44 ölü ile delik deşik Medine, katillerin canice suçudur; ama devletin de gizlenemeyecek utancıdır!
44 kişiyle birlikte hemen gömülmek istenen sorular var. Yok... Kan davası mı, kız davası mı, arazi davası mı, töre davası mı, kim kimin akrabası gibiler değil.
Şu: Bu silahlar ile o eğitimi ve şu cüreti katillere kim verdi? Bu sorunun da peşine düşerseniz...
Herkesin kendine göre "geri kalmışlık, geri bırakılmışlık, cahiliye" gibi kavramlara yasladığı katliamın, "ilkel" değil, "modern" cevabına da ulaşırsınız. Bu cevapta, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, yıllardır her hükümetin, her MGK'nın; "dağda ve Kuzey Irak'ta 3 ila 5 bin kişi" denen "terör örgütü" ne karşı, yüz binlerce kişilik ordu, jandarma, polis gücünün yanı sıra 100 bin kişilik bir "milis kuvveti" yaratışına, binlerce silahı binlerce farklı kanlı hesaba hediye edişine, suçları görmezden gelişine ulaşırsınız.
O zaman, sadece kadim tarihi, sadece Güneydoğu'nun onca "medeniyet"ten süzülüp 3 yaşındaki Medine'yi de delik deşik eden talihini değil; "Çağdaş demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti"nin bu makûs talih üstüne bina ettiği kâbus tarihi de bulursunuz...
44 ölü ile delik deşik Medine, katillerin canice suçudur; ama devletin de gizlenemeyecek utancıdır!
Tam da terörün istediği gibi inşa edilen "bölge insanının iç savaşı", ilkelliklerle de harmanlanarak geldi "aile iç savaşı" nın "soy" kırımına. Sanıklar diyormuş ya, "Kan davasını bitirmek için hepsini öldürmeye karar vermiştik" diye.
Ellerinde muhtemelen devletin korucu silahı, muhakeme ve vicdanla alakasız kafalarında muhtemelen korucu cüretiyle!
O ilkellikler ki...
İsyan korkusu, bölünme endişesi, şovenizm yanılgısı; yarası hep tuzlu, ufku hep tozlu, çocukları hep kavruk, köyün adını Bilge yapmakla kifayet eden akılsız, bilgelikten uzak, cumhuriyet ve demokrasinin temel ilke ve ideallerine aykırı çukur açtı.
O çukur; Onca senede "terör ve terörle mücadele" de kaybedilmiş onca evladın da... Törelerde, kan davalarında, namus belalarında katledilmiş onca gencin de... Gizli intiharlara sürüklenmiş onca kızın da... Açlık, sefalet, susuzluk, pis su, göçerlik fırtınalarında kaybolmuş bebeklerin de... "Aile içi soykırımın 44 ölüsü"nün de mezarı. Bakmayın dozerlerin çalıştığına... O çukur hep vardı; o mezarlar hep hazırdı!..
Şimdi, "sivil ve askeri devlet erkânı"na soruyorum: 2009 yılında, memleketin en koyu kâbuslarının çocukları için başka bir geleceğiniz var mı?..
Çukurlardan, kuyulardan, toplu mezarlardan, delik deşik bebek bedenlerden başka bir geleceğiniz var mı?
"Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkı"nın çocukları için artık iyi bir planınız var mı!
(UMUR TALU / SABAH)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



