milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

27 MAY 2012 PAZ
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • "TÜRKİYE'DE DOĞUM YAPAN İKİ KADINDAN BİRİ SEZARYEN YAPTIRIYOR"
  • NİYÂZÎ-İ MISRÎ'NİN LİMNİ'DEKİ MEZARINI VE TEKKESİNİ KURTARMA UMUDU
  • SUDAN, GÜNEY SUDAN'I BM GÜVENLİK KONSEYİ'NE ŞİKAYET ETTİ
  • ŞAM YÖNETİMİ, KATLİAMLA İLGİLİ HER TÜRLÜ SORUMLULUĞU REDDETTİ
  • BURHAN APAYDIN: "27 MAYIS, BİR EŞKIYA HAREKETİDİR"
  • GÖRSEL KİRLİLİK, RESİMLERLE KAPATILACAK

Cansuyu Filistin'de
Kudüs'teyiz ve bu gece "Regaip Kandili"...

1 17 AĞUSTOS 2006
PER 11:09

[-] Normal [+]
  • Yazı Dizisi
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Mescid-i Aksa surları üzerinden Filistin kamplarına  umutla beklenen  güzel haberler uçuşuyor bu gece... Birincisi, "İsrail kara savaşını Güney Lübnan cephesinde kaybetti." Müslümanlar bayram ediyor, şükür namazları kılıyorlar.

  • Kudüs'teyiz ve bu gece

Şimon Perez: "Bu bizim ölüm-kalım savaşımız" diyerek Amerika ve Avrupa'dan acil askeri yardım istiyor. Amerika siper delen füzelerle, yeni geliştirdiği biyolojik ve kimyasal silahlardan vakum ve  fosfor bombasını İngiltere üzerinden özel kargo uçaklarıyla Telaviv askeri havaalanına taşımaya devam ediyor.

İlk hafta içinde İsrail'e ait onsekiz tank, Hizbullah bataryaları tarafından tahrib ediliyor.

Yaşadığı şok karşısında İsrail genelkurmay başkanı general Haketz, mide kanamasıyla askeri hastaneye kaldırılıyor.

Vakit namazlarından sonra Mescid-i Aksa'nın geniş avlusunu dolduranlara şöbiyet dağıtılıyor. Kudüs çarşısındaki esnaf sevinç içinde.

Altmış yıllık harp tarihinde ilk defa kaybeden ve batağa saplanan İsrail genel seferberlik ilan ediyor. Tamamı ellibin kişiden oluşan ihtiyat kuvvetlerini silah altına çağırıyor.

Ölü denizin-Bahri Meyyit- kuzeyindeki Kral Hüseyin köprüsünün iki yakasına özenle yerleştirilmiş olan sınır kapılarındaki sıkı kontrol birbirine çok benziyor. Bu geçit, İngiliz askeri literatüründeki  Selahaddin Eyyubi'nin mezarını tekmeleyen generalin adıyla anılır: Allenby  Köprüsü. Biz bu köprüden ümmetin ceddi Selahaddin'e rahmet ve Allenby'ye lanet okuyarak  geçiyoruz.

İsrail'in egemen olduğu sınır kapısında silahlı askerlerin yerinde, resmi elbiseler giydirilmiş lise çağında kız öğrenciler görev yapıyor.  Pasaport kontrol, vize ve geçiş işlemlerinden onlar sorumlu. Bagaj ve yük kontrolüne pür dikkat nezaret ediyorlar.

Kapılar birer bürokrasi bataklığı, ancak  ulaşım, transit vize ve damga vergileriyle sınır kapıları iki taraf için de birer bacasız fabrika.

İlk hafta yoğun tank hücumuyla işgal ettiği iki köyde kısa bir süre sonra Müslümanların gayretli savunmalarına karşı tutunamayacağını anlayan İsrail hızla geri çekilmek mecburiyetinde kalıyor. Tanksavar ateşiyle yıkılıp dağılan ve yanan zırhlılara yardım için gelen diğer tank birlikleri de kayıp vermeye başlıyor. İki günde başkent Beyrut'a ulaşacağından emin olan İsrail bir hafta içinde tam bir bozguna uğruyor. Kara savaşının kaybedilmesi üzerine eski İsrail dışişleri bakanı Şimon Perez, yaptığı basın açıklamasıyla Amerika, İngiltere ve Avrupa Birliği'nden yardım istiyor.

Olağanüstü toplanan İsrail harp kabinesi, ani bir kararla Lübnan üzerine kara savaşını durduruyor. Her gün  en az sekiz- on İsrail tankı savaş dışı kalıyor. Amerika'nın ve Avrupalıların şartsız ve sınırsız imkanlarla  destekleyerek şımarttıkları İsrail için tam bir hezimet.

Zalimler korkak olur, İsrail hava saldırıları yıldırıp, taciz etmek için bu sefer de sivil halkı hedef alıyor. Bu dehşet saçarak halkı korkutmak ve mücahitleri halk desteğinden yoksun bırakmak içindir. Hayfa limanında iki savaş gemisi ve bir hücum bot batırılıyor. Bir Apaçi helikopteri havada infilak ederek düşüyor ve dört adet tank yanarak tahrip edildi. Hizbullah fırlattığı bin dört yüz roketle  İsrail hedeflerini vurmaya devam ediyor.

Ürdün - İsrail sınırında Melik Hüseyin Köprüsü

Ürdün kapısındaki kontrollerden adam başı toplam on beşer dinar ödeyerek geçiyoruz. Otobüs doluncaya kadar güneşin altında bekliyoruz. İki bölge arasına teller gerilmiş. Köprünün altında bulanık ve cılız bir dere akıyor. Kışın coşan Ürdün nehri Ağustosta tükenirmiş.

İsrail gümrüğüne girmeden önce ilk kontrolden geçiyoruz. Askeri noktada bütün yolcular ellerinde pasaportları olduğu halde otobüsten iniyoruz. Bagajlar açılıyor, eşyalar didik didik aranıyor. Bir silahlı asker otobüse giriyor ve dikkatle kontrolden geçiriyor. Bizler de pasaport kontrolünden geçiyoruz. İşaret veriliyor ve tekrar otobüse biniyor ve kontrol turnikelerine sokuluyoruz. Poşetleri ve bavulu olanlar perişan oluyor. Üst-baş çoraplarımıza kadar aranıyoruz. Verilen form dilekçeleri tükenmez kalemle doldurmaya başlıyoruz. İki bölümden oluşan formları vezneye teslim edip beklemeye başlıyoruz.

Bir kısmı giydiği üniformaya sığmayacak kadar şişman, bir kısmı da giydiği askeri üniforma içinde kaybolan çocuk yaşta,  genç kızlar kontrol ve geçiş işlemlerini takip ediyor. Daha sınır kapısındayken, İsrail ordusunun bugün kara savaşını kaybettiği için ellibin yedek-ihtiyat askerini silah altına çağırdığını öğreniyoruz.

Bir turnikeden üzerimize dezenfektan püskürtülüyor. Elimizde eşya ve çanta taşımadığımız için kolay geçeceğimizi umuyorduk, yanılmışız. İki saate yakın bir sandalyede sorgulanıyoruz:

İsraile niçin geldiniz?

Hangi şehre gidiyorsunuz?

Daha önce geldiniz mi?

Niçin gelmiştiniz ve kimlerle görüştünüz?

İsrail'de kimleri tanıyorsun?

Kudüs'te kalacağın adres neresi?

Üzerinde ne kadar para var?

Niçin Ürdün üzerinden geliyorsun?

Sonra da ahretlik sorular başlıyor. Pasaportlarımızı yeniden alıp araştırmayı derinleştiriyorlar. Saatler geçiyor, pasaportlarımızdan ikisi için geçiş izni veriliyor biri ortada yok. Beklemekten bıkkınlık geliyor ve görevliye hatırlatıyoruz. "Belli olmaz" diyor "Bu bir istihbarat çalışmasıdır, belki bir gün boyu sürebilir, bekleyeceksiniz."

Naçar beklemeye başlıyoruz. Bizden sonra gelen otobüs dolusu insanların hemen hepsi de turnikelerden geçip İsrail denetimindeki topraklara giriyorlar. Hava dışarıda kırk derece içerde ise  klimaların üflediği soğuk havadan üşütenler oluyor.

Kontrol insanı taciz edecek kadar sıkı. Geçen hafta Alman dışişleri bakanı bile diplomatik teamüle rağmen ancak bir saatte geçebilmiş. Nihayet hudutta altı saatlik bir beklemeden sonra Batı Şeria'ya giriyoruz.

Üç kontrolden geçtikten sonra Kudüs-ü Şerif surları görünüyor. Soluğu Mescid-i Aksa'da alıyoruz.

Kapıları tutan İsrail polisleri dördüncü cumadır Mescid-i Aksa'ya kırkbeş yaş altındaki gençleri sokmuyorlar. İçerde muhtemel miting ve gösteriyi engellemek için tedbir alıyorlar.

En son haberleri cemaatten alıyoruz. Bugün Hizbullah fedaileri ve sivil halktan onbeş şehit verdik. Hamas yani Hareketul Mukavemetul İslâmî mensupları bir helikopter düşürdü. Güney Lübnan'da İsrail'in işgale yeltendiği bir köyde beş İsrail tankı tahrip edildi.Yapılan göğüs-göğüse çarpışmalardan sonra kurtulan Tanklar köyü boşaltmak zorunda kaldılar.

İsrail için sonun başlangıcı

Savaşın sekizinci günü İsrail cephesinde tam bir psikolojik çöküntü ve çözülme var. Bugün İsrail Genelkurmayı ile sivil ve askeri istihbarat arasında kıyasıya bir kavga başladı.

Neden bize doğru bilgi vermediniz?

Niçin önceden Müslümanların böyle müthiş bir hazırlık yaptığını göremediniz, takip edemediniz, Mossad uyuyor mu? Biz karşımızda bu kadar dinamik bir kuvvet beklemiyorduk.

Gazze ve güney Lübnan'da mücahitler şehit veriyorlar. İsrail, Amerika'nın siper delen bombalarıyla sivil halkı emzikli çocuklara kadar öldürüyor. Bu hunhar soykırımı basın görüntülerle dünyaya duyurunca hemen her ülkede İsrail ve ortağı Amerika'ya karşı nefret çığ gibi artmaya başlıyor. Mitingler ve yürüyüşler İslâm aleminin dışına taşıyor.

Savaşın ilk üç gününde İsrail'in asker kaybı yüzü geçiyor. Halkın morali daha fazla bozulmasın diye basından gizlenen kayıplar küçük boyutta tutuluyor.

Kudüs çarşısı bayram ediyor. Cepheden gelen günlük haberler saati saatine ve kulaktan kulağa ulaşıyor. Dünyada hiçbir ajans bir müjdeyi kitlelere bu hızla ulaştıramaz. Bin sekizyüz seksen İsrail vatandaşı yolcu gemisiyle Alanya'ya geliyor. İsrail, Amerika ve İngiltere'ye bir kere daha acil yardım çağrısı yapıyor.

Telaviv hava alanında İsrail'i terk etmek isteyen kalabalıklar büyük izdihama sebep oluyorlar. Bir haftada ikiyüzbin kişi yurt dışına çıkmak için başvuruda bulunuyor.

Yüksek irtifada uçan ve keşif yaparak merkeze bölgenin kordinatlarını bildiren bir İsrail casus uçağı Hizbullah fedaileri tarafından düşürülüyor.

Nehariye, Hayfa ve Affule'deki garnizonlar, askeri fabrikalar ve radar istasyonları bombalanıyor, iki hücumbot sulara gömülüyor.

Mücahitlerin TV kanalıyla yaptığı tehditler karşısında Telaviv'de panik başlıyor.

Yavan haber

Beklenmeyen yavan haber de Suudi Arabistan'dan geliyor. Sisteme entegre olmuş bir vahhabi profesör olan İbni Cibrin'in fetvası: "Hizbullaha yardım etmek ve dua etmek caiz değildir. Çünkü onlar şiidir, şiiler de zaten rafızidir." Bu karakuşi fetvaya ilk karşı çıkan onurlu, evrensel ilim ahlâkıyla donanmış ve Suud ailesine satılmayan alimler oluyor. Aynı ülkeden, hem de Mekkeli profesörlerden cevap geliyor. "Bu beyan ilmi temellerden uzaktır ve siyasi maksatlıdır ve ancak bir fitnedir. Halkın ihtiyaçlarından doğan Hizbullah ve Hamas'ın çoluk-çocuklara, tarlasında çalışan çiftçilere kadar bütün masum ve silahsız sivilleri katleden zalim İsrail askerlerine karşı silahlı direnişi meşrudur ve haklıdır. İslâm diyarını işgal eden düşmana karşı savaşan her Müslümana yardım etmek farzı ayndır!"

Halk nazarında yaygın olan Arap ülkelerindeki yönetimlere karşı güvensizlik yüksek sesle konuşulmaya başlıyor. Şimdi, Ortadoğu'da varlık sebepleri İsrail'in güvenliğiyle mümkün olan komşu devletler diken üzerinde oturuyor.

Daha önce beş kere yapılan çatışmalardan İsrail daima toprak kazanarak galip çıkmıştı. Türkiye'de, Selanik dönmelerinin kullandığı, çok satan boyalı basın: "İşte, İsrail tarih yazıyor !" diyerek övgüler diziyordu. Alman ve Japon mucizesi değil, işgal ettiği çöle bir metre kalınlığında toprak döşeyerek sulu tarıma geçen İsrail mucizesi... Tohumların genetiğiyle oynayarak çekirdeksiz karpuz ve mandalin üreten İsrail mucizesi...

Ancak onlar görevliydi ve çocuk katili İsrail'den bahsedemezlerdi. Milyonlarca insanı yurdundan süren ve Ortadoğu hakimiyeti hayaliyle Ortadoğu'yu kana bulayan siyonizmi göremezlerdi. Dezinformasyonla da halkın yalın gerçeklerle tanışmasını engellemek için yeni gündemler icad ederlerdi.

Düzenli orduları olan Mısır, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan: "Müttefikimiz Amerika'nın desteklediği İsrail çok kuvvetli. Üstelik nükleer başlıklı sayısı dörtyüzün üzerinde atom bambaları bile var, ne yapalım gücümüz yetmiyor." diyerek, sahte acziyet göstererek halkı kandırıyor ve önceden planladıkları gibi zalimlere teslim oluyor ve geri çekiliyorlardı. Şimdilik İsrail'e karşı çıkmak menfaatlerimize ters düşer diyorlardı. Bu danışıklı yenilgilerini halkın bir kısmı mecburen onaylıyor, kabullenemeyenlerin üzerine de kara eylülde yapıldığı gibi silahla gidiliyordu.

Müslüman Arap halkı layık olmadıkları bu zillete karşı Hamas ve Hizbullahla isyan ettiler ve başkaldırdılar.

Önce üzerlerine doğru gelen tankları vurdular. Sonra Hayfa'da kurulan kimyasal tesisler Hizbullah savaşçıları tarafından havaya uçuruldu.

İsrail Müslüman halkı yıldırmak için sokaktaki halkın üzerine fosfor bombaları attılar. Karşılıklı çatışmada Lübnan radyo ve televizyon istasyonu isabet aldı. Birleşmiş Milletlerin dört gözlemcisi İsrail tarafından öldürüldü. Ama bu BM görevlileri Hindistan kökenliydi. İsrail'e göre insan sayılmazlardı, onların hukukunu aramaya gerek yoktu.

BM dört gözlemcisini öldüren İsrail saldırısını kınamadı. Arap petrol rejimleri saltanatları uğruna İsrail'i açıktan destekliyorlardı. Suudi genelkurmayı, hiç utanmadan Hizbullah'ın direnişinden büyük rahatsızlık duyduklarını İsrail'e bildirdi.

Türkiye'deki Filistin mitingleri

Olayların nasıl başladığı hatırlanacaktır. İsrail ordusu Müslüman halk üzerine onları yıldırıp kaçırmak için taciz saldırılarını aralıksız sürdürürken bir İsrail askeri mücahitler tarafından esir alındı. Bunu bahane eden İsrail topçuları hedef gözetmeksizin Gazze'yi bombalamaya başladı. Tepki çok sert ve harp ahlâkıyla örtüşmeyecek biçimde aşırıydı. İsrail tank birlikleri şehre girdi. Trafo bombalandığı gün merkezde diyalize bağlı otuz hasta vefat etti.

Şehrin su deposu ve şebekeler, yollar bombalandı. Şehir alt yapısı dağıldı ve kanalizasyon içme sularına karıştı. Artık salgın hastalıklar kapıdaydı. Okullar ve meclis bombalandı. Sokakta yürüyen siviller kurşunlanarak öldürüldü. Aralarında bakan ve milletvekillerin de bulunduğu altmış dört kişi tutuklandı.

Gazze halkının perişan olduğunu ama direnişi bırakmadığını gören Güney Lübnan'daki Hizbullah'ın vurucu kanadı, İsrail'le işbirliği halindeki Arap yöneticiler seyrederken her ihtimali göze alarak sınırı geçti, sekiz İsrail askerini öldürdü ve iki askeri de esir aldı. Yani resmen Gazze'de çoluk çocuk katleden İsrail'e meydan okudu.

Güney Lübnan'a saldıran tank birlikleri ağır kayıplar veriyordu. Sağlam kalanlar geri kaçmak zorunda kaldılar. İsrail ilk defa kara savaşını kaybetti. Halk kahramanlarından oluşan iki direniş örgütü, harp tarihi içinde bir destan yazıyordu. İsrail hava kuvvetleri, Güney Lübnan'daki mücahitler üzerine bir günde bin dörtyüz roket fırlattı.

ABD dışişleri bakanı Condolezza Rice: "Ateşkes istiyoruz ama önce Hizbullah ve Hamas." diyor. "Önce silahları sonra da esir alınan bir askeri serbest bırakın! Filistin, Lübnan ve İsrail zor durumda."

Bunlardan biri doğru. İsrail zor durumda elhamdulillah. Mücahitlerde üstünlük. İsrail batağa saplanmış. Ateşkes kararıyla İsrail nefes alacak, vakit kazanacak.

Yine hatırlanacaktır, Lübnan devlet başkanı Refik Hariri'yi Amerika ve İsrail katletti ama hemen Suriye'nin üzerine yıktılar suçu. Tutmadı. Eğer bu ifira tutsaydı önce Hamas ve Hizbullah üzerine hücüm edecek, sonra da Suriye'yi Irak işgali gibi bir akibet bekleyecekti. Olaylar emperyalistlerin istemediği gibi gelişmeye başladı.

Filistin seçimlerini İsrail için kontrol edilemez bir gurup olan Hamas kazandı. Ve Ortadoğu'nun kuvayı milliyesi olan Hizbullah, İsrail için diş kıran demir leblebi olduğunu gösterdi. Başkent Telaviv'e kadar dört şehir Hizbullah'ın topçu menzili içine girdi. Halk korku içinde sığınaklara kaçarken, limanlar deniz trafiğine kapandı. Kuvvetler eşitliğine uymayan İsrail'in cinayetleri, dünyada televizyonlardan naklen futbol maçı gibi yayınlanıyordu.

Dünya İslâm Birliği'ne açılan kapı

Türkiye'de Müslümanlar din kardeşliği adına, zalimlere karşı galeyana geldiler. Hani Müslümanlar kardeşti ! Aynı vücudun organları gibiydiler!

Türkiye'de sivil toplum örgütleri, sendikalar, vakıflar ve dernekler kaynamaya başladı. Yine halktan gelen ısrarlı talepler üzerine İstanbul'da Saadet Partisi öncülüğünde "İsrail'i Tel'in ve Filistin Halkıyla Dayanışma Mitingi" yapıldı. Türk bayrakları arasında Filistin bayrağı da dolaştırıldı. Hamas lideri Hanie, Filistinden mitinge telefonla katıldı. Nihayet Profesör Necmettin Erbakan meydana bakan geniş bir ekran üzerinde görüntülü olarak tele-konferans bağlantısıyla son konuşmayı yaptı. Gençler, bir hafta sonra Diyarbakır İstasyon Meydanında tekrar buluşmak istiyordu. Niğde ve Hataylılar ısrarla talepte bulundular ama bu büyük rahmet Trabzon'a nasip oluyordu. Türkiye genelinde başlayıp bütün dünyaya yayılan bir himmet yarışı başlamıştı.

Endonezya'dan bir yiğit ses yükseldi: "Elli dört İslâm ülkesi terörist İsrail'le bütün diplomatik ve ticari ilişkilerini kessin!"

Amerika ve İsrail'le birlikte Arap ülkelerinin atanmış yöneticileri en az güney Lübnan'daki silahlı direniş kadar, Türkiye'deki büyük meydan mitinglerinden rahatsız oldular. Çevre ülke halkları, Osmanlı torunlarının yeniden Hz. Ömer ve ikinci Selim'in emaneti olan Kudüs ve dünya İslâm birliği için kıyamına şahit oldular.

Cephede çarpışan Lübnan ve Filistinli mücahitler Türkiye'deki ateşli meydan mitinglerinden heyecan duydular ve motive oldular. Ürdün ve Filistin'de karşılaştığımız ve tanıştığımız insanlar bize Türkiye mitinglerinden bahsediyor ve Türkiye Müslümanları adına bizi tebrik ediyorlardı.

Cennet böyle kazanılır

Peşinen şehadeti göze alıp mevzilere giren, Filistinli mücahitler, El-Cezire ekranlarından izledikleri Türkiye mitingleriyle büyük heyecan yaşıyorlar. Güven, azim ve imanları artıyor. Ürdün'de üç adet TV kanalı var. Biri İngilizce, diğer ikisi de Arapça yayın yapar. Ancak üçü de sadık köpek marka gramofon, üçü de sahibinin sesi. Halk gerçekleri uydu kanallar, çanak antenlerle öğrenir. Yevmi Ceridelere bakıyoruz: Aralarında Millî Gazete veya Vakit gibi gemileri yakan yok. Arabul Yovm, Sebil, Düstur ve El Vatan gibi Muhaberattan brifingini almış Akredite gazetelerden halkın duyacağı yeni bir haber-proje yok. Meydan mitingleri yasak, Cuma hutbelerinde Filistinli direnişçilere yüksek sesle dua edemezsiniz.

Lübnan devlet başkanı Fuad Sinyora, Hizbullah savaşçılarından övgüyle bahsediyor, onların Lübnan halkının hürriyeti için çarpıştığını söylüyor. İran meclis başkanı, "Türkiyeli Müslüman kardeşlerime imreniyorum, ümmet bilincini yükselterek dünya Müslümanlarına güven verdiler."

Dünyanın bütün Müslüman ülkeleri Filistin'e yardım hareketine katılırken, Türkiye'nin seksen bir ilinden Lübnan'daki mücahitlere tırlar dolusu insani yardım akışı hızlanıyor.

Adı henüz konmamış bir boğuşmanın, yani resmen yoğunluğu azaltılmış, bir üçüncü dünya savaşının içindeyiz. Bu bir antiemperyalist direniştir. Ortadoğu'nun kuvay-ı milliyesi Hamas ve Hizbullah, devlet terörünü dünyaya yayan İsrail ve Amerika'ya karşı savaşıyor. Avrupa Birliği bazen susarak bazen de diplomatik üslupla zalimleri destekliyor.

Cepheden sağ dönen tepeden tırnağa silahlı İsrail askerlerinin bitkin ve yorgun oldukları, karşılarında ustaca çarpışan Müslümanların çok güçlü ve yenilmesi zor olacağını Times muhabirine anlatıyorlar. İngiltere ve Amerika'nın kontrolündeki Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirleri, direnişin zafere doğru yürüyüşü karşısında çok tedirginler, korkuyla yatıp kalkıyorlar.

Direnişte mızrağın iki ucu olan sünni Hamas ve ve şii Hizbullahın birlikte hareket etmesi Siyonistleri yeni bir fitne çıkarmaya yöneltti. Ajanlar tarafından internet siteleriyle ve diğer kitle iletişim araçlarıyla yayıldı ve bizim boyalı basın bu balonu haber olarak kullandı. Çünkü Müslümanların vahdeti emperyalist zalimler için en büyük tehlikeydi. "Basra'da şiiler tarafından, adı Ömer olan yirmi kişi öldürüldü. Diğer bir haber, Samarra'da adı Hüseyin olan yirmi beş kişi sünniler tarafından öldürüldü." Mossad ve CİA- Amerikan istihbaratı, içimizde besleme basın organları yoluyla yalan haber icad ediyor ve avam halk arasında konuşulmasını sağlıyorlar.

Büyük Ortadoğu Projesinin fikir babalarından Şimon Perez: "Hedefimiz İslâm dinini kökünden kazımak ve yerine kadim Yahudi Medeniyetini hakim kılmaktır." diye basına açıklama yapıyor.

Müsteşfel İslâmînin genel müdürü ve Şer'i Müsteşarı Ebu Musa, bize Türkiye'deki Filistin'e destek mitinglerinin dünyadaki tesirini anlatıyor. "Osmanlı ruhu dirildi. Osmanlı çocukları tekrar ayağa kalktı. Yiğit bir millet inşallah tekrar uyandı ve ayağa kalktı. İstanbul'u gördüm. Türk milleti Kur'an'a sadık ve dinine bağlı. Allah'a şükrettim."

Ürdün Üniversitelerinde mastır ve doktora yapan öğrenciler gelişmelere daha yalın bakabiliyor. Türkiye Müslümanlarının çok doğru bir yolda olduğunu, Filistin halkına ve cephedeki direnişçilere destek vermeye devam etmeleri gerektiğini vurguluyorlar. Mazlum kardeşlerini meydanlarda ve dünyaya örnek olacak şekilde açıktan destekleyerek Allah'ın ve Peygamber Efendimizin sevgisini kazanıyorlar.

Ebu Musa sözü noktalıyor.

"İşte cennet böyle kazanılır!"

Amerika için Türkiye, elde var bir!

Amerika ve İsrail için stratejik müttefik Türkiye çantada keklik.

Çünkü, sivil ve militer oligarşi ikili anlaşmalarla sağlam kazığa bağlanmış. Faizleri ödemekte zorlanıyoruz ama borç almaya devam ediyoruz. Amerikan Yahudi finans kaynaklarının elindeki Dünya Para Fonu- IMF  bizi Kemal Dervişlerle yönetiyor ve yönlendiriyor. Borçlandıkça emperyalist sömürücülerin emir kulu olmaya mecbur bırakılıyoruz. Yönetimdeki stratejik kadrolar derin devletin yani CİA-Amerikan haberalma örgütünün denetiminde ve emrinde. Meşhur bir Türk atasözüdür: Borç alan buyruk alır.

Sinirleri alınmış sünepe aydınlar, rahatı, konforu yani dünyayı tercih etmişler. Gündem belirlemeyi takiyye sanatının feriştahını oynayan Yahudi  dönmelere yani Sabatay Sevi'nin haleflerine  bırakmış, sorumluluktan kaçıp tribünlere çekilmişler.

Askerle işgale gerek kalmamış, sömürü ağını uluslararası şirketlere bırakmışlar.

Yalnız Coca-Cola firması bir yıllık gelirinin tamamını İsrail'e bağışladığını ilan etmiş.

Birleşmiş Milletler savaş bölgesindeki sivilleri tahliye etmek ve acil yardım ulaştırmak için yaptığı yetmiş iki saat ateşkes çağrısını İsrail önce reddediyor.

Suriye sınır boyundaki yol, geçit ve köprüleri bombalayan İsrail, tarladaki kamyonlara sebze yükleyen otuz üç tarım işçisini öldürüyor.

Müslüman direnişçiler, İsrail'in askeri hedeflerini Rus malı Katyuşa ve İran'ın geliştirdiği Hayber-1 füzeleriyle vurmaya devam ediyor.

İsrail kara kuvvetleri, çatışmaların beşinci gününde hurdaya çıkan tankların yanında çok sayıda asker kaybettiği İbni Cubeyr köyünden püskürtülüyor.

Geçirdiği şokla Telaviv  ordu hastanesine kaldırılan İsrail Genelkurmay başkanı general Haketz'in tedavisi devam ediyor.

1948'den beri  tekrarlayarak devam eden Arap-İsrail savaş tarihinde Müslümanların en hazırlıklı ve kararlı direnişi Güney Lübnan'dan başlamış oluyor. Görünürde İsrail ile Amerikan yanlısı ve bağımlısı Ortadoğu rejimleri için -Türkiye dahil- geri sayım başlıyor.

Cansuyu Filistin'de yazı dizisinin bölümleri

  • 1. bölüm : Kudüs'teyiz ve bu gece "Regaip Kandili"...17-08-2006
  • 2. bölüm : El Harbussâdis18-08-2006
Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Yazı Dizisi bölümü’nde 17.08.2006 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: Mehmet SILAY / Türkiye
  • tags Etiketler: cansuyu, gazze, yetim, aile, yardım, balık, gana, kudüs, israil, islam birliği, otobüs, mescid-i aksa, lübnan, televizyon,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Yazı dizileri

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    2. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    3. Nijer'de hayat yine de güzel
    4. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    5. Para içinde yüzen bir adam
    6. Kültür başkenti Kuveyt
    7. Kongrede gözyaşlarımıza hakim olamadık
    8. Kuveyt Kalkınma Sandığı bölgenin can simidi
    9. Petrolle ilgili politikalar devletlerin siyasetleridir
    10. Erbakan'ın vefatı İslâm dünyası için büyük kayıp
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Özel Dosyalar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Irak Kürtleri "Haşimi Olayıyla" Sünniliği hatırladı
    2. Bağımsızlık hakkımız ama kullanmak istemiyoruz
    3. "Mem û Zin Tower"de Happy Nawroz
    4. ÖGM, DGM'nin üniformasızı mı? Vesayeti yıkan yargı mı?
    5. Devlet Güvenlik Mahkemeleri
    6. İlk Özel Yetkili Mahkeme: Abdulhamid'in Yıldız Mahkemesi
    7. AVM'ler Mescitsiz toplum projesi mi?
    8. Bodrumlara sürgün edilen mescitler
    9. Panorama 2011
    10. Panorama 2011
    1. Bağımsızlık hakkımız ama kullanmak istemiyoruz
    2. Irak Kürtleri "Haşimi Olayıyla" Sünniliği hatırladı
    3. Devlet Güvenlik Mahkemeleri
    4. ÖGM, DGM'nin üniformasızı mı? Vesayeti yıkan yargı mı?
    5. İlk Özel Yetkili Mahkeme: Abdulhamid'in Yıldız Mahkemesi
    6. "Mem û Zin Tower"de Happy Nawroz
    1. "Mem û Zin Tower"de Happy Nawroz
    2. İlk Özel Yetkili Mahkeme: Abdulhamid'in Yıldız Mahkemesi
    3. Devlet Güvenlik Mahkemeleri
    4. ÖGM, DGM'nin üniformasızı mı? Vesayeti yıkan yargı mı?
    5. Bağımsızlık hakkımız ama kullanmak istemiyoruz
    6. Irak Kürtleri "Haşimi Olayıyla" Sünniliği hatırladı
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Röportajlar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. İnsanlığın Saadeti İslam ile mümkündür
    2. Fetih Bir Başkaldırıdır
    3. Erbakan bir dünya lideriydi
    4. Batıdan alacağımız çözümler bize çare olamaz
    5. Dört ülkeyle aynı anda savaşa girebiliriz
    6. "IFRD'yle daha yaygın ve etkin yardım sağlanacak"
    7. Terör yerine başörtülü eşim takip edildi
    8. Batı, kendine demokrasi, bize diktatörlük istiyor
    9. Tek suçum tarihimi ve vatanımı sevmekti
    10. Doğu Anadolu'yu "uçuracak" proje
    1. Dört ülkeyle aynı anda savaşa girebiliriz
    2. Erbakan bir dünya lideriydi
    3. Sovyet döneminden beter durumdayız
    4. Tesettürde modanın kalbi Tekbir'le İstanbul'da atıyor
    5. Tek suçum tarihimi ve vatanımı sevmekti
    6. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    7. Batıdan alacağımız çözümler bize çare olamaz
    8. Mazlumun derdine ortak oluyoruz
    9. Yakın tarihin en hoşgörülü lideriydi
    10. Boşnak soykırımının boyutları ortaya çıkacak
    1. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    2. Mazlumun derdine ortak oluyoruz
    3. 1453 Hukuk Sistemine Göre Ayasofya...
    4. Yakın tarihin en hoşgörülü lideriydi
    5. Meğer Öcalan kadar tehlikeliymişiz
    6. Türkiye diplomasi gücünü yitirdi
    7. Tesettürde modanın kalbi Tekbir'le İstanbul'da atıyor
    8. Sovyet döneminden beter durumdayız
    9. Boşnak soykırımının boyutları ortaya çıkacak
    10. "İstanbul'daki deprem riski büyük"
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek