Türkiye‘nin en önemli sorunlarından biri olan işsizliğe bütün önlemlere rağmen bir çözüm bulunamıyor.
Esas üzerinde durulması gereken konunun yapısal işsizlik olduğunu söyleyen Doç. Dr. Halil Zaim, son rakamlar neticesinde Türkiye ekonomisinin büyüdüğünün görüldüğünü ancak bu büyümenin işsizlik sorununu çözmediğini kaydetti.
Türkiye‘de emek piyasasının da yapısal sorunlara sahip olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zaim, "Genç nüfusun eğitilmesi ve işgücüne aktif ve verimli biçimde kazandırılması göründüğü kadar kolay değildir. Ancak unutulmamalıdır ki söz konusu genç nüfus Türkiye‘nin en stratejik kaynağı ve en önemli ekonomik ve sosyal dinamiğidir" dedi.
Son yıllarda ekonomik anlamda büyüdüğü ifade edilen Türkiye‘de işsizlik sorununa bir türlü çözüm bulunamıyor. Toplum ve aile hayatını derinden etkileyen bu sorunun altında önemli yapısal sorunların bulunduğu biliniyor ancak bu sorunlara yönelik çözümleyici adımlar bir türlü atılmıyor.
İşsizlik meselesinin iktisadi krizlerin toplum hayatına yönelik en dramatik yansımalarından biri olduğuna değinen Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Zaim son yıllarda ABD ve Japonya gibi ülkelerin de işsizlikle mücadele eden ülkeler kervanına katıldığına dikkat çekti. Türkiye‘nin yılı yüzde 12 civarında işsizlik oranında tamamlayacağı beklentilerine vurgu yapan Zaim, "Esas üzerinde durulması gereken konu yapısal işsizliktir" dedi.
Son rakamların Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü gösterdiğini ancak söz konusu büyümenin işsizlik sorununu çözemediğini söyleyen Zaim, Türkiye‘deki emek piyasasının yapısal sorunları olduğunu ifade etti. İşgücünün nitelik bakımından piyasanın ihtiyaçlarına cevap veremediğini aktaran Zaim, "Kağıt üzerinde ‘vasıflı‘ veya ‘diplomalı‘ görünen işgücünün de önemli bölümü maalesef piyasanın ihtiyacına cevap veremiyor" şeklinde konuştu.
Emek piyasasının oldukça "katı" nitelikte olduğunu savunan Zaim, kayıt dışı işsizlik oranının da çok yüksek olduğunun altını çizerek bu durumun ‘haksız rekabet doğurduğunu ve kanunlara uyan işçi ve işverenin adeta cezalandırıldığını‘ söyledi. Köyden kente göç durumunun işsizlik ve istihdamdaki önemli yapısal sorunlardan biri olduğuna dikkat çeken Zaim, "Tarımda çalışan nüfusun durumu ve eskisine oranla azalsa bile halen devam etmekte olan köyden kente göç önemli yapısal bir sorundur. Tarımda çalışan nüfus hem önemli bir ölçüde gizli işsizliğe hem de yüksek oranla mevsimsel işsizliğe sebep olmaktadır" ifadelerini kullandı.
Beyin göçünü önemsemeliyiz
İŞKUR Genel Müdürü Dr. Mustafa Kemal Biçerli ise beyin göçünden kaygılı. Beyin göçünü, "İyi eğitim görmüş, nitelikli işgücünün yetiştiği az gelişmiş veya gelişmekte olan bir ülkeden gelişmiş bir ülkeye akış" olarak tanımlayan Biçerli, "Kıt kaynakları ile yetiştirdiği nitelikli beyinleri yitiren ülkelerin ekonomik gelişmeleri durağanlaşırken gelişmiş ülkelerin yetişmiş beyinleri istihdam etmesi ile birlikte gelişmeleri daha da hızlanıyor" şeklinde konuştu
Beyin göçüne mani olmak için göçe neden olan faktörlerin derinlemesine analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Biçerli, beyin göçünün nedenlerini şu şekilde sıraladı: "Ekonomik ve politik nedenler, bilim ve teknoloji politikaları, eğitim sistemindeki yanlışlıklar ve işsizlik."
Beyin göçünün önemsenmesi gerektiğinin altını çizen Biçerli, ‘bireylerin sosyal refahlarının arttırılarak yaşam standartlarının yükseltilmesi gerektiğini‘ söyledi. Çalışanlara tatmin edici mesleki gelir sağlanmasının önemli bir çözüm noktası olduğunu belirten Biçerli, "Bilim ve araştırma ortamı oluşturulmalı ve geliştirilmeli ayrıca askerlik mükellefiyeti ile ilgili yapısal düzenlemeler de gerekiyor" ifadelerini kullandı. Türkiye‘de düşük ücretle çalıştırılmanın oldukça yaygın olduğunu sözlerine ekleyen Biçerli kamu sektörü ile özel sektör arasında ücret farkının yüksek olduğunu ancak kamudaki hakların özel sektörde bulunmadığını belirtti.
Genç nüfus en önemli kaynağımız
Türkiye‘nin OECD veya AB ülkeleri ile mukayese edildiğinde genç bir nüfusa sahip olduğunu belirten Zaim, bu durumun hem fırsat hem de dezavantaj olduğunu bildirdi: "Genç nüfusun eğitilmesi ve işgücüne aktif ve verimli biçimde kazandırılması göründüğü kadar kolay değildir. Ancak unutulmamalıdır ki söz konusu genç nüfus Türkiye‘nin en stratejik kaynağı ve en önemli ekonomik ve sosyal dinamiğidir."
İstihdamın önündeki yapısal sorunlara çözüm bulunmadan kronik işsizliğin devam edeceğini vurgulayan Zaim, bu konuda hükümetin, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin aynı duyarlılıkla hareket etmeleri gerektiğini söyledi.
İstihdam sorununu "Bir ülkede çalışabilecek durumda olan bireylerin işgücüne çeşitli sebeplerle katılamamaları sonucunda ortaya" çıktığını belirten Dr. Mustafa Mahir Kutay ise, istihdama nitelikli eleman kazandırmanın yalnızca işsizliği çözmeyeceğini verimliliği de arttıracağını söyledi. Türkiye İstatistik Kurumu‘nun geçen yıl hazırladığı rapora değinen Kutay, "Her ne kadar genç nüfustaki işsizlik oranının azaldığı görülse de yine işsizliğin en yaygın görüldüğü kesimin gençler olması önemli bir potansiyelin kendini gerçekleştiremediğini ortaya koyuyor" dedi.



