Kahire'de Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'le görüşen ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimleri inşaatının meşru olmadığını söyledi.
Tam onu anlamaya çalışırken, 'pişti' haberi Karadeniz'den geldi. İsrail'in Ankara Büyükelçisi Gaby Levy, Rize Belediyesi'ni ziyaret etmiş. Görüşme sırasında Belediye Başkanı Halil Bakırcı iki noktaya dikkat çekmiş: Bir: İsrail'in yayılmacı politikası İki: Rize'ye gelen İsrailli turistlerin hareketleri İsrail'in yayılmacı politikası hakkında, herkes az çok fikir sahibidir. Rize'ye gelen İsraillilerin hareketleri konusu ise pek bilinmeyebilir. Başkan Bakırcı'nın sözlerine bakalım: "İsrailli turistler ilimize geldiğinde şehre uğramadan direkt doğa ile baş başa kalıyor. Bu tavırları hemşehrilerimizin onlara şüpheyle bakmalarına neden oluyor." Bir şehre gelen turistler, şehir merkezini gezmeden doğrudan dağlara çıksa ne olur? Doğayla başbaşa kalmak suç mu? Bunda ne sakınca var? Gezer, dolaşır, isterse çimenler üstünde yuvarlanır, isterse ağaçlar arasında hamak kurar... Kime ne? Şart midur önce çarpık binalardan oluşan şehir merkezlerini gezmesi? Böyle sorular doğabilir Başkan Bakırcı'nın sözü karşısında. Ama kazın ayağı öyle değil. Esasa inmek için, Anzer Ballıköy Tarımsal Kooperatif Yönetim Kurulu'ndan Mustafa Lezgioğlu'nun söylediklerine kulak verelim: "Bitki toplandığına bizzat kendim şahit oldum. Özel üretilmiş olan poşetler ile bitkileri kökleriyle beraber oval şekilde keserek o poşetlere koyuyorlardı. Bitki numuneleri topladıklarını görünce engel oldum..." (...) Biz bir ülkeye gitsek, dağlarını tepelerini dolaşıp birtakım bitkileri kökü ve toprağıyla beraber torbalayıp buraya getirmek istesek, nasıl bir muamele ile karşılaşırız? Onlar elini kolunu sallaya sallaya nasıl yapıyorlar bu işi? Herhangi bir yetkili bu işe dur demeyecek mi? İşte tam böyle düşünürken, İsrail Büyükelçisi Rize'ye gitmiş. İyi olmuş. İsabet buyurmuş...
(MEHMET ŞEKER / YENİ ŞAFAK)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



