Eğlenceli din eğitimi ve kültürü dergisi Birdirbir her sayısında Allah'ın en güzel isimlerini şiir ve çizimlerle ele alıyor. Bilmece ve bulmacalara yerleştirilen bilgilerle temel İslâmî kavramlar da çocukların anlayacağı şekilde sunuluyor. Mayıs sayısında "İşittik, İtaat Ettik, Eğildik" başlığını taşıyan dergi 21 Mayıs'ta Üsküdar Bağlarbaşı'nda "Birdirbir Şöleni"nde tüm kahramanlarını çocuklarla tanıştırıyor.
Dergi okur musunuz? Elbette yaşınızı bilmiyorum. Dergi dediğin de çeşit çeşit. Şöyle söyleyeyim; çocuğunuzla birlikte okuduğunuz dergi var mı? Vardır elbette. Birbirdir dergisini takip ettiğinizi de biliyorum. Bazılarımız duymamış olabilir ama. Öyleyse biraz bilgi vereyim dergiyle ilgili. Çocuklara yönelik bilinçli yayıncılık çok eskilere dayanmaz ülkemizde. Özellikle de din eğitimi alanında söz söyleyen dergilerin çocukları cezbeden yönlerinin eksikliği neredeyse normal karşılanırdı. Alparslan Durmuş'u tanıyana kadar bilinç gelişiminin önemsendiğinin pek de farkında değildim aslında. Yani çocuklarımızı düşünürken aynı zamanda doğru bilgiyi verebilecek, görsel olarak da onları çekebilecek bir dergi çıkabilir miydi? Cevap evetti. Siz zannetmeyin ki sadece Birdirbir dergisini çıkarıyor EDAM. "Eğlenceli Din Eğitimi ve Kültürü"nü önceleyen yayınlara da ağırlık veriyorlar. Birdirbir dergisinin bir sayısını inceleyin, ne demeye çalıştığımı şıp diye anlarsınız.
Birdirbir mayıs sayısında "İşittik, itaat ettik, eğildik" başlığıyla çıkıyor. Açılışta yer alan şiirin Muaz Yanılmaz'a çizginin Hasan Aycın'a ait olduğunu söyleyeyim gerisini anlayın. Allah'ın en güzel isimlerinin akılda kalıcı vurguyla okura ulaştığını da unutmayayım. Şiirin de imlediği "Rafi" yükseltip, yüceltip değerini artıran anlamını taşıyor. Konuyu çizimlerle ve akılda kalıcı sözlerle süsleyen dergi, her sayı bir isim üzerinden çocuklara iyilik, güzellik armağan ediyor. Aslıhan Atik'in yazdığı, Müzeyyen Yılmaz'ın çizgileriyle renklendirdiği "Çekirdek Bahçesi ve Şükür Secdesi" Hayta, Cücü ve Cemşit'in okuldaki macerasından bir demek sunuyor. İcat Taci "Yazlık Cami" projesiyle tebessüm ettiriyor. Hayat Bilgisi kısmında Secde hakkında bilgiler veriliyor. Turan Dertli'nin çizdiği, Elif Akardaş'ın metinlerini yazdığı, Umut Can'ın renklendirdiği "Hacivat ve Karagöz'ün Maceraları" tiryakilik oluşturmuş durumda. Dergideki bulmacayı çözen 30 kişiye bu maceralar kitap olarak hediye ediliyor. Batuta, yeryüzü gezisine Orta Asya'dan başlıyor, Kahire'ye uzanıyor. Ama önce bir soru soruyor bize:"Uçan kaykay mı, uçan halı mı?" Cevaba karar verdiyseniz dergide gezinmeye devam edelim. "O'nun İbadetleri" kısmında Hz. Peygamber Efendimiz'in her an Allah'ı hatırladığına dikkat çekiliyor ve ibadetleri konusunda bilgiler veriliyor. Kur'an Ansiklopedisi bölümünde ise "Secde Ayetleri" var. Zorbul Zehra'nın Günlüğü'nde de "Secdesiz Namaz Olur Mu Hiç?" sorusunun cevabı aranıyor. Secde Küpü ve bulmacaların yanı sıra Birdirbir'de ayrıca, Perili Ev macerası da yer alıyor.
Dergiyle ilgili bir de müjdeli haber vereyim size, bu kıyağımı unutmayın ama! 21 Mayıs Cumartesi günü saat 13.30'da Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde "Birdirbir Şöleni" var. Şiir yarışması ödül töreninin yapılacağı etkinlikte çeşitli yarışmalar, onlarca hediye ve Birdirbir kahramanlarından sürprizler var. Karşılaşırsak selam vermeyi unutmayın, e mi!
Aile eğitimini biraz ihmal mi ediyoruz?
Ailede eğitimi biraz ihmal mi ediyoruz ne? İş hayatının yoğun koşturmacaları babaları 'maişet' derdine bağlarken bazen bütün yük annelerin omuzlarına binebiliyor. Türkiye'de iyi şeyler oluyor demek istediğinizde aklınıza gelecek önemli vakıflardan biridir İSAV. Siz onlarla ilgili bilgilere çokça rastlamazsınız. Bazen gazetelerin bir köşesinde sempozyumlar yaptıklarını duyarsınız, o kadar. Biraz ilgiliyseniz, dikkatinizi çeken etkinliklerini iple çekersiniz, o ayrı!
İslâmî Îlimler Araştırma Vakfı'nın geçtiğimiz yıl M. Ü. İlahiyat Fakültesi konferans salonunda "Aile ve Eğitim" başlığı altında düzenlediği ilmi toplantı Ensar Yayın grubu bünyesinde İSAV Yayınları arasında kitaplaştı. Eğer ilmi konulara ilgi duyuyorsanız, arşivlik bu çalışmayı kaçırmayın derim. Sempozyumu yerinde takip edenler için de ayrıcalıklı bir yeri var kitabın. Alanında ehil isimlerin konulara yaklaşımları eğer yanlış yaptığımız, görmezden geldiğimiz ya da bilmediğimiz konular varsa bize uyarı atışında bulunuyor. Prof. Dr. M. Faruk Bayraktar, Prof. Dr. Salih Tuğ, Prof. Dr. Rahmi Yaran, Mustafa Kara ve İzzettin Küçük'ün açılış konuşmalarının ardından tebliğlere geçiliyor. Prof. Dr. Cihangir Doğan "Ailenin Önemi ve Vazgeçilmez Fonksiyonları", Prof. Dr. Tayfun Amman "Türkiye'de Ailenin Açık ve Örtük Sekülerleşmesinin Sosyolojik Analizi", Dr. Huriye Martı "Değer ve Hak Bağlamında Hz. Peygamber'in Sünnetinde Kadın Eğitimi", Prof. Dr. Mahmut Çamdibi "Ailede Ahlak Terbiyesi", Ali Rıza Demircan "Ailede Cinsel Hayat", Yrd. Doç. Dr. Emine Keskiner "Çocukların ve Gençlerin Cinsel Eğitiminde Dikkat Edilmesi Gereken Bazı Hususlar", Doç. Dr. Hüseyin Yılmaz "Aile İçi Şiddet ve Huzur Eğitimi", Doç. Dr. Numan Konuk "Aile İçi İletişim", Prof. Dr. Sefa Saygılı "Evlilik ve Aile Terapisi", Prof. Dr. Mustafa Köylü "Değerler Eğitiminde Ailenin Fonksiyonu", Prof. Dr. Mustafa Usta "Özel Eğitim Gerektiren Birey, Aile ve Din Eğitimi", Prof. Dr. Abdullah Özbek "Ailede Dini Sorumluluk Eğitimi", Prof. Dr. Mehmet Faruk Bayraktar "Ailede Ahlak Eğitiminde Osmanlı Örneği" konularıyla meselelere geniş bir perspektifle eğilmişler.
İlim erbabının günümüz meselelerine çoğunlukla 'akademik' kaldığını biliyoruz. İSAV'ın kitaplaşan sempozyumlarında ise teori ile hayat dengesinin tutturulduğunu görüyoruz. Türkçe, Arapça ve İngilizce özetlerin de yer aldığı eser kütüphanenizde esir kalmasın, daima elinizin altında olsun!
Fıtratın ve vahyin sesini duymuyor kulaklarımız!
Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich'in deyimiyle 'kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'da hem de. Her konuyu 'uzman'lara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulmuyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz. Metin Karabaşoğlu, Nesil Yayınları arasında çıkan "Oyuncak Tamirhanesi" adlı kitabında vahyin esrarı, fıtratın sırrı ve kendi iç sesimiz etrafında dikkat çekici görüşleriyle yürekli bir isyanın ifadesine girişiyor. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: "İnsanı tanımak, bir 'uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâla kavrayabilir!"
Yazara göre kendisini tanımak dahi insanın kendi elinde değil artık. Ya sonrası? İşte: "Hesap makineleri çıkalı beri kafadan hesap yapmayı, cep telefonları icat olunalı beri de ezberde rakam tutmayı unutan insanoğlu, uzmanlığın bu kadar muteber olduğu bir zamanda, hayatı, dünyayı ve insanı giderek daha da 'karmaşık' halde görmeye başlıyor ve kendini okumaktan giderek uzaklaşıyor."
Oyuncak Tamirhanesi, Metin Karabaşoğlu'nun üzerinde çalıştığı bir dizi kitabın mukaddimesi ve habercisi niteliğinde. Birbiriyle örtüşen üç kitap gelebilir. Biri Kur'an'ın yaralı ruhlarımız ve 'sorunlu' kalblerimiz için sunduğu şifalara dikkat çeken; diğeri Hz. Peygamberin hayatının ve sözlerinin ışığında, fıtratı okuyarak kendi iç dünyamıza, aile hayatlarımıza ve çocuk eğitimine dair bir istikameti nasıl bulacağımızı ele alan; üçüncüsü ise, bilinen anlamda 'uzmanlık sertifikası' olmayan bir insan olarak Risale-i Nur müellifinin insanı tanıma ve anlama noktasında önümüze koyduğu imkanı ele alan çalışma.
Hadi yazar bize durum özeti sunsun ve bu bahsi kapatalım: "Artık hepimiz birer seyirciyiz. Yanıbaşımızda yaşanan hayatı bir dizi film seyreder gibi seyrediyoruz. Müdahale etmeden, içine katılmadan, sorumluluk almadan. Bu düzen değişmeli..."
İnsana haddini bildiren iki şey
"Haz ve Hız Çağında İlişkiler" aslında bir kitap adı. Ama gelinen durumu ne de güzel özetliyor. Medyanın 'haz'ı öne çıkardığı ve bilinçlere boca ettiği bir çağda 'hız' her şeyin önüne geçmeye başladı. Nazlı Özburun, Profil'den çıkan kitabında 'hele bir durun da düşünelim' makamında konuşuyor. Aile ve evlilik danışmanı olan Özburun aynı zamanda Furkan, Ömer ve Elif'in annesi. Yazılarında insanın temel acılarını, aile, evlilik ve ilişki üçgenindeki çatışmaları ele alıyor çoğunlukla. Hayat paylaşmaktır diyen yazara göre iki şey insana haddini bildirir: "Biri doğal yaşam koşulları, diğeri insan ilişkileri." Özburun kitabında kadın-erkek ilişkilerinin zorlu sınavında önce insan yanımıza fener tutuyor. Acelecilik hastalığına tutulmuşuz, aradığın şey yanında, her insan bir kapıdır zorla girilmez, kalbimizi kaybettik hükümsüzdür, mutluluk senin elinde, rutin yorgunluğu, yarın çok geç olmadan, hırslı adamlar küskün kadınlar ve yalnız çocuklar, bu zamanda kadın olmak, kadınlar ne ister, kalbin anahtarı değişmişse, süper kadın olmak, bir insan bir ömür, ilişkilerde kör noktalar, meşru alanda özgürlük, bir evlilik ne zaman çatırdamaya başlar, kötü yola düşen evlilik, eşler evde neden konuşmaz, birbirimizden giderken, kitapta yer alan yazılardan bazıları. Gerisi okura kalmış!
Göçmen kuşun kanadında
Kartvizitinde şunlar yazıyor Orhan Kural'ın; İTÜ Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı, Benin Cumhuriyeti Fahri Başkonsolosu, Gezginler Kulübü Kurucu Başkanı, Sigara ile Savaş Vakfı Onursal Başkanı ve Yeşilay Eğitmeni. Bir sonraki kartvizitine neler ekleyeceğini bilemeyiz Kural'ın, bildiğimiz; gezgin ruhunun kıtalar dolaştığı ve bize gezilerini kitaplaştırarak farklı dünyalar sunması.
Han Yayınları'ndan çıkan "Göçmen Kuşun Kanadında" kitabının ayrı bir özelliği varsa şaşırmalı mıyız? Bence hayır ve ayrıca da sevinmeliyiz. Çünkü: "Bu kitabın hazırlanmasında kullanılan 5 ağaç yerine Silivri'de Fener Köyü'ne 25 ağaç dikilmiştir" notu düşülmüş.
On iki gezi kitabına sahip Orhan Kural. Ülkelerin kitaplarına dağılımını da listelemiş. Usta gezgin nerelere gitmiş diye şöyle bir kitabın içinde gezindiğinizde hayret makamında durduğunuzu fark ediyorsunuz. Hint okyanusunda Reunion adasından, Venesuela'ya, Altay, Hakasya ve Tuva'dan, Güneşin ilk doğduğu, Ateş ve Buz coğrafyası: Kamçatka'ya gezmekle yetinmemiş tatlı tatlı anlatmış o yerleri. Adriatik boyunca izlenimlerini yazmış, cesur yüreklilerin rüya ülkesi İskoçya'dan kahramanlıklar devşirmiş, Aslanlar şehri Lliv'den söylenceler derlemiş, Yeşil Burun Cumhuriyeti'nin o kadar da yeşil olmadığına dair tespitlerde bulunmuş. İskoçlar hakkında 'cimri' denir ya bakalım doğru mu? İşte Kural'ın izlenimleri: "Aman bir İskoç'a cimrilikten bahsetmeyin, kaşlarını hemen çatacaktır. 'İskoçya fakir bir ülkeydi ve biz de çok sıkıntılar çektik. Onun için de bütçemizi ayarlamak zorundaydık' gibi laflar diyecektir ve İskoçların cimriliği üzerine yazılan fıkraları can düşmanları İngilizlerin kasten ortaya attığını ekleyecektir."
Tuva Cumhuriyeti'nden ise bizi ilgilendiren bilgilerle dönmüş Kural: "Burada çürük Çin Malları, Türk Malı; Türk Malları ise Avrupa Malı olarak satılıyor. Tabii bu Türkiye adına çok kötü"
Türkiye'nin en çok gezen kalemi Kolombiya'dan İskoçya'ya gezer de fotoğraf çekmez mi? Elbette çeker, çünkü işin 'Kural'ıdır bu. Kitapta yer alan kareler gezilerin nasıl bir neşeyle geçtiğini de haber veriyor.
Bütün âlem sûrettir, ilim ruhtur
Hayat bizi nereye savurursa savursun, hangi yollardan gidersek gidelim, yol azığınız sağlam değilse modernite tüm oklarını üzerinizee gönderiyor ve kalakalıyorsunuz. Böylesi durumlarda güçlü hakikatleri hatırlatan bir dosta ihtiyaç duyuyor insan. Hayat Gençlik Serisi'nden çıkan "Gerçek Aşk" kitabı insanı yüreğine çağıran bir çalışma. Mevlâna'nın eserlerinden derlenen kitap "fark vardır candan kopup gelen aşkla, iple bedene bağlanan sevgi arasında" diyorsa bir sebebi var. İyi insan, erdemli insan, yücelere gönül veren insan... Elbette belli bir ahlâk düzenine ve ölçüsüne uyan; planlanmış bir eğitimden, daha doğrusu değerler eğitiminden geçmiş insandır. Kitap bu amaca katkı için okura ulaşmış. İyi insan olabilmenin temel değerlerini ele alıyor ve bu değerleri yaşanan hayatla bir bağ kurarak açıklamaya çalışıyor. "Edep, sabır, ümit, nefs mücadelesi, kıymet bilmek, hakikat üzre olmak, üslup sahibi olmak, affedebilmek, riski göze almak, sorumluluk, üretmek, çaba göstermek..."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Yılmaz Mete Er / Türkiye
Etiketler:




