20. sanat yılını Pendik'deki Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi'nde açtığı resim sergisiyle kutlayan 51 yaşındaki Ressam Çetin Acar'ın, 10 yıldır üzerinde çalıştığı Fatih, Fetih ve İstanbul tablosuyla aşkı anlatan tabloları sergide yer aldı.
İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ile Üstad Necip Fazıl'ın tablolarını da yapan Ressam Çetin Acar sergisinin adını "İstanbul'da Zaman" koymuş. Kendisinin İstanbul'a sevdalı bir sanatçı olduğunu belirten, aşkın ve fethin resmini yapan Erzincanlı Ressam Çetin Acar, "İstanbul'da zaman hep yeni" açıklamasını yapıyor. 20. sanat yılını Pendik'deki Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi'nde kutlayan Ressam Çetin Acar'ın, 10 yıldır üzerinde çalıştığı Fatih, Fetih ve İstanbul tablosuyla aşkı anlatan tablolarını ilk defa sergiye çıktı. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ile Üstad Necip Fazıl'ın tablolarını da yapan Ressam Çetin Acar, büyük anlamlar, zengin çağrışımlar içeren soyut tablolarının yorumunu sanatseverlere bırakıyor.
1958 yılında Erzincan'da dünyaya gelen Ressam Çetin Acar, Trabzon Lisesi'ni bitirdikten sonra Erzincan'a döner. Resim yapmaya ilkokula gittiği gün, alfabe kitabının üzerindeki at resmini kara kalemle yaparak başlayan evli ve 3 çocuk babası. 23 yıldır profesyonel olarak sürdürdüğü ressamlık hayatına 1989'dan beri Pendik'teki atölyesinde karakalem, pastel ve yağlıboya tablolar yaparak devam ediyor. Resimle birlikte edebiyatla da uğraşan Çetin Acar resim ve şiirdeki özdeşliği kendine has tarzıyla öne çıkartıyor. Bütün sanatsever dostlarını bu sergiye davet eden Ressam Çetin Acar ile sohbetimiz şöyle sürdü:
Resim sanatına ilginiz nasıl başladı?
İlkokula gittiğim gün alfabe kitabının üzerinde bir at resmi vardı. Onu karakalemle defterime yaparak resme başladım. Öğretmenlerimin beni bu sanata teşvik etmesi de etkili oldu. İlk okuldan sonra Trabzon Lisesi'ni bitirdim. Erzincan'a döndüm. 23 yıldır resim yaparak geçimimi sağlıyorum. Bundan 20 yıl önce İstanbul'un Pendik ilçesine yerleştim. Pendik'teki 20. sanat yılımı "İstanbul'da zaman" başlıklı şiirden yola çıkarak "İstanbul'da zaman hep yeni" isimli sergimle kutluyorum.
Neden Fetih, Fatih ve İstanbul tablosu?
Çünkü ben İstanbul sevdalısı bir sanatçıyım. Fetih özel ilgi alanım. Fatih, yıllarca portresini yapmak istediğim büyük bir insan. Ancak Fatih'i görmeden portresini yapmak, hadiseyi görmediği halde bir de yeminle gördüm diyerek yalancı şahitlik yapmak gibi bir şey. Yapılmış portresinin benzerini yapmasının bir manası da yok diye düşünüyorum. Aklımda canlandırdığım Fatih'i tabloya aktarmak istedim. Fetih tablomuz 250x150 cm tual üzerine yağlı boya. 10 senedir üzerinde çalışıyorum. Mesela İstanbul boğazında gemilerle karşıya geçerken yüzlerce fotoğraf çekmişimdir. Üsküdar'dan Sultanahmet, Ayasofya, Boğaz Köprüsü'nü gören teğet çizginin nerelere rast geldiğini görmek istedim. Mesela Ortaköy Camii minaresinin Ayasofya'nın kubbesine isabet ettiğini gördüm. Tabi tablomuz daha önce çok daha figüratifti. Soyutlaya soyutlaya manaya ve imgeye indirgedik. Önceki tablolarım daha realistti.
Aklınızdaki Fatih nedir?
Fethi gerçekleştiren, Peygamber Efendimizin müjdesine nail olan, Fetih'ten sonra Fatih ismini alan, yani Sultan 2. Mehmed'i Fatih yapan ruh. Bu ruhu keşfetmek için İstanbul'un meşhur silüetine hep hayran hayran baktım. İstanbul'un eski değerleriyle yeni değerlerini buluşturan bir tablo çıktı ortaya.
Yaptığınız tablo sayısını hatırlıyor musunuz?
Sipariş edilen tablo sayısını hatırlamıyorum. Ancak ben resimde farklı bir imaj ve farklı bir ekol oluşturan bir sanatçıyım. Yani bir Çetin Acar ekolü geliştirmeyi düşünüyorum. Figürsüz ve desensiz konuyu yakalamak ve onu resmetmek. Kısaca resim imgedir. İmgelerle düşünceyi ifade etmeye çalışıyorum. Klasik resimden modern resme kadar her türlü resim yaptım. Bir de mesela vatandaş kendi vesikalık fotoğrafını getiriyor, karakalem portre resminin yapılmasını istiyor.
İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy ve Üstad Necip Fazıl'ın tablolarını kaç senede yaptınız?
Her ikisi de çok sevdiğim insanlar. Allah onları nur içinde yatırsın. Bu mübarek insanların portrelerini 17 yıl önce yapmıştım. Bu tablolarımı ilk defa görüntülemek size, seyretmek de Millî Gazete okurlarına nasip olacak. Bu tablolar üzerinde en ufak bir hata gördüğümde çerçevelerinden çıkarır, düzeltir, tekrar çerçevelerdim.
Fetih tablonuz gibi imgelerle aşkı anlattığınız tablonuzdan bahseder misiniz?
Aşkı anlatan tablomuzda 160x180 cm. tual üzerine yağlı boya. Kırmızı güneş şeklinde Mevlana'nın aşkını temsil ediyor. Siyah küp şeklindeki şekil Kabe'yi temsil ediyor. Yeşil olan Peygamber Efendimizin türbesinin kubbesini. Burada anlatılmak istenilen manevi aşktır. Yine burada siyah renkli bir lale var. Bu aslında dönen Mevlevi imgesidir. Siyah Lale biliyorsunuz, öteki laleler gibi Türkiye'den Hollanda'ya götürülmüştür. Yine burada bir güvercin vardır. Tablodaki bu güvercinin resmini yapmak için yüzlerce güvercini uçarken, havalanırken, önden ve arkadan fotoğrafını çektim. Bu güvercin aynı zamanda insan ölünce vücudu terk eden ruhu temsil ediyor. Bu tabloda Mevlana'nın yolunu ve aşkını anlatmaya uğraştım.
Size göre resim nedir?
Resmi görüp anlarsanız resimdir. Anlamazsanız, resim değildir. Herkesin resmi anlaması diye bir mecburiyet yoktur. Meşhur Picasso'ya resimden anlamayan birisi sormuş: "-Üstad bu tablonun ismini balık koymuşsun ama, hani balık? Burada balık yok." Picasso demiş ki: "-Bu balık değil, resim" Resimle edebiyat anlatımdır. Nasıl anlatım diye sorarsanız, güzel anlatımdır cevabını veririm. Mesela Mevlana ile aklınıza ne gelirse ben bu tabloda gösterebilirim. Üstad Necip Fazıl diyor ki, "Arı balı yapar, fakat izah edemez"


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Selami Çalışkan / Türkiye
Etiketler:



