Huzeyfe b. Yeman (r.a.) şöyle anlatır:
- Resûlullah (s.a.v.) uykudan uyandığı zaman şöyle derdi:
- "Elhamdü lillâhillezi ahyânâ ba‘de emâteni ve ileyhi‘n-nüşur." (Beni öldürdükten sonra dirilten Allah‘a hamdolsun. Dönüş O‘na olacaktır.)
Ebû Hüreyre (r.a.), Resûlullah (s.a.v.)‘ın şöyle buyurduğunu anlattı:
- "Sizden biri, korkulu bir rüya görürse, sol yanına üç defa tükürsün ve üç defa gördüğü rüyanın şerrinden Allah‘a sığınsın. Böylece o rüyanın zararını görmez."
Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle anlatır:
- Biri, Resûlullah‘a geldi, şöyle dedi:
- Ey Allah‘ın peygamberi! Hangi duâ daha faziletlidir?
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
- "Allah‘tan, dünya ve âhiret için af ve afiyet istemektir."
İkinci gün yine geldi, tekrar sordu:
- Ey Allah‘ın peygamberi! Hangi duâ daha faziletlidir?
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
- "Rabbinden, dünya ve âhiret için af ve afiyet istemektir."
O adam üçüncü defa gelip aynı şekilde söyleyince, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
- "Dünya ve âhirette af ve afiyete erdikten sonra, artık kurtulmuş olursun."
İbn Mes‘ud (r.a.) bir sefere çıkacağı zaman bineğine biner, sonra şöyle derdi:
"Sübhânellezî sehhara lenâ hazâ vema künnâ lehû mukrinîn ve innâ ilâ rabbinâ Lemünkalibün" (Bunu bizim emrimize itaat ettiren Allah Sübhan‘dır. Bizim, buna gücümüz yetmezdi. Her hâlde Rabbimize döneceğiz.
Allahım, Sen seferde sahipsin; aile için halifesin.
Allahım, yeri bizim için dür, seferi bize kolaylaşttr.
Allahım, sefer zorluğundan, bolluktan sonra darlık görmekten, dönüş sıkıntısından, aileye, mala ve çocuğa vaki olacak kötü bakıştan sana sığınırız.)
İbn Mes‘ud (r.a.)‘un şöyle dediği anlatılır:
- Hanımınla dünya evine girdiğin zaman, önce ona iki rekât namaz kılmasını emret. Daha sonra elini başına koy ve şu duayı oku:
- "Allahım! Benim için hanımımda bereket kıl. Hanımım için de bende bereket kıl. Beni ondan rızıklandır; onu da benden rızıklandır. Hayırla birleştirdiğin şeyle aramızı birleştir. Hayır olarak ayırdığın şeyle de aramızı ayır."
Cafer b. Muhammed (r.a.) şöyle demiştir:
- Dört şeye müptelâ olan kimsenin, dört şeyden nasıl habersiz durduğuna şaşıyorum.
1- Dara düşen bir kimse, nasıl olur da "lâ ilahe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn." (Senden başka ilâh yoktur. Sübhansın, Ben zâlimlerden oldum) duasını okumaz. Nitekim bu duayı yapana, Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:
- "Bunun üzerine onun duasını kabul ettik, kurtardık. Bu şekilde mü‘minleri kurtarırız." (Enbiya sûresi, âyet: 88)
2- Bir kimse bir şeyden korktuğu hâlde neden, "Hasbiyallahu ve ni‘me‘l-vekîl" (Allah bana kâfi, ne güzel vekildir) diye duâ etmez. Bu mânâda Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:
- "Allah‘tan nimet ve fazilet ile, kendilerine hiç bir kötülük gelmeden geri döndüler. Allah‘ın rızasına uymuş oldular, Allah büyük kerem sahibidir." (Al-i İmran sûresi, âyet: 174)
3- İnsanların hilelerinden korktuğu hâlde nasıl olur, "Ve üfevvidu emri ilallah. İnneliahe basîrun bil‘ibad" (İşimi Allah‘a ısmarlarım. Allah kullarını görür) duasını okumaz. Bu hususta Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:
- "Allahu Teâlâ onu, öbürlerinin kurduğu tuzakların kötülüğünden korudu. Firavun ve arkadaşlarını kötü azap kuşatıverdi." (Mü‘min sûresi, âyet: 45)
4- Bir kimse, cenneti istediği hâlde, "Mâşaallah, lâ havle velâ kuvvete illâ billâh." (Mâşaallah, güç ve kuvvet, ancak Allah‘ındır) duasını yapmaz. Nitekim, bu konuda Allahu Teâiâ şöyle buyurdu:
- "Belki, Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir..." (Kehf sûresi, âyet: 40)
Denilir ki:
- Bir kimse, her namazın ardından, şu cümleler ile duâ ederse, Allahu Teâlâ onu, dostlarından yazar. Dualar şudur:
"Allahım, Muhammed ümmetini ıslâh eyle.
Allahım, Muhammed ümmetine merhamet eyle.
Allahım, Muhammed ümmetinin sıkıntısını gider.
Allahım, Muhammed ümmetini ve sana inanların tümünü bağışla."
Eban, Enes b. Mâlik‘i şöyle anlatır:
- Haccac b. Yûsuf ona öfkelenmişti. Dedi ki:
- Abdullah b. Mervan‘ın bana mektubu olmasaydı, sana yapacağımı bilirdim. Şöyle şöyle yapardım.
Enes b. Mâlik şöyle dedi:
- Bu dediğini yapmaya gücün yetmez.
Haccac:
- Benim öyle yapmama ne engel olabilir? deyince, şöyle dedi:
- Resûiullah (s.a.v.) bana bir duâ öğretti. Akşam sabah onu okurum da ondan.
- O duayı bana da öğret, dedi, öğretmedi. Israr etti; yine söylemedi,
Eban diyor ki:
- Enes hastalandığı zaman sordum, söyledi.
- Üç defa şu duayı yap, dedi:
"Bismillâhi alâ nefsî ve dinî. Bismillâhi alâ ehlî ve malî ve veledi. Bismillahi alâ külli mâ â‘tâni rabbî. Allah, Allah, Allahü rabbî. Lâ üşrikü bihi şey‘en. Allahü ekber, Allahu ekber, Allahu ekberu ve e‘azzü ve ecellü mimmâ ehâfü ve ahzer. Allahümme innî eûzübike min şerri nefsî ve min şerri külli şeydânin merid. Ve min şerri külli cebbârin anîd. Hasbiyallahü lâ ilahe illâ hû. Aleyhi tevekkeltü ve huve rabbü‘l-arşi‘l-azîm. Azze câruke ve celle senâüke velâ ilahe gayrüke" (Nefsimi ve dinimi Allah‘ın adına teslim ederim. Ehlimi ve malımı, çocuğumu Allah adına teslim ederim. Rabbimin bana verdiği tüm şeyleri Allah adına teslim ederim.
Allah, Allah, Allah Rabbimdir, O‘na bir şeyi ortak koşmam.
Korktuğum ve çekindiğim şeylere göre; en büyük Allah‘tır, en büyük Allah‘tır. O, en aziz ve şanı yücedir.
Allah‘ım! Nefsimin şerrinden, azgın şeytanın şerrinden, her inaiçı zâlimin şerrinden Sana sığınırım.
Şayet çevrenden ayrılırlarsa, de ki: Allah bana kâfidir. Ondan başka ilâh yoktur. Ona dayandım; O, Alîm, arşın Rabbidir. Yardımın büyüktür, şanın yücedir. Senden başka ilâh yoktur.)
Merhamet edenlerin en merhametlisi
KATÂDE şöyle anlatır:
- Resûlullah (s.a.v.)‘ın asrında biri vardı. Şöyle demişti:
- "Allahım! Beni âhirette cezalandıracaksan, bunu dünyada yap."
Duasını okudu. Bunun üzerine hastalandı. Zayıfladı, baykuş gibi oldu.
Durum, Resûlullah (s.a.v.)‘a haber verildi. Resûlullah (s.a.v.) gelince, başını kaldırdı, ama hareket edecek durumu kalmamıştı.
Dediler ki:
- Yâ Resûlallah! Bu, şöyle şöyle duâ etmişti.
Bunun üzerine, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
- "Ey âdemoğlu! Allah‘ın cezasına güç yetlremezsin.
Şu duayı oku:
- "Allahümme Rabbena âtinâ fiddünya haseneten vefil‘âhireti hasene. Ve kına azâbe‘n-nâr." (Allahım, bize dünyada ve âhirette iyilik ver. Ve bizi, cehennem azabından koru.)
O kimse, bu duayı okuyunca şifa buldu.
Şöyle anlatılır:
- Utbe b. Gulâm vefat etti. Biri rüyada gördü ve sordu:
- Rabbin sana ne yaptı?
Şöyle anlattı:
- Yaptığım dualar sebebiyle, Rabbim beni bağışladı. O dualar duvarda yazılıdır.
Adam uyandı; duvara bakınca gördü. Utbe b. Gulâm‘ın yazısı ile yazılmıştı. Duâ şuydu:
- "Ey sapanları hidâyete getiren, günahkârlara merhamet eden, kayıp gidenleri doğruya yönelten, büyük hatâ sahibi bu kuluna ve tüm müslümanlara merhamet et. Bizi, "kendilerine verdiğin nimetle rızıklanan peygamberler, sıddıklar, şehitler, sâlihlerle beraber hayırlı kullardan eyle. Bunlar ne güzel arkadaştır. Allahım, ey merhamet edenlerin en merhametlisi olan Allahım!"





