Star gazetesi yazarı Nasuhi Güngör: "Bu ülkede bir tek kişi bile ‘iç savaş‘ endişesi taşıyorsa, siyaset bunu gidermekle yükümlüdür. Elbette sadece AK Parti değil, tüm siyasi aktörler."
Şimdilik sakin görünse de, tansiyonu hayli yüksek bir seçim gündemi bizi bekliyor. Ne yazık ki bir seçim döneminin olmazsa olmazı olan tartışmaların dışında bir gündem bu. Ekonomiyi ya da dış politikayı konuşmaya sıra gelmiyor bir türlü.
Böyle olunca sürecin merkezine bir tek sorun yerleşiyor: Kürt sorunu. Doğru yönetebilirseniz, Türkiye‘nin gücünü kat kat artırdığı bir dönemi başlatabilirsiniz. Bunun tek yolu olduğunu, Türkiye‘nin de bu yönde doğru adımlar attığını defalarca yazdım. Kürt meselesini, öncelikle Irak ve Suriye‘yi de içine alan yeni ve cesur bir politikayla yönetmek zorundasınız.
Aksi takdirde ne olacağına dair birbirinden ürkütücü senaryolar yazmak ya da dinlemek mümkün. Dilerseniz bugün bunlara daha yakından bakalım.
Abdullah Öcalan, basına yansıyan son görüşme notlarında ateşkesin 15 Haziran‘a kadar devam edebileceğini söylerken şunları da eklemiş:
‘15 Haziran son tarihtir. KCK‘nin yaptığı açıklamalardan da böyle anlaşılıyor. 15 Haziran‘a kadar çözüm gelişmezse büyük bir savaş gelişecektir. Ki muhtemelen topyekün bir savaş gelişecek. Bu savaş kırda da kentte de dağda da ovada da metropolde de her yerde sürecek, savaş sanatının bütün yönleri uygulanacaktır.‘...
Şunu da hatırlatalım. Kürt meselesinin çözümü konusunda, ciddi bir toplumsal destek var ve siyaset bu şansın yeterince farkında değil...
Ancak, sadece iktidar partisinin çözümü istemesiyle yol alınabilecek bir noktada değiliz. Birkaç zamandır ‘Türkiye, artık Kürt meselesinde devlet politikası ile yol alacak‘ derken kastettiğim, herkesin bu sürece katkıda bulunması.
Türk ordusunun, istihbaratının, yargısının ve diğer tüm önemli kurumların yeni döneme intibak etmesi gerekiyor. Bu yönde ciddi ve samimi bir çabadan söz etmek de yanlış olmaz. Siyaset bunun dışında kalamaz ve tüm sorumluluğu AK Parti‘ye yıkmakla bir yere varmak da mümkün değil.
Bu ülkede bir tek kişi bile ‘iç savaş‘ endişesi taşıyorsa, siyaset bunu gidermekle yükümlüdür. Elbette sadece AK Parti değil, tüm siyasi aktörler.





