milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

27 MAY 2012 PAZ
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • BU OLACAK AYASOFYA!
  • TERÖR DEHŞETİ
  • KAHRAMAN POLİS CAN KAYBINI ÖNLEDİ
  • ŞOK DETAY

İstanbul'un görkemli girişleri

21 OCAK 2012
CMT 03:25

[-] Normal [+]
  • Kültür
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Bir zamanlar çevresi surlarla çevrili olan İstanbul'a giriş ve çıkışların yapıldığı yaklaşık 60 kapının bazıları, zaman içinde bulunduğu semte adını verirken, birçoğu da sadece tarihin tozlu sayfalarında kaldı.

  • İstanbul'un görkemli girişleri -
Edinilen bilgiye göre, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde İstanbul'u çevreleyen Marmara, Haliç ve kara surlarındaki kapılar, sabah saatlerinde açılır, akşam kapatılırdı. Kentte yıllarca hizmet veren tarihi kapıların birçoğu günümüze kadar ayakta kalamazken, bazıları bulunduğu bölgeye verdiği isimle yaşamaya devam ediyor. Adı yaşanan bir olay sonrasında oluşan ve bir dönem yoğun olarak kullanılan, günümüzde ise sadece tarih kitaplarında anılan kapılar, İstanbul'un görülmesi gereken yerlerin de başında geliyor.

Marmara surları üzerindeki kapılar

Bizans ve Osmanlı döneminde açılan Marmara surları üzerindeki kapılar şöyle: Yedikule'de sahil yolu üzerindeki Mermerkule Kapısı, Çevresindeki nar ağaçlarından adını alan Debbağ Kapı da denilen Narlı Kapı, Bizanslıların Porta Psamatia dedikleri Samatya Kapısı, Davutpaşa Kapısı, Bizans döneminde Blanga veya Vlanga Kapısı, Osmanlı döneminde önce Yeni Langa Kapısı denilen Yenikapı, Piri Reis'in Bab-ı Kum adını verdiği, bir iskeleye ve kumluğa açılan ve günümüzde olduğu gibi 18. yüzyılda da şen yerlerin yer aldığı Kumkapı, Osmanlı zamanında adı Kadırga Limanı Kapısı olarak değiştirilen Sofia Kapısı, Bizanslıların Porta Ferrata ve Porta Marina dedikleri, Osmanlı dönemindeki adı Çatladısu Kapısı olan Çatladıkapı.

Osmanlı zamanında kapının adı 1532 yılında yaşanan depremde burçlarından birinin çatlaması üzerine Çatladıkapı olarak değiştirildi. Kapının önünde Türk cündileri cirit oynar, halk da alanın çevresini hıncahınç doldurup müsabakaları izlermiş. Evliya Çelebi'nin ünlü Seyahatname'sinde, Çatladıkapı civarında Bizanslılar devrinde 4 köşe bir dev sureti olduğunu, Akdeniz'den düşman gemileri göründüğü zaman bu dev suretinden ateş çıktığını ve düşman gemilerini yaktığı bilgileri yer alıyor. Bizans Sarayı'na açılan Bukoleon Sarayı Kapısı, Topkapı Sarayı'nın ahırlarına açılan Ahırkapı. Burada ahırların bulunduğu kaynaklarda yer alsa da kimi İstanbullulara göre bu kapının adı ahir (son) kelimesinden geliyor. Balıkhane Kapısı, Sepetçiler Kasrı'nın yanında olduğu var sayılan Hasırcılar Kapısı. Kapının sur penceresinden sarayda boğdurulanların cesetleri denize atılırmış.

Ayia Maria Hodegetria Kapısı, Adını Bizans döneminin Mangana Sarayı'ndan alan ve artık kapalı bulunan Mangana Kapısı, Adını Bizans'ın azizlerinden Ayios Yeoryios'ten alan Aya Yorgi Kapısı, Osmanlı döneminde açılan Demirkapı, Osmanlı döneminde büyük olasılıkla değirmene açılan Değirmen Kapısı, Topkapı Sarayı'nı korumak için yerleştirilen toplardan adını alan Top Kapı. Kapı, Fatih Sultan Mehmet'in yaptırdığı Saray-ı Cedid-i Amire adlı saraya da Topkapı Sarayı'' olarak adını verdi.

Haliç kapıları

Marmara'dan Haliç'in içine doğru uzanan surlar üzerinde bulunan ve çoğu günümüze ulaşamayan kapıların isimleri de şunlar: Eugenios Kapısı ya da Kentenarios Kapısı, Osmanlı döneminde açılan Uğrakkapı, Fatih Sultan Mehmet'in açtırdığı ve bir zamanlar kıyıdaki yalıya gidilen Yalı Köşkü Kapısı, Sirkeci'deki Porta Veteris Rectoris ya da Porta Bonu, Türklerin Bahçekapısı veya Cıfıt/Cühut Kapısı da dedikleri Tersane Kapısı. Bu kapı mezbahaların bulunduğu alandaydı ve her gün burada yüzlerce hayvan kesiliyordu. Bahçe Kapısı'nın 1850 yılında yıktırıldığı rivayet edilir.

Yeni Cami Kapısı, Mısır Çarşısı cümle kapısının tam karşısına düşen Balıkpazarı (Perama) Kapısı, İstanbul'un Fethi'nden önceki adı Porta Saint Jean de Cornibus olan ve yanında borçlarını veremeyenlerin hapsedildiği bir zindan bulunmasından adını alan Zindan Kapısı, Osmanlılardan önce işkence yapılan bölgede bulunan Odun Kapısı/Porta Droungarion Viglae, Ayazma (Agisma) Kapısı. Eskiden, buranın altından kentin lağım suları Haliç'e akarmış. Bizanslıların Porta Platea dedikleri Unkapanı veya Dakik Kapanı kapısından kente giren her türlü zahirenin içerideki kapan denilen toptancı pazarına taşındığı biliniyor. Osmanlılar zamanında açılan Yeni Cami Kapısı, Tüfenkhane Kapısı. Evliya Çelebi, İstanbul'daki 5 baruthaneden birinin burada olduğunu yazmaktadır. Cibali Kapısı. Mısır Sultanı Kladon'un şeyhi olan ve at kılından bir cübbe giydiği için Cebe Ali olarak adlandırılan kişinin, İstanbul'a saldırdığı kapıdır.

Fatih Sultan Mehmet, ordusu ile İstanbul surlarını sardığı zaman ekmekçi başı olan ve askerlere ekmek yetiştiren Cebe Ali vefat ettiğinde de kapı civarına gömülür. Porta İspigas, Aya Kapısı, şehrin fethi sırasında Ayadede namında birinin 300 Nakşibendi ile buradan kaleye hücum ederken şehit düşmesi ve kapının civarına gömülmesi nedeniyle bu adla anılır. Bizans döneminde olmayan, Kanuni Sultan Süleyman'ın açtırdığı Ayakapı, Adını II. Beyazıt'ın sadrazamlarından olan Atik Mustafa Paşa'dan alan Atik Mustafa Paşa Kapısı, Bizans döneminde Ayia Anastasia Kapısı olarak biliniyor.

Adını Ayvan Saray'dan alan Ayvansaray Kapısı. Osmanlı döneminde Bizans surlarındaki mahzenlere hayvan konulduğu ve bu yüzden semte Hayvan Sarayı denildiği söyleniyor. Osmanlı, buradaki Bizans sarayına kemerli yüksek bina anlamında Eyvan denildiği için Eyvan Saray adı ortaya atılıyor. Kapının Bizans dönemindeki adı Kliomenes Kapısı. Dideban Kapısı, Bizans dönemindeki Ksiloporta Kapısı. Haliç surlarının en uç noktasındaki bu kapı bir ara Eyyub el-Ensari Kapısı adıyla da anılıyor. Osmanlı'nın Farsçadan aldığı dideban, nöbetçi karakol, bekçi anlamına geliyor.

Karadaki kapılar

İstanbul'un Haliç kıyısından Marmara kıyısına doğru olan kara surlarındaki kapılar ise şöyle: Blahernai Kapısı, Porto Regia veya Regia Kapısı, adını eğriliğinden alan Eğri Kapı'dan Tekfur Sarayı'na giriliyor. Eğrikapı ile ilgili olarak tarihe geçen bir vaka da Topkapı Sarayı hazinelerinin en değerli objelerinden olan Kaşıkçı Elması'nın buradaki çöplükte bulunması. Eğrikapı ile Edirnekapı arasında Saray Kapısı ve St. Callinique Poternası adlı örülmüş ve gömülü kalmış iki küçük kapı bulunuyor. Bizanslıların Pempton Kapısı dedikleri Sulukule Kapısı adını mahallede sakalarla yapılan su kavgalarından aldı. Bizans dönemindeki adı Rhesium Kapısı olan Mevlevihane Kapısı, İçeri Yeni Kapı veya Cibali Yeni Kapısı, günümüzde Mevlana Kapı olarak biliniyor. Adı Osmanlı döneminde buradaki Mevlevi tekkesinden gelen kapı, İstanbul'un fethinden sonra açıldı. Bizansların Porta tou Kalagru olarak adlandırdıkları Kalagru Kapısı, Silivri Kapısı'na Bizans döneminde Pege Kapısı denilirdi.

Balıklı Ayazması'nın karşısında bulunması dolayısıyla Bizanslılar zamanında Silivrikapı'nın ayrı bir önemi vardı. İmparator Mihail Paleologos'un generali Alexios Stategopulos, 1261 yılında bu kapıyı zorlayarak şehre girmiş ve Latin İmparatorluğu'na son vermişti. 1422'de 2. Murat İstanbul'u kuşattığı zaman çadırını bu kapının karşısında, Balıklı Ayazması sahasına kurdu. Fatih'in kuşatmasında da bu kapı karşısına 3 top yerleştirildi. Silivrikapısı, 1509 depreminde zarar görüp 2. Beyazıt tarafından onarıldı. Bizans döneminde Ksilokerkos Kapısı olarak bilinen Belgrad Kapısı, Bizanslıların Porta Auera/Güzel Kapı dedikleri Yaldızlı Kapı veya Altın Kapı bugün Yedikule Surları'nın içinde ve ayakta duruyor. Yaldızlı Kapı, Bizans döneminde seferden dönen imparatorun şehre büyük bir törenle giriş yaptığı kapı olarak biliniyor.

İstanbul'un Fethinde 2 önemli kapı

Osmanlı padişahı 2. Mehmet'in İstanbul'un fethi sırasında ordularını konuşlandırdığı Topkapı ve Edirnekapı, günümüzde de kentin önemli merkezlerini oluşturuyor. Bizans dönemindeki adıyla Porta Charsius ve Porta Myriandron/Mezarlık Kapısı adlarıyla bilinen Edirnekapı, şehrin 7 tepesinin en yükseğinin (86 metre) üzerinde bulunuyor. Osmanlı zamanında Edirne yönünden gelen sultan, Edirnekapı'dan içeri girer, çarşı meydanından başlayan uluyol kentin en büyük caddesi olarak Ayasofya Meydanı'na ve sarayın Bab-ı Hümayun denilen kapısına ulaşırdı. Bizans imparatorları gibi Osmanlı padişahları da sefere çıkarken askeri ve dini törenlerde zafer alaylarında daima bu yolu ve bu kapıyı kullanırdı. 2. Mehmet, kuşatma sırasında karargâhını Bizans'taki adı Ayios Romanos Kapısı olan Top Kapısı önüne kurdu.

En ağır top atışları da buradan yapıldı. Topkapı ve Edirnekapı, İstanbul'un fethinde önemli rol oynadı. Yeniçeriler, şehre bu 2 kapı arasında açılan gediklerden girdi. Fetih gününün şiddetli savaşlarında Edirnekapı yakınındaki Antemiyus surunun son kule kapısından geçen yeniçeriler, iç surun üzerine çıktı. İç ve dış sur arasındaki yeri müdafaa eden Bizans askerleri geriye bakıp Türkleri görünce kaçmaya çalıştı, fakat kalabalıktan Edirnekapı'dan içeriye giremediklerinden birbirlerini çiğneyip ölü olarak yığıldılar. Son Bizans imparatoru Konstantin'in de Topkapı'nın iç taraflarında yapılan çarpışmalarda öldüğü biliniyor. Bu arada, Galata'daki Azapkapı ve Üsküdar'daki Paşakapısı da İstanbul'un kapılı semtleri olarak hâlâ varlıklarını koruyor.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Kültür bölümü’nde 21.01.2012 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: istanbul, bizans, osmanlı,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Kültür

    1. Tekkeler niye kapatıldı?
    2. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    6. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    7. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    8. Dünyanın hazinesi Türkiye kütüphanelerinde
    9. Toz Kanatlı Kelebek Necip Fazıl Kısakürek
    10. İmamların oynadığı tiyatro ayakta alkışlandı
  • Diğer

    1. Prof. Dr. Saraç: "Üniversiteler, bulunmamaları gereken bir yarışta"
    2. "Türkiye'de doğum yapan iki kadından biri sezaryen yaptırıyor"
    3. Niyâzî-i Mısrî'nin Limni'deki mezarını ve tekkesini kurtarma umudu
    4. Sudan, Güney Sudan'ı BM Güvenlik Konseyi'ne şikayet etti
    5. Şam yönetimi, katliamla ilgili her türlü sorumluluğu reddetti
    6. Burhan Apaydın: "27 Mayıs, bir eşkıya hareketidir"
    7. Görsel kirlilik, resimlerle kapatılacak
    8. İran'da 9. Dönem Meclis'i göreve başladı
    9. Terör örgütü, kaçırdığı 10 köylü serbest bıraktı
    10. Börek festivaline büyük ilgi
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    5. Fetih namazı
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    8. İktidarda figüran çatlağı
    9. Şok Detay
    10. Fethimiz mübarek olsun!
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Zamma toplu savunma!
    6. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    7. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    8. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    9. Mourinho, İstanbul'a geliyor
    10. Fenerbahçe'den 5 ayda 27 şampiyonluk
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek