milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

27 MAY 2012 PAZ
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • PROF. DR. SARAÇ: "ÜNİVERSİTELER, BULUNMAMALARI GEREKEN BİR YARIŞTA"
  • "TÜRKİYE'DE DOĞUM YAPAN İKİ KADINDAN BİRİ SEZARYEN YAPTIRIYOR"
  • NİYÂZÎ-İ MISRÎ'NİN LİMNİ'DEKİ MEZARINI VE TEKKESİNİ KURTARMA UMUDU
  • SUDAN, GÜNEY SUDAN'I BM GÜVENLİK KONSEYİ'NE ŞİKAYET ETTİ
  • ŞAM YÖNETİMİ, KATLİAMLA İLGİLİ HER TÜRLÜ SORUMLULUĞU REDDETTİ
  • BURHAN APAYDIN: "27 MAYIS, BİR EŞKIYA HAREKETİDİR"

Kur’an’ın öngördüğü ideal aile

19 MART 2009
PER 00:05

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Bu yazımızda, eşler arası diyalog konusunu inceleyeceğiz. Çünkü eşler arası diyalog şuan en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşıyor. Toplumun diğer katmanlarıyla çok iyi ve ideal bir şekilde geçinmeye çalışan evli çiftler, konu kendi ailelerine gelince, başkasına davranmadığı gibi davranıyor. Bu çarpık diyalogun sebebi ise çoğu kez, üstünlük kurma, nasılsa artık benim, ne istersem yaptırırım anlayış oluyor.

  • Kur’an’ın öngördüğü ideal aile -

Evli çiftler, sevdiği ve önem verdiği bir arkadaşına davrandığı gibi birbirine davranmadıkça, bir dostuna gösterdiği ilgiyi ve saygıyı kendi eşine de göstermedikçe, mevcut yara kolay kolay kapanmayacaktır.

Anlayışla yaklaşım

Eşler arası diyalogda mevcut sıkıntıların ortaya çıkmasının başlıca sebebi anlayışsızlıktır. Anlayışsızlık genellikle iki sebepten dolayı olur. Birincisi kişilerin farklı dünyalarda olduğu için ve farklı yerlerde durdukları için birbirini anlamakta zorluk çekerler. Bununda temel sebebi, evlenirken dikkat edilmesi gereken önemli bir konu olan denklik durumu göz önünde bulundurulmadan yapılan evliliktir. Bu tür evliliklerde birbirini anlamama ve anlayışsızlık çok olur.

İkinci durumdaki anlayışsızlık ise, çiftler birbirini gayet güzel anlar, ancak farklı beklentiler ve tahakküm kurma dürtüsüyle birbirlerini anlamıyormuş gibi rol yaparlar. Ve çoğu kez evliliklerinde huzursuzluk çıkartırlar. Çıkan bu huzursuzluk ise  evlilik kurumunu biraz daha kemirir.

Her şeyin bir doğrusu vardır. Evlilik kurumunun da doğru gidebilmesi içinse, eşlerin birbirini anlayışla karşılaması şarttır. Unutulmamalıdır ki, ortalama 25 yaşında evlenen çiftler, o yaşına gelinceye kadar belli bir hayat tarzı içinde yetişip büyümüşlerdir. Onlar üzerinde bizim tarzımıza uymadığını düşündüğümüz davranışlar var ise şayet, bu aynen karşı taraf içinde geçerlidir. Yani sizinde birçok davranışınız ona uygun değildir. Dolayısıyla ben gelmeden sen gel, ben değişmeden sen değiş, ben sana uyamam, sen bana uy düşüncesi, Rahmani değil nefsanîdir. Her iki tarafta bulunduğu yeri bırakıp, ortak bir noktada buluşmalıdır. İşte doğru olan anlayış budur. Anlayışla yaklaşımın temelinde ise karşı tarafa hak verme vardır. Eşine hak vermeyen hiçbir zaman haklı olamaz!

Saygıyla Yaklaşım

Saygı, karşı tarafa duyulan anlaşışla başlar. Eşine anlayışla yaklaşım mesabesini aşmış kişilerde, saygıyla yaklaşım durumu görülür. Kişi karşısındaki kişiye önem verdiği oranda ona saygı gösterir. Eşine gereken önemi vermeyen insanlar, doğal olarak da eşine saygıda göstermeyeceklerdir.

İnsanlara karşı yeterince saygı göstermeyen kişilerde aslında kendisine saygısı eksiktir. Kendisine saygısını yitirmiş insanlar doğal olarak eşine ve diğer insanlara da saygı göstermeyecektir. Bunun temel sebebi ise bencilliktir. Bencil insanlar yalnız kendini seven ve yalnız kendisine düşkün insanlardır. Onlardan saygı beklemek saflık olur. Bu tip insanların önce kendisine gelmesi ve toplumun içinde yaşadığını öğrenmesi gerekir. Ancak iyi bir terbiyeden geçtikten sonra bu kişilerden saygı beklenebilir.

Evlendikten sonra birbirine saygıyla yaklaşmayan çiftler, çoğunlukla gençlik ve çocukluk yılları sorunlu geçmiştir. İyi bir aile eğitimi ve terbiyesi almamış insanlar, çoğu kez saygıdan yoksun olarak büyür ve gelişirler. Bu onların ileriki yaşlarında uyumsuzluğunu da beraberinde getirir.

Bu olumsuz durumdan kurtulmanın yolu ise, kişilerin önce buna biraz kendini zorlamaları, ama önce bunun doğru olduğuna inanarak yapmaları gerekir. Önceden kazanılmamış olumlu bir durum, kişilerin ısrarı ve çabasıyla sonradan muhakkak kazanılabilir. İnsan yeter ki istesin!

Kur'an'ın öngördüğü ideal ailede, saygıyla yaklaşım asıldır. İnsanların evlenmiş olmaları, onların dışındaki başka insanlara gösteremeyeceği saygısız yaklaşımları, ev halkımıza göstermemizi meşru kılmaz. İnsanlar evlenince nedense eşine karşı istediği gibi davranabileceği kanaati oluşur. Bu da kesinlikle yanlıştır ve Rahmani değildir, nefsanîdir.

Sevgiyle Yaklaşım

Sevgi, sevdiğine kişinin kendisini vermesidir. Sevgi paylaşmaktır. Sevgi saygı duymaktır. Sevgi aile kurumunun harcıdır. Sevgi giderse o aile yıkılmaya mahkûmdur. Bu yüzden eşler birbirlerine sevgi beslemelidirler. Kur'an'i terbiye, "eşinizin bir yönünü beğenmiyorsanız, başka bir yönünü beğenebilirsiniz" der. Bu, insanın karşısındakini nasıl sevebileceğinin ilahi formülüdür.

Sevgi iki türlüdür. Birincisi nefsi sevgi, ikincisi ise kalbi sevgidir. Birincisinde kişi karşısındakini sadece nefsi (kendi) için sever. Bu sevgide etkili olan dış görünüştür. Ancak bu sevginin ömrü çok uzun olmaz. İkinci ve doğru olan sevgi ise kalbi sevgidir. Buradaki sevginin sebebi yalnızca nefsi değil, kalbi yani Rahmani'dir. Bu kişi, Efendimizin "Siz dindar olanı seçiniz" hadisini özümsemiştir.

Bu sevgide dış güzellik değil, iç güzellik önemlidir. Ömrü uzun olan sevgide işte bu sevgidir. Kalbi sevginin kaynağı Allah'(cc)tır. Kişinin birisiyle kalbi sevgiyle evlenebilmesi için önceden o kişide Allah(cc) sevgisinin yeşermiş olması gerekir.

Evliliğinde Kur'an'i bir aileyi kurmak isteyen kişiler mutlaka birbirlerine sevgiyle yaklaşmalıdırlar. Kalbi sevgi eşlerin el ele tutuşup Allah'(cc)a yürümelerini kolaylaştırır.

Sevginin doğru ayrıştırılmasının nasıl olabileceğini nasıl olabileceğini Hz. Ali'nin hayatından öğreniyoruz. Bir gün Efendimiz (sav), Hz. Ali'ye sorar der ki;

- Ya Ali Allah'ı seviyor musun?

- Evet, Ya Resulullah

- Peki, Beni seviyor musun?

- Evet, Ya Resulullah

- Peki, eşini seviyor musun?

- Evet, Ya Resulullah

- Peki, çocuklarını seviyor musun?

- Evet, Ya Resulullah

- Peki, bunların hepsini bir kalpte nasıl yapıyorsun? Diye sorunca, Hz. Ali bu beklemediği soru karşısında şaşırmış ve cevap verememişti. Bunu düşünmem gerek deyip oradan ayrılmıştı. Hz. Ali düşünceli bir şekilde dolaşırken eşi Hz. Fatıma annemiz düşünceli olduğunu fark edip kendisine sorarak, nedir bu hal ya Ali der. Eğer bu düşünceliliğin dünyevi kaygılardan dolayı ise sana yakışmaz bırak gitsin. Yok, bu halin, Rahman'i kaygılardan dolayı ise, anlat birlikte çözüm bulmaya çalışalım der.

Hz. Ali, Efendimizle geçen diyalogu bir bir Hz. Fatıma'ya anlatır. Hz. Fatma durumu öğrenince tebessüm eder. Hz. Ali'ye derki;

- Ya Ali babama git ve deki, kişi Allah'(cc)ı aklıyla ve ruhuyla sever, Peygamberimizi (sav) kalbiyle sever, eşini nefsiyle sever, çocuklarını ise şefkatiyle sever.

Hz. Ali aldığı bu cevap karşısında memnun olur ve hemen Efendimizin yanına gelir. Hz. Fatıma annemizden öğrendiklerini efendimize anlatır. Efendimiz cevabı alınca tebessüm eder. Ve der ki ya Ali bu bana getirdiğin gül, nübüvvet ağacından koparılmıştır. Bu hadise bize sevginin nasıl olacağını gösterir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 19.03.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: Abdülhamit Kahraman / Türkiye
  • tags Etiketler: aile, islam, müslüman, anne, baba, resulullah, sevgi, saygı,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Aile Hayat

    1. Çocuklarda okul fobisi
    2. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    5. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    6. Gençlerde çatışma
    7. Çalışan kadınlar
    8. "Sentetik şeker beyne zarar verebilir"
    9. Cinselliği tetikliyor
    10. Abdurrahman Bin Avf
  • Diğer

    1. "Türkiye'de doğum yapan iki kadından biri sezaryen yaptırıyor"
    2. Niyâzî-i Mısrî'nin Limni'deki mezarını ve tekkesini kurtarma umudu
    3. Sudan, Güney Sudan'ı BM Güvenlik Konseyi'ne şikayet etti
    4. Şam yönetimi, katliamla ilgili her türlü sorumluluğu reddetti
    5. Burhan Apaydın: "27 Mayıs, bir eşkıya hareketidir"
    6. Görsel kirlilik, resimlerle kapatılacak
    7. İran'da 9. Dönem Meclis'i göreve başladı
    8. Terör örgütü, kaçırdığı 10 köylü serbest bıraktı
    9. Börek festivaline büyük ilgi
    10. "Yeraltından su çekerek depremleri durduralım" önerisi
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    5. Fetih namazı
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    8. İktidarda figüran çatlağı
    9. Şok Detay
    10. Regaip Geceniz mübarek olsun
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Zamma toplu savunma!
    6. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    7. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    8. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    9. Mourinho, İstanbul'a geliyor
    10. Fenerbahçe'den 5 ayda 27 şampiyonluk
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek