Gözaltı haberleri anında bin türlü yoruma yol açıyor. Yorumlarda ortak nokta, "gözler askerde". Oysa, geriye gidip bazı olayları hatırlarsak, gözleri askerde aramak anlamlı değil. Çünkü, her benzer olay sonrasında askerin yaptığı açıklama, askeri bir kez daha açıkta bırakıyor. Açıkta kalmanın ilk tarihi 27 Nisan 2007, e-muhtıra...
Buna hükümet sözcüsü Cemil Çiçek çok ağır bir yanıt veriyor. E-muhtıra ve ona verilen yanıt, askerin eğik düzlemde aşağıya kaymasının başlangıcı. Ondan sonra iflah etmiyor. Ergenekon süreci bu olaydan yedi ay sonra başlıyor. Son aylarda ise, ne zaman yeni bir darbe iddiası ya da benzer bir belge ortaya çıksa, Genelkurmay‘ın açıklamaları kimseyi tatmin etmiyor. O nedenle, gözler askerde mantığı artık geçerli değil.
Darbe iddiaları mutlaka açıklık kazanmalı. Hukuk bu yolu açacak en büyük güvence. Kime kadar gidiyorsa, onların hepsi yargıda hesap vermeli. Ancak, bir büyük eksik var. Şimdi iddialar soruşturuluyor. Oysa, fiilen gerçekleşmiş olan 12 Eylül darbesi var. Anayasa‘nın geçici 15. maddesi, 12 Eylül‘ün yargılanmasını engelliyor. Madem, darbelerle hesaplaşma günlerini yaşıyoruz, Meclis‘e düşen, geçici 15. maddeyi kaldırmaktır.





