22. sayısını çıkartan İkindi Yağmuru dergisi aile olabilme yolunda kararlı bir şekilde ilerliyor. Altmış dört sayfa olarak yayınlanan İkindi Yağmuru içerik olarak da oldukça doyurucu yazılara sahip.
Edebiyat ortamını ayakta tutan en önemli unsur kuşkusuz dergilerdir. Çünkü dergiler, özellikle şiir ve hikâye alanında günümüz edebiyatını beslerken bununla birlikte birçok usta yazarla beraber genç kalemlerin de ürünlerini yayınlatabildiği tek alan. İnternet üzerinden yapılan yayınları konunun dışında tutmak gerekir. Herhangi bir şeye zahmetsiz ve çabuk ulaşmak maalesef onun tüketimini de aynı ölçüde hızlandırıyor. Aslında en önemli tehlike de şu ki; kolay ulaşılan bir yazarlık sıfatı ortaya vasatın altında ürünlerin çıkmasından başka bir sonuç getirmiyor.
Bununla beraber edebiyat dergileri adet olarak azımsanamasa da içerik olarak iyi bir yerde duran pek az dergi var. Ve tabi birde ekonomik sorunlar gibi 'malum sıkıntılar'dan söz etmek gerekir. Aslında her dergi tabiri caizse bir aile gibidir. Aile olabilmeyi başaran dergilerin bir kısmını yıllar önce okuduk bir kısmını da şimdilerde okuyoruz.
22. sayısını çıkartan İkindi Yağmuru dergisi aile olabilme yolunda kararlı bir şekilde ilerliyor. Bir derginin değişmez isimlerinin yanı sıra usta kalemlerle genç yazarların da aynı dergide buluşması bahsettiğimiz aile mefhumuna denk düşüyor olsa gerek.
Derginin içeriğine geçmeden önce değişen tasarımına dikkat çekmekte fayda var. Özellikle kapak tasarımı önceki sayılarından oldukça farklı. Öyle sanıyoruz ki bu değişim hem muhteva hem de tasarım olarak ilerleyen sayılarda gelişerek devam edecek.
Altmış dört sayfa olarak yayınlanan İkindi Yağmuru içerik olarak da oldukça doyurucu yazılara sahip. İbrahim Tenekeci'nin "Önce Özetler" isimli şiiriyle açılan sayfalar Mustafa Akar, Ümit Aktaş. Mustafa Celep gibi imzalarla devam ediyor. Ayrıca İranlı yazar Feridun Moşiri ve Dylon Thomas'ın da birer çeviri şiirleri bulunuyor.
Ünsal Ünlü'nün Türk şiirinde iki bin kuşağını ele aldığı eleştiri yazıları bu sayıda da devam ediyor. Ağırlıklı olarak İsmail Kılıçaslan ve Zeynep Arkan şiirini ele alan Ünsal Ünlü, önümüzdeki sayılarda da yazılarına devam edeceğe benziyor.
İkindi Yağmuru'nun en zayıf kalan noktası bu zamana kadar büyük ölçüde hikâye alanındaydı. Son sayıdaki hikâyeciler ve hikâyeleri ise bu sorunun aşılabileceğini gösteriyor. Özellikle Kâmil Yıldız'ın "Nedircik Yavruları" isimli hikâyesi buna iyi bir örnek.
Yavuz Altınışık da ilk kitabı ve edebiyat anlayışı çerçevesinde yapılan söyleşiyle dergide yer alan isimler arasında.
Derginin en önemli yazısı hiç kuşkusuz Kâmil Yeşil'in "Mustafa Kutlu'nun Desen Öyküleri" başlıklı yazısı. Türk Hikâyeciliğinin yaşayan en büyük isimlerinden biri olan Mustafa Kutlu'nun uzun yıllar boyunca resmettiği desenleri ilk kez bir edebiyat dergisinde yayınlanıyor. Kutlu'nun hikâyelerindeki toplumsal temalar desenlerinde de oldukça belirgin bir şekilde görülmekte. Üslubundaki akıcılık ve tasvirlerindeki gerçekçilik bu desenlerle birlikte okunduğunda Kutlu hikâyeciliğinin zihnimizde daha sağlam bir yere oturacağını söylemek yanlış olmaz.
Derginin eleştiri bölümünde ise Recep Şükrü Güngör'ün Bu Toprağın Hikâyesi başlıklı yazısında Mustafa Kutlu'nun Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı ile Jale Sancar'ın Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar kitabının karşılaştırmalı tahlili ve Selçuk Orhan'ın Kansızlık, İsmet Özel'in Tok Kurda Puslu Hava, Ahmet Murat'ın Kış Bilgisi kitapları yer alıyor.
Son olarak da İrfan Yıldız ve Kerim Akbulut'un da dergiye fotoğraflarıyla renk kattığını söylemekte yarar var.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Mustafa Kılıç / Türkiye
Etiketler:



