14 Kasım‘da başlayan ve 22 Kasım‘da sona erecek olan 4. Uluslararası Bursa İpekyolu Film Festivali Türk sinemasının yanı sıra dünya sinemasından çarpıcı örnekleri de festival çerçevesinde izleyiciyle buluşturmaya devam ediyor. Arkadaşımız Turgut Karaçimen festivalde öne çıkan iki film hakkında ilgilileriyle konuştu.
Uluslararası İpekyolu Film Festivali‘nin açılışında gösterilen ve büyük ilgi gören Aramızda (Between Us) filminin yönetmen oyuncu ve senaristi Paola Mendoza ile görüştük.
4. Uluslararası Bursa İpek Yolu film festivalini senarist, yönetmen ve oyuncu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen, sinema yönetmelerini ve oyuncularını bu festivalde görmekten mutluyum. Başarılı organizasyon olarak değerlendiriyorum. Sinema, insan için iyi bir iletişim aracıdır. Bu kültürün içinde resim, edebiyat, tiyatro gibi alanlar büyük bir önem kazanmaktadır. İleriki yıllarda Bursa İpek Yolu film festivalinin sinemaya, uluslararası kültürlere büyük katkılar yansıtacağı düşüncesinden ayrıca mutluyum.
Yönetmenliğini, senaristliğini ve oyunculuğunu yaptığınız "Aramızda" filminde sinemaya ve izleyicilere mesajınız nedir?
Filmimizde de olduğu gibi, memleketi Kolombiya‘yı terk ederek ve çocuklarıyla birlikte yabancı bir şehirde dilini dahi bilmeyen bir annenin bu şehirde yapayalnız kalışını, çocuklarının hayatta kalabilmeleri için elinden gelen her şeyi yapan bir annenin gerçek hayatın bir seyrini sinemaya yansıtmayı başardım diyebilirim. Hayatın en zor kesitlerinde, insan hayat mücadelesi için güçlü olmak zorundadır.
Sayın, Mendoza, filmdeki oyunculuğunuz ile "hayata duruş"un çizgi ötesine geçtiğini düşündüğümüz sağlam bir oyuncu karakterinizi filminize saf ve temiz bir şekilde yansıtmanızı nasıl ifade edebilirsiniz?
Evet, aslolan oyuncunun, seyirciye ne anlatmak istediğidir. Bu çizginin duruşu oldukça net olmalı görüşündeyim. Senaryo ile bütünleşerek, kendinize has karakteristik yansımayı bir oyuncu olarak göstermek zordur. Fakat her filmin bir duruşu ve mesajları vardır, filmlerin seyircilere görsel olarak sunumu yapmak istedikleri değil de; filmdeki mesajların veya konusunun özünü, yönetmen ve oyuncu olarak mesajlarla birleşen bir duruş karakteristik olarak yansıtılabilmiştir. Zorlu iniş ve çıkışlarla dolu bir dünyada yaşayan her insan; mücadelesini ve sorumluluklarını gözardı edemez. Mücadeledeki duruşun çizgisi flulaştığında insan için zorlukların sürekli olarak birbirini kovaladığını görürüz.
Ahlak ile büyüyen sevgi kalıcıdır
Festivale Kırgızistan‘dan katılan Mavi Cennet (Tengri) filmini yönetmeni İlimbek Kalmouratov filde verdikleri mesajı anlattı, festivali değerlendirdi.
4. Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali‘ne katılan filmler hakkındaki izlenimleriniz nelerdir?
Bu festivale ilk kez katılıyorum. Burada bulunmaktan çok mutluyum. Festivalde birçok yönetmen ve sanatçılarla tanışma fırsatını buldum. Her şey çok güzel geçti. Özelilikle, Türk halkının misafirperverliğine, temiz duygu ve düşüncelerine samimi olarak saygı duymaktan ayrıca memnum kaldım. Festival sürecince, yapılan tüm organizasyonlar için şunu söyleyebilirim. Tek kelime ile harika. Kırgızistan‘daki bizim kültürümüz, dostluğumuz insana saygı ve sevgideki bakışımız, toplumsal iletişimlerimiz; bunların tümünü, Türkiye insanı ile aynı paralelde gördüm. Bundan sonraki dileğim; Bursa İpek Yolu Film Festivali‘ne katılacak olan Türk filmlerinin daha da çok sayıda artarak katılmalarıdır.
Tengri filminin, izleyicilerine vermek istediği mesajların neler olduğunu, bir oyuncu olarak nasıl görmektesiniz?
İnsanın duruluğu, özümsediği olmazsa olmazların zirvesi olan sevgisini ortaya koymaktır. Tengri‘deki amaç, insan her şartta sevgisini koruyabilmeli, kulaktan dolma, ya da gözlerimizin gördüğü çizgi ötesindeki hislerle içten ve samimi olarak özümsenen sevgiyi her türlü kötü ve iyi günde koruyabilmek. Gerekirse tüm yaşamımızı bu sevgiye sunabilmek yani onunla içten ve dıştan tertemiz bir ayna olarak yaşayabilmeli. Yaşamımızda, her türlü düşüncelerimizde bu duru olan sevgiye tertemiz akabilmektedir. Aslolan da insan için budur. Ahlaki yapılanma insan için olmazsa olmazların zirvesidir. İnsan ancak hayatı boyunca ahlaki güzellikleri geliştirebilmeli, ki bunlar insandaki öz duruluğun sevgisini ortaya çıkaran en büyük enerjidir.
Tüm insanların her şartta mutlu olmaya hakkı vardır. Duruşu sağlam olan birey ve toplumların en çok değer verdiği konunun bu olduğu görüşündeyim. Ahlak ile büyüyen sevgi, saygı kalıcı ve huzur doludur. Ahlaki çizgi dışında gelişemez insan ve onun sevgisi. Bu sevgiyi korumak, geliştirmek için her bireyin üstün çabaları mutlak şarttır.
Ah şu fedakarlık
Filmin oyuncularından Albina İmashova ise filmde öne çıkarılan konu hakkında şu bilgileri paylaştı bizimle.
Tengri filminde rol alan bir oyuncu olarak Tengri‘nin duruşunu nasıl gözlemlersiniz?
Dünyadaki bütün bayanların, hayatın kolay ve zorlu duruşları karşısında mutlaka, güçlü, özgüvenli ve kimseye muhtaç kalmadan hayatta kalmalıdırlar. Zorluklar ancak dürüst bir sevgi ile aşılabilir görüşünde olan bir sanatçıyım. Hayatın akışı aslında çok zordur. Bir insan eşiyle tartışarak kendini ortaya çıkarma içgüdüsüne teslim olup, başka kadınlarla iletişim kurmakla oyalanması son derece yanlıştır. Aslolan o zorlukları saygı ve sevgi ile aşabilmektir. Bunun en sağlıklı yolu ise güzel bir ahlak sahibi olmaktan geçiyor görüşündeyim. Kadınların zorlu hayat içindeki psikolojileri oldukça çabuk kırılgan olarak görülmektedir. Kırmak, yıpratmak kolay, önemli olan kırmamaktır ve güzel bir ahlak ile sevgiyi her durumda koruyabilmektir. Yaşadığımız hayatta saf ve dürüst sevgileri bulmak çok zordur.





