Mehmet Ali Birand, Milliyet‘deki ‘PKK terörü, sadece Kandil‘i kapatmakla bitmez‘ yazısında, yapılması gerekenlerin tümü için harekete geçilmeden terörün bitmeyeceğini vurguluyor:
Bugün yine döndük dolaştık ve aynı noktaya geri döndük.
Biz ne zaman, Obama‘dan veya Barzani‘den teröristlerin Kandil dağından sökülüp atılması için yardım istesek, hemen hemen aynı yanıtla karşılaşıyoruz:
"...Peki, siz ne yapacaksınız?
Kürt Sorununda mesafe alınmadıkça, PKK‘nın yok edilmesi çok zordur.
Ne zaman ki, o gencecik çocuklar dağa çıkmaktan kendi kendilerine vaz geçecekler, işte PKK o zaman etkinliğini kaybedecektir.
Kürt Sorununu askeri güçle çözemeyeceğimizi de artık öğrendik.
Açılım yeniden devreye sokulmadan, cesur adımlar atılmadan, silahlar karşılıklı olarak susturulmadan Kandil‘i istediğimiz kadar vuralım, yine bir yere varamayız. (...)"
Kandil‘in anahtarı Washington‘un cebinde!..
"Kandil‘deki PKK kampının kapatılması yeni değil.
Yıllardan beri tartışılan ve Türkiye‘nin tek başına işin içinden çıkamayacağı sonucuna vardığı bir konudur.
Şu günlerde tekrar gündeme girdi.
Nedeni de, PKK‘nın hemen her gün bir yerleri vurması ve her sabah yeni bir şehit haberiyle uyanmamız. (...)
Daha önceki yazımda da değinmiştim, Kandil‘e çıkan kapının anahtarı Washington‘un cebinde. Zira askeri operasyon, ancak ABD‘nin onayı, Barzani‘nin katılımı ve TSK‘nın vurucu gücüyle gerçekleşebilecek.
Unutmamak gerekir ki, böyle bir girişimin önemli riskleri var. Amerikan Askeri fiilen harekata katılmasa dahi, PKK‘ya karşı şu veya bu şekilde katkı sağlayarak, kendini tehlikeye atacaktır.
Barzani de kendi güçlerini risk altına sokacaktır.
Acaba bu iki merkez (ABD ve Kuzey Irak Kürt Yönetimi) böylesine hayati bir desteği, Türkiye‘ye hiçbir karşılık beklemeden mi verirler? Yoksa, Türkiye açısından hayati derecede önemli bir harekata girmeden önce başka birşeyler beklemezler mi?
Hatırlatmak isterim.
Bundan önce de, hemen hemen aynı durumlarla karşı karşıya kalınmış ve Washington ile Barzani birbirine benzer isteklerde bulunmuşlardı.
1998‘de, Öcalan‘ın Kenya‘daki Yunan B.Elçiliğinde bulunduğu belirlenince, Türkiye‘ye teslim edilmesi için, dönemin Devlet Başkanı Clinton iki koşul öne sürmüştü:
- Öcalan yolda herhangi bir kazaya kurban gitmeyecek. Türkiye‘de adil şekilde yargılanacak.
- Türkiye Kürt Sorunu‘nun çözümü için adımlar atacak.
Öcalan yolda kazaya kurban gitmedi. Adil şekilde yargılandı. Ancak Türkiye Kürt Sorunuyla ilgili önemli bir adım atmadı.
2008 yılında, yine ABD ve Barzani ile yapılan görüşmelerde, yine PKK‘nın Kandil‘den çıkarılması ve istihbarat paylaşımı tartışılırken, yine aynı koşul masaya gelmişti.
- Türkiye, Kürt Sorununun çözümü konusunda adımlar atacak. Ankara, Açılımı bu şekilde başlattı, ancak sonunu getiremedi.
M.Ali Birand MİLLİYET





