Sevgili kızım, bu gece uyurken seni seyrettim. Yüzündeki masumiyete bir buse kondurdum.
Sonra da pencereyi açtım ve yıldızlara baktım...Gece içinde barındırdığı binlerce sırlarıyla canlı bir kitap gibiydi . Biz insanlara açılmış binlerce kitap gördüm gecenin içinde... Kimbilir belki de sen ve senin gibi nice filizler büyüyecek ve bu kitapları okuyacak, insanlığa yeni ufuklar açacak. Ama bunun için, inanmak, okumak, düşünmek gibi bazı sorumlulukların var....
Canım yavrum, insana insanlığını öğreten en güzel şeydir okumak...Ama okumadan okumaya da fark vardır. Kimileri okur ama öğrendiği şeyler, rüzgarın kanatlarında uçup gider. Kimisi sadece kitabın satırlarını okur ama gönlüne inemez, kuyunun dibini göremez. Kimisi okur ama okuduğuyla kibirlenir, bildiğiyle üstünlük taslar, bilmediğini hiç kabul etmez. Kimisi okur ama okuduğundan eser yoktur hayatında...O yüzden okumadan okumaya ve okuyandan okuyana fark vardır. Yunusca okumak farklıdır, firavunca okumak farklıdır, Efendimiz ve onun takipçileri gibi okumak farklıdır, Karun gibi, nemrut gibi okumak farklıdır.
Eğer gerçek manada okuyabilir ve okuduğunu sindirebilirsen önündeki çukuru görebilirsin, mağaranın mahrumiyetinden kurtulursun, kitaptan hayata hayattan kitaba okumanın tadına varabilirsin.
Sevgili kızım, eğer, nasıl ve neyi okuyacağını bilirsen, mahrumiyetlerinin ne olduğunu da tanıyacaksın. Zaman gelecek, toprağı ve toprağın bağrındakileri okuyacaksın. Ama toprağı okumak öyle pek te kolay değildir. Bunun için, elindeki cep telefonunu, interneti, gereksiz resimlerle zihnini bulandıran magazin dergilerini, boş boş vakit tükettiğin dizileri bir tarafa bırakarak, sana seni öğretecek, yol gösterecek kitabını ve bu çatı altında yetişen metinleri, şiirleri, öyküleri okuyacaksın. Bunun için istersen bu hafta odana bir kütüphane alalım. Sonra da ilgi alanına uygun kitaplar seçelim ve burada okuma saatleri düzenleyelim. Bu şimdilik sana sıkıcı gelmiş olabilir oysa ileride en değerli vakitlerin burada geçen vakitler olduğunu göreceksin...
Aile içi eğitim
Merdiveni yavaş yavaş çıkacak
Anne babaların yaptığı yaygın hatalardan biri de, çocuk üzerinde baskı oluşturarak ve aşırı koruyucu bir tutum içinde olmalarıdır. Prof.Dr Üstün Dökmen Hoca, bu konuyu çarpıcı bir örnekle açıklar. " Yürümeye yeni başlamış çocukların merdivenin basamaklarına nasıl tırmandığını gözlediniz mi?" Büyük bir çaba göstererek, yerden on-onbeş cm yukarı çıkarlar.
Bu onlar için büyük bir mutluluktur, çıkar çıkmaz şöyle bir dikilip muzaffer bir komutan edasıyla etraflarına bakarlar. Büyük bir iş başarmışlardır çünkü. Peki on dört aylık bir çocuğun kan ter içinde, bir koltuğa tırmanmaya çalıştığını görseniz ne yaparsınız? Büyük bir ihtimalle çocuğu kaldırıp koltuğa koyarsınız. Anne babaların çoğu böyle yapar. Az sayıdaki insanımız ise bir yerlere tırmanmaya çalışan çocuklarına karışmazlar ve karışılmasından da hoşlanmazlar..."
Parkta veya oyun alanlarında annelerin sıkça yaptığı bir şeydir bu. Çocuk, yukarı doğru tırmanmakta ve büyük bir çapa sarf ederek, yeteneklerini geliştirmeye çalışmaktadır. Bu biz erişkinler için basit bir şeymiş gibi anlaşılabilir. Oysa çocuk için, başlıbaşına bir iştir, ve başarılmalıdır. Çocuk, parktaki oyuncağa tırmanıp aşağı inecektir. Burada kollarını, ayaklarını ve zihnini kullanarak sonuca ulaşmaya çalışacaktır. Bir araba tamircisinin, bozuk bir arabayı tamir ederken aldığı haz ne ise, çocuğun da yukarı doğru tırmanırken elde ettiği mutluluk ta odur. Biz büyüklerin yaptığı hata da buradan kaynaklanıyor. Yani bizler, çocuğa erişkin gözlüğüyle bakıyor ve bu pencereden değerlendiriyoruz. Lütfen çocuklarınıza, çocuğun gözlüğünü takarak bakın ve onları buradan değerlendirin.
Çocukların, oyunlarda kendilerini keşfetmelerine ve yeteneklerini değerlendirmelerine fırsat verilmelidir. Ancak, çocuk yukarı tırmanırken, gerçekten yardıma ihtiyaç duyuyorsa, düşme riski varsa yardıma ihtiyaç duyduğuna inanıyorsanız ona destek sağlayabilirsiniz. Ama bu sürekli olmamalı, çocuğun tıkandığı ve zorlandığı zamanlarda yardım sağlanmalıdır. Anne baba ihtiyaç ortaya çıktığında çocuğuna destek verirse, bu durum çocuğun dünyasında biz algısını oluşturur. Yani çocuk, bir çok şeyi tek başıma yapacağım, ama ailemle ve çevremle birlikte yapacağım işler de var. Bir de tıkandığım noktalarda ailemin yardımını yanımda hissederim, onlar bana destek verirler duygusunu geliştirecektir. Ancak, bu konuda orta bir yol seçmekte fayda var. Ne aşırı koruyucu ne de aşırı hoşgörülü bir ilişki modeli öngörülüyor. Dünyayı keşif çalışmalarında çocuğu rahat bırakmalı ancak " yardıma ihtiyacın olduğunda da yanındayım" duygusu verilmelidir.
Tavsiyeler
* Terbiye çocuğa saygıyla başlar, lütfen çocuğunuza saygılı olun
* Çocuklarınıza özel gün ve aylarda hediye olarak kitap alın ve birlikte okuma saatleri düzenleyin.
* Başkalarının yanında çocuğunuzun hatalarını yüzüne vurmayın, onları eleştirmeyin, küçük düşürmeyin.
* Çocuklarınıza ihtiyaç sahibi kimselere yardımcı olmanın güzel bir davranış olduğunu anlatın ve yardım faaliyetlerine birlikte katılın.
* Çocuklarınıza değer verin, onları sevin ancak istedikleri her şeyi yapmayın, onlara nerede durmaları gerektiğini öğretin.
* Çocuklarınıza verdiğiniz sözü yerine getirin, yalan konuşmayın, onları kandırmayın. Sizin küçük bir şey olarak gördüğünüzü çocuk kendi dünyasında felaketleştirebilir ve bundan zarar görebilir.Çocuklarınızla ilişkilerinizde tutarlı olun, çocuğun gözünde inandırıcılığını kaybeden bir ebeveyn olmayın. Aksine çocuğunuz sizin de evet diyebileceğiniz ya da hayır diyebileceğiniz şeylerin olduğunu bilsin ve buna göre davransın.





