Kuveyt, Batı liberalizmi ile İslami değerlerin şekillendirdiği bir ülkedir. Nüfusunun büyük çoğunluğunun Müslüman olması ve İslam kültürü ve petrol zengini bir ülke olmasının getirdiği Batı dünyası ile olan ilişkiler, ülkenin bugünkü görüntüsüne kaynaklık eder.
Bugünlerde medyanın gündemini en çok meşgul eden, tartışmaların odağı olan kelime herhalde 'Demokrasi' olmalı. Arap aleminin sokaklarından yükselen isyan seslerinin de arka fonunda onun cıvıltısı duyuluyor. Batı'dan İslam dünyasına yapılan 'daha iyiye doğru ilerleme' telkinlerinin desteğinde 'gönüllerin ilacı, dertlerin devası, hastalıkların şifası demokrasi(!) şarkısı herkesin dilinde.
Batı'nın yapmakta olduğu daha çok demokrasi telkinleri, Arap dünyasına tümüyle anti-demokratik yönetimlerin sahip olduğu önyargısından hareket ediliyor. Oysa Basra Körfezi'nin kuzey ucunda, bulunan küçük bir ülke, Kuveyt geçtiğimiz yüzyılın başından beri, 'demokrasi hedefine' doğru emin adımlarla ilerlemektedir. Demokrasinin hangi derde dava olduğu tartışması bir yana, Kuveyt bu yolda epey mesafe almış durumda. Kuveyt, Batı liberalizmi ile İslami değerlerin şekillendirdiği bir ülkedir. Nüfusunun büyük çoğunluğunun Müslüman olması ve İslam kültürü ve petrol zengini bir ülke olmasının getirdiği Batı dünyası ile olan ilişkiler, ülkenin bugünkü görüntüsüne kaynaklık eder. Başkent Kuveyt, bu küçücük Ortadoğu ülkesinin en önemli kenti ve en doğru resmidir.
Evet, kuzey Afrika'da ve Ortadoğu'da demokrasi. özgürlük, değişim, halkların yönetimi şarkıları söylenir, rüzgarları eserken biz de körfezin küçük ve zengin ülkesi Kuveyt'i Enformasyon Bakanlığı'nın davetlisi olarak Ramazan Kaya ile ziyaret ediyoruz. Cumartesi günü ikindi vakti Ankara Esenboğa Havaalanı'ndan hareket ettiğimiz Katar havayolları ile önce Katar'ın Başkenti Doha'ya oradan da akşam saat 10'da Kuveyt'e vasıl oluyoruz. Başbakan Erdoğan ocak ayında ziyaret ettiği Kuveyt sonrasında bu ülke ile vize işlemlerinin kalktığını açıklamış olsa da fiiliyatta henüz kalkmamış. Yeşil pasaportlara vize uygulanmıyor. Ama pasaportum yeşil olmasına rağmen polisi kolay ikna olmadı. Amiri 'gerekli işlemi yap, vize gerekmiyor' demesine rağmen polis işlemi yapmayarak pasaportumu bir arkadaşına bırakarak görev yerinden ayrıldı. Biz de onun ayrılmasından sonra giriş yapabildik. Gümrük işlemlerini tamamladıktan sonra çıkışımızı yapıyoruz. Havaalanında dostlarımız tarafından karşılanıyoruz. Holiday Inn Oteli'ne yerleşiyoruz.
Dostlarımızla kısa süren sohbetimiz sırasında. Onların Türkiye hasretini giderici sorularını cevaplandırıyoruz... Biz de onlardan Kuveyt hakkında ilk bilgileri alıyoruz. Saim, Adem ve Mahmut kardeşle sabah yeniden buluşmak üzere odalarımıza çıkıyoruz. Pazar günü öğle zamanı Enformasyon Bakanlığı'ndan Cassim Bey geliyor, gezimizle ilgili neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. Bizler için güzel bir program hazırlamışlar.
Programımız pazartesi başlıyor, program Kuveyt tarihi ve kültürünü tanıtan kurum ve sergilerin ziyareti ile başlıyor. Diğer günlerde ise balıkçılıktan dünya petrolünün 4'ncüsü olan Kuveyt petrolleri ile ekonomisi hakkında bilgilenmeye ve Kuveyt sosyal hayatı ile siyasi yapılanmasına ayrılmış. Kuveyt Parlamentosu ve kadının parlamentodaki konumu ile bizzat yerinde yani parlamentoda görüşmeler yapacağız. Tabiî ki programımızın en önemli konularından birisi de STKlar ve uluslar arası yardım kuruluşları. Pazar Kuveyt'te hafta başı ise de Cassim bey bugün serbestsiniz yarın görüşmelere başlayacağız diyor. Akşam vaktine kadar Saim Abi ve Mahmut ile otelde sohbet ediyoruz. Saim abi Kuveyt'e 1976 yılında çalışmak üzere gelmiş. Sizin anlayacağız Kuveytli olmuş bir Türk. Bize Kuveyt'te kaldığımız süre içerinde resmi görüşmelerimiz dışında gezilerimizde rehberlik ve tercümanlık yapacaklar Mahmut ile. Resmi görüşmelerde de Kuveyt Vakıflar Bakanlığı'nda camii imamı olarak görev yapan Ezher mezunu Nesimi Hoca yardımcı olacak. Hoca 13 yıldır Kuveyt'te bulunuyor. Bundan dolayı da kiminle görüşmeye gittik ise hoca efendiye özel bir ilgi gösteriyorlar. Hemen birçoğu Hoca Efendinin ardında namaz kılmışlar.
İlk gün akşam namazı vakti dostlarla otele yakın bir mescide akşam namazına gidiyoruz. Kuveyt'te ezan okunduktan 10 dakika sonra namaza duruluyor. Onun için de ezan sesini duyan herkes namazlarını cemaat ile eda etmeye çalışıyor. Günlük hayat namaz vakitlerine endekslenmiş.
Mescid-i Kebir
Akşamın serinliğinde gezmeye çıkıyoruz. Akşam namazını sahilde bir mescid de eda ettikten sonra Mescidi Kebir'e gidiyoruz. Mescidi Suriye'li görevli Usame ile birlikte geziyoruz. Mescid oldukça büyük. Yapımında hiçbir masraftan kaçınılmamış. Kuveyt Emiri Sabah tarafından yaptırılan mescid 1997 yılında ibadete açılmış. 72X72 m .genişliğinde. 10 bin kişi namaz kılabiliyor. Mescidin diğer müştemilatı da dahil edildiğinde 10 bin kişi namaz kılabiliyor. 45 dönüm üzerine inşa edilmiş. 14 milyar dinara mal olmuş. Kubbenin yüksekliği 42 m. Kubbe 4 ana sütun üzerine oturtulmuş. 4 katlı otoparkı, alışveriş merkezleri, konferans salonları, dinlenme yerler mevcut. 6 imam 4 müezzin görev yapıyor. Mescidin duvarları Fas çinileri ve Suriye taşı ile kaplanmış. Mescidin içerisinde 6 dev tv ekranı bulunuyor. Pencereleri Fransa'dan (62 pencere) Kapıları İtalya'dan (21 kapı mevcut)
Ramazan ayında Mescidi Kebir'in avlusunda iftar sofraları kurularak her akşam binlerce kişiye ifar veriliyormuş. Kuveyt'te iftar sofraları bütün mescidler de kuruluyormuş.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Yazı: Ferhat KOÇ - Fotoğraflar: Ramazan KAYA / Türkiye
Etiketler:



