Timeturk.com genel yayın yönetmeni, Turan Kışlakçı ile Seyyid Mevdudi'yi konuştuk. Seyyid Mevdudi'yi... Yani henüz çocukluk yaşlarından sakalları ağarmış bir ihtiyar oluncaya kadar ömrünün her saniyesini Kur'an'ın hizmetine adamış bir âlimi... Onlarca telif eser bırakmış, yıllarca çile çekmiş ümmetin yüz akı bir siyasi lideri...
Eserleri Uzak Doğu'dan Asya'ya, Avrupa'dan Amerika'ya kadar yayılan ve onlarca dile tercüme edilen bir âlimden söz ediyoruz. Kimdir Mevdudi? Onu bu kadar önemli kılan ayırıcı vasfı nedir?
Üstad Mevdudi 20. yüzyıla damgasını vurmuş önemli Müslüman mütefekkir ve âlimlerden biridir. 25 Eylül 1903 yılında dünyaya gelen Mevdudi, baba tarafında soyu Hz. Peygambere (sav) uzanmaktadır. Bundan dolayı kendisine "seyyid" denmektedir. Anne tarafından da tanınmış bir "Türk" kabilesine mensuptur. Küçük yaşta yazarlığa başlayan Mevdudi, kalemi ve sözüyle hep Müslümanların kurtuluşu için çırpınmıştır. 15 yaşında kaleme aldığı "İslam'da Savaş Hukuku" adlı eseri Hint alt kıtasında büyük yankı uyandırmıştır. Ünlü İslam şairi Muhammed İkbal bu kitabın basımını üstlenmiş ve herkese bu kitabın okunmasını salık vermiştir.
Mevdudi, 19 ve 20. yüzyılda sömürgecilik, batı, emperyalizm, sosyalizm ve kapitalizm karşısında yenik düşen ümmete İslam'ın nasıl çağlar üstü bir nizam olduğunu çarpıcı bir şekilde göstermiştir.
İslam'ı bir dünya görüşü ve bir hayat nizamı olarak ele alan Mevdudi, hemen her sahada eser telif etmiş, İslam'ı bütün yönleriyle anlatmaya gayret sarf etmiştir. Özel hayatıyla da davetinin sözde kalmadığını ortaya koymuştur. İslam'ın geçmişteki ve şimdiki tüm hakiki âlimleri gibi kendini bu işe adamış, korkusuz ve ahlak timsali bir kişi olarak yaşamıştır.
Ben soracaktım, siz kısmen söylemiş oldunuz. Mevdudi, ciddi yankılar uyandıran ilk kitabını henüz 15 yaşında yazmaya başlıyor. Yayımlanmasından sonra Muhammed İkbal, kitabı içtenlikle övüyor. Mevdudi nasıl bir eğitim aldı ki henüz 15 yaşında iken, İkbal'in bile takdirini kazanacak bir kitap yazabildi?
Ebu'l Ala Mevdudi küçük yaşta babasının yardımıyla evlerinde bölgenin en iyi hocalarından aldığı derslerle yetişti. Babası her alanda uzman hocaları Mevdudi'ye ders vermeleri için özenle seçmişti. Evde aldığı özel eğitim sayesinde daha küçük yaşta üniversite öğrencileri ile yarışacak düzeye gelmişti. Ailesi bu zeki çocuğa nazar değmesinden korktuğu için fazla dışarı çıkarmıyordu. Farsça, Urduca, Arapça, tarih ve edebiyat derslerinin yanı sıra yaşadığı şehrin en iyi âlimlerinden tefsir, fıkıh, hadis ve kelam üzerine dersler almıştı. Daha on bir yaşında iken Mısırlı ünlü düşünür Kasım Emin'in "el-Mer'etü'l Cedide" (Modern Kadın) isimli eserini Arapça'dan Urduca'ya çevirmişti. 20'li yaşlarda iken Molla Sadra'nın "el-Esfarü'l Erbaa"sını Urducaya tercüme edilmesine yardım etti. Mevdudi alt kıtanın ünlü Diobend âlimlerinden hadis ve fıkıh alanında "âlimlik" icazeti de almıştır. İşte Üstad Mevdudi'nin küçük yaşta aldığı temeli sağlam eğitim ve başarısı, ona, alleme İkbal başta olmak üzere birçok âlimin takdirini kazanma imkânı tanımıştır.
Cemaat-i İslami'den söz edelim biraz. Bildiğim kadarıyla Cemaat'in kuruluşunu ve mücadelesini detaylarıyla ele alan yeteri kadar Türkçe çalışma yok. Cemaat ve özellikle Mevdudi, neyi öngörüyordu? Peşinde oldukları, nasıl bir devlet modeliydi?
19. yüzyılın en önemli hareketlerinden biri olan "Hilafet Hareketi" içinde yer alan Mevdudi, Hilafet'in inkırazıyla birlikte dağılmış olan İslam ümmetini bir araya getirmek için bir şeyler yapılması gerektiğini hissediyordu. Önce allame Muhammed İkbal ile bir girişimleri oldu ancak İkbal bir müddet sonra hakkın rahmetine kavuşunca başlatmış oldukları iş yarım kaldı. Daha sonra Mevdudi, Hind alt kıtasındaki âlimlere "Tercümanü'l Kur'an" dergisinde seslenerek ümmetin acil örnek bir "cemaate" ihtiyacı olduğunu yazdı.
26 Ağustos 1941 yılında Lahor'da bir araya gelen alt kıtadaki başta Menazir Ahsen Gilani, Seyyid Süleyman Nedvi, Ebu'l Hasan Nedvi, Vahiduddin Han, Emin Ahsen Islahi ve Mevlana Ahmed Said olmak üzere 75 âlim ve düşünür "Cemaati İslami"yi kurdu. Bu ünlü İslam âlimleri aralarında yaşça en küçükleri Mevdudi olmasına rağmen onu cemaatin lideri olarak seçtiler.
Cemaati İslami'nin amaçları şu dört noktada toplandı:
1) İlahi değerler ve prensipler ışığında insan düşüncesini yeniden şekillendirmek.
2) Ferdin ıslahı.
3) Toplumun bütün kurumlarını ıslah etmek.
4) Devlet sisteminin ıslahı yani ilahi nizamın tesisi.
Üstad Mevdudi kaleme aldığı "İslam'da Hükümet", "İslam Nizamı" ve "İslam Ekonomisi" kitaplarıyla modern çağda 'İslam Devleti'nin nasıl olması gerektiğini ortaya koyuyordu. Mevdudi'nin bu kitapları tüm çağdaş İslami hareketler için birer klasik kitap haline geldi.
'Mevdudi, hadis inkârcılarıyla mücadele etmiştir'
Seyyid Mevdudi, Türkiye'de de olan, bazı çevreler tarafından 'sünneti kabul etmediği' ya da 'hafifsediği' gibi iddialarla eleştirilere tabi tutulmuştu. Bu soruyu 'Sünnetin Anayasal Konumu' kitabını da göz önünde bulundurarak cevaplarsanız neler söylersiniz?
Seyyid Mevdudi'nin "Sünneti kabul etmediği" ya da "hafifsediği" iddiaları ona yapılmış en büyük hakaret, bühtan ve iftiradır. Hint alt kıtası başta olmak üzere İslam dünyasında sünneti en iyi şekilde müdafaa etmiş ve hadis inkârcıları kalemi ile mücadele edip onların tüm iddialarını yerle bir eden birine bu tür iftiralarda bulunanları yüce Allah'a emanet etmek gerek. "Tercümanü'l Kur'an" adlı dergisinde hadis münkirlerine reddiye veren Mevdudi'nin makaleleri daha sonra "Sünnetin Anayasal Konumu" adıyla neşredildi. Bu eser birçok dilde olmak üzere yüzlerce kez tabedildi.
Ayrıca bazı İslam düşmanları Mevdudi'nin İslam dünyasındaki etkisin kırmak için onun "kaza ve kader"e inanmadığı iftirasında bulunmuşlardır. Hâlbuki üstadın "Kaza ve Cebr" adında bir kitabı vardır ve bu kitabında kaza ve kadere imanın önemini çok iyi anlatmaktadır. Mevdudi, gençler, yeni Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar için kaleme aldığı kitaplarında kaza ve kader'e imanı bazı Maturidi imamları gibi insanların zihninde sorular oluşmasın ve daha kolay anlaşılır olsun diye Allah'a imanın içinde zikretmiştir.
'Mevdudi tasavvufa karşı değildi'
Yaygın bir yanlış anlaşılmayı çözmek için çok net soruyorum: Mevdudi, iddia edildiği gibi tasavvufa karşı mıydı?
Üstad Mevdudi tasavvufa genel anlamıyla karşı değildi. Karşı olduğu şey sonradan İslam'ın zühd ve takva müessesine eklemlenen bidatler ve hurafelerdi. Mevdudi'nin dedeleri Çiştiyye Tarikatı'nın kurucularıdır. Bundan dolayı kendisi de bu halkanın bir üyesiydi. Onun geçmişindeki bu tasavvufi bağı bilen Hint alt kıtasındaki bazı insanlar ona gelip dua isterdi. Mevdudi'nin "İslam'da İhya Hareketleri" adlı kitabını incelediğinizde onun, İmam Gazali, İmam Rabbani ve Şah Veliyullah Dihlevi gibi tasavvufla yoğrulmuş İslam âlimlerini müceddid olarak gördüğünü görürsünüz.
'Batı, İslam dünyası ile diyalog kurmak istiyorsa ikiyüzlülüğü bırakmalı'
Mevdudi ile Papa 6. Paul arasında bir çeşit 'iletişim denemeleri' olduğunu biliyoruz. Bunu 'diyalog' olarak adlandıranlar da var. Mevdudi'nin Papa ile yaptığı mektuplaşmalar, bugünkü diyalog hareketlerinin neresinde duruyor? Mevdudi'yi iyi bilen birisi olduğunuz için soruyorum; Mevdudi'nin mektupları ile 'Dinler Arası Diyalog' çalışmaları yan yana gelebilir mi?
Seyyid Mevdudi, çağımızda İslam'ı hakkıyla anlamış nadir insanlardan biri. Yaşantısı ve kalemiyle İslam'ı insanlara anlatmaktan asla imtina etmez ve çekinmezdi. Çok güçlü bir kalemi ve hitabeti vardı. Onu dinleyenlerin etkilenmemesi imkânsızdı. Din düşmanları insanları onun kitaplarından ve konuşmalarından uzak tutmaya çalışırlardı. 8 Aralık 1967 yılında Papa 6. Paul'ün "Dünya Barışına Katkı ve İşbirliği" adıyla yazdığı mektuba cevaben Mevdudi, misyonerlikten sömürgeciliğe, Sudan'daki ayrılıkçı hareketlerden Filistin topraklarını işgal eden İsrail sorununa kadar pek çok konuda bugünün insanını bile hayretler içinde bırakan sarsıcı bir yazı kaleme aldı. Daha sonra küçük bir kitapçık halinde yayımlanan bu kitabında Mevdudi batıya, İslam dünyası ile hakiki manada bir diyalog istiyorsanız önce ikiyüzlülüğü bırakın diye telkinde bulunuyordu.
Son olarak, Mevdudi'nin yetişmesi için bütün bir ömrünü harcadığı 'genç kuşağa' birkaç cümleyle Mevdudi'yi anlatacak olsaydınız. O cümleler neler olurdu?
Öncelikle daha 15 yaşında İslam dünyasının gözbebeği olan Mevdudi'nin hayatının tüm gençlere örnek olmasını diliyorum. Mevdudi, küçük yaşlardan itibaren sözüyle, kalemiyle, duruşu ve hareketiyle İslam'ın zaferi ve Müslümanların kurtuluşu için çırpındı. 75 yıllık hayatını İslam dinine hizmetle geçiren ve önüne çıkan tüm engeller karşısında yılmayıp yoluna devam eden bu büyük mütefekkir, İslam dünyası ve gençler için bugün daha çok önem arz etmektedir.
Turan Kışlakçı kimdir?
1973 yılında Bingöl'de doğdu. Bir müddet İnönü Üniversitesinde okuduktan sonra Pakistan'a giderek eğitimini Seyyid Mevdudi Enstitüsünde devam ettirdi. Daha sonra Pakistan Uluslararası İslam Üniversitesinden mezun oldu. Pakistan'da okuduğu yıllarda "Spark" ve "el-Lem'a" adında İngilizce ve Arapça dergiler yayınladı. 1999 - 2006 yıllarında Yeni Şafak gazetesi dış haberler servisinde editör olarak çalışan Kışlakçı evli ve bir çocuk babasıdır.
Turan Kışlakçı halen, www.timeturk.com haber sitesinde genel yayın yönetmenliği ve Özgün Duruş gazetesinde yazarlık yapmaktadır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Söyleşi: Yusuf Genç / Türkiye
Etiketler:



