milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

27 MAY 2012 PAZ
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • "TÜRKİYE'DE DOĞUM YAPAN İKİ KADINDAN BİRİ SEZARYEN YAPTIRIYOR"
  • NİYÂZÎ-İ MISRÎ'NİN LİMNİ'DEKİ MEZARINI VE TEKKESİNİ KURTARMA UMUDU
  • SUDAN, GÜNEY SUDAN'I BM GÜVENLİK KONSEYİ'NE ŞİKAYET ETTİ
  • ŞAM YÖNETİMİ, KATLİAMLA İLGİLİ HER TÜRLÜ SORUMLULUĞU REDDETTİ
  • BURHAN APAYDIN: "27 MAYIS, BİR EŞKIYA HAREKETİDİR"
  • GÖRSEL KİRLİLİK, RESİMLERLE KAPATILACAK

Kur'an ortak değerdir

13 OCAK 2012
CUM 03:25

[-] Normal [+]
  • Haber
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

"Batsın bu dünya, bitsin bu rüya / Ağlatıp da gülene, yazıklar olsun / Dolmamış çileler, yaşanmamış dertler / Hasret çeken gönül, benim mi olsun" sözleriyle başlayan meşhur şarkının müzisyeni Orhan Gencebay, 1970'li yıllarda ilk çıkışını yapmış Türk Arabesk Müziği'nin en güçlü üç temsilcisinden biridir.

  • Kur'an ortak değerdir -

Arabesk müziği aşağılamaya çalışan Batı hayranı bazı müzisyenlerin aksine Gencebay, bu toprakların kültürüne bağlı, bu ülkenin değerlerini bilen, o değerleri müziğine yansıtmış büyük bir müzisyendir. Arabesk müzik, Arap ezgilerinin Türk ezgileriyle karışımından özgün bir sentez yapılarak oluşturulmuş bir müzik türüdür. Türkiye arabesk müziği ilk defa Orhan Gencebay'la tanımıştır. Diğer üç usta Gencebay'dan sonra gelir. İlk söylendiği günden bugüne dillerden düşmeyen Batsın Bu Dünya şarkısı büyük halk kitlelerince dinlenmiş, söz konusu şarkı, çok az sanatçıya nasip olan büyük bir değere yükseltmiştir Gencebay'ı. En önemlisi de, Orhan Gencebay şarkıları gönüllere girmiştir. Değerli sanatçı Orhan Gencebay ile Nedim Odabaş söyleşti. Gencebay, müzik konusundaki görüşlerinden hacca gitme isteğine, müzik sektöründen internete kadar birçok konudaki düşüncesini Odabaş'la paylaştı. İşte, Nedim Odabaş'ın Orhan Gencebay'la yaptığı söyleşi.

Öncelikle sektör sorunlarından bahsetmek istiyorum. Sektördeki içinden çıkılmaz, katlanarak büyüyen sorunlar dolayısıyla büyük bir yozlaşma var. Sektör çökme aşamasına geldi. Siz bu konuda çalışmalar yapıyorsunuz. Bu çalışmalar hangi aşamadadır?

Bu sorunu birkaç başlıkla ele almak gerekir. Birincisi sektörün içinde bulunduğu durumun ne olduğunu anlamamız lazım. Bu durum bizim müzikalitemizi etkileyecek, sanatı etkileyecek, bizi daha iyi yerlere götürecek veya götüremeyecek. Sektörün şu andaki durumu iyi değil, son derece kötü. Hatta çöktü. Sektörün içinde uzun zamandır süren bir korsanlık vardı. Bu korsanlık fiziki anlamdaki mekanik alandaki korsanlık. Kaset, CD gibi aygıtların satışlarının son derece düşmesiyle ilgili. Mesela, Türkiye'nin potansiyeli albüm ve CD olarak, satılması gereken rakam 250 ile 300 milyon arasında olması gerekirdi. Bunu neye göre hesaplıyoruz? Gelişmiş ülkelerde Almanya'da 250 ile 300 milyon arasındaydı, korsan olmadan önce.

Bizde o nüfusa haiz olduğumuz için böyle diyebiliriz. Bu satış olağanüstü bir darbe yedi. Bu satışlar olsaydı, geri dönecek olan bu rakamlar, yatırımlar yeni yapıtların, yeni ürünlerin ve sanatın korunmasında, gelişmesinde büyük rol oynayacaktı. Kaset, albüm çeşidi olarak yatırımlar en düşük seviyesindedir. Mekanik alandaki korsanlık birinci darbeyi vurmuş. Arkasından muhteşem güzellik olan muhteşem bela internet gelmiş. Fevkalade bir şey ama beraberinde korsanlığı getiriyor. İnternetten insanlarımız kolayca her şeyi indiriyor. Bu ne anlama geliyor? Bunu indiren kolayca istediğini indiriyor, aynı zamanda birbirleriyle paylaşma da yapabiliyor. Bu arada ne oluyor? Sektörün içinde ne kadar emek verilmişse eser için, yorumcu için, yapımcı için, yatırım yapılmışsa maddi ve manevi, maalesef bunu kesinlikle engelliyorlar. Çünkü geri dönüşü olmadan indirilmektedir. 300 milyon olması gereken albüm satışı 6 milyona düşmüştür.

Şu andaki resmi rakamlar, bu kadar bir albüm satışını mı ortaya koyuyor?

Elbette... 5-6 milyon satış var, o kadar. Bandrol 8 milyon olabilir, ama biz ona bakmıyoruz. Ne gelecek geriye? Hiçbir şey. Geçen yıl 1150 çeşit albüm yapılmış. Müzikalitesi tartışılır. Bunun 100-150 tanesinin müzikalitesini iyi olarak kabul edebiliriz, 1000 tanesinin iyi olduğunu söyleyemeyiz. Bu son derece düşük bir seviyedir. Buna mukabil, kendimizi biraz da test etmek için başka ülkelerin rakamlarını vermek istiyoruz. İngiltere'de de korsanlık var, ama burada 26 bin albüm yapılmış, Amerika'da 33 bin tane yapılmış. Eser kullanımına baktığımızda, biz 11 bin 500 tane eser koymuşuz. Her albümde 10 tane şarkı, türkü olduğunu düşünürsek, 10'la çarparsak, 11 bin 500 tane eser koymuşuz. Bana göre bunların yarısı da eski eserdir. Bu da camianın çok kötü durumda olduğunun bir delilidir. Üreten yok... Geleceğe dönük vahim bir durum. İngiltere'de 260 bin eser kullanılmış, Amerika'da 330 bin eser kullanılmış. Aradaki farka bakar mısınız? Kötü olan korsan, hırsızlık. Dolayısıyla ne oldu? İnsanlar çekilmeye başladılar. Siz bakmayın 40-50 tane sanatçının göz önünde olmasına. Onlar genelde sahnelerden para kazanıyorlar. 40-50 yorumcu sanatçının iyi olması, Türkiye'nin sanatının, sanatçısının iyi olduğu anlamına gelmiyor.

Korsan ve telif noktasında hükümetin attığı adımlar bir sonuç getirdi mi?

2004 yılında bir yasa çıkmıştı Erkan Mumcu döneminde. Fikir ve sanat eserleri yasamız, 5846 sayılı yasamız, daha pekişerek çıkmıştı. Biz de bu yasanın çıkmasında fikirlerimizle, tecrübelerimizle rol oynamıştık. Daha sonra Ankara'ya da gitmiştik, bazı sorunlarımızı anlatmak için. Hükümetimizin yaklaşımı bizi son derece memnun etmişti. Yaklaşımlar baştan beri yapıcı ve olumluydu, bu bizi motive ediyordu, güç veriyordu. Fakat internet 7-8 yıl önce böylesine yaygın kullanılmıyordu. Şimdi farklı bir yere geldi. Korsan vardı, ama emniyet güçleri çok iyi çalıştı bu süreç içinde. İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri, kendilerine teşekkür ediyoruz, son derece iyi çalıştı. Zaman zaman görmüşsünüzdür neticeleri. Fakat onların da yasayla bağlantılı olarak bazı durumlarda çaresiz kaldığı yerler de olabiliyor. Onlar fiziki korsanlığın üzerine gittiler ve çok fazla materyal ele geçirdiler. Ama uygulamalardaki bazı olumsuz diyebileceğim, değiştirmemiz gereken bazı yönler var. Bu noktada güvenlik güçlerinden de öneriler aldık. Biz de bu önerileri yeni projemizin içine yerleştireceğiz. Bir yerlerde eksiklikler var, yapılması gerekenler var. Emniyetimiz çalıştı, hükümetimiz bize yardımcı oldu buna rağmen sorun çözülmedi. Neden? Çünkü internet bizim en büyük muhteşem belamız. İnternet dünyanın baş belası. Sanırım uzak olmayan zamanlarda bütün dünya bunu bir çözüme sokacak. İnsan hakkının çok büyük gaspı var. Emek hakkı var. İnternet yeni bir olgu. Bu yeni olgu, nice ocaklar söndürür durumda. Bunu düzeltmek de hükümetlere düşüyor. Korsan yüzünden oluşan kayıplar, telif alanında olan kayıplar. Nedir bu telif? Bir müessesede, bir ticarethanede, otel olur, motel olur, radyo olur, tv olur, mağaza olur, ticaret yapılırken ticarete katkıda bulunan hangi unsurlar varsa, o unsurların ticarette bir payı vardır. Diyelim ki bir radyo yayın yaparken, orada müzik kullanıyorsa, telifini ödemesi gerekir. Teması müzik olan hangi kurum olursa olsun telifini ödeyecek. Telif hakkı sadece müzik alanında yok. Diyelim ki bir bilim adamı bir ilaç buldu, bir bilim adamı bir motor buldu. Ekonomik gelişmenin temeli, patentlerdir, teliflerdir; fikirlerdir, duygulardır. Bütün dünyada patent hakkı ve telif hakkı uygulanıyor. Bu ekonomilere de olumlu şekilde yansıyor. Gelişmiş ülkelerin gelişmişliğinde birinci derecede bu yatıyor. İnsan hakkına saygılı olmayan birisi gelişmiş olması mümkün değildir. İnsan hakkına saygılı olmak birinci gelişmişlik göstergesidir. Yaradan ne diyor, Allah diyor ki; "Bana kul hakkıyla gelmeyin"... Bu kul hakkıdır işte, emek hakkıdır. Bu hayati öneme sahiptir. İnsan üç şeyle üretir. Bedeniyle, aklıyla, duygusuyla. Bu üreten insan, bedeninin ürettiğinin hakkını almazsa yaşayamaz. Aklının ve duygusunun ürettiği şeyin hakkını alacak ki yaşayacak.

Sanatınızdaki arayışı sormak istiyorum. Türkiye'yi bambaşka bir müzik türüyle tanıştırdınız. Siz sanatınızdaki arayışınızı hangi kategoriye sokuyorsunuz?

Ben serbest çalışmalar dedim buna, bazıları arabesk dedi. Arabesk saygın bir kavramdır. Eski Mısır'dan İslamiyet öncesinde yayılan bir kavramdır. Daha sonra İslamiyet dönemi geliyor. İslami değerler Müslüman olan herkes tarafından kullanılmaktadır. Biz de İslam'ız, Arap da İslam, Balkanlar da, Ortadoğu coğrafyasında herkes İslam değerlerini kullanır. Nereye giderseniz gidin, Kur'an ona bağlı olarak ezan bu coğrafyalarda ortak değerdir, ortak paydamızdır. Bu bize de müzikte aynı şekilde yansımıştır. Bu kültürün İslam kültürüne, bilgisine, duygusuna en çok kim katkıda bulunmuştur? İnanıyorum ki, bizim Osmanlı döneminde, atalarımız çok önemli katkıda bulunmuşlardır. Türk Sanat Müziği'nde 40'a yakın form vardır, bunun 16-17 tanesi tasavvuftur, dini formdur. Geri kalanı güncel formlardır. İç içe girmiştir. Biz geleneğimizde, hem dini eserleri çok iyi icra edeni takdirle karşılarız. Bizim öncelikle kendi değerlerimizi bilmemiz lazım. Halk müziğimiz, sanat müziğimizin çeşitli formları ve tabii ki İslam kültürü bizde son derece etkili, tasavvufun özü zaten bu. İslam olmayan kişilerin de bu çevrede oluşturduğu örnekler var. Gayri Müslim olsun, yabancılar olsun onlar da Osmanlı döneminde, korunmuş, geliştirilmiş, yayılmış. Adriyatik'ten Çin'e kadar büyümüş bizim kültürümüz. Çok geniş başlıklarımız var. Ben tüm bunları 6 yaşından beri hatmetmeye çalışan biri olarak serbestçe çalışıyorum.

Siz serbest çalışmalar dediniz ama Türkiye'de kendisini müzik konusunda söz söyleme ehliyetine sahip gören bazı müzisyenler sizin çalışmalarınıza burun kıvırdılar?

Olumsuz bir arabesk yaftası yapıştırdılar.

Evet. Hatta geçtiğimiz günlerde ismini söylemeyeceğimiz Batı Müziği enstrümantalisti yine size sataştı?

Bizim müziğimiz üzerinden prim yapmaya çalışan bir taife bunlar. Ben 6 yaşımdan beri şuna inanıyorum, bizim değerlerimizin daha ileriye gitmesi lazım. Bizdeki malzeme, dünyada en üst düzeye çıkarabileceğimiz, eşsiz bir kumaşa sahip olan malzeme. Bunu analiz etmemiz lazım. Bazı kişiler Batılılaşma sevdasıyla çok yanlış işler yapıyorlar. Bence çağdaşlaşmaktır asıl olan. Fakat Batı muhteşem şeyler yaptı. Batı'nın geldiği nokta çok harika, o polifonik sistem muhteşem. Ama tek gelinecek yer orası değil. Batı'nın geldiği yer muhteşem, ama başka muhteşem yerler de var. Bizim kültürümüzün içinde varolan değerlerimizin içinde analizlerimizi yaparsak, biz Batı'yı sollayabilecek malzemeye sahibiz. Yarış yapmıyoruz aslında da. Ama biz bunu geliştirmeliyiz. Geliştirme hepimizin gurur duyacağı çalışmalar olacak. Bunu yapabilmek için özgür olmak lazım, özgür bir kafaya, zihne, duyguya sahip olmak lazım. Özgünlüğü oluşturabilmek için özgür olmak lazım. Ve bunları yapmak için bilmek lazım. Ben demiyorum ki her şeyi biliyorum, ama ben çok şeyi biliyorum. Dolayısıyla benim yaptığım çalışmalar duyguyladır ve bilgiyledir. Kesinlikle rasgele çalışmalar değildir. Bana laf söyleyen arkadaşlar, bu ülkede gereği kadar popüler olmadıkları için, bizi kullanmaya kalkışmaktadırlar. Popüler olmak için bizi diline dolayarak, çamur atarak kendilerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Biz kötü söz söylemeyiz, onların oyunlarına da gelmeyiz. Biz onlara cevabı verdik.

Herkes Orhan Gencebay dinler, Orhan Gencebay kimleri dinler?

Orhan Gencebay müzik adamıdır. Güzel olan her müziği dinler. İyi emek verilmiş, iyi, güzel ve özel ilhamların oluşturduğu tüm yapıları dinler. Bunlar genelde nerededir? Saflıktadır...

Türk Halk Müziği'nden veya Türk Sanat Müziği'nden birkaç örnek verin desek?

Mesela, Türk Halk Müziği'nden tabii ki Neşet Ertaş. Neşet Ertaş bir efsanedir. Onun babası Muharrem Ertaş. Çekiç Ali, Hacı Taşan, Osman Pehlivan'dan Sarı Dursun'lara varıncaya kadar. Bayram Arıcı. Bayram Arıcı bana bağlama zevkini aşılayan kişidir. Orhan Gencebay bu değerlerin değerlerini son derece iyi bilir. Bunlarla büyüdü... Türk Sanat Müziği'nde Itri beni son derece etkiler, Dede Efendi, Hacı Arif Bey, Münir Nurettin, Selahattin Pınar, Sadettin Kaynak, Şekip Ayhan Özışık, Avni Anıl. Bizde çok büyük değerler var. Geçende mesela, Piyale Paşa camiindeydik. Sayın Başbakanımız orada Mülk suresini okudu. Uşşak makamında ve Acem göstergeleriyle okudu. Tarifini yapıyorum. Bu bilgidir... Çok düzgün bir şekilde kıraat etti. O sırada Piyale Paşa Camii imamı yanımdaydı. Yine, bazı imamlar kıraat ettiler. Bir imam Kur'an okudu ki, ben hayatımda bu kadar güzel seslere basan, bu kadar güzel geçkilere sahip bu kadar duygulu insan çok az gördüm. Muazzam bir şeydi. Heyecanlandım. Benim bu halimi Piyale Paşa Camii imamı da gördü. Kendisine sordum, "Kim bu arkadaş?".  Dedi ki, "Eyüp Sultan Cami'nin birinci imamı"... Ya ne güzel bir yorum bu dedim, harika dedim. Nasıl etkilendiğimi söylemek istiyorum. Bu bir bilgidir, duygudur. Sevginin en üst zirvesidir bu, bu icraatı herkes yapamaz. Bir müzik adamı olarak yorumluyorum, bir insanın sesini böylesine güzel ve etkileyici biçimde kullanması kolay bulunabilecek bir şey değildir.

Orhan Gencebay'ı en iyi tarif eden 5 Orhan Gencebay bestesini seçin diye sorsak?

Biraz zor bir soru sordun. Hep araştırmayla gittiğimiz için. Ben daha fazlasını söylemek isterim. Son albümümüzde yaptığımız enstrümantal bir parçamız var. Diriliş.... Etrüskler, o benim müzikal serüvenimin dönüm noktalarından birisidir. En önde olan, daha nice şeyler yapacağız. Diriliş, enstrümantal olarak 6.5 dakikadır. Aynı zamanda Kazak Dolmasıyla başlar, bir kültürün ifadesi. Dünyadır birinci vatan, ama doğduğumuz topraklar benim sahip çıkacağım yerdir, vatandır. Benim vatanım, Türkiye'dir. Ben bunu anlamışımdır. Türk kültürünü yaptım. Türk kültürü Orta Asya'dan itibaren geldi, nerelere yayıldı, nereler etkilendi, bunu anlatmak için böyle bir eser yaptım. Batsın bu dünya diyoruz... Daha iyi ve daha adil bir dünya için, mutlu bir dünya için ve olumsuzu batırıp, yenisini korumak, güzelliğe kavuşmak için bunu istiyoruz. Yoksa fiziki olarak dünyayı batırmak, ne buna gücümüz yeter, ne de böyle bir isteğimiz var. Biz Yaradan'a inanan biriyiz. Yaradan ne yarattıysa en güzelini yaratmıştır, bozmak biz insanlara mahsustur. Bizlerin kurduğu sistemler, içinde bulunduğumuz doktrin bozuk, bunu daha iyi hale getirebiliriz. Dil Yarası mesela.... Mesajı üstünde. Dilimizi iyi korursak, dostluklar pekişir, iyi hale gelir. Her şey güzel olur. Kendimizi ifade ediyoruz. Gelin birlik olalım diyoruz. Bir Teselli Ver diyoruz. Gönül Dağı diyoruz. Ben çok eser sayabilirim.

Daha önceki röportajımızda kalp ameliyatınızdan sonra "daha çok şükrediyorum" demiştiniz. Hiç umreye gittiniz mi, hacca gitmeyi düşünüyor musunuz?

Düşünüyorum tabi. Gitmedim ama gitmeyi düşünüyorum. Çünkü orası hem İslamiyet'in mukaddes merkezi, hem de insanlığın merkezi. Orası binlerce yıldır gelen bir insanlık hatırası. Oraya gitmemek olmaz. Herkesin oraya gitmesi lazım, o saygıyı göstermesi lazım. Kabe'yi kuran Hz. İbrahim (a.s)'dir. Atalarımız oraya en güzel saygıyı göstermişler. Sağlığımız müsaade ederse, İnşallah gitmeyi düşünüyorum.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Haber bölümü’nde 13.01.2012 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: Nedim Odabaş / Türkiye
  • tags Etiketler: kur'an, ortak, değerdir,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Haber

    1. "Türkiye'de doğum yapan iki kadından biri sezaryen yaptırıyor"
    2. Niyâzî-i Mısrî'nin Limni'deki mezarını ve tekkesini kurtarma umudu
    3. Burhan Apaydın: "27 Mayıs, bir eşkıya hareketidir"
    4. Görsel kirlilik, resimlerle kapatılacak
    5. Terör örgütü, kaçırdığı 10 köylü serbest bıraktı
    6. Börek festivaline büyük ilgi
    7. "Yeraltından su çekerek depremleri durduralım" önerisi
    8. Alabalık üreticileri "ayı nöbeti" tutuyor
    9. ''Kentsel Yoksulluk'' araştırması
    10. Civanperçemi ve atkuyruğunun kanserli hücrelere etkisi
  • Diğer

    1. Sudan, Güney Sudan'ı BM Güvenlik Konseyi'ne şikayet etti
    2. Şam yönetimi, katliamla ilgili her türlü sorumluluğu reddetti
    3. İran'da 9. Dönem Meclis'i göreve başladı
    4. Bayraktar: "Tarımda, alan küçüldü, verim arttı"
    5. Afrika'da akıl hastalarının çaresizliği
    6. "Hule katliamı" Arap Birliği acil toplanacak
    7. Afgan yetkililer: "NATO hava saldırısında 8 sivil öldü"
    8. Fetih namazı
    9. Fethimiz mübarek olsun!
    10. Fethin erleri hocasıyla buluştu
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    5. Fetih namazı
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    8. İktidarda figüran çatlağı
    9. Şok Detay
    10. Regaip Geceniz mübarek olsun
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Zamma toplu savunma!
    6. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    7. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    8. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    9. Mourinho, İstanbul'a geliyor
    10. Fenerbahçe'den 5 ayda 27 şampiyonluk
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek