Tunus'ta rejim devrilirken Lübnan'da hükümet düştü. 14 Şubat 2005'te eski Başbakan Refik Hariri'nin öldürülmesini soruşturan BM mahkemesinin Hizbullah yöneticilerini suçlayacağına dair işaretler üzerine örgüt Saad Hariri hükümetinden çekildi ve Lübnan'da, bütün bölgeyi endişeye sevkeden siyasi kriz başladı. Öyle ki, Türkiye ve ABD dahil, bir çok ülke, Lübnan krizi ve muhtemel etkileriyle uğraşmaktan Tunus'ta ne olduğuna bakamadı bile.
Durum şu: Hizbullah ikna edilemezse Lübnan'da yeni hükümet kurulamayacak. İç gerilim tırmanacak. Bu ortamda belki İsrail-Hizbullah çatışması yeniden başlayacak. Suriye ve İran taraf olacak. Türkiye-İsrail gerilimi daha da tırmanacak. Tunus'taki gelişmelerin etkisiyle Arap sokakları kontrol edilemez hale gelecek. Hariri suikasti üzerinden Suriye Lübnan'dan çıkarıldı. Ülke savunmasız bırakıldı, sonunda İsrail Lübnan'a saldırdı. Yine aynı suikast üzerinden bu sefer Hizbullah vuruluyor. Benzer bir senaryo sanki. 'Önceki savaş tutmadı yenisini hazırlayalım' türü bir senaryo mu var karşımızda? BM soruşturmasını yürüten önceki savcının İsrail istihbaratıyla bağlantıları deşifre oldu. Şimdi yine aynı mahkeme üzerinden bir siyasi kriz mi dizayn ediliyor?..
İhtimalleri sorguluyoruz. Çünkü burası Ortadoğu ve bütün ihtimallerin ciddiye alınması gerekiyor. Mesela İsrail'de koalisyon hükümeti dağılmak üzere. İstifalar yaşanıyor. Latin Amerika ülkeleri Filistin Devleti'ni tanımaya başladı. Rusya'nın da tanıyacağına dair söylentiler var. Bir süre sonra Türkiye de Filistin Devleti'ni tanırsa ne olur? İsrail'e tarihinin en sert tepkisini göstermiş olmaz mı?
Bütün bunlar, İran için geçerli olan Lübnan krizinin aslında İsrail için de geçerli olduğunu, İsrail'in de böyle bir krize ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Şam'da Türkiye'nin de katılımıyla yapılan zirve, yürütülen yoğun temaslar krizi önlemeye yetmeyebilir. Amaç ne ise, kimler hangi planı kurmuşsa emin olun kısa süre içinde ortaya çıkacaktır...
İbrahim Karagül YENİ ŞAFAK


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



