Batı‘nın ve İsrail‘in kuklası olduğunda şüphe kalmayan Birleşmiş Milletler‘in dönemi kapanmalı.
Gazze‘yi, Nazi‘lerin Yahudileri topladığı toplama kamplarına benzeterek 1 yıldır abluka altında tutan İsrail, sürekli ihlal ettiği sözde ateşkesin devam ettiği süre boyunca, 1,5 milyon Filistinliye elektrik, su, yakıt, gıda ve ilaç gibi temel insani gereksinimlerin ulaşmasını engelledi. İsrail‘in Nazi Toplama Kampı‘na çevirdiği Gazze, tam 3 haftadır tüm dünyanın gözleri önünde her gün toplu seri cinayetlerin işlendiği bir katliam kenti haline geldi. Bir millete karşı açıkça soykırım işleyen terör devleti İsrail‘in katliamlarına sadece halklar sokaklara dökülerek karşı çıkıyor.
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Arap Birliği ve İslam Konferansı Örgütü gibi uluslararası kuruluşlar hiçbir caydırıcı adım atmıyor. Tüm insanlık, diplomasinin soğuk ve umursamaz dilinin, koca koca kurumsal oluşumların Gazelinin acısını yüreğinde hissetmediğine, oluk oluk akan kanı durduracak en küçük bir yaptırım işlevine sahip olmadığına tanık oldu. Dünyanın gözleri önünde bir halkı soykırıma tabi tutan terör devleti İsrail, Gazze‘ye saldırmasının 3. haftasında kudurmuş köpek gibi 500 hastanın yattığı hastane de dahil olmak üzere, BM binası, okullar ve gazete büroları gibi insanın yaşadığı her yeri yerle bir etti.
Siyonist kalleşlik!
Ölü sayısı 1500‘e ulaşan Gazze‘de de İsrail bombardımanından BM Mültecilere Yardım Ajansı‘nın, barınak olarak kullandığı merkezi, gazete bürolarının bulunduğu bina ve 500 hastanın bulunduğu hastane de nasibini aldı. Reuters‘ten binanın koordinatını alarak, bunun ‘yanlışlıkla‘ vurmamak için olduğunu söyleyen İsrail füzelerinin isabet ettiği yerlerin başında ise uluslararası medya kuruluşlarının yer aldığı Eşşuruk isimli bu bina geldi. Reuters, bir İsrail ordu sözcüsünün patlamadan kısa süre önce kendilerini arayarak Kudüs Reuters personeliyle, Gazze‘deki bürolarının tam yerini öğrenmek için görüştüğünü, orduya koordinatların verildiğini ve kendilerinin hedef alınmayacağı konusunda teminat verildiğini belirtti.
Bölgedeki üst düzey BM yöneticilerini taşıyan BM amblemli aracı vuran İsrail, ardından Filistin Kızılay‘ına ait ve içinde 500 yaralının bulunduğu Kudüs hastanesine üç füze attı. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ise, çok sinirlendiğini(!) açıkladı. Öyle ki Ban Ki Moon‘un İsrail‘i ziyaretinde bile katliamlar artarak devam etti. Moon, Gazze‘deki son saldırıların soruşturulması gerektiğini ifade ederken, İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak‘ın kendisine ‘bunun ciddi bir hata‘ olduğunu söylediğini kaydetti. BM Genel Sekreteri bölgedeki ölü sayısının da ‘dayanılmaz noktaya‘ ulaştığına dikkat çekti.
BM‘nin, İsrail söz konusu olduğunda tabir yerindeyse, dili tutuluyor.
İlişkiler askıya alınsın
BM‘nin ve diğer uluslararası kuruluşların tüm duyarsızlığına karşın, Latin Amerika‘dan Venezuella ve Bolivya‘nın Afrika‘dan ise Katar ile Moritanya‘nın terör devleti İsrail ile ilişkileri askıya aldığını açıklaması mazlum halklar için bir umut oldu. Türkiye kamuoyu da, hükümetin İsrail ile ilişkileri askıya almasını bekliyor.
Beş‘li Diktatorya!
Birleşmiş Milletler (BM) dünya üzerinde büyük bir tahribata sebep olan korkunç İkinci Dünya Savaşı sonrasında, uluslararası ilişkileri istikrara kavuşturmak ve barışı daha sağlam temeller üzerine oturtmak için 1945 yılında kuruldu. BM Güvenlik Konseyi‘nde 15 üye ülke bulunuyor. Bu ülkelerden 5 tanesi daimî üye, 10 tanesi ise seçilmiş üye. 2009 yılı ile birlikte, Türkiye‘nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliği de resmen başladı. Türkiye‘nin BMGK geçici üyeliği, 31 Aralık 2010 tarihinde sona erecek.
Birleşmiş Milletler, geçen hafta, sözde Gazze için acil toplantı yaptı ancak bir basın açıklaması bile yapmaktan aciz olduğunu gösterdi. BM‘nin Güvenlik Konseyi, Gazze‘de adalet, barış ve güvenliği sağlayamadığı açıktır. BM‘nin Gazze ile ilgili bir basın açıklaması yapma kararı dahi İsrail‘in baş destekçisi ABD‘nin muhalefeti nedeniyle fiyasko ile son buldu. BM Genel Kurul Başkanı Nikaragualı rahip Miguel D‘Escoto da toplantının ardından gazetecilere, "Konsey işlevsiz bir duruma geldi, artık bir şeyler yapılmalı. BM Güvenlik Konseyi için reform gerekiyor" dedi.
BM Güvenlik Konseyi, uluslararası güvenlik ve barışı ilgilendiren konularda, bağlayıcı olan Konsey Kararı veya görüş bildirmek anlamına gelen Başkanlık açıklaması ya da basın açıklaması yapıyor. BM Gazze toplantısında ise neredeyse tamamen etkisiz olan bir basın açıklaması dahi yapamadı.
BM Güvenlik Konseyi‘nde Veto yetkisi, sadece 5 daimi ülkede. Bunlar ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere! Bu ülkelerden birisi dahi muhalefet etse yüzlerce ülkenin temsilcisinin mutabakatla aldığı bir karar dahi uygalanamıyor.
Arap Birliği "Venezuella"ya taşınsın!
Kuveytli milletvekili Velid El Tabtabay, Arap Birliği‘nin merkezinin Mısır‘ın başkenti Kahire‘den Venezuella‘nın Caracas kentine taşınmasını önerdi. Tabtabay, "Chavez bazı Araplardan daha Arap olduğunu kanıtladı" derken, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad da İsrail halkı ve askerlerine ‘isyan‘ çağrısı yaparak, "İsrailliler, siz de insansınız! Siyonist yöneticilerinize, "Niçin katliam yapıyorsunuz, Çocukları hangi gerekçeyle öldürüyorsunuz?" diye sormanın vakti gelmedi mi? İsrail askerlerinin de komutanlarına itiraz etmenin zamanı geldi. Katliam yapmanız yönündeki emirlere itaat etmeyin. Masum insanları öldürmeyin" dedi.
Filistin hükümetinin Başbakanı İsmail Heniye:
Bu da savaş suçu değilse ne savaş suçudur?
"Sivilleri bir binaya toplamak ve sonra orayı bombalamak ya da fosfor bombaları ve füzeleri kullanmak savaş suçu değilse, ne savaş suçudur? Siyonist İsrail‘in sorumlu tutulmadan önce, daha kaç tane uluslararası anlaşmayı ve sözleşmeyi ihlal etmesi gerekiyor? Bizim ateşkes için koşulumuz son derece açık ve basit. İsrail suç teşkil eden bu savaşına, halkımızı katletmeye bir son vermeli, Gazze‘deki yasadışı işgalini tamamen ve koşulsuz kaldırmalı, tüm sınır geçişlerini açmalı ve Gazze‘den çekilmeli. İsrail zaten 6 aylık ateşkes süresince Gazze‘deki hayatı, ekonomik boğma yoluyla cehenneme çevirmişti" dedi.
Mazlumder GYK Üyesi SÜPHAN ERKAN:
BM‘nin İsrail kaşısında dili tutuluyor
"İsrail‘e doğrudan yaptırım uygulayabilecek ve akacak kanı durdurabilecek bilinen uluslararası tek örgüt Birleşmiş Milletlerdir. İKÖ gibi örgütlerin bu işlevsellikte olmadığını söylemeye dahi gerek yok. Ancak BM‘nin, İsrail söz konusu olduğunda tabir yerindeyse dili tutuluyor. İsrail saldırganlığı, BM Güvenlik Konseyi tarafından bugüne kadar sadece, yaptırım içermeyen tavsiye kararlarıyla önlenmeye çalışılmıştır. Bugüne kadar bu tavsiye kararlarının İsrail‘i durdurucu bir etkisi olmadığı ise tecrübeyle sabittir. Filistin söz konusu olduğunda diplomasi veya devletlerin bileşeni olduğu uluslararası örgütler işlevsiz! Gazze‘de yaşanan dramın ardından örgütlü ya da örgütsüz olarak Türkiye toplumu, sokaklara taşan bir çığlıkla tepkisini ortaya koydu. Hükümete ve Uluslararası kamuoyuna gereken mesajı verdi. Ancak bu bölük pörçük tepkiselliğin geçmişte olduğu gibi sonuç alıcı olmaktan ziyade bir vicdan paklama ameliyesine dönüşme olasılığı yüksek. Bu noktada, Türkiye toplumunun Filistin için yeni, öncü ve sonuç alıcı bir eylem pratiği geliştirmesi acil bir ihtiyaçtır. Bunun için önerilerim :
- İnsan Hakları Örgütlerinin koordinasyonu ve öncülüğünde acilen bir eylem planı oluşturulmalı ve hayata geçirilmelidir.
- "Gazze için Türkiye dayanışması" kurularak, her düşünceden milyonlar için ortak bir platform tesis edilmelidir.
- Gazze‘deki insanlık dışı durumu derinleştiren, insani yardımları dahi engelleyen sıkı ambargo ve sınır kontrollerinin en azından gevşemesi için siyasetçi, aydın, sanatçı, akademisyen, parlamanter ve kitle örgütü temsilcilerinin öncülük ettiği ve mümkün olduğu oranda geniş katılımın sağlandığı bir "sivil Gazze çıkarması" yapılmalıdır."
Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (Küresel BAK) Sözcüsü Yıldız Önen:
BM‘nin tamamen bittiğinin ispatı!
"Irak savaşı, uluslararası kuruluşların görevinin bitmiş olduğunu göstergesiydi. Çünkü onlarca karara rağmen ABD, Irak‘a saldırdı. Şimdi İsrail saldırıları da BM‘nin tamamen bittiğinin kanıtıdır. İsrail BM Temsilciliğini, okulları, hastaneleri vurdu. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ise İsrail‘i kınamak yerine İsrail ve Hamas‘ın masaya oturması gerektiğini söyledi. Dolayısıyla BM‘den bir şey beklemek mümkün değil. Her ülkenin eşit şekilde temsil edileceği yeni bir uluslararası oluşuma gidilmelidir. Bu saldırılarda İsrail ve ABD olduğu kadar BM‘de veto hakkı bulunan Çin ve Rusya‘da sorumludur."
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu:
BM, İsrail‘in kölesi!
"Her geçen gün artan insani tepkilere rağmen, İsrail, BM kararlarını ihlal ediyor.
İsrail‘in bu tavrı, cevabını hep birlikte arayacağımız bir soruyu da beraberinde getiriyor. İsrail, Birleşmiş Milletlerin üyesi midir? Yoksa, Birleşmiş Milletler, İsrail‘in kölesi midir? Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi ile bu vahşete ve soykırıma seyirci kalan Birleşmiş Milletlerin isminin değiştirilmesini ve ortaya koyduğu bu tavra uygun olarak ‘Dağılmış Milletler‘, ‘Duyarsız Milletler‘ ya da ‘Seyirci Milletler‘ ismini kullanmasını, hatta kendine bile faydası olmayan bu kurumun tamamen feshedilmesini teklif ediyoruz.‘‘
BM gerçeği ve İsrail!
- BM Güvenlik Konseyi, bugüne kadar İsrail saldırganlığının yol açtığı insan hakları ihlallerinin önlenmesi için tek bir yaptırım kararı almadı.
- BM sözleşmesinin 7. Bölüm, 39, 40, 41 ve 42. maddeleri, herhangi bir ülkenin barış ve güvenliği tehdit eden eylemleri nedeniyle ilk etapta uyarılmasını, bu eylemlerin sona ermemesi halinde diplomatik, ekonomik ya da askeri yaptırım seçeneklerinin kullanılmasını içeriyor.
- BM Güvenlik Konseyi, İsrail için bugüne kadar sözleşmenin sadece tavsiye içeren hükümlerini uyguladı.
- BM kurulduğu günden bu yana, İsrail saldırganlığına karşı, sadece yaptırım içermeyen tavsiye kararları aldı.
- BM Güvenlik Konseyi, 1947 yılından bu yana, işgalci İsrail‘i vahşete varan uygulamaları nedeniyle tam 66 kez kınama kararı aldı.
- BM Güvenlik Konseyi‘nin bugüne kadar İsrail‘e yaptırım uygulanmasını istediği toplam 32 kararının tümü Konseyin daimi üyesi ABD tarafından veto edildi.
- ABD ve İngiltere, İsrail‘in terörü söz konusu olduğunda bugüne kadarki tüm kararlarda veto yetkilerini kullandılar.
- 4. Cenevre Konvansiyonu‘nu ihlal eden İsrail, savaş zamanlarında sivillerin korunmasını öngören tüm uluslararası anlaşmaları ihlal etti.
- İsrail‘in katlettiği 1500 Filistinlinin büyük çoğunluğu sivil. İsrail‘in saldırılarında 400‘ün üzerinde bebek ve çocuk şehit oldu.




