Anayasa paketinde, HSYK ve YAŞ kararlarının yargı denetimine tâbi olması hususu da var. Ayrıca, Anayasa'nın 145. maddesi değiştirilerek, tereddüt yaratan hükümler kaldırılacak; sadece görev ve hizmetle ilgili konularda askeri mahkemenin yetkili olması sağlanacak. Darbe teşebbüslerinin yargılanması adli mahkemelere bırakılıyor. Bunlara pek fazla itiraz yok. Ama partilerin kapatma sürecinin TBMM'nin izniyle başlaması, bazı çevrelerin tepkisini çekiyor.
Deniliyor ki, "salt çoğunluğu elinde bulunduran AK Parti izin vermez, dolayısıyla hukuk dışı davranışları sebebiyle de hiçbir zaman yargılanamaz." Bütün mesele, iznin, Parlamento'nun salt çoğunluğuyla mı verileceği, yoksa sözgelimi, 3'te 1 çoğunluğun yeterli mi sayılacağı? 3'te 1 gibi düşük bir oran belirlenirse, muhalefet partileri, pekâla AK Parti'yi Anayasa Mahkemesi'ne gönderebilir.
Taraf'ta bir haber çıktı. Mehmet Baransu'nun aldığı duyuma göre, cuma gününe kadar, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AK Parti'nin kapatılması için girişiminde bulunacakmış. "Yetki elinden gitmeden, son bir gayret" desek, gene de bana pek inandırıcı gelmedi. Çünkü bu teşebbüs, ne kamuoyunda destek görür, ne de diğer siyasi partilerden onay alır. Sadece, AK Parti'nin ekmeğine yağ sürülür.
(NAZLI ILICAK / SABAH)



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



