Bugün Nevrûz. Kutlayanlara kutlu olsun! Farsça "yeni gün" anlamına gelen bu söz; güneşin Koç Burcu'na girdiği, gece ile gündüzün eşit olduğu ve Bahârın başlangıcı sayılan 21 Mart için kullanılıyor.
İrânî kavimler (Farslar, Kürdler, Belûclar, Tâcikler, Peştûlar) Nevrûzu yılbaşı olarak kabûl ederler. Ayrıca Şiî zerîler de öyle. Bana daha Sovyetler devrinde aynen "En böyük bayramımız" ibâresiyle tebrik mesajı gelirdi. Daha doğrusu bir kere geldi, ardından Sovyetler Birliği zâten sizlere ömür! Diğer Türk kavimlerinde de kutlanıyor. Biz Osmanlı Türklerinde ise Nevrûzun özel bir önemi yokdur. Ama bilinir. Meselâ müstef'ilün vezninde "Her yerde tâ nevrûz ola, gül bûstân efrûz ola - Nevrûz tek fîrûz ola, eyyâm-ı şâh-ı evliyâ" gibi şiirler vardır ama bu Fuzûlî'nin. O da aslında zerî. Zâten bilinir ama bayram olarak kutlanmaz. Kutlanmaz idi!
Şimdi PKK'ya inad zorlamayla bayram kılınmasına uğraşılıyor. Onlar sanki sırf Kürdlerin bir bayramıymış numarasına yatıyorlar ya, "Uzay Gemisi Ankara"nın üstün zekâlı "stratejleri" de böylece "müdhiş" bir karşı hamle yapmış oluyorlar. Bizim devlet, sağolsun, biraz sivri akıllıdır. Birkaç sene evveline kadar Nevrûz kutlayanların anası belleniyordu şimdi handiyse kutlamayanların ocağı söndürülecek.
Ben düşündüm, Jandarma kapıya dayanırsa "Yaşlıyım, elim ayağım tutmaz oldu, ateşin üzerinden hoplarsam ayağım kayar, kebâb olurum." şeklinde beyân-ı mâzeretde bulunacakdım. Şansıma yurd dışındayım da bu yıl kılpayıyla paçayı kurtardım. Seneye Allah kerim! Belki "strateji" değişir de yine yasak ederler, bir kere daha sıyırırız. Zîrâ "Devlet-i Ebed-Müddet" olduğu için sabahki siyâsetiyle ikindi vakti siyâseti birbirini tutmaz.
Nevrûz ayrıca Türk Mûsıkıysinde bir makam adı da: "Nevrûz-Nevâ" vs. gibi türleri de var.
Ben bir de "Nevrûziye" kelimesini biliyorum. Hem bir tür mâcun anlamına geliyor hem de Nevrûzu övmek üzere yazılmış şiirlere verilen isim.
Meselâ Nef'î'nin "Esdi nesîm-i nevbahâr açıldı güller subh-dem - Açsın bizim de gönlümüz sâqî meded sun câm-ı Cem" diye başlayan ünlü kasîdesi, yanılmıyorsam bir nevrûziyedir.
Ha, bir de "nevruz otu" var. O da balgam söktürücü hassaları olan bir bitkiymiş.
Benim için de Nevrûz geceyle gündüzün eşitlendiği gün olması bakımından önem taşır. Bir tür "vesîle-i sürûr" diyebilirim. Eskiler "tesâvi-i leyl ü nehâr" derlerdi. Benim için anlamı, bundan böyle günlerin gecelerden daha uzun olmaya başlamaları, aydınlığın karanlığa galebe çalmasıdır. Bu bağlamda 20 Eylüller de birer "vesîle-i melâl"dir benim için. Çünki o günden îtibâren artık yine geceler gündüzlere galebe çalmaya başlar.
Eğer kötü bir yazar olsaydım bu 21 Martın Türkiye için de artık aydınlığın karanlığa galebe çalmaya başladığı "sembolik" bir dönemeç filan olduğundan dem vururdum. Ama insan kendi gölgesinin üzerinden atlayamaz. Onun için benden böyle ucuzluklar beklemeyiniz, lütfen!
Kötü yazar dedim de aklıma geldi: "Kötü yazarlar taklîd eder, iyileri aşırır." demiş...
(YAĞMUR ATSIZ / STAR)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



