Saadet Partisi YİK Başkan'ı Oğuzhan Asiltürk'ün İslam aleminde yaşanan gelişmeleri değerlendirdiği yazısı...
Yıllar önce ABD Dışişleri Bakanının açıkladığı Fas'tan Endonezya'ya kadar birçok ülkenin sınırlarının değişeceği iddiası Amerika, Avrupa Birliği ve Siyonizm'in işbirliği ile gerçekleştirilmeye devam ediyor.
Önce Afganistan işgal edildi. Uzmanlar bunu Rusya'nın güneye inmesine karşı bir engel olmanın yanında ileride Ortadoğu'daki operasyonlara Rusya ve Çin'in olası silah yardımlarının önünü kesmek için de çok gerekli olduğunu dile getirmişlerdi. Öylede oldu.
Irak'ın işgali insanlığın yüzkarası oldu
Sıra Irak'ın işgaline, üçe bölünmesine geldi. Irakta tehlikeli silahların olduğu bunun hem bölge için hem de bütün insanlık için tehlike oluşturduğu iddia edildi. Bu "Haçlı Seferi", "Armagedon Savaşı" diye değerlendirilerek mukaddes cihad mantığıyla ABD silahlı güçleri tarafından Irak işgal edildi. Milyondan fazla insan öldü. Ancak iddia edildiği gibi bölge ve bütün insanlık için "çok tehlikeli" hiçbir silah bulunamadı. Bu insanlığın yüz karası işgalde evli kadınların genç kızların namusları kirletildi cinsel tecavüze uğradılar. Türkiye'deki iktidar da Hava sahamızı açarak işgal güçlerine destek oldu.
NATO insani değerleri korumak için Libya'ya saldırmadı
Libya'da da aynı Siyonist oyun oynandı. Hedef Libya'yı işgal edip parçalamak, hem çok kaliteli Libya petrolüne el koymak hem de batının kontrolünde ve İsrail için tehlike olmayacak Batı Güdümünde bir iktidar oluşturmaktı. Şuurlu bir Milli Görüşçü Kaddafi'nin zulmünü destekleyemez. Bir devletin silahlı gücünün kendi Müslüman halkını şiddet kullanarak öldürmesine her inançlı insan karşı çıkar. Ancak Amerika Birleşik Devletlerinin geri planda desteklediği, başlangıçta Fransa'nın başını çektiği arkasından NATO'ya devredilen saldırı insanî değerleri korumak için mi yapıldı. Libya'daki Müslümanlar Batılı güçler tarafından Kaddafinin paralı askerlerinin yaptığı gibi aynı şekilde öldürülmediler mi? Irakta olduğu gibi hastaneler Pazaryerleri bombalanmadı mı? Her iki zulme de karşı çıkmak inançlı insanlar için vicdani bir görev değil mi? Türkiye'de iktidar yine Batılı güçlerin yanında yer aldı.
Şimdi sıra Suriye'de, orada da idare inançlı insanlara zulmediyor. Suriye'de gösteri yapan insanlara hedef ayırt etmeksizin ateş ediliyor. Cuma namazı çıkışında insanlar katlediliyor. Elbette bu zulmü yapanlara karşı çıkmak vicdan borcudur.
Ancak Suriye'deki bu direnişi destekleyen dış güçler var mı, bu hareketi kimler ne için destekliyor, bir de ona bakarsak; açıkça görürüz ki bütün batı dünyası ve Siyonizm bu direnişe destek veriyor. Bu destek bir haksızlığa karşı çıkmak için mi veriliyor, yoksa Suriye'de İsrail'le dost olacak bir idareyi işbaşına getirmek için mi veriliyor? 'Büyük Orta Doğu Projesini' hayata geçirmek için mi veriliyor. Bu gerçeği gördüklerinden dolayı İran, Rusya ve Çin batının Suriye'ye müdahalesine karşı çıkıyor. Suriye düşer ve batı yanlısı bir iktidar oluşturulursa bu İsrail'in çıkarına hizmet eder diye düşündükleri için Suriye'deki idareye destek veriyorlar. Bu olayda da Türkiye Dünya Siyonizminin biçtiği gömleği giyiyor. Bu çok yanlış ve Milli Menfaatlerimize aykırı bir davranış olur.
Daha önce Irak'ın Kuveyt'i işgali üzerine Milli Görüşün Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın gösterdiği canhıraş çabayı hatırlıyoruz. Erbakan, İslam Ülkelerinde ortaya çıkan ihtilafların çözümünün yine İslam ülkelerinin kendi aralarında arandığı takdirde Batının sömürüsünden kurtulacaklarına inanırdı.
Bu tehlikelerden Müslüman toplulukları korumak için İslam Birleşmiş Milletlerinin, İslam Ülkeleri Askeri Gücünün ve diğer bütün ortak kuruluşların kurulması gerekir. Erbakan Hoca bunları gerçekleştirmek için bir ömür boyu mücadele etti. Ancak bu teşkilatlar kurulmadığı için bugün Müslümanlar Siyonizm'in etkisindeki Batının zulmü altında inliyor.
Şimdi sırada iran var Arkasından Türkiye
Emperyalist güçlerin hedeflerine ulaşması için Suriyenin de İranadan önce halledilmesi gerek. İrana saldırıda Türkiyenin de Emperyalist güçlerin yanında olması çok önemli. Öyleyse önce füze kalkanıyla projesiyle Türkiyeyi İrana karşı düşmanca bir tavır içindeymiş gibi göstermek gerekti. Bu yapıldı. Arkasından İranın bölgedeki tek müttefiki olan Suriyeyle de Türkiyeyi bir çatışma ortamına ekilmesi lâzımdı. Şimdi Adım adım yapılan da budur. İktidar emperyalist batıya o kadar teslim olmuş ki bu tehlikelere karşı en ufak bir tedbir bile almayı düşünmüyor.
İçinde bulunduğumuz şartlarda inanan insanların yapması gerek şey zulmün hiçbir yanına destek olmamaktır. İslam ülkelerindeki idarelerin yaptığı haksızlığa da, Büyük İsrail projesini gerçekleştirmek için bu ülkelerdeki hareketleri destekleyenlere de yardımcı olamayız. Türkiye'deki iktidar Irak'ta da, Libya'da da ideolojik hata yaptı. Aynı şeyi İrana karşı da, bizim hiçbir şekilde yararımıza olmayan, bizi emperyalist güçlerin taşeronu durumuna düşüren 'Füze Kalkanı' projesiyle tekrarladı. Şimdi Suriye'de de aynı hatayı işlemek üzereler. Bu hata Türkiye'yi çok büyük bir tehlikenin içine atar. Orta doğudaki ateşin ortasında buluruz kendimizi. İktidarda olmadıkları zaman İnananlar olayların fiilen içine giremeyecekleri için yapabilecekleri en önemli şey Allah'a iltica ederek ondan yardım dilemek ve bu yanlışlıkları önlemek için tek çare olan hakkı tebliğ görevlerini yapmaktır. Milli Görüşçüler bu görevlerini yapma gayreti içindeler.
Allah bizlere yardım etsin ve milletimizi bu büyük tehlikelerden korusun.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Oğuzhan Asiltürk / Türkiye
Etiketler:



