‘Demokratik Toplum Kongresi ‘nin olağanüstü kurulunda alınan karar gereği Ahmet Türk, Şerafettin Elçi, Bayram Bozyel ve Hamit Geylani, Irak bölgesel Kürt yönetimi başkanı Mesut Barzani ve Kürt yönetimi ile görüşmek üzere bugün bu ülkeye gidiyor.‘

Söze BDP‘nin 12 Haziran seçimleri için desteklediği bağımsız aday listesini hatırlayarak başlayalım. Öncelikle bu listeyi Yüksek Seçim Kurulu‘nun tanıdığı son günden bir gün önce açıkladılar. Bu ayrıntıyı hatırlamakta yarar var; çünkü BDP destekli bu liste, üzerinde hayli çalışılmış, bölgemizin geleceğine dair kodları işaret eden bir ‘sosyal mühendislik‘ ürünüydü. Bu kadarına BDP-PKK hattında siyaset üretenlerin aklı ne ölçüde yeter tartışmasına hiç girmeyelim.

Öncelikle PKK‘nın kendi tabanını, yanı sıra Türk solunu, daha önemlisi Türk KDP‘sini ve de kimi İslamcı Kürtleri çatısı altında toplayan bu liste, önce bir YSK kazasına uğradı. Bu gerçekten bir kaza mıydı; birileri bu listeyi inşa eden güçle hesaplaşmaya mı kalkıştı? Yoksa aksine bağımsızlar listesini kenetleyen bir hamle mi yaptı, bilmiyoruz...

PKK-BDP hattının uzunca bir zamandır dile getirdiği bir tez var. Buna göre Türkiye, güneydeki (yani Kuzey Irak‘taki) Kürtlerle anlaşarak, kendilerini yok edecek bir projenin peşinde. Bu tezi farklı başlıklarla ele alabiliriz. Ancak şunu söylemek herhalde yanlış olmaz. Türkiye, sınırın ötesindeki Kürtlerle olan ilişkisini, uzun zamandır güvenlik merkezli bir ilişki olmaktan çıkardı. Önce Dışişleri Bakanı, ardından Başbakan, bölgesel yönetimi ziyaret ederek yeni politikanın önemli adımlarını attılar. THY‘nin Erbil seferleri başladı. Ekonomik ilişkiler, kelimenin tam anlamıyla entegrasyona dönüşüyor.

Ancak Kuzey Irak‘la yaşanan bu bütünleşmenin, beraberinde pek çok yeni algı ve karşılaşma üreteceğini hatırlamakta yarar var. Adım atmak cesaret istiyordu, pek çok önemli adım da attık. Ama iş sosyolojik anlamda ‘karşılaşma‘ya ve bunların sonuçlarını hesap etmeye gelince aynı gayreti gösterdiğimiz söylenemez.

Oysa tam da bunu konuşmanın yeri ve zamanı. Bizdeki ve Irak‘taki çok farklı tondaki Kürt siyasetçilerini ve de onları takip eden kesimlerin giderek daha fazla temas halinde olması, beraberinde ne getirecek? PKK-BDP hattının toplamda çok daha dinamik bir yapı olduğuna şüphe yok. Acaba bu durum, Irak‘taki geleneksel Kürt yapılarını nasıl etkileyecek, hatta dönüştürecek? Adı bölgesel yönetim filan diye Irak‘taki Kürt yönetimini abartmaya gerek yok. Kendi içinde olağanüstü çelişkiler, çatışmalar barındıran, insanların Barzani ve Talabani karşısında söz hakkının bulunmadığı bir baskıcı yapıdan başka bir şey değil. Nitekim Nuşirvan Mustafa‘nın öncülük ettiği Goran (Değişim) hareketi, bölgede bu yüzden ciddi bir taban buldu. BDP çatısı altında Meclis‘e girecek olan isimler, bakalım bu süreçte nasıl bir rol oynayacaklar? Şu son ziyarette Barzani ile neler konuşacaklar? Bunların hepsi yakın geleceğimizi doğrudan ilgilendiren gelişmeler. Kürt denklemi Türkiye-Irak merkezli olarak baktığınızda böyle. Buna Suriye‘yi de katınca, ki öyle olacak, bakalım bu zorlu dengeyi kurabilecek miyiz?

Nasuhi Güngör-STAR

Muhabir: Haber Merkezi