milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

27 MAY 2012 PAZ
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • BU OLACAK AYASOFYA!
  • TERÖR DEHŞETİ
  • KAHRAMAN POLİS CAN KAYBINI ÖNLEDİ
  • ŞOK DETAY

İstanbul'un kış tarihi

02 ŞUBAT 2012
PER 00:25

[-] Normal [+]
  • Kültür
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Yaklaşık 5 bin yıllık tarihe sahip olan İstanbul, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde Haliç'in donduğu, büyük yangınlar ile don olayları sonucu can kayıplarının yaşandığı, hastalıkların baş gösterdiği, insanların yiyecek ve yakacak sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığı kışlar yaşadı.

  • İstanbul'un kış tarihi -
Tarihçi Necdet Sakaoğlu, yaptığı açıklamada, İstanbul'un Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde büyük kışlar yaşadığını belirtti.
Tarihçi Necdet Sakaoğlu, yaptığı açıklamada, İstanbul'un Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde büyük kışlar yaşadığını belirtti.

Osmanlı dönemi kışları

Osmanlı tarihinde de çok sert kışların olduğunu, insanların donma, yangın gibi olaylardan dolayı hayatını kaybettiğini aktaran Sakaoğlu, şunları söyledi: "1573 kışı, çok anormal geçmiş kışlardan biridir. En az 1 ay süren bir periyottur. Ondan sonra 1621'de, 2. Osman'ın padişahlığı sırasında yaşanan zorlu bir kış mevsimi var. Aralık sonunda başlamış, Ocak sonuna kadar devam etmiştir. 1754'te de büyük bir kış vardır. O da tesadüfen 3. Osman döneminde yaşanmıştır. Her iki padişahın döneminde de kışın getirdiği felaketler çok ağır olmuştur. Osmanlı döneminde yaşanan 1621 kışında Haliç donmuştur. O zamanlar köprü falan yok. İnsanlar Galata'dan Eminönü'ne yürüyerek geçmiştir. Haliç'te çocuklar buzların üzerinde kaydırak oynamışlar. 1754 kışı 2 aya yakın sürmüş. Aralıksız kar yağmış. Üsküdar ile Sarayburnu arası buzlarla kaplanmış. Bunun Karadeniz'e dökülen büyük ırmaklardan kopup gelen buzların, boğazın dar yerlerinde meydana getirdiği sıkışıklıklar olduğunu düşünüyoruz. İstanbul Boğazı'nın donması mümkün değil. Çünkü büyük akıntılar var, tuzlu su" şeklinde belirtti. Osmanlı Padişahlarından 3. Osman'ın, babası 2. Mustafa öldüğünde henüz 5 yaşında olduğunu aktaran Sakaoğlu; "3. Osman, 2-2,5 sene padişahlık yapmış. Tahta çıkışı 13 Aralık. 13 Ocak'ta da şiddetli kış başlamış. O dönem büyük yangınlar çıkmış. Dolayısıyla halk tarafından 3. Osman, 'uğursuz padişah' olarak görülmüş. Meşhur Hocapaşa ve Cibali yangınları da bu dönemde olmuş" dedi.

Şehir çok büyük yaşanan sıkıntılar ondan

İstanbul'u ağır geçen kışların çok etkilediğini, her dönem kışın getirdiği sorunların farklı farklı yaşandığını aktaran Sakaoğlu, kentin tarih boyunca üretimi az, tüketimi çok olan bir şehir konumunda kaldığını, her dönem nüfusunun da çok olduğunu belirtti. İstanbul'un yakacağının, Karadeniz'deki odun iskelelerinden geldiğini, kötü geçen kış mevsiminde şehrin yakacak sıkıntısı çektiğini kaydeden Sakaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Zaten halk felaketi gördüğü zaman fazla fazla yakacak aldığı için kısa zamanda biten yakacağın arkası gelmiyor. İstanbul'un zahire ihtiyacı Karadeniz, Romanya ve Akdeniz'den gemilerle geliyor. Fırtına, kış başlayınca zahire taşıyan gemiler, İstanbul'a ulaşamıyor. Fırınlarda ekmek çıkmamaya başlıyor. Kıtlık yaşanıyor. Ayrıca yangınlar çok meydana geliyor. Herkes ısınmak için bir şeyler yakmak zorunda. 1850'lere kadar İstanbul'da ve Türkiye'de soba yok. Sobadan önce ocak, mangal, tandır var. Ocak dediğiniz şey, evi ısıtmaz. Duvarda olan bir şeydir. Ocak sadece ateş edinmeye yarar. İnsanlar çok zor şartlarda, bu soğukları geçirmiş. 1800'lere kadar pencere camı yok, tabaka cam yok, kepenk var. Evi ısıtmak çok zor. İstanbul böyle bir felaketler zincirini, kışa bağlı olarak her zaman yaşıyor" dedi. Günümüzde ısınma, yiyecek ve giyecek sorununun yaşanmadığını vurgulayan Sakaoğlu; "Günümüzdeki sorun ise kar yağınca taşıtların çalışmaması, iş yerlerine ulaşımın zorlaşmasıdır. Şehir çok büyük. Büyük bir kentin, doğal bir kışı geçirmesi geçmişte de zormuş, günümüzde de zor. Geçmişin sorunları farklı, günümüzün sorunları farklı" diye konuştu.

Cumhuriyet dönemi kışları

İstanbul'un kış tarihinde 1929 kışının önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Sakaoğlu, şunları söyledi: "Bu kışın özelliği şu. Sürekli kar yağışı evresi var. 6 Ocak'ta başlayan kar yağışı, 12 Mart'a kadar devam etmiş. Kar yağışı, 2 ay devam etmiş. Asıl büyük kış Avrupa'da yaşandığı için, Tuna Nehri donmuş. Donan Tuna Nehri'nin çözülme evresi İstanbul'u etkilemiş. Çözülen buzlar, Karadeniz'e inmiş. Dalgalarla sürüklenerek, evvela Rumelihisarı önüne gelmiş. Rumelihisarı boğazın en dar yeridir. Orayı büyük buz parçaları kilitlemiş. O kışın hatıraları arasında bunlar var. Bu dönemin, Avrupa'daki büyük kışın neden olduğu büyük ırmaklardaki donmaların, bir süre sonra çözülmesiyle oluşan buz kütlelerinin akıntıyla boğaza gelmesi ilginç olayların arasındadır. Bize yakın, fotoğraf ve görüntülerle çok iyi tespit edilmiş, en büyük İstanbul kışı 1929'da yaşanmıştır" dedi. 1929 yılından sonra da İstanbul'un kış mevsimlerini zor geçirdiği yılların olduğunu vurgulayan Sakaoğlu, 1954 yılında da aynı şekilde büyük bir kışın yaşandığını, Tuna Nehri'nden kopan buzların İstanbul'a geldiğini bildirdi. Sakaoğlu, 1963'te yaşanan ağır kış mevsiminde, bir kaç gazetecinin donarak hayatını kaybettiğini kaydederek; "Trakya'daki kışı görüntülemek isterken tipide boğuldular ve kurtarılamadılar. 1987'de ağır bir kış yaşandı. Bu ani ve olağanüstü bir kıştı. Şehir bir metre kalındığındaki karın altında kaldı ve hayat tamamen durdu. Tabiat halen en güçlü etkendir. Kar İstanbul'un tamamında, hatta Türkiye'nin tamamında hayatı tamamen durdurabilir. Tabiat halen, bizim bütün teknik imkânlarımıza, seferber ettiğimiz ekipmanlara rağmen dünyaya egemendir" şeklinde konuştu.

İstanbul mevsimsel sürprizi çok olan bir şehir

Bugünlerde yaşanan kış mevsiminin çok doğal bir süreç olduğunu, bu soğuklara "ayandon soğukları" denildiğini dile getiren Sakaoğlu; "Olmaması anormal, olması doğaldır. Tam gününde, zamanında olması gereken 'ayandon soğukları'dır. 'Zemheri' dediğimiz soğukların başlangıcıdır. Mart ayının sonuna kadar, Türkiye'nin bulunduğu kuşak için normal kıştır. Kışın en ağır günleridir. Bu 'kocakarı soğuğu' dediğimiz soğuklarda biter. 'Kocakarı soğuğu'nun Arapçası, 'berdülacuz'dur. 'Yaşlanmış kadın' anlamına geliyor. Araplar bu kelimeyi, 'soğuğun kocamışı'na kullanmışlar. 'Soğuğun son dönemi' anlamına geliyor. İstanbul mevsimsel sürprizi çok olan bir şehirdir. İki deniz arasında bir boğaz var, Haliç var. Karşısı Romanya, Rusya, Ukrayna'dan gelen rüzgârları yaşıyor. Karayeli alıyor, poyrazı alıyor. Rutubet yükleniyor. İstanbul bir acayip yerdedir. Mevsimleri sürprizlidir. Bu sürprizleri her zaman yaşar" dedi.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Kültür bölümü’nde 02.02.2012 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: istanbul, kış, tarih,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Kültür

    1. Tekkeler niye kapatıldı?
    2. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    6. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    7. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    8. Dünyanın hazinesi Türkiye kütüphanelerinde
    9. Toz Kanatlı Kelebek Necip Fazıl Kısakürek
    10. İmamların oynadığı tiyatro ayakta alkışlandı
  • Diğer

    1. Prof. Dr. Saraç: "Üniversiteler, bulunmamaları gereken bir yarışta"
    2. "Türkiye'de doğum yapan iki kadından biri sezaryen yaptırıyor"
    3. Niyâzî-i Mısrî'nin Limni'deki mezarını ve tekkesini kurtarma umudu
    4. Sudan, Güney Sudan'ı BM Güvenlik Konseyi'ne şikayet etti
    5. Şam yönetimi, katliamla ilgili her türlü sorumluluğu reddetti
    6. Burhan Apaydın: "27 Mayıs, bir eşkıya hareketidir"
    7. Görsel kirlilik, resimlerle kapatılacak
    8. İran'da 9. Dönem Meclis'i göreve başladı
    9. Terör örgütü, kaçırdığı 10 köylü serbest bıraktı
    10. Börek festivaline büyük ilgi
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fetih namazı
    5. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    8. İktidarda figüran çatlağı
    9. Şok Detay
    10. Fethimiz mübarek olsun!
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Zamma toplu savunma!
    6. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    7. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    8. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    9. Mourinho, İstanbul'a geliyor
    10. Fenerbahçe'den 5 ayda 27 şampiyonluk
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek