İstiklal Marşı Derneği, kuruculuğunu değerli Müslüman düşünür İsmet Özel'in yaptığı ve İstiklal Marşı'nın bir 'milli mutabakat metni' olduğunu ısrarla vurguladığı bir dernek.
Kuruluşundan bu yana derneğin çatısı altında zikredilen ve derneğin kendine has duruşunu ortaya koyan ifadeler, 'İstiklâl Marşı Derneği'nin diline doladığıdır' isimli bir kitapta bir araya getirildi. İşte "Türkiye'de, İstiklal Harbini kaybedenler bir an pes etmedi, İstiklal Harbini kazananlar bir an söz sahibi olmadı" diyen İstiklal Marşı Derneği'nin diline doladığı bazı ifadeler:
"Türkiye'nin geleceğine dair tavrımız doğrudan itikadi tercihimizle alakalıdır. Bütün mesele; İbranî-Hıristiyan medeniyetin Türkiye'ye ve İslam'a biçtiği yere ve bu yerin kaçınılmaz bir realite olduğuna rıza ya da red meselesidir. Bu rıza küfrün figüranlığına, red ise kulluğun asaletine râci'dir. Asaletini kaybettiğin vakit, vekâleten yaşadığın hayat cehenneme alıştırma yapmaktan başka bir şey değildir."
"Dünyadan ahireti göremiyorsanız, müşriklere hak vermeden edemezsiniz. Allah'ın senin için seçtiği, senin dar kafanla seçtiğinin üstündedir. Bunu anlayabildiğin zaman ahiretten bahsedebilirsin. Günümüzde Müslümanlar kâfirler tarafından tanzim edilmiş hayat formlarının kaçınılmazlığını kabullenip bunun içinde bir hayır aramakla meşguller. Bizi terbiye edenin Allah olması lazım, gayrısı değil!"
"İstiklâl Harbi, 'bize Tanzimat'ta yutturulan, gayri müslimlerle eşit olma dolmasını kusuyoruz, biz gayri müslimlere olan üstünlüğümüzü alenen gösterip dünyaya tekrar kabul ettirmek istiyoruz' diyen insanların başarısıdır."
"İstiklal Marşı Türk milletinin tarihten silinişi karşısında bir duruş ve bir ısrardır. İstiklâl Marşı atlanarak Türkiye hakkında hiçbir iyi şey düşünülemez. İstiklâl Marşı'nı atlayan herkes Türkiye hakkında kötü bir şey düşünüyordur."
"Nasıl Türk toprakları İstiklâl Harbi ile kâfirlerden kaçırılmış topraklar ise, İstiklâl Marşı da, kâfirlerden kaçırılmış bir metindir. Cumhuriyet Türkiye'si bu gözüpek tutumun bir neticesidir."
"Türkiye Cumhuriyeti'nin ilan edildiği topraklar bütün yerküre üzerinde Müslüman iradenin üstünde irade olmadığının tanındığı yegâne topraklardır."
"Türkiye Mekke ve Medine'yi korumaktan aciz düşen insanların söz geçirebildikleri yegâne saha olarak doğmuştur. Bu topraklar Mekke ve Medine'nin istiklâli için de tek imkândır. Fakat bunun kıymeti bilinememiştir. Bunun için Türkiye aleyhine yapılan her iş, İslam aleyhine yapılan bir iştir."
"İstiklâl Harbi öncesinde yağmalanması başarılamayan Türk toprakları, bugün bu tehlikeye maruz bırakılmış haldedir. Bunun da en parlak sloganı Türkiye'nin bir mozaik olduğu sloganıdır. Türkiye bir mozaik mi yoksa bir beton kütle mi? Türkiye eğer bir mozaikse bir fiskede dağılır, ama eğer Türkiye bir beton kütleyse ona çarpanın her yeri acır. Bizim bir beton blok olmamız ancak, 'burada sadece Türk'ün sözü geçer, Türk ise Müslüman'dan başkası değildir' sözünün kaziye-i muhkeme olmasıyla mümkündür."
"İtikadımızı lisanımızda kazanıyoruz. 'Haydi!' ("Hay" de!) diyoruz meselâ? Allah'ın Hay sıfatının seni harekete geçireceğini söylemiş oluyorsun. Müslüman olarak Yaratıcımızla böyle canlı bir bağı koruyor olmamızın kendileri için tehlike doğurduğunu gören insanlar, bu tehlikeyi bertaraf etmek ve bizi kendilerine benzetmek üzere bir faaliyet yaptılar ve müthiş başarılı oldular."
"Türkiye'de 'Elhamdülillah Müslüman'ım' diyen insanlar, davalarını mevkilerine vasıta kılmaya tevessül etmeselerdi, bugün Türkiye'nin ortadan kaldırılması tartışmaya konu olmayacaktı. Ama itikatlarının hilafına, onlar dünyayı azıklanma yeri olarak değil meta edinme ve böylece metalaşma yeri olarak benimsediler."
"Hiçbir zaman haklı bir hareketin büyük sayıda destekçisi olmayacaktır. Senin ısrarcı oluşun, senin kavi oluşun konusunda bir genel anlayış uyandırabilirsen o zaman seni doğrudan desteklemeyeceklerdir ama senin muvaffak olacağın gün için de hazırlık yapacaklardır. Mühim olan belli sayıda insanların kendi zihnî yeteneklerini esas alarak haklılıklarına sahip çıkmalarıdır."
"Bize dostluk gösterecek olan ancak kendine 'dost olarak Allah yeter' şiarını seçendir. Allah'ın dostluğunu istemeyenlerin bize dostluk göstermesini istememiz mümkün değildir."
"Hangi millet tarihe damga vurduysa, bu damgayı vurmasıyla bir dönüm noktası idrak etmiştir. Türk milleti tarihe damgasını İstiklâl Harbi ile vurdu. İstiklâl Harbi, İstiklâl Marşı'nın temin ettiği mantık ve iradeyle kazanıldı. Millet hayatının sukut etmesi bu mantığın terk edilmesi, bu iradeye yabancı kalınmasından başka bir şey değildir. Kim millet hayatının yükselmesini istiyorsa, o kişi üzerine, şimdiye kadar ihmal edilmiş bir görev almış olur. Görevimiz şudur: İstiklâl Marşı ile kazandığımız mantığın işlenmiş hale getirilmesi ve İstiklâl Marşı'nda beyan edilen iradenin ileri götürülmesi. Bu görev, millet hayatının kokuşmasından ve milletin sefalete düşmesinden menfaat umanlarla savaşmayı da içine alır."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



