İHH Başkanı Bülent Yıldırım, ikinci filoda 120 ülkeden aktivistin yer alacağını, 15 geminin hazırlandığını, ikinci filonun Avrupa merkezli bir organizasyon olacağını, 1500 civarında aktivistin gemilerde olmasını beklediklerini belirtti.
Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım‘‘ kampanyası kapsamında geçen yıl Gazze‘ye giderken İsrail‘in saldırısına uğrayan ‘‘Mavi Marmara‘‘ gemisi, İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı öncülüğünde Avrupa‘nın çeşitli ülkelerinden toplanan yardımları taşıyacak 15 gemilik filoyla, Gazze‘ye yardım için ikinci kez demir alacak.
Gazze‘ye insani yardım götürmek amacıyla 22 Mayıs 2010 tarihinde İstanbul‘dan yola çıkan ‘‘Mavi Marmara‘‘, insani yardım için ikinci kez rotasını Gazze‘ye çevirdi. İsrail‘in 31 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleştirdiği saldırıda 9 insani yardım gönüllüsünün de şehid edildiği ‘‘Mavi Marmara‘‘ gemisi, ay sonunda çıkacağı yeni seferi için Haliç Tersanesi‘nde baştan aşağı bakım ve onarımdan geçiriliyor.
Saldırıda motor ve elektrik aksamında hasar oluşan, daha sonra gemilerle çekilerek, İskenderun‘a getirilen ‘‘Mavi Marmara‘‘ gemisi, burada motor aksamında yapılan onarımın ardından, 26 Aralık 2010‘da İstanbul‘a ulaştı. İlk önce Tuzla Tersanesi‘nde makine, motor, elektrik aksamında değişiklik yapılan gemi burada havuza alınarak, pervanesi yenilendi. Suyun altında kalan kısımlarına da boya yapıldı.
Daha sonra Haliç Tersanesi‘ne getirilen geminin dış yüzeyinde boyama yapıldı, yolcu salonundaki koltuklar ve yer parkeleri ile kaptan köşkünün teknik donanımı yenilendi. Gemi, yapılan bu yenileme çalışmalarıyla 2010 yılında yenilenen Denizcilik Kanunu‘na göre, uluslararası sularda seyahat edebilecek hale getirildi.
Birçok noktasında yenileme çalışması yapılan geminin bazı bölümlerinde yer alan İsrail askerlerinin kurşun izleri ile yaralılardan kalan kan lekelerine dokunulmadı.
Bu ay sonunda demir alacak olan ‘‘Mavi Marmara‘‘ gemisi ve ona eşlik edecek 14 gemiyle, Gazze‘ye ilaç, tıbbi malzeme, çimento, demir, çocuk bahçesi gibi insani yardım malzemesi taşınacak. İHH İnsani Yardım Vakfı‘nın Türkiye ayağını yürüttüğü organizasyonda, dünyanın çeşitli ülkelerinden 22 insani yardım kuruluşu da yer alıyor.
Yıldırım: İsrail panikledi
İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, İsrail‘in ‘‘Mavi Marmara‘‘ya yaptığı saldırının üzerinden bir yılın geçtiğini anımsattı. Cenevre Sözleşmesi‘nin verdiği yetkileri kullanarak, yardım koridoru açmak amacıyla 22 Mayıs 2010 tarihinde İstanbul‘dan Gazze‘ye yola çıktıklarını belirten Yıldırım, açık denizde, henüz İsrail‘in hukuksuz olarak işgal ettiği kara sularına bile girmedikleri halde İsrail‘in ‘‘Mavi Marmara‘‘yı vurduğunu ifade etti.
Yıldırım, bu saldırıyla Türk haklının onurunun zedelendiğini, olayın üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen hiç unutulmadığını, hep gündemde kaldığını dile getirdi. Bülent Yıldırım, saldırının yıl dönümü olan 31 Mayıs günü ülkenin çeşitli illerinde programlar, konferanslar, resim sergileri düzenlediklerini anlattı.
Bu ablukayı kaldırmak zorundayız
İHH İnsani Yardım Vakfı‘nın, insani yardım kuruluşu olduğunu, nerede bir sıkıntı varsa oraya ulaşmak amacıyla Vakfın kurulduğunu belirten Yıldırım, ‘‘Gazze‘de de bir problem var. İnsanlar niçin ‘Problemsiz olan yerlere yardım götürelim‘ demiyor. Demek ki sebep sonuç ilişkisi var. Biz bu ablukayı kaldırmak zorundayız. İsrail‘in bu yaptığının kırılması gerekiyor. Ayrıca 9 kardeşimiz şehit edildi. Saldırıda ağır yaralanan Uğur Süleyman Söylemez, bir yıldır yoğun bakımda. Bunların karşılığında halk vicdanında mahkum oldu İsrail, ama hiçbir hukuki sonuç alamadık. Uluslararası Ceza Mahkemesi burada çifte standart uyguluyor. Kaddafi‘yi hemen savaş suçlusu ilan etti. Aslında İsrailli yetkililerin hepsi savaş suçlusudur. Kabine buna onay verdi, Netanyahu‘nun emriyle oldu, askerler uyguladı. Buna yönelik niçin bir sonuç alınamadı‘‘ diye konuştu.
Bu süreçte doğal olarak tekrar halka müracaat ettiklerini ve uluslararası sistemin çifte standardından artık sonuç alamayacaklarını anlayınca, ikinci filoyu yola çıkarmaya karar verdiklerini anlatan Yıldırım, ikinci filoda 120 ülkeden aktivistin yer alacağını, 15 geminin hazırlandığını, ikinci filonun Avrupa merkezli bir organizasyon olacağını, 1500 civarında aktivistin gemilerde olmasını beklediklerini belirtti.
Birinci filoya Türkiye‘den 500-600 kişinin başvurduğunu, ikinci filo için Anadolu‘dan gelen taleplerle beraber başvurunun 500 bini geçtiğini ifade eden Yıldırım, ‘‘Eğer durdurmazsak, bir milyon civarında başvuru olacak. Önce bu hoşumuza gitti, bu kadar çok başvuru güzel bir şey. Bu İsrail‘e de bir mesaj olur. Ama zor durumda kalıyoruz, başvuranların hepsi gemiye binmek istiyor. Eski katılımcılar, şehit aileleri, yaralılar gemide olmak istiyor‘‘ dedi.
İlk yolculuğa çıktıklarında dünya liderlerine, dini liderlere, siyasilere, devlet başkanlarına, kanaat önderlerine ve İsrail Büyükelçisi de dahil olmak üzere tüm büyükelçilere, Gazze‘ye insani yardım götürdüklerine ilişkin mektup gönderdiklerini belirten Yıldırım, Birleşmiş Milletler‘in (BM) Filistin‘de çalışan organlarından yazılı cevap aldıklarını, uluslararası deniz hukukunu bilenlerin metinler hazırladığını, gidişlerinin tamamen haklı bir zeminde olduğunu kanıtlayarak, yola çıktıklarını söyledi.
Ülkemiz tarafından korunmak isteriz
Bülent Yıldırım, İHH‘nın dürüst bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, dünyaya ‘‘hükümetle ve ya devletle herhangi bir ilişkimiz yok‘‘ deyip el altından herhangi bir talepte bulunma gibi bir durumda olamayacaklarını belirterek, ‘‘Kendi haklarımızı kullanarak çıktığımız yolda, elbette ki bazı beklentilerimiz olacak. Biz bu ülkenin vatandaşıyız, bu ülkede kurulmuş bir sivil toplum kuruluşuyuz. Sivil toplum kuruluşlarının amaçları vardır. Her sivil toplum kuruluşunun bir çalışma alanı vardır. Biz de elbette ki vatandaş olarak ülkemiz tarafından korunmak isteriz. Vatandaşlık hukukunun bize vermiş olduğu çerçevede yola çıktığımızda, bu gemi bizim toprağımızdır. Bu gemiye İsrail saldırdığı zaman aslında Türkiye‘ye saldırdı‘‘ dedi.
Refah kapısı bu şekilde zaten açıktı
Kendilerine, ‘‘Refah Kapısı açıldı, niçin Refah‘tan içeri girmiyorsunuz?‘‘ sorusunun yöneltildiğini belirten Yıldırım, şunları anlattı: ‘‘Öncelikle, Refah Kapısı‘nın açılmasına çok memnun olduk. Refah Kapısı‘nın açılmasının bir sebebi de bu filoyu anlamsızlaştırmak. Bunu bölgedeki herkes böyle kabul ediyor. O nedenle bu filolar daha yola çıkmadan bile bu kadar sonuç elde edebildik. İkincisi, kimse yanılgıya uğramasın, Refah Kapısı zaten bu şekilde açıktı. İnsan geçişleri mümkündü, ama özel izne tabiydi. Şu anda sadece kadınlar, 18 yaşın altındaki çocuklar ile 40 yaşın üzerindeki erkekler özel izin almadan vizeyle geçiş yapabiliyor. 18-40 yaş arasındaki kadın ve erkekler özel izne tabi olarak geçiş yapabiliyor. O nedenle Refah Kapısı‘nın açılması şu anda bizim işimize yaramaz. Biz eğer bu işleri yapmazsak, Refah Kapısı‘ndaki bu kısmi ve dünyanın aldandığı bu başarı da elden gider.‘‘
İsrail hâlâ gemilerimizi vermiyor
Gemilerin saldırıdan sonra ciddi anlamda zarar gördüğünü, büyük masraf yaptıklarını ve tazminat davası açarak bunların karşılığını alacaklarını anlatan Yıldırım, dava sürecinin 100 yıl uzamasını bile umursamadıklarını, haklı taleplerini devam ettireceklerini ifade etti. Şu ana kadar sadece Türkiye‘deki sivil toplum kuruluşlarına ait olan 3 gemiyi İsrail‘den alabildiklerini, İsrail‘in diğer ülkelerin gemilerini hâlâ vermediğini belirten Yıldırım, ikinci filo için yeni gemilerin alındığını, Haziran‘ın sonunda Akdeniz‘e açılacaklarını, rotalarının yine Gazze olacağını söyledi.




