Kendilerini dogmalara karşı mücadele eden bir örgüt olarak tanıtan masonların kendilerince dogmadan kastettikleri ise İlahi dinlerdir. Günümüzdeki en büyük hedefleri de yegane Hak din olan İslam ve onun mukaddes değerleridir.
Masonluk, dinlere karşı kin ve husumet besleme prensibi üzerine kurulmuş bir teşkilattır. Kendilerini dogmalara karşı mücadele eden bir örgüt olarak tanıtan masonların kendilerince dogmadan kastettikleri ise İlahi dinlerdir. Günümüzdeki en büyük hedefleri de yegane Hak din olan İslam ve onun mukaddes değerleridir. Masonların kendi eserlerinde bu sapkın zihniyeti ortaya koyan ifadelere çokça rastlanmaktadır. Bunlardan biri şöyledir:
"Medreseler, minareler yıkılmadıkça, yani skolastik düşünceler dogmatik inanışlar ortadan kalkmadıkça fikirlerdeki esaret, vicdanlardaki ızdırap da kalkmayacaktır." (Ülkü Muhterem Mahfili Neşriyatı, 1952-53 seneleri çalışma raporu, Süha Selçuk Basımevi, S: 12-13)
Sözde yüceltme faaliyetleri...
Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Kıdemli bir ‘Üstad Mason‘ olan Cemil Sena da bir kitabında, kendisinin ve dolayısıyla kendisiyle fikirdaş olan masonların Peygamber Efendimiz (sav)‘i ateist ve materyalist bir gözle nasıl gördüklerini şöyle ifade etmektedir:
"Bu itibarla Hz. Muhammed‘in yüce mistik dehasının gerçeklendirdiği büyük dinsel ve uygarsal devrimin kaynağı Tanrısal olmasa bile, onun kutsal büyüklüğü asla küçülmez." (Hz. Muhammed‘in Felsefesi Cemil Sena Remzi Kitabevi Sf:44)
Yukarıdaki ifadelerden açıkça anlaşıldığı gibi masonlar, Peygamber Efendimiz (sav)‘i sözde yüceltiyor kisvesi altında, aslında gerçek amaçları olan -haşa- onun peygamber olmadığı yalanını vurgulamaya çalışmaktadırlar. Bu suretle, -haşa- İlahi vahyin olmadığı, Allah‘ın Resulü (sav)‘in getirdiği dinin güya, kendisinin -haşa- mistik dehasından kaynaklanan bir devrimsel hareket olduğu iftirasını telkin etmek istemektedirler. Allah‘ı ve Resulü‘nü (sav)‘i tenzih ederiz.
Masonların peygamberler hakkındaki çarpık görüşleri, kendi yayın organları olan Mimar Sinan dergisinde de şöyle aktarılmaktadır:
"İsa, prensiplerini, bütün yukarda belirtilen fikirlerin kaynaşarak yaşadığı Güney Doğu Anadaolu ile Mezopotamya bölgesinden derlemedi mi? Muhammed İslamiyet‘in esaslarını aynı bölgeden ilham alarak tespit etmedi mi?" (Mimar Sinan Dergisi Yıl:4 S:19, Sf:19)
Yüce Allah‘ın varlığını, İlahi dinleri ve yaratılış gerçeğini inkar eden masonlar, materyalist felsefenin sözde bilimsel dayanağı olan Darwinizm‘in de en ateşli savunuculuğunu yaparlar. Masonlar, yaratılış gerçeğine karşı yürüttükleri mücadelede, tarihin bu en büyük bilim sahtekarlığını propaganda malzemesi olarak kullanırlar.
"Bugün, artık en uygar ülkelerden, en geri kalmışlarına kadar tek geçerli bilimsel Kuram Darwin‘in ve onun yolunu izleyenlerinkidir. Ama kilisede batmadı, diğer dinlerde. Yine dinsel öğreti olarak kutsal kitaplardaki Adem ile Havva efsanesi öğretiliyor" (Mimar Sinan 1980, S: 38 Sf:18)
Darwin‘in evrim (tekamül) kuramı (nazariyesi) doğada oluşan pek çok olayın Tanrı işi olmadığını gösterdi. (Mason dergisi Aralık 1976 Mart 1977 S: 25-26 Sf. 14)
Yüzelli yıldır hiçbir somut kanıt ortaya koyamamış olan evrim teorisinin kitlelere empoze edilmesi faaliyetinin arka planında da masonlar vardır. Masonlar kontrolleri altındaki medya grupları, akademik çevreler ve siyasi odaklar aracılığıyla dünya çapında kitlesel bir Darwinizm propagandası yürütmektedir. Bu propaganda en ince ayrıntılarına kadar mason localarında planlanmakta ve uygulamaya konulmaktadır.
Kullandıkları çirkin yöntemler...
Masonik kaynakları incelediğimizde, dini özellikle fikri düzeyde, kitle telkini yoluyla yıkmak istediklerini görürüz. Üstad mason Selami Işındağ‘ın Masonluktan Esinlenmeler adlı kitabındaki şu pasaj, bu konuda önemli bir örnektir:
"... Aşırı özgürlüksüz rejimler bile, din kuruluşunu kaldırma çabalarında başarı sağlayamamışlardır. Hatta bu siyasal yöntemlerin, dinsel boş inançlardan ve dogmalardan insanları kurtararak, toplumu aydınlığa kavuşturmak eyleminde aşırılığa, zor kullanmaya kalkmalarının bir tepkisi olarak kapatmak istedikleri ibadet yerlerinin bugün daha çok dolduğu ve yasaklandığı için dinsel inançlar ve dogmaların daha çok yandaş bulduğu saptanmıştır.
Şer organizasyonlarının odağı: Masonluk Teşkilatı
Bir Danimarka gazetesinde yayınlanmasının ardından gündeme gelen karikatür olayının, yol açtığı sonuçlar dikkate alındığında, bilinçli bir provokasyon olduğu, açıklık göstermektedir. Çünkü milyonlarca insanın tepkisine yol açacağı bilinen kutsal değerlere yönelik kışkırtıcı bir eylem ortaya koymak, kitleleri, kıtaları ve ülkeleri karşı karşıya getirmek ancak bilinçli bir organizasyon sayesinde gerçekleştirilebilir. Dünyada, etki derecesi bu derece yüksek şer organizasyonlarını, özellikle de mukaddes ve dini değerlere yönelik düşmanca eylemleri örgütleyen tek bir üst teşkilat vardır: Masonluk Teşkilatı... Pek çok ülkede masonluk, karanlık siyasi ve maddi çıkar ilişkilerinin odağı durumundadır. 1980‘lerde İtalya‘yı çalkalayan "P2 Mason Locası" skandalı, masonluğun bu ülkede mafya ile iç içe olduğunu, loca yöneticilerinin silah kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, kara para aklama gibi işler yürüttüklerini, rakiplerine veya kendilerine "ihanet" edenlere suikastler düzenlettirdiklerini ortaya çıkarmıştır. 1992‘de Fransa‘da gündeme gelen "Büyük Doğu Locası" skandalında, 1995 yılında İngiltere‘de basına yansıyan "İngiliz Temiz Elleri" operasyonunda, hep mason localarının karanlık çıkar ilişkileri deşifre olmuştur. Darwinist ve materyalist görüşlü ressamların kendi karanlık ve şiddet eğilimli iç dünyalarını yansıttıkları bu karikatürler, İngiliz ve Fransız Mason Locaları Süprem Konseylerinin ortak kararıyla uygulamaya konulmuştur.





