Son iki ayda Balıkesir ve Bursa‘da kömür madenlerinde meydana gelen grizu patlamalarında tam 32 işçi hayatını kaybetti. Aslında bu işçiler niye öldüler biliyor musunuz? Sadece 300 bin lira ilave masraf yapılmadı diye bu gencecik insanlar hayatlarını kaybettiler.
Yasalarımıza göre, grizu patlamasının önlenmesi İçin, madenlerde çalışır vaziyette metan gazı ölçme aletlerinin bulunması gerekiyor. Ayrıca maden işçisinin, ayakkabısından baretine, kazmasından küreğine kadar kullandığı bütün aletlerin anti-grizu olması da şart. Tabii madenlerde kullanılan diğer malzemelerin, elektrik kablosundan, motorlara, direklerden konveyörlere kadar hepsinin anti-grizu özellikli olması gerekiyor...
Gelelim grizu patlaması yaşanan madenlerdeki duruma... Bu madenlerde, metan gazı ölçerlerin bulunduğu belirtiliyor. Ama yaşananlara bakılırsa, anlaşılan bu ölçerler yasak savma amacıyla kullanılıyor. Çünkü metan gazı miktarı arttığında, madene derhal hava verilmesi gerekiyor. Eğer grizu patlamalarının yaşandığı ve 32 işçinin hayatını kaybettiği bu madenlerde dendiği gibi metan gazı ölçerleri varsa niye metan oranının arttığı tesbit edilmedi ve madene hava verilmedi? Bu çok basit iki sorunun cevabı henüz ortada yok.
Peki, madenlerimizde meydana gelen ölümleri önlemek için devlet ne yapmalı? Artık şu iyice anlaşıldı ki, bu iş, devlet memurunun ara sıra madenleri tefrişiyle olmuyor. Devlet, artık bir ajanını sürekli maden işletmesinde bulundurmalı. İş güvenliği kontrolünü bu ajan yapmalı. Metan gazı ölçümünü ve madene giren malzemenin anti-grizu olup olmadığını sürekli kontrol etmeli. Yoksa gelişmiş ülkelerin çoktan unuttukları grizu patlamalarını ve madenci katliamlarını biz 21. yüzyılda da durduramayız. Bu çağda, bu acıyı ve bu utancı toplum olarak yaşamaya devam ederiz.
Madenlerimizde daha fazla can kaybının yaşanmaması için önerdiğimiz bu basit tedbir acilen alınmalı. Bir devletin asli görevinin, vatandaşının yaşam hakkını ve can güvenliğim sağlamak olduğu asla unutulmamalı.





