Hafız Esad döneminde Suriye‘de bir karı koca 5-6 yaşlarındaki çocukları ile Şam şehir merkezinde yürüyorlarmış.

Çocuk belediye otobüsünün üzerinde diktatör Esad‘ın fotoğrafını görünce "Anne, baba, bak, kötü adam" deyivermiş. Bu sözler üzerine ne anne, ne de baba bir dakika bile beklememiş ve çocuklarının elini hemen bırakarak olay yerinden hızla kaçmaya başlamış. Anne babası kayıplara karışan çocuk ise Şam‘ın tam ortasında kalmış tek başına. Çocuğa ne mi olmuş...

Bilen yok...

Yanılmıyorsam 1999 yılıydı... Londra‘da kaldığım öğrenci yurtlarından birinde iki Suriyeli öğrenci ile karşılaştım. Suriye‘yi çok merak eden bir Uluslararası İlişkilerci olarak bu kapalı rejim hakkında birinci elden bilgi alabilecek olmak beni çok heyecanlandırmıştı. Fakat daha ilk sorumu bile tamamlayamadan iki Suriyeli önce birbirlerine bir bakış attılar, ardından ölü görmüşçesine bir yüz ifadesiyle kaçarcasına oradan uzaklaştılar. Ben nerede hata yaptığımı düşünürken olaya şahit bir arkadaşım geldi yanıma ve "Suriyeliler böyledir. Senden değil birbirlerinden korktular. Suriye‘de her iki kişiden biri ajandır" dedi. Suriye‘de sıradan vatandaşın devletten korkusunu gösterir buna benzer pek çok örneğe ya bizzat şahit oldum, ya da buna benzer pek çok örneği kitaplardan okudum. Baba Esad döneminde devlet öylesine bir korku yaratmıştı ki, insanlar değil devleti eleştirmeyi, eleştiriyi zihinlerinden geçirmeye dahi korkuyorlardı. Korku bulaşıcı bir hastalık gibi tüm akıllarda dolaşıyordu.

Hafız Esad yerine büyük oğlu Basil‘i hazırlıyordu. Sık sık askeri kıyafetler içinde pozlar veren Basil Esad‘ın en önemli kusuru diğer pek çok diktatör çocuğu gibi hızlı arabalara olan tutkusuydu. Nitekim Ocak 1994‘de, kendi kullandığı Mercedes‘i ile, yoğun sise rağmen hız yapmaya kalkınca Hafız Esad diktatörlüğü en önemli varisini kaybetti. Bunun üzerine şu anki Devlet Başkanı küçük kardeş Beşar Esad, abisinin, yani Basil‘in yerini aldı ve yoğun bir liderlik eğitimine başladı. 10 Haziran 2010 günü yaşlı diktatör ölünce büyük oğlu Basil‘in yanına gömüldü... Küçük oğul Beşar ise henüz 34 yaşında olmasına rağmen, Anayasa‘da kişiye özel değişiklik yapılarak ve bazı bakanların homurtuları arasında Suriye‘nin yeni devlet başkanı oldu.  Beşar diğer kardeşlerden ve babasından farklıydı. İngiltere‘de eğitim almış bir doktor olan Beşar daha serbest ve yeni bir Suriye‘den bahsediyordu. Pek çok vaatte bulundu Oğul Esad, bu vaatlerin pek azını tutabildi.

2009 yılında Türkiye‘den bir heyetle ziyaret ettiğimiz Şam‘da Ticaret Odası‘nın üst düzey bir yöneticisi bu satırların yazarına adeta yalvarırcasına şöyle diyordu: "Ne olursunuz hemen Ankara‘ya dönmeyin. Biraz daha kalın. Siz Türkler geri dönünce burada her şey eski haline dönüyor. İmzaladığınız anlaşmalar yerleşinceye kadar burada kalın, ne olur".  Esad‘ın saraylarından birinde gerçekleşen bu diyalogun ardından otele vardığımda beni bir sürpriz daha bekliyordu. Asansör odamın bulunduğu 7. katta kapılarını açınca koridorda koltukta uyuyan, zavallı bir adam beliriverdi. Kısa sürede anladım ki bu ‘uyuyan adam‘lardan her otelde var. Tahmin edebileceğiniz gibi otellere bu adamları Muhaberat (Suriye istihbaratı) bilgi toplamak amacıyla yerleştirmiş. Komik, değil mi?... Tüm çatıların uydu antenleriyle dolu olduğu, internetin hızla yayıldığı bir çağda Suriye devleti hala böylesine eski usullerle çalışıyordu. Her sokakta yine Hafız ve Beşar Esad‘ın fotoğrafları vardı. Ve her köşe başında asker veya polisi görüyordunuz. Ancak Suriye devleti, artık eskisi gibi korkutamıyordu. Şimdi ise korku bariyeri tamamen yıkılmış görünüyor..

Sedat Laçiner-STAR

Muhabir: Haber Merkezi