Pakistan'da 10 binden fazla CIA ajanının faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Kaid-i Azam Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Tahir Emin, ülkesinde son 3 yılda 4 binden fazla kişinin hayatına mal olan patlamalarda ve intihar saldırılarında CIA'nın rolü olduğuna inandığını söyledi.
ABD kendi terörünü meşrulaştırmaya çalışıyor
Prof. Emin, Amerika ve Batılıların sürekli olarak "Nükleer silahlar tehlikede" söylentisi ve "nükleer silahların teröristlerin eline geçebileceği" endişesi yayarak, Pakistan'a yönelik operasyonları meşrulaştırmaya çalıştığına dikkati çekti.
Pakistan'ın uluslararası camiada en fazla tanınan eğitim kurumlarından Kaid-i Azam Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesi Siyasal Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tahir Emin, Pakistan'da 10 binden fazla CIA ajanının faaliyet gösterdiğini söyledi. El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in öldürülmesiyle gündeme gelen Pakistan-ABD ilişkilerini ve son on yıldır küresel terörizmin odağındaki El Kaide ile Taliban örgütünü AA muhabirine değerlendiren Emin, Pakistan'da son 3 yılda 4 binden fazla kişinin hayatına mal olan patlamalarda ve intihar saldırılarında CIA'nın rolü olabileceğini kaydetti.
Emin, Pakistan ile ABD arasındaki ilişkileri ve son olayları anlamak için 1980 yıllara uzanmak gerektiğine işaret ederek, Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgal etmesiyle bölgede varlığını göstermek isteyen Amerika'nın Pakistan ve Rus askerleriyle savaşan silahlı İslami gruplarla işbirliği yaptığını söyledi.
Pakistan'ın kendi isteğiyle ABD'nin yanında yer aldığını belirten Emin, "Amerika, Sovyetler'e karşı Pakistan'ı yanına almasaydı Hindistan'ı alacaktı, bu durumda Afganistan sınırındaki Peştunların ayrılması gündeme gelecek ve Pakistan'ın bölünmesi ihtimali söz konusu olacaktı. Bu tehlikeyi gören Pakistan yönetimi, başından beri Amerika'nın bölgedeki müttefikliğine soyundu" dedi.
El Kaide ve Taliban örgütünün temellerinin 80'li yıllarda atıldığını belirten Emin, ABD'nin kendi desteğiyle büyüttüğü silahlı İslami gruplarla 2000'li yıllardan sonra yollarını ayırması, savaş ilan etmesi ve bu savaşta kendisine en önemli müttefik olarak Pakistan'ı seçmesinin bölgede uzun yıllar sürecek kaosa neden olduğunu ifade etti.
Zardari ile birlikte ABD'nin Pakistan'da etkisi arttı
Emin, ABD'nin bölgede başrol oyuncusu olmasına ve oynadığı rolü devam ettirmek istemesine rağmen müttefiklerine güvenmediğini, Bin Ladin'in öldürüldüğü operasyonu İslamabad yönetiminden izin almadan habersizce yapmasının, bu güvensizliğin en büyük göstergesi olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü: "Pervez Müşerref'ten sonra göreve gelen yeni hükümetle birlikte ABD'nin Pakistan'da etkisi oldukça arttı. CIA'nın Pakistan'da 10 bin kadar ajanı faaliyet gösteriyor. Ülkede son üç yılda 4 binden fazla kişinin hayatına mal olan patlamalar ve intihar saldırısında CIA'nın rolü olabilir. ABD, birkaç sene öncesine kadar Pakistan halkının büyük bir kesimi tarafından sempati duyulan Taliban ve El Kaide örgütlerine bu desteğin azaltılmasını istiyordu, bunda da başarılı oldu. Halkın örgüte duyduğu sevgi ve verdiği destek, sivillere yönelik bombalı saldırılarla yok olma noktasına geldi. Binlerce kişinin hayatına mal olan saldırılar, ülkeyi güvensiz ve tehlikeli bir yer haline getirdi. Hükümetin güvenliğe ayırdığı paralar arttı, Pakistan hükümetinin teröre karşı verdiği bu savaşın maliyeti 40 milyar doları aştı, bu durum ülkedeki ekonomik ve sosyal dengeleri de altüst etti."
ABD, nükleer silahları getirmeye çalışıyor
ABD'nin en büyük amacının, nükleer silahlara sahip tek İslam ülkesi olan Pakistan'ın elinden bu silahları almak ya da etkisiz hale getirmek olduğunu belirten Emin, Washington yönetiminin bu amacına ulaşmak ve bölgedeki hakimiyetini sürdürmek istediğini söyledi. Prof. Emin, Pakistan'ın siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa sürüklendiğini kaydederek, ülkesinin son yıllarda terör olayları, doğal felaketler, etnik çatışmalar ve ekonomik krizlerle mücadele etmek zorunda kaldığını anlattı.
Uluslararası alanda Pakistan hakkında tehlikeli, güvensiz ve istikrarsız algı oluşturulduğuna işaret eden Emin, Amerika ve Batılıların sürekli olarak "Nükleer silahlar tehlikede" söylentisi ve "nükleer silahların teröristlerin eline geçebileceği" endişesi yayarak, Pakistan'a yönelik operasyonları meşrulaştırmaya çalıştığına dikkati çekti.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



