milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

27 MAY 2012 PAZ
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • PROF. DR. SARAÇ: "ÜNİVERSİTELER, BULUNMAMALARI GEREKEN BİR YARIŞTA"

Keçi gribi yok, mevsimsel grip var

17 ŞUBAT 2011
PER 00:10

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Mustafa Ertek, şu anda Türkiye'de görülen gribal enfeksiyonun ''tamamen viral kaynaklı mevsimsel bir girip olduğunu ve keçi gribi olmadığını'' belirterek, şu anda ilk sırada B tipi gribin, ikinci sırada H1N1'in ve üçüncü sırada H3N3'ün etkili olduğunu söyledi.

Ertek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son günlerde Türkiye'de yaygın olarak görülen gribal enfeksiyonla ilgili bilgi verdi.

Girip virüslerinin A, B ve C olmak üzere üç grupta toplandığını belirterek, A grubunun insanlarda, kanatlı ve diğer hayvanlarda; B grubunun sadece insanlarda ve C grubunun ise domuzlarda ve insanlarda görüldüğü belirten Ertek, şimdiye kadar pandemilerin A grubu kaynaklı olduğunu ifade etti.

Ertek, şu anda Türkiye'de pandemi durumunun söz konusu olmadığını vurgulayarak, ''şu andaki durumun virüs kaynaklı mevsimsel grip olduğunu söyledi. 2009-2010 pandemi döneminde grip sezonunun erken başladığını, Ekim ayından itibaren çok yoğun grip vakalarını ile karşılaştıklarını anımsatan Ertek, bunun çok beklenen bir durum olmadığını, hastalığın Kasım-Aralık aylarında daha fazla arttığınısöyledi. Ertek, şunları kaydetti:

''Ülkemizde alışılan gelen grip sezonu ocak ayında başlar ve şubat-mart aylarında artarak devam eder ve nisan ayından itibaren etkisini kaybeder.

Bu yıl ise bir iki haftalık bir gecikme oldu. Ocak ayının ikinci haftasında daha yoğun olarak mevsimsel grip görülmeye başladı.

Şu anda da pandemi döneminin dışındaki diğer yıllara bakıldığında herhangi bir farklılık arz eden bir durum yok. Sadece iki haftalık bir sarkma söz konusu. Bunun de sebebi, iklimin biraz daha ılıman geçmesinden dolayı, süreç gecikti.''

Keçi gribinden kaynaklanmıyor

Şu an etkili olan virüsün keçi gribi olmadığını belirten Ertek, merkezlerinde 15 ilden gribal enfeksiyon belirtileri gösteren hastalardan örnekler alarak inceleme yaptıkları anlattı.

Ertek, incelemelerde, Türkiye'de etkili olan virüsün ne olduğuna dair analiz yaptıklarını ve bunu haftalık olarak merkezin internet sitesinde yayımladıklarını belirtti.Keçi gribinin daha çok hayvancılıkla uğraşan, pastörize edilmemiş enfekte sütlerin tüketilmesi ya da enfekte hayvanla çok yakın temas sonucu bulaşabildiğini ifade eden Ertek, şunları söyledi:

''Hayvancılığın yoğun olduğu yerlerde görülür. Zaman zaman 100-200 kişide görülebilen lokal salgınlar yapar. Tüm toplumu etkileyen bir enfeksiyon değildir.

İnsana geçtikten sonra gribe benzer şekilde baş ağrısı, ishal, ateş, halsizlik, etraf ağrısı görülebilir. Genellikle akciğeri tutar ve zatürre benzer bir durum olabilir, bazen karaciğeri tutabilir, kalp kapaklarını ve beyini tutabilir. Gripten tamamen farklı bir tablodur. Şu anda ülkemizde görülen tamamen viral kaynaklı mevsimsel bir griptir, keçi gribi değildir. Vatandaşların, bu konuda rahat olması gerekiyor.''

Bu sene, B tipi gripte artış sözkonusu

Şu anki mevsimsel gribin, halk arasında ''domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsünün neden olduğu gribal enfeksiyonun görüldüğünü pandemi döneminden bir farkı olduğunu ifade eden Ertek, ''Pandemiden önce daha ziyade A gribi baskın olarak görülürken, pandemiden sonra şu anda görülen mevsimsel grip etkenleri içerisinde B tipi gribi daha fazla görüyoruz'' diye konuştu.

Ertek, şöyle devam etti: ''Pandemi döneminde toplumun önemli bir kısmı, A gribinin alt grubu olan H1N1'e karşı bağışıklık kazandı. Bu sene, ona bağlı olarak B tipi gripte artış söz konusu. Şu anda B gribini her iki kişiden biri enfekte oluyor. Şu anda H1N1 de etkenleri arasında. İkinci sırada da H1N1'i görüyoruz. Yani 2010-2011 döneminde mevsimsel grip etkeni olarak dolaşımda geçen sezona oranla daha az etkili olmakla birlikte hâlâ dolaşımda. ''

Sülükle tedaviye büyük ilgi

Son günlerde sülük ile tedavi büyük ilgi görüyor. ABD ve Avrupa'da tamamlayıcı tedavi  olarak kabul edilen sülük tedavisi Türkiye'de de yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. Sağlık dernekleri adı altında bazı illerde  sülük tedavisi yapılıyor. Sakarya Tabip Odası Başkanı Dursun Bostancı, kan yoluyla bulaşan hastalıkların önlenmesi için sülüklerin bir kez kullanıldıktan sonra, mutlaka imha edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Sakarya'da Erenler Sağlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Murat Yüce, geleneksel yöntemlerle öğrendiği sülük tedavisini dernek çatısı altında yürütüyor. İsteyen hastalara sülük tedavisi uyguluyor.  Sülüğün bir çok hastalığın tedavisinde yardımcı tedavi yöntemi  olduğunu belirten Yüce, "Sülük tedavisine büyük ilgi var. Sülük varis, migren, sinüzit, baş ağrısı, mantar,  egzama, sedef, kalp damar tıkanıklığı , kireçlenme, romatizma, kangren gibi bir çok hastalıkta tıbbi tedavi yanında yardımcı tedavi olarak uygulanıyor. ABD ve Avrupa'da bu yöntem bir çok hastanelerde çok yaygın olarak uygulanıyor. Ancak ülkemizde yeni yeni uygulanmaya başlanıyor."  dedi.  Tıbbi sülüklerin sadece kirli kanı emdiğini ve bu sırada  100'den fazla yararlı salgıyı bedene zerk ettiğini vurgulayan Yüce, şu bilgileri verdi: "Biz sülüğü tıbbi sülük üretim merkezlerinden sağlıyoruz. Tamemen strel.  Sülüğün salgıladığı maddeler anti-bakteriyel, anti depresandır. Damar açıcıdır. Bu sebeple kalp krizi riskini azaltır. Tıbbi sülükler sadece hastalık için değil, koruyucu olarak ta kullanılabilir. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir"

Eklem kireçlenmelerende "enjeksiyon" yöntemi

Halk arasında eklemlerde kireçlenme olarak bilinen ''artroz'' ya da ''osteoartrit'' hastalığında, cerrahi müdahale öncesinde çeşitli enjeksiyon yöntemleri, hastaların şikayetlerinde azalma, yaşam kalitesinin artması ve operasyon öncesi zaman kazanılmasını olanaklı kılıyor. Uzmanlar, hastalığın erken dönemlerinde ağrı kesici ve ''anti-inflamatuar'' ilaçlarla yaşam kaliteleri artırılırken, eklem içi ''hyalüronik asit'' enjeksiyonu ile şikayetlerde 6 ay-1 yıl süreyle rahatlama sağlanıyor. ''Glukozamin'' ve ''kondoitin sülfat'' adı besin desteklerinin uzun süreli kullanımda şikayetler baskılanabiliyor. Eklem içi ''kortizon enjeksiyonu'' çok şiş, ağrılı dizlerde alevlenmeyi azaltabiliyor.

Kireçlenmede hastalığın seyri, hastanın yaşı ve söz konusu eklemin nerede olduğu göz önünde tutularak cerrahi ya da  geçici rahatlama sağlayacak çeşitli enjeksiyon yöntemleri uygulanıyor.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Reha Tandoğan, halk arasında kireçlenme olarak bilinen ''artroz'' veya ''osteoartrit'' diye tanımlanan hastalığın eklemlerde aşınma ve yıpranmaya neden olduğunu söyledi. Karşılıklı kemik yüzeyleri üzerini kaplayan ve ağrısız ve kaygan hareketi sağlayan eklem kıkırdağının yıllar içinde aşındığını ve dökülerek altındaki kemiğin ortaya çıktığını belirten Tandoğan, bu sorunun en sık yük taşıyan diz, kalça, el parmakları ve omurgada görüldüğünü ifade etti.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 17.02.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: keçi gribi, grip, sağlık,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Aile Hayat

    1. Çocuklarda okul fobisi
    2. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    5. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    6. Gençlerde çatışma
    7. Çalışan kadınlar
    8. "Sentetik şeker beyne zarar verebilir"
    9. Cinselliği tetikliyor
    10. Abdurrahman Bin Avf
  • Diğer

    1. Prof. Dr. Saraç: "Üniversiteler, bulunmamaları gereken bir yarışta"
    2. "Türkiye'de doğum yapan iki kadından biri sezaryen yaptırıyor"
    3. Niyâzî-i Mısrî'nin Limni'deki mezarını ve tekkesini kurtarma umudu
    4. Sudan, Güney Sudan'ı BM Güvenlik Konseyi'ne şikayet etti
    5. Şam yönetimi, katliamla ilgili her türlü sorumluluğu reddetti
    6. Burhan Apaydın: "27 Mayıs, bir eşkıya hareketidir"
    7. Görsel kirlilik, resimlerle kapatılacak
    8. İran'da 9. Dönem Meclis'i göreve başladı
    9. Terör örgütü, kaçırdığı 10 köylü serbest bıraktı
    10. Börek festivaline büyük ilgi
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    5. Fetih namazı
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    8. İktidarda figüran çatlağı
    9. Şok Detay
    10. Regaip Geceniz mübarek olsun
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Zamma toplu savunma!
    6. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    7. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    8. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    9. Mourinho, İstanbul'a geliyor
    10. Fenerbahçe'den 5 ayda 27 şampiyonluk
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek