2011 seçimleri gelecekte liderleri ve adayları yerinden eden "kaset skandalları"yla anılacak.
CHP'de Deniz Baykal, onca yıllık genel başkanlık kariyerine, eski özel kalem müdiresiyle ilişkisini görüntüleyen bir kasetin internette yayınlanması sonucu veda etmek zorunda kalmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu'na liderlik yolu o sayede açıldı. 12 Haziran seçimlerine "beş kala" bu kez "Farklıülkücüler" adlı bir site üzerinden MHP'li adaylar kasetler nedeniyle istifa ettiriliyor. MHP lideri Bahçeli'nin kasetler nedeniyle "okyanus ötesi"ne gönderme yaptığı günlerde ABD'de de bir skandal koptu.
IMF Başkanı Strauss-Kahn, NewYork'ta Gineli bir kadına otelde tecavüzden tutuklandı. Cezaevine konuldu, birkaç gün sonra yüksek kefaletle serbest bırakıldı. Kahn Fransa'da Sosyalistlerin Sarkozy'nin karşısına çıkaracakları güçlü başkan adayıydı. Otel skandalından sonra bu şansı kalmadı. IMF Başkanlığı'ndan da istifa etti. Kamusal görevler ve siyaset gibi topluma örnek olmayı gerektiren hizmetlerin "özel hayat"a kimi sınırlar koyduğu gerçeğinden hareketle Batı Avrupa, ABD gibi ülkelerde bu tür skandalların medyaya yansıması halinde "istifa" kaçınılmaz oluyor. Kamuoyu bunu bekliyor.
Türkiye'de alışkın olmadığımız şekilde üst üste patlayan "kaset skandalları"nda ayrıca sorgulanması gereken bir nokta var. İnsanların özel yaşamları, sesli ya da görüntülü nasıl ve kimler tarafından takibe alınıyor? Kasetler, partilerin içindeki mücadelenin sonucu olarak mı ortaya çılarılıyor? Yoksa, iktidar odaklı "merkezi" bir dinleme sistemi George Orwell'in "Big Brother"i gibi herkesi gözaltında mı tutuyor? Kamuoyu bu sorulara yanıt arıyor. CHP ve MHP siyasi yönden üzerlerine düşeni yaptılar. CHP'de lider değişti. MHP'de adaylar çekildi. Sıra AKP Hükümeti'nde. Onlara düşen görev de bu "komplolar"ı kuranları ortaya çıkarmaktır.
Derya Sazak-MİLLİYET


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



