Özersay, "Biz kararlılıkla somut ilerleme elde etmek için buraya geldik.İlerleme elde edebilmenin yolu iki tarafın da esnemesiyle mümkündür. Herkesin bilmesi gereken şey şudur, aslında bu konularla ilgili hakikaten Kıbrıslı Türkler'in sabrı taşıyor'' dedi.
Kudret Özersay, New York'ta Greentree'de, KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasında başlayan 5. üçlü görüşme öncesinde, New York'ta KKTC Heyetinin kaldığı The Plaza otelinde AA muhabirinin sorularını cevapladı.
Greentree'de müzakere edilecek konular
Greentree'de 6 başlık çerçevesinde her konu gündeme gelecek mi?
Biliyorsunuz 6 başlığın iki tanesinin özel bir durumu var, bunlardan bir tanesi, toprak başlığının harita boyutu. Bununla ilgili olarak iki liderin kendi aralarında bir anlaşması var, bunun sürecin son aşamasının en sonunda müzakere edileceğine ilişkin bir uzlaşısı var. Geçen yıl Mart ayında Genel Sekreterin yazdığı raporda, ''Bu konuyu en sonunda müzakere etme konusunda iki lider anlaştı'' diye açık bir ifade var. Bu, toprak başlığının müzakere edilemeyeceği anlamına gelmiyor, bu başlık zaten müzakere ediliyor ama harita ve rakamlar boyutunun müzakeresi en sonda yapılacak. 6 başlığın içinde ikinci ayrı niteliğe sahip başlık ise güvenlik ve garantilerdir. Bunlar da bazı uluslararası anlaşmaların (garanti anlaşması, ittifak anlaşması gibi) taraflarını ilgilendirdiği için, o taraflar olmadan müzakere edemezsiniz. Adada yeni ortaya çıkacak uluslararası durumun, ne şekilde güvence altına alınacağına ilişkin bir müzakere yapamazsınız, bunu değerlendiremezsiniz, ta ki bütün taraflar biraraya gelene dek, o da çok taraflı toplantıyla mümkün olabiliyor.
Greentree'de bizden müzakere etmemizi bekledikleri şey, esasen henüz çözülememiş ana meselelerle ilgilidir ki bunlar mülkiyet, vatandaşlık ve yürütmenin seçimiyle bağlantılı konulardır. Ancak bu şu demek değildir, örneğin yürütmenin seçimiyle bağlantılı konuların sonuçlandırılabilmesi için taraflar yine yönetim ve güç paylaşımı başlığı altında bulunan dış ilişkiler başlığını kullanamazlar. Hayır, o yol da kullanılabilir. Bir taraf bir başlık içerisindeki pozisyonunu elde etmek için diğer bir başlıkta bir esneklik gösterebilir. Bunlar özellikle başlıkların kendi içerisinde bir müzakere bağlamında yardımcı unsurlardır. O iki başlık konusundaki özel durum saklı kalmak koşulu ile Greentree'de bizden beklenen ana meselelerde müzakere yapmamızdır.
"Biz kararlılıkla somut ilerleme elde etmek için buraya geldik''
Peki bu son aşama kesintiye uğrayabilir mi yoksa devam edecek mi? 1 Temmuz'a kadar ilerleme bekliyor musunuz, sonuç alınamazsa ne olur?
Biz devam eden uyuşmazlığın en büyük mağduru Kıbrıs Türk tarafı olarak bu konuda fikir egzersizi yapıyor ve diplomatik girişimlerimizi sürdürüyoruz. Kesin bir biçimde şunu söyleyebilirim, ilerleme elde edebilmenin yolu iki tarafın da esnemesiyle mümkündür. Taraflardan birinin iradesiyle sadece onunla ilerleme elde etmek mümkün değil. Sorunuza olumlu yanıt verebilmem için Rum tarafının da olumlu hareket etmesi gerekir, yani bu dans en az iki kişiyle yapılır. Ancak şunu söyleyebilirim, Kıbrıs Türk tarafı olarak biz gerekli esnekliği göstermek için buraya geldik, ilerleme elde etmek için buraya geldik. Somut ilerleme elde etme konusunda BM'ye yardımcı olmak kararlılığındayız. Rum tarafı da karşılık gösterirse, ilerleme elde edilmemesi ve sürecin 1 Temmuz'dan önce başarılı bir biçimde sonuçlandırılamaması için hiçbir neden yoktur. Dediğim gibi biz kararlılıkla somut ilerleme elde etmek için buraya geldik, al-ver yapmaya da hazır olarak buraya geldik.
''Sabrımız taşıyor''
AB'nin üyesi olan Kıbrıs Rum kesimi adada gerçekten çözüm istiyor mu?
Muhatabımızı, her iki tarafın da esnemesini gerektiren bir çözüme teşvik edecek unsurlar çok azdır, eksiktir, noksandır, teşvik eksikliği vardır. Bu da aslında süreci en fazla zora sokan şeydir. 2004'te yapılan hata, bir taraftan Rum tarafının uzlaşmacı bir çözüme ne kadar uzak olduğunu gösterirken diğer taraftan bundan sonra da buna yaklaşma konusunda süreci çok zora sokmuştur. Güney'deki siyasi gelişmeleri de dikkate aldığınızda, 2004'te (bir önceki) Genel Sekreterin yazmış olduğu rapor var, Genel Sekreter referandumda Annan Planı'nın Rumlar tarafından reddedilmesi ertesinde şu tespitte bulunmuştur:''Kıbrıs Rum toplumu, gücü ve zenginliği Kıbrıs Türk toplumuyla paylaşmaya hazır değil'' demiştir. Şimdi bakıyorsunuz, o tarihten sonra ne gelişmeler yaşandı, Kıbrıs Rum toplumu gücünü daha da artırdı. Çünkü AB üyeliği çerçevesinde Türkiye gibi bir bölgesel gücün müzakere sürecine takoz koyabileceğini gördü, gördükçe daha da güçlü hissediyor kendisini. Denizdeki zenginlikler bağlamında konuya baktığınızda, Kıbrıslı Türkler'e de ait olduğu herkes tarafından kabul edilen birşeyi Kıbrıslı Türkler'in rızasını almadan, tek taraflı olarak, yasal hükümet sıfatıyla, kazabileceğini, başkalarıyla anlaşarak paylaşabileceğini, ama Kıbrıslı Türkler'le paylaşmayacağını söylüyor ve bunun yapma konusunda da kendisine engel olunmadığını görüyor.
Yine Kıbrıs Rum tarafı, 2004'te Avrupa Birliği, Konsey kararı olmasına rağmen, Kıbrıslı Türkler'e izolasyonların kaldırılmasını da engelleyebildiğini görüyor, aynı zamanda denizdeki zenginliklerle, zenginliğinin de artığını görüyor. Peki 2004'de bütün bunları paylaşmaya hazır olmayan Kıbrıs Rum toplumu, bütün bu unsurlar çerçevesinde şimdi daha mı fazla paylaşmaya hazır? Yoksa daha mı az paylaşmaya hazır diye sormak durumunda kalıyorsunuz.
Kıbrıs Türk tarafı olarak bizim yapmaya çalıştığımız bütün bunlara rağmen BM'ye yardımcı olarak bu süreç içerisinde Rum liderliğini pazarlık yapmaya ve uzlaşmacı bir çözüme zorlamaya çalışmak, bu yönde enerji sarfediyoruz. Ama herkesin bilmesi gereken şey şudur, aslında bu konularla ilgili hakikaten Kıbrıslı Türkler'in sabrı taşıyor. Bu süreç her anlamda tüketiliyorsa eğer o zaman bir sonuca varmak gerekir, ya bu çözümü bularak bu çözümün mümkün olduğunu ispatlamamız gerekir, ya da bu çözüm bulunamayacaksa bu çözümün olamayacağını ispatlamamız gerekir, ama her ikisi de somut bir sonuçtur. Belirsizliği ortadan kaldırmak için somut sonuca ihtiyacımız vardır, Kıbrıslı Türkün ihtiyacı budur.''


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



