Bizim Irak'a geldiğimiz gün Türkmenler çok değerli bir evlatlarını şehit verdiler. Irak Türkmen Cephesi Musul Başkanı Yavuz Efendioğlu evinde küçük çocuklarının gözü önünde öldürüldü.
Kerkük'te can pazarı
Kerkük iç savaşa gidiyor. Türkiye ev ödevi yapıyor. Türkiye'nin teklif ettiği " Kerkük'e Özel Statü" çoktan ve fiilen çiğnenmiş. Teorik olarak ne vakit Kerkük için Özel Statü gündeme getirilse gece ve gündüz daha çok bombalar patlıyor ve daha çok Kerküklü masum hayatını kaybediyor. Yahut Yavuz Efendioğlu gibi Türkmen aydınları katledilerek gözdağı veriliyor.
Yalnız Türkiye'deki sivil toplumun kuruluşları değil asıl Türk Genelkurmayının, Milli istihbaratının ve Dışişleri'nin gelişmelerin çok yakınında, içinde olması kaçınılmaz.
Azerbaycanlı kardeşlerimize resmi jargonla konuşan, Devletin bir numaralı en yüksek siyasi kademesinden "Biz iki devlet ama bir milletiz" diyorlar. Sonra da kıt'a Azerbaycan'ın dörtte biri Ermenistan tarafından resmen işgal ediliyor ve seyrediyorlar. Bu kadar acemi-toy siyaset olur mu? O zaman Ermenistan şımardıkça şımarır. Kerkük'te Barzani aynı konumda değil mi?
2003 yılında ABD-İsrail öncülüğünde Irak işgal ediliyor. Başbakan az daha Türkiye'nin güneydoğusundan işgale başlamasına izin vermek üzereyken oylamada Meclis engeline takılıyor. Peşmergeler 10 Nisan 2003'te Kerkük Tapu Dairesi'ni ve Nüfus Müdürlüğü'nü basıp belgeleri ortadan kaldırıyorlar. Tapuları ve nüfus sicillerini yakıyor ve belgeleri talan ediyorlar. Türkiye seyrediyor. Kerkük şehir nüfusu kadar göçmeni Süleymaniye, Dohuk, İran ve Suriye'den getiriyor ve Kerkük merkezinin Erbil çıkışına yerleştiriyorlar. KDP (Kürdistan Demokrat Parti) ile KYB( Kürdistan Yurtseverler Birliği)'nin organize ettiği peşmergelerle nüfus müdürlüğü, tapu dairesi, valilik binasındaki arşivlerin hepsi yakıldı, talan edildi. Bu planlı belge tahribi hala devam ediyor.
Kerkük S.O.S. veriyor
Irak Türkmen Yardım ve Kalkınma Derneği bünyesinde kayıtlı 1350 yetim öğrenci var. Babasını patlamalarda kaybeden dört çocuktan ancak birini kaydediyor ve ona ayda gıda eğitim masrafı dışında 50 dolar verebiliyorlar. Kaydedemedikleri daha 5 bin yetim var. Son Tezahurmatu ve Şirihan'da meydana gelen iki patlama geride 83 yetim bıraktı.
Derneğe neredeyse her hafta yeni yetim kayıtları yapılıyor. Hamiyetperver Kerkük hayırseverleri kaydedilen çocuklara sahip çıkıyor. Önce psikoterapi uygulanıyor, sonra da Kur'an dersleri ve bilgisayar kurslarıyla yetim kalan çocuklara beceri ve vasıf kazandırılıyor.
Felluce yetimlerine, Kerkük, Telafer, Yengice ve Diyala yetimleri katılıyor. Türkmen, Kürt ve Arap olmalarına bakılmıyor. Bütün yetimlere aynı gözle bakılıyor ve aynı şefkatle yaklaşılıyor. Aynı dernek yetimler için iki okul açıyor ( Kız ve erkek öğrenciler için). Fakat devlet yardımı alamıyor. Dernek binasının kirasını dernek veriyor. Özellikle kız öğrencilerin bina ihtiyacı için çalışmalar yapılıyor.
Musalla Semti'ne dönen köprübaşında Kerkük Devlet Hastanesi (Müsteşve Kerkük-ül Amme) ile iki katlı, yeşil duvarlarıyla belediye binası duruyor.
Masumların kanı akıtılıyor
Belediye binasının dış duvarında Arapça bir yazı: "Kerkük'e özel statüye hayır. İmza Mesut Barzani." Yanında Türkçe bir yazı: "Kerkük Türktür, Türk kalacaktır." Onun da yanında üç hilal amblemi. Yine yanında bir dörtlük: "Kerkükün kalasıyam./Dağların lalasıyam / Kerkük özel kalemdir./ Men Türkmen balasıyam." Böyle milli hamasetle dolmuşa bindirilen gençler, daha ilk eylemlerinde sahipsiz ve arkasız olduklarını görüyorlar. Ya Ebu Gureyb'i tanıyor ya da idam sehpalarında buluyorlar kendilerini. Türkiye'ye kaçabilenlere ise oturma izni bile verilmiyor. Onlarcası Ege Denizi'nde boğuluyor. Başka bir gün Kerkük çarşısındaki Han-ı temr (Hurma hanı) bombalanıyor. Bosna çarşısı gibi onlarca masum insan hayatını kaybediyor.
Bizim Irak'a geldiğimiz gün Türkmenler çok değerli bir evlatlarını şehit verdiler. Irak Türkmen Cephesi Musul Başkanı Yavuz Efendioğlu evinde küçük çocuklarının gözü önünde öldürüldü. Çalınan kapıyı açtığında karşısında gördüğü üç kişi tarafından kurşunlandı. Irak'ın ulusal yayın yapan TV'lerle, bölgesel yayın yapan her televizyon kanalı mutlaka Yavuz Efendioğlu ile ilgili haberlere yer veriyordu. Irakiye TV, Şarkiye TV, Hürra Irak TV ve Türkiye'den de kolayca izlenen Türkmeneli TV kanalları Yavuz Efendioğlu'nu Türkmen aydını, barış adamı, diyalog yanlısı bir entelektüel olarak anıyordu.
Kerkük ve Nurul Kebir
Kerkük'te Cuma'yı Nurul Kebir'de, bayram namazını ise Kerkük Camii'nde kılmak nasip oluyor. Burası Kerkük'ün ünlü merkez camisidir. Mevlid geceleri ve kandillerde naklen yayınlar buradan yapılıyor. İmam, Hac hakkında uzun bir hutbe irad ediyor. Hutbe Arapça veriliyor. İmam, Osmanlı Sultanlarından Yavuz Selim'i bir menkıbeyle örnek veriyor. Söze; "Ey Cemaat-ı Müslimin, bizler Elhamdulillah Osmanlı çocuklarıyız" diye başlıyor. İmam Molla Ahmet ve babası Muhammed Emin tanınmış bir molla. Kerküklü bir Kürt aileden geliyor. Birlikte yaşadıkları ve kız alıp vererek akraba oldukları için mükemmel Türkçe konuşuyorlar.
Namazdan sonra bütün cemaatle bayramlaşıyoruz.
"İdkum Saide!" Bayramınız mübarek olsun!
Bağdat yolu üzerinde Selçuklu Mimarisi tarzıyla göze çarpan Nurul Kebir Camii bir yakut gibi parıldıyor. Bütün inşaat malzemeleri Türkiye'den (özellikle Konya'dan) getirilmiş. Tasarımı Türk mühendislerce yapılmış mimarisiyle özel bir ibadethane. Nurul Kebir Camii, Kerküklü Türkmen Şefik Arabacı adına, Bursa'da yaşayan torunları tarafından yapılmış.
Üçüncü gün: 27 Kasım 2009
Bugün Kurban bayramın birinci günü. Bayram namazından sonra Seyfeddin Kuzeci'lerin evinde kahvaltı yapıyor ve hızla Korya Semti'nde bizi bekleyen kurbanlıkların yanına gidiyoruz. Her büyükbaş kurbanı kesmeden önce bize vekalet verenlerin isimlerini okuyor ve tekbirlerle kurbanlarımızı kesiyoruz. Önceden belirlenen 200 kişiye, poşetlenen etleri dağıtıyoruz. Aynı bölgede Molla Kavun Camii'ne 50 hisse, Molla Esved, Avcı Camii ve Bağdat yakınındaki birinci Azar Semti muhtaçlarına dağıtılıyor. Tespit ve dağıtımda çok yardımlarını gördüğümüz Kerkük Şehir Meclisi Üyesi Cevdet Zülal Bey'e şükran borçluyuz.
Kerkük Şehir Meclisi 21 üyeden oluşuyor. Sayısal olarak Türkmenlerden altı, Araplardan altı, Kürtlerden de altı üye ile temsil ediliyor. Hıristiyan Keldanilerden ise üç. Ancak görevlendirilmelerine rağmen Keldaniler, " Hayır, bizim nüfus potansiyelimiz üç değil bir kişi ile temsil edilecek kadardır deyip Şehir Meclisi'ne 1 üye ile giriyorlar. Bu sayısal görevlendirmenin gayri adil ve antidemokratik olduğunu her ortamda ifade ediyorlar.
Kerkük'te Beşiktaş Mahallesi
Bayramın birinci günü kurbanlıklarımız Korya Semti'nde kesildi ve dağıtıldı. Beşiktaş Mahallesi, Seyyid Allavi tekke ve türbesinin bulunduğu mevkidedir.
Listede olmayan muhtaçların çok uzak mesafelerden 4-5 saat yol gelerek beklemeye başladıklarını görüyor ve listede ismi olmayanlara da dağıtmaya karar veriyoruz.
Bir tabelada ok ile gösterilen tarafın Beşiktaş Mahallesi olduğu yazıyordu. Altında fotoğraf çektiriyoruz. Üzerinde Beşiktaş yazan bir çeşme üzerinde "Mai Fi Sebilillah" yazıyordu. Yani, burası bir sebil çeşmesi demekti. Yine Beşiktaş Meydanı'nda soğuk içecekler satan dükkânın duvarında da "ESVAK BEŞİKTAŞ YURAHHİB BİKUM". Beşiktaş marketine hoş geldiniz!
Soruyoruz; Bu Beşiktaş futbol takımı 1962 yılında dostluk maçı yapmak üzere buraya geldi. Kerkükspor ile oynadı ve '2-2' berabere kaldı. Kerküklüler futbolcularımızı çok sevdiler.
Türkmenlerin çok kalabalık olarak yaşadıkları Korya Semti'nde bir mahalleye Beşiktaş adı verdiler. Beşiktaş spor kulübünü kurdular. Saddam kapatıncaya kadar bir Beşiktaş lokali vardı. Ancak Saddam ve Baas'ın baskısı kalkınca ABD'nin Irak işgaline rağmen Kerkük'te Beşiktaş takımı yeniden kuruldu ve antremanlara başladı. Maçlara Beşiktaş formasıyla çıkıyorlar.
Bölgenin Sosyo-Kültürel tarihi
Tam dört asır Osmanlı'nın getirdiği adaletle donanmış, huzur dönemini yaşamış Irak halkıyla yani Arap, Kürt ve Türkmeniyle şimdi utanç verici bir işgal ortamında birlikte oluyoruz.
Birinci Cihan Savaşıyla İttihadı İslam'ın son paradigması olan Osmanlı devleti, Ehli Salip- Haçlıların İttifakı'yla dağıtılınca, Irak İngiliz sömürgecilerin eline düştü. Ortadoğu'da artık bütün şekillendirmeler İngilizlerce programlanıyordu. Sınırlarımızı İngilizler çiziyor, belirliyor, her ülkeye, kendilerine bağlı işbirlikçileri yerleştiriyor ve ancak o zaman onları resmen devlet olarak tanıyor ve ikili anlaşmalar yapıyordu.
Irak'ta da rejim olarak monarşiyi uygun buldu ve Mekke emiri Hüseyin'in ortanca oğlu Faysalı kral olarak ilan ettiler. Irak'taki kanlı ihtilallerin hepsinde de İngiliz Entelijansiyası'nın yani İngiliz istihbaratının eli vardır. Kanlı bir darbeyle krallık yıkılıyor ve cumhuriyet ilan ediliyor. Irak'ta seçimlerle başlayan parlamenter rejime rağmen, ihtilaller ve darbeler günümüze kadar sürüyor.
Bugün Irak 18 vilayete ayrılarak yönetiliyor. Halkın yüzde 96'sı Müslüman ve ancak yüzde 4'ü Hıristiyan. Onlar da Keldani, Asuri, Maruni ve Süryanilerden ibaret. Müslümanların yüzde 55'i Şii, yüzde 45'i de Sünni. Irak Şiileri İran'ın kuvvetli desteğiyle daha güçlü bir kitle oluşturuyor. Sünnilerin sahibi yok. Yoksa sahip Türkiye mi? Tövbe diyelim yoksa çarpılırız, tutuklanırız ya da yasaklanırız. Türkiye'de resmi ideolojinin borusu öter. O da Laisizimdir. Haşa Laisizme göre din, Allah ile kul arasındadır. Biz dünyayı hallederiz. Allah, Allahlığını bilsin, kendi işine baksın! Siyaset, ekonomi ve eğitim bizim işimiz. Ergenekon sistemin basit semptomatik bir hastalığıdır. Herkese haddi bildirilir. Laisizm dinine göre bir kere daha haşa Allah'a Allahlık, Peygambere Peygamberlik öğretilir.
Türkiye Müslümanları, sünnisi ve alevisiyle Allah'a emanet!
Irak'ta ülkenin her yanında CIA ve MOSSAD'ın programı dahilinde patlamalar, beyni yıkanmış canlı bombalarla sözde mezhep çatışması icat edilir. Türkiye'den çıt çıkmaz. Ankara, kendisine Amerika'nın biçtiği rolü oynar. Gözünü kapar vazifesini yapar. Helal aleyk!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



