Kosova'da, tıpkı Bosna'da olduğu gibi kan gövdeyi götürüyordu... Yerleşim birimlerinde, hastanelerde, okullarda ve caddelerde bombalar patlıyor, sağa sola koşuşan siviller, rasgele açılan ateşte vurulup olduğu yere yıkılıyordu.
Sokaklarda cesetler üst üste yığılıyordu. Güzelim şehirler, köyler, kasabalar bombalardan delik deşik olmuştu.
Gözü dönmüş Sırp asker ve milisleri evleri yağmalıyor, yağmaladıkları evleri de ateşe veriyorlardı.
25 Haziran 1991'de bağımsızlığını ilan eden Slovenya'ya tankların desteğiyle giren Sırp güçlerine " dur" diyen Katolik Avrupa'nın Kosova'da da kan dökülmesini engelleyeceği düşünülüyordu.
Kosova yangın yerine dönüyordu.
Ancak dünya yaşanan insanlık dramını seyrediyordu, tıpkı Bosna'da olduğu gibi...
Danışıklı dövüşlerin, kirli planların ve hesapların kurbanı ediliyordu Kosovalı Müslümanlar, tıpkı Boşnaklar gibi...
Sivil halk katliamdan, tecavüz ve vahşetten kaçıyordu, bilinmeze doğru...
Evini, barkını, topraklarını terk ederek...
Zira insanlıktan eser kalmamıştı...
Kadınların, kızların ırzına geçiliyor, bebekler şişleniyordu.
İnsan hayalinin ötesinde bir vahşet yaşanıyordu, Kosova topraklarında.
Vahşetin boyutları tahminlerin çok ötesindeydi.
Ağır silahlara, toplara, tanklara sahip profesyonel Sırp ordusuna, av tüfeği, tencere ve tava ile karşılık vermeleri mümkün değildi...
Bir süre sonra Kosova Kurtuluş Ordusu ( UÇK), Sırplara karşı gerilla harbine girişti...
Yaşanan büyük katliamlar sebebiyle 24 Mart 1999'da NATO'ya ait savaş uçakları, eski Yugoslavya topraklarını hedef aldı.
Hava harekâtının başlaması üzerine Sırp zulmü şiddetini artırdı. Sırp asker ve çeteleri birçok bölgede Müslüman Kosovalılara yönelik katliamlar düzenledi.
En az 6 bin 500 Arnavut öldürüldü. 700 bin Arnavut, Kosova'yı terk etmeye zorlandı.
NATO'nun başlattığı operasyon 78 gün sürmüştü.
...Ve Kosova, yabancı askerlerin denetiminde, Birleşmiş Milletlerin idaresinde bir bölge oldu.
Tarih 17 Şubat 2008'i gösterdiğinde Kosova, BM'nin kanatları altında bağımsızlığını ilan ederek, dünya sahnesine yeni bir devlet olarak çıktı.
Dünyaca tanınmaya başlandı. Şimdiye kadar 69 ülke tarafından tanındı. (İspanya, Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan, Romanya ve Slovakya gibi AB ülkeleri, Sırbistan tanısa bile Kosova'yı kesinlikle tanımayacaklarını açıkladılar.)
Çok sayıda ülke Kosova'yı tanıdı tanımasına ama ülke yabancı güçlerin denetiminde...
KFOR askerleri sokaklarda, caddelerde kendi ülke bayraklarını dalgalandırarak askeri araçlarla cirit atıyorlar.
Bir hükümeti var ama ABD'nin, AB'nin ve BM'nin onayı olmaksızın karar alamıyor.
Kabinesi var ama Savunma Bakanlığı yok.
Gördüklerim ve duyduklarım dolayısıyla onlarca soru zihnimde oluştu.
Kosova gerçekten de bağımsız mı?
Politik, ekonomik ve askeri özgürlüğüne kavuştu mu?
Daha da önemlisi Kosova'yı Kosovalılar mı yönetiyor?
AB, Kosova'yı izole etmiş durumda
Kosova, yüzölçümü 10 bin 877 km_, kesin olmayan verilere göre 2.3 milyon civarındaki nüfusunun yüzde 90'ını Arnavutlar, yüzde 4'ünü Sırplar, yüzde 4'ünü Türkler oluşturuyor. En büyük yerleşim merkezi başkent Priştine...
Nüfusun yüzde 93'ü Müslümanlardan oluşuyor.
Ülkede Arnavutça ağırlıklı olmak üzere Sırpça, Boşnakça ve Türkçe konuşuluyor.
Dünyanın en genç ülkesi olan Kosova'nın denizle bir bağlantısı bulunmuyor.
Kuzeybatısında Karadağ, kuzeyi ve doğusunda Sırbistan, güneyinde Makedonya ve güneybatısında Arnavutluk bulunuyor. Topraklarının büyük bir kısmı dağlık araziden oluşan Kosova'nın çevresi adeta sıradağlar ve tepelerle çepe çevre kuşatılmış.
Kosova sadece coğrafi olarak kuşatılmış değil. Daha da önemlisi siyasi bakımdan da kuşatılmış durumda...
Öyle ki Avrupa Birliği, Kosova dışında üyesi olmayan bölgedeki bütün ülkelere vize uygulamasını kaldırdı. Önce Hırvatistan'a ardından Sırbistan, Karadağ ve Makedonya'ya vize muafiyeti getirdi, Kasım ayında da Bosna Hersek ve Arnavutluk'a... Artık bölgede sadece Kosova halkı vizesiz ülkesi dışına çıkamıyor. AB tüm komşu ülkelere vize serbestisi getirerek adeta bu ülkeyi cezalandırdı. Dahası tamamen izole etti.
"Türkiye, Sırbistan-Kosova görüşmelerinde yer almalı"
Bütün bunların ardında Avrupa ile ABD'nin mücadelesi yatıyor.
Nasıl mı?
Bu durumu da eski UÇK savaşçısı Kosovalı analist Fadıl Pushkolli'nin ağzından dinleyelim:
"Savaş sırasında ve sonrasında Amerika, Arnavutları destekledi. Avrupa ise Sırpları... Özellikle de Fransızlar tarihte olduğu gibi bugün de daima Sırpların yanında yer aldı."
"Neden?"
"Bunun çeşitli nedenleri var... Ekonomik ve siyasi nedenleri... ABD ve Avrupa Birliği'nin çıkar çatışması var, örneğin..."
Önünde bulunan dipnota Kosova'nın ve komşu ülkelerin haritası çizerek, Sırbistan, Makedonya, Yunanistan ve Karadağ'da Arnavutların yoğun olduğu bölgeleri tek tek işaretledi... Sırbistan ile Kosova Arnavutları arasında, Sırpların yoğun olarak yaşadığı Mitroviça'ya adeta tampon bölge işlevi verildiğini söyledi. "İşte bu bölgede Fransız askerleri var" dedi.
"ABD, size niçin destek verdi?"
"Rusların bölgedeki etkinliğini kırmak ve Avrupa'da üs bulundurmak için..."
Devam etti, " Bölgede güçlü Sırbistan güçlü Rusya demektir. ABD, Rusya'nın etkinliğini kırmak için bölgedeki müttefiki Yugoslavya'nın parçalanmasını istedi. Ve de bunu başardı."
"Avrupa, Kosova halkını ABD'nin etki gücü dolayısıyla cezalandırıyor. Sırbistan ise; Mitroviça'da Sırplar azalırsa büyük Arnavutluk doğar korkusu yaşıyor."
"Türkiye" dediğimde ise;
"Biz Türk askerinin sadece Prizren gibi Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgede görev yapmasından yana değiliz. Şu anda Arnavutlar tarafından çok sevildiği ve de güvenildiği için Sırbistan sınırında da yer almasını istiyoruz."
Bu ayın 12'sinde Kosova'da gerçekleşecek olan genel seçimlerden söz ederek, "Seçim sonucunda kurulacak olan yeni hükümet, Sırbistan ile görüşmelere başlayacak. Yapılacak bu görüşmelerde üçüncü bir ülke olarak Türkiye mutlaka yer almalı..."
Daha çok anlatacakları vardı ama gelen telefonlar üzerine vedalaşmak zorunda kaldık...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Hüseyin Altınalan / Türkiye
Etiketler:



