Peygamberimiz namaza duruyordu. Yanında küçük bir çocuk vardı. Peygamberimize saygısızlık olmasın diye epeyce gerisinde durmuştu. Peygamberimiz imam, kendisi de cemaat olacak, birlikte namaz kılacaklardı. Peygamberimiz hafifçe saçından tutarak sağına çekti. Böylece cemaat tek kişi olunca imamın hemen sağında durmasını hatırlattı.
İşte bu genç Peygamberimizin amcası Abbas'ın oğlu Abdullah'tı. Abdullah bu sıralarda on-on bir yaşlarında bulunuyordu. Peygamberimizin Medine'ye hicretinden bir sene önce Mekke'de dünyaya gelmişti.
Küçük yaşta bulunmasına rağmen, zeki, efendi ve çalışkan bir genç olduğundan Peygamberimiz kendisine özel bir alaka duyuyordu. Peygamberimizi hanımı Hz. Meymune teyzesi olduğundan, Peygamberimizin evine rahatlıkla girip çıkabiliyordu.
Peygamberimiz Hz. Abdullah'ı yetiştiriyor, terbiye ediyor, her seferinde yeni bir şey öğretiyordu. Zaten Peygamberimizin onu eğitmesi yeni doğduğu günlerde başlamıştı Abdullah dünyaya gelince, babası aldı onu Peygamberimize götürdü. Peygamberimiz küçük Abdullah'ı kucağına aldı. Ağzına bir parça hurma ezmesi koydu ve sonra şu duayı yaptı:
"Allah'ım, onu din ilminde üstün kıl ve kitabını öğret."
Abdullah bu dua bereketiyle artık ilim yolunun meraklı bir yolcusu oldu. Hocası ve öğretmeni Peygamberimizdi. İlk dini eğitimi, bilgiyi ve tatbikatı bizzat Peygamberimizden öğrendi.
Abdullah bazen geceleri de Peygamberimizle birlikte kalır ve ibadet ederdi. Yine bir gece kalmıştı. Peygamberimizin abdest suyunu hazırladı. Abdest alışını seyretti. Böylece abdesti Peygamberimizden görerek öğrendi. Daha sonra namaz kılışına da dikkat etti. Eksiksiz olarak namazı da öğrendi.
Bu çalışkan talebesine iltifatta bulunan Peygamberimiz zaman zaman dua ederek manen desteklerdi. Peygamberimizin duası hemen kabul olurdu.
Çünkü Allah onun isteklerini geri çevirmez, hemen verirdi. Bir gün elini Abdullah'ın göğsüne koyarak şöyle dua etti:
"Allah'ım insanoğluna ihsan ettiğin her ilim ve her hikmet bu güzel göğüste toplansın."
Abdullah okumaya, yazmaya ve her gün yeni yeni şeyler öğrenmeye çok merak sarmıştı. 13 yaşına geldiğinde Kur'an'ın büyük bir kısmını ezerine almıştı. 15 yaşına gelince de Kur'an-ı Kerim'in tamamını hafızasına aldı.
Peygamberimiz dünyasını değiştiğinde Abdullah 13 yaşındaydı. Bu kadar genç yaşta olmasına rağmen Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali gibi Sahabilerin, büyüklerinin yer aldığı ilim meclislerine katılırdı. Onlardan istifade eder. Bir mesele olunca kendisinin de görüşü alınırdı.
Tefsir, hadis ve fıkıh gibi dini ilimlerde parmakla gösteriliyordu. Sahabiler kendisine "Kur'an tercümanı, hadis denizi" diyorlardı.
Hz. Abdullah Halife Hz. Osman döneminde dini hususlarda kendisine yöneltilen sorulara cevap veriyor, Müslümanların dini meselelerini hallediyordu.
Hz. Abdullah Kur'an tefsiri hususunda en güvenilir kaynaktı. Bugün birçok ayet ve sure onun verdiği bilgilere göre açıklanmaktadır.
68 sene ömür süren Hz. Abdullah geride yetişmiş birçok alim bıraktı. Onun yetiştirdiği talebeler İslami ilimlerin gelişmesine büyük yardım etti. Allah ondan razı olsun.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



