programlarda insanımız birbirine daha çok yaklaşır. Birlikte gözyaşı dökerler.
Gelecekte hangi projeleriniz var hocam?
Her fırsatta bizi izlemeye devam edin diyoruz. Farklı ve yeni hizmetlerin müjdelerini vermekten mutluluk duyuyoruz. Maraş'ımıza bir Fen Lisesi daha kazandırma projemiz var. İnşallah önümüzdeki günlerde inşaata başlayacağız. Şehrin batısına doğru olan bölgede arazimiz var. Oraya da ilköğretim okulu açacağız inşallah. Biz eğitime çok önem veriyoruz. Cahillik kötü bir şey. Eğitimden kimseye zarar gelmez. Çocuk okusun gitsin memurluk yapsın, dükkân açsın başında dursun, gitsin berber olsun. Ama okusun.
Hocam son olarak neler söylemek istersiniz?
Gazeteniz vasıtasıyla tüm okurlarınıza Kahramanmaraş'tan selamlarımızı yolluyorum. Dualarını eksik etmesinler. Aldığımız bu madalya inşallah diğer şehirlerimize de örnek olur. Oralarda da benzer hizmetlerin yapılmasına vesile oluruz. Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Fatih Sertyüz / Türkiye
Etiketler:



