milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

27 MAY 2012 PAZ
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!
  • TERÖR DEHŞETİ
  • KAHRAMAN POLİS CAN KAYBINI ÖNLEDİ
  • ŞOK DETAY

Kendini bilmek

16 HAZİRAN 2011
PER 00:00

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Mutluluğu ya, çevremizdeki insanlarda ya da sahip olduğumuz maddiyatta ararız.

  • Kendini bilmek -

Dışarıdan esen bir rüzgar sanırız mutluluğu. O yüzden idealize ettiğimiz insanların peşinde koşar ve onların bizi onaylamasını, iyi şeyler söylemesini bekleriz. Kendimiz olmayı unutur ve kendimizden kaçarız. Oysa ne peşinde koştuğumuz insanlar ne de hayatımızı tükettiğimiz araçlar bize istediğimizi veremez ve aradığımız huzura bir türlü ulaşamayız. Peki ne yapmalıyız? Her şeyden önce varlığımızın ve varoluşsal gerçeğimizin farkına varmalıyız. Bu da, ancak kişinin kendisinin farkına varması, iyi kötü yönleriyle kendini bilmesi kötü taraflarını iyileştirmeye çalışması ve kendisiyle barışık olmasıyla mümkündür. Yani kişi kendisini olumlu ve olumsuz taraflarıyla tanımalı ve bu konuda farkındalık kazanmalıdır. Çünkü kendilerine ilişkin farkındalığı olmayanlar, kendilerini kusursuz, yeterli, güçlü görürler ve hatalarını düzeltme şansları olmaz. Oysa kişi kendini tanıdığında, güçlü ve güçsüz taraflarını bilir ve hayatta mutlu olmayı başarır. Bunun için özdenetim şart. Bu konuda kişi olumlu ve olumsuz taraflarını liste yapabilir ve olumsuz taraflarını iyileştirmek için çaba gösterebilir.

Özdenetim kişinin kendini tanımasını ve kontrol etmesini sağlar. Çünkü insanda kötülük yapmaya müsait genetik bir yapı var. Bu nedenle insanın duygularını kontrol etmesi ve bu konuda hak hukuk sınırlarını dikkate alması gerekir. Duyguların kontrolünde denge esastır. Fazla bastırılmış duygular depresyona sebebiyet verirken kontrolden çıkan duygular da, kişinin çevresiyle  ilişkilerini bozabilir. İnsanın her zaman mutlu olması beklenemez ancak kişinin kendine güvenmesi, kendisiyle barışık olması önemlidir.

Neye inanıyorsak onu yaşarız

Bir okurumuz, hayatıyla ilgili yaptığı  değişimleri anlatırken şöyle bir anekdot aktarmış: Bir Cumartesi akşamı pikniğe gitmeye karar verdik. Eşim alış veriş yaptı ben de evde piknik için yiyecekler hazırladım. Hepimiz çok heyecanlıydık hiçbir şeyi eksik bırakmamaya özen gösteriyorduk. O akşam erkenden yattık. Sabah eşim beni namaza kaldırdı ve "hanım ne yazık ki pikniğe gidemeyeceğiz, yağmur yağıyor" dedi. Eşimin şaka yaptığını düşündüm ve pencereyi açtım. Gerçekten yağmur yağıyordu. Üzüldüm, namazdan sonra bir süre camda bekledim, eşime "biraz daha bekleyelim belki güneş açar" dedim ama hava gittikçe soğuyordu. O an ikimizin de morali bozuldu. Eşim eyvah ayda yılda bir pikniğe çıkacaktık onda da hava bozdu" dedi. Ben de aynı şekilde düşünüyordum. Evde negatif bir hava esti. O an o ortamdan kurtulmak istedim. Sonra  birkaç ay önce bir televizyon programında dinlediğim uzmanın konuşmaları aklıma geldi. Sonra "piknik yapamadık eyvah ne olacak" diye düşünmek yerine o gün evde güzel bir gün geçirebiliriz dedim. Sonra yiyecekleri salondaki büyükçe masaya hazırladım, çocukları kaldırmak için odalarına geçtim. "Çocuklar bugün pikniği iptal etmek zorunda kaldık çünkü yağmur yağıyor, ama bunun yerine evimizde çok güzel bir gün geçirebiliriz" dedim. Önce itiraz ettiler sonra ikna oldular. Birlikte kahvaltı yaptık, öğleye kadar sohbet ettik. O gün bütün aile bir aradaydık ve çok güzel bir gün geçirdik." Anekdotta da olduğu gibi olaylara nasıl bir anlam verirsek duygu ve düşüncelerimiz de bu minvalde şekil alır.

Çocuğun anneye ihtiyacı var

Yapılan araştırmalar özellikle ilk beş yılda anne babadan yeterince ilgi ve sevgi alan çocukların ruh sağlığı bakımından daha kuvvetli olduklarını ve bu çocukların yaşadıkları stresi daha rahat atlattıklarını göstermiştir. Konuyla ilgili yapılan çalışmalar, yaşanan tecrübeler ve ortaya çıkan sonuçlar çocuğun temel besisinin sevgi olduğu yönündedir. Yani anne baba bir yerde çocuğu hoşgörü, ilgi, disiplin ve sabırla biçimlendirirken aslında yoğun bir sevgi aktarımında bulunmaktalar ve bu aktarım bir ömür devam etmekte.

Günümüz dünyasında, değişen ekonomik dengeler ve modern algının zihinsel şemalarımıza etkileri kadınların da iş hayatında yer almaları çocuklarla ilgili sorunları tetiklemiştir. Özellikle çalışan annelerin çocuklarına yeterince vakit ayıramamaları sık sık gündeme geliyor ve bu çocukların sorunları üzerinde çeşitli çözümler üretiliyor. Ancak bütün bu düşünceler diğer taraftan da çalışan kadınları yönlendiriyor ve onlara sanki çalıştıkları sürece çocuklarına hiç vakit ayıramayacaklarmış ve onlara sevgi ve ilgilerini gösteremeyecekmiş gibi bir düşünce empoze ediyor. Bunun neticesinde zamanla bizler de aynı düşüncelere kapılarak yaşadığımız hayat şartlarının getirdiği sorunları bahane ediyor, annenin bu kısıtlı imkanlar dahilinde dahi çocuğuna verebilecek sevgi ve ilgisinin olabileceğini dile getirmekten ziyade sürekli dramatik senaryolar üretiyor ve çalışan annenin çocuğunu ihmal ettiğini vurguluyoruz. Oysa bunun yerine çalışan kadının da çocuğuna pekala vakit ayırabileceği ve onunla geçirdiği sürecin içini doldurabileceğini vurguladığınızda annelerin bakış açılarının da değişebileceğini düşünüyorum.

Anne evde çocuk yalnız

Çalışan anneler ağır iş temposuna bağlı olarak ve vaktin sınırlı olması nedeniyle çocuklarının yanında bulunamıyorlar, peki vaktin tamamını evinde geçiren anneler çocuklarıyla yeterince ilgilenebiliyor mı? Sanmıyorum ve bu  konuda annelerin pratize edebilirliği olan eğitim çalışmalarına katılmaları ve çocuklarıyla ilişkilerini gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum... Ama her nedense, çalışan annelerin sorunları dile getirilirken vaktin tamamını evinde geçirdiği halde çocuğuyla hiç ilgilenemeyen ve ona vakit ayırmayan annelerin bu ihmalleri her zaman göz ardı ediliyor. Bunun nedeni ise, ilgi ve sevgi kavramının zihinlerimizde tam yerine oturmamış olması ve bu çarpık sevgi algısının hayatımızı işgal etmesidir. Oysa, anne çalışmıyorsa ve çocuk bütün gün annenin ayakları altında dolaşıyorsa bu bir ilgi göstergesi değildir. Yaşadığımız sosyo ekonomik şartlar, kadına bakışın değişmesi, statü kavramının yeniden tanımlanması, modern kültürün getirdiği hayat şartları kadınların da çalışmasını gerekli kılabiliyor. Bu anlamda çalışan anneler vaktim yok, çocuğumla ilgileneniyorum mazeretlerinin arkasına saklanmamalıdır. Bununla beraber dışarıda çalışmayan ve vaktin tamamını evinde geçiren anne de nasıl olsa evde bütün gün yanındayım özel olarak ilgilenmem gerekmez türünden düşüncelere kapılmamalıdır. Kim ne derse desin kardeşim, çocukla ne kadar çok vakit geçirdiğinizden ziyade geçirdiğiniz vaktin ne kadar nitelikli olduğu önemlidir. Bunun için, çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz vakitlerde, onunla konuşmalı, duygularını aktarmasına fırsat tanımalı, iyi bir dinleyici olmalı, düşüncelerini ifade etmesi için teşvik etmeli, onu ödüllendirmeli ve değerli olduğunu hissettirmelisiniz. Eğer çocuğunuzla ilişkilerinizde bu kıstasları dikkate almıyor sadece onun yanında bulunuyorsanız bütün gün yanında olsanız da, çalışsanız da değişen bir şey yok. Çünkü çocuk her iki durumda da ilgi ve sevgiden yoksun... Sevgi siz annelerin gönül pınarlarından çağıldıyor... Hiç bitmeden, her yeni sorun karşısında her yeni duruma denk gelecek şekilde  üretiliyor. Çalışsanız da çalışmasanız da, bu donanıma sahipsiniz ve ürettiğiniz bu sevgi unsurunu çocuğunuza aktarmadığızda ise bu özel duygularınızın körelmesine neden olabiliyorsunuz. Öyleyse çocukla ilişkilerinizi yeniden gözden geçirerek, onunla geçirdiğiniz sürenin içini neyle doldurduğunuzu gözden geçirin. Bunu anlamak için çocuğunuzun gözlerine bakmanız yeterli. Lütfen çocuklarınızı gözlerine bakın ve sizinle geçirdiği süre içinde gözbebeklerini kapsayan bir ışık görüyorsanız anlayın ki onunla hoşça vakit geçirdiniz ve sevginizi aktardınız. Eğer sönük ve memnuniyetsizlik görüyorsanız, siz bedenen onun yanındaydınız ama ruh ve duygu dünyanızla çok uzaklara gidiyordunuz. Çünkü çocuk bütün hal ve davranışlarıyla "ANNE BENİMLE İLGİLEN" der ve siz bunu onun gözlerinden okursunuz.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 16.06.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: aile, hayat, peygamber, çocuk, çocuk sevgili, eş, karı-koca, anne şefkati, anne,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 1 yorum|yorum rssrss

  • babalar günü

    Müslümanın hergün analar babalar günü olması gerekir. Ancak ben yinede bütün babalar gününü tebrik ederim.

    caferdagci | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 19 Haziran 2011 16:50

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Aile Hayat

    1. Çocuklarda okul fobisi
    2. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    5. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    6. Gençlerde çatışma
    7. Çalışan kadınlar
    8. "Sentetik şeker beyne zarar verebilir"
    9. Cinselliği tetikliyor
    10. Abdurrahman Bin Avf
  • Diğer

    1. Prof. Dr. Saraç: "Üniversiteler, bulunmamaları gereken bir yarışta"
    2. "Türkiye'de doğum yapan iki kadından biri sezaryen yaptırıyor"
    3. Niyâzî-i Mısrî'nin Limni'deki mezarını ve tekkesini kurtarma umudu
    4. Sudan, Güney Sudan'ı BM Güvenlik Konseyi'ne şikayet etti
    5. Şam yönetimi, katliamla ilgili her türlü sorumluluğu reddetti
    6. Burhan Apaydın: "27 Mayıs, bir eşkıya hareketidir"
    7. Görsel kirlilik, resimlerle kapatılacak
    8. İran'da 9. Dönem Meclis'i göreve başladı
    9. Terör örgütü, kaçırdığı 10 köylü serbest bıraktı
    10. Börek festivaline büyük ilgi
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fetih namazı
    5. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    8. İktidarda figüran çatlağı
    9. Fethimiz mübarek olsun!
    10. Şok Detay
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Zamma toplu savunma!
    6. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    7. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    8. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    9. Mourinho, İstanbul'a geliyor
    10. Fenerbahçe'den 5 ayda 27 şampiyonluk
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek