Bugünlerde Arap itaati her gün yeni zirveler yapıyor. Sözgelimi Mısır hükümeti ve her zaman popüler olan devlet başkanı (ABD onaylı başkanlık seçimi sonuçlarına göre popülarite oranı yüzde 90'ın epey üzerinde) Refah sınır kapısına duvar inşa ediyor; böylece zaten sefalet ve kuşatmanın pençesindeki açıkhava hapishanesi Gazze'ye gıda, benzin ve elbet silah sokulması engellenecek. Mısır'ın istihbarat şefi de, İsrail'e gayet net bir destek anlamına gelen ve Filistinlileri biraz daha yoksullaştıracak olan bu duvarı onaylıyor. Duvar yoksulluğu öyle bir noktaya getirecek ki, Sabra ve Şatila sakinleri 'Filistin'de yaşamadıkları için belki kendilerini şanslı görecek.
İsrail'deyse dışişleri bakan yardımcısı Türk elçisini aşağılıyor; anti-bir Semitik televizyon dizisinden şikâyet ederken Türk diplomatı alçak bir koltuğa oturtuyor, elini sıkmıyor ve iki meslektaşıyla birlikte ona yüksekteki sandalyelerden hitap ediyor. Dışişleri Bakanı'na, yani sevgili dostumuz Avigdor Lieberman'a gelince, o da ABD temsilcisi George Mitchell ne zaman Kudüs meselesini gündeme getirse odadan çıkıp gitmek gibi bir huy edindi. İsrail'in delileri (ki Başbakan Binyamin Netanyahu bile yanlarında mütevazı bir çatlak gibi kalıyor), ülkenin artık Ortadoğu'nun kalanı gibi bir 'muz Raca'sı olabileceğini gösteriyor.
Korkmayın fakat. Prensler ve emirler, halifeler ve devlet başkanları birbirlerine kulelerde ve otellerde nispet yapmayı iyi bilir. Benim boya setim seninkinden büyük. Benim kalemimin ucu daha keskin, daha çok renkli kalemim var, tren setim daha büyük, ayım da seninkinden büyük. Dünya bu trajediyi izleyecek ve bugün Ortadoğu'da açılmakta olan oyuncak kutularına hayret edecek. Ha bu arada, Sabra ve Şatila'daki çocukların kaç tane renkli kalemi var? (16 Ocak 2010)
(ROBERT FİSK / RADİKAL)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



