Okullar, dershaneler ve sayılabilecek daha başka onlarca özel eğitim kurumu, yıllardır 'çocuklarla iletişimin altın kurallarını' açıklayıp duruyorlar. Hepsinin yaygın olarak atladığı tek bir soru var: Hz. Peygamber'in çocuklara yaklaşımı nasıldı? Çocukların eğitimine gerçekten önem veriyor isek, şunu fark etmemiz gerekir; Hz. Peygamber'in uygulamaları olmaksızın yapılacak her eğitim yetersiz kalmaya mahkûmdur.
Çocuk, cennet kokusudur!
"Çocuk cennet kokusudur" buyurmuş Peygamberimiz. Torunlarına 'reyhanlarım' diyordu bu yüzden. Reyhan; çok güzel koku veren görünümü iç açıcı ama bakımı çok fazla gayret isteyen bir çiçektir. Peygamber efendimiz, o çiçekleri büyütmekle vazifeli anne ve babalara çiçekler için tavsiyede bulunuyor: "Çocuklarınıza iyi davranın onları iyi terbiye edin"
Peygamberimiz bir gün namaz kılıyordu. Secdede çok uzun kaldı. Vahiy mi geldi diye Sahabeler merak etti. Peygamberimiz namazı bitirdi. Secdede niçin uzun kaldığını merak eden sahabelere meraklarını giderici şu açıklamayı yaptı:
"Oğullarım sırtıma binmiştiler ya, acele edip oyunlarını bozmak istemedim"
Bizler ise, yaramazlık yaparlar diye, çocukları özellikle camiye götürmeyiz. Ya da camiye gelip de yaramazlık yapan çocukları kovan, cami görevlilerine müdahalede bulunmayız. Çocukla beraber oyun oynarken, çocuk için en güzel bir anda onu orada bırakıp; "namaza gidiyorum" deriz. Hâlbuki Peygamberimiz, Umame omzundayken namaza başlar secdeye gittiğinde çocuğu indirir, kalktığı zaman tekrar omzuna alırdı.
Çocuklar her duyduklarını kaydederler
Peygamberimiz bir çocuğun elinden tutunca o bırakıncaya kadar elini çekmezdi.
En büyük dikkatsizliklerimizden birisi budur. Oyun anında işitmez, görmez, anlamaz sanırız onları. Hâlbuki çocukların alıcılarının en çok açık olduğu andır oyun anları.
Yapmalarını istediğimiz şeyleri o anlarında söyleyebiliriz. Onların hemen kabullenmelerini ve farkına varmadan şartlanmalarını sağlar oyun anları, fakat bu çok önemli anları biz oyundadır duymaz diyerek çocukların duymaması gereken konuları onların belleklerine işleyerek geçiririz. Misafirliklerde çocuklar bir köşede oynarken, annelerinin konuştukları her şeyi kafalarına kaydederler.
Hz. Aişe validemiz oyun oynarken vahiy gelmiş ve vahyi ezberlemiştir.
Sahabe; yeni doğan çocukları için sofra kurardı
Peygamberimiz, elini yeni doğan bebeğin başına koyarak dua ederdi.
Çocuğun doğumundan sonra ziyafet vermek bu duanın toplu yapılması için olduğundan sahabeler yeni doğan bebekler için ziyafet yemeği vermeyi önemserlerdi.
Peygamberimiz sayıların ve günlerin batıllığını bize bildirmekle beraber, çocuğun hayatında bazı günlerde ve yıllarda bir takım olayların başlatılmasını uygun bulur.
Çocuğun önemli günlerinden biri de, çocuğun eğitimin başladığı gündür. Bu yaş dört yaşını 4 ay 4 gün gecedir.
'Toprak, çocukların ilkbaharıdır'
Peygamberimiz küçük çocukları dövmeyi yasaklamıştı. Hz. Enes, on yıla yakın bir süre Peygamberimizin yanında kaldı. Peygamber efendimiz bu süre içinde kendisine bir defa bile kızmadı. On veya on üç yaşından önce çocuk ne yaparsa yapsın dövülemezdi.
Efendimiz; "Toprak çocukların ilkbaharıdır" buyurmuştur. Toprak, insandaki negatif enerjiyi çektiğinden toprakla oyun, çocukların rahatlamasını sağlar.
'Çocuğu olan onunla çocuklaşsın'
Efendimiz "Çocuğu olan onunla çocuklaşsın" buyurmuştur. Peygamberimizin göbeği üzerine akıtan torununu almak isteyen Ebu Leyla bin Abdurrahman'a Peygamber efendimiz şöyle buyurdu:
"Oğlumu bırakın hacetini tamamlayıncaya kadar onu korkutmayın"
Peygamberimiz kendisine bir çocuğun doğum haberi ulaştırıldığında bizim sorduklarımıza benzemeyen bir soru sorardı: "Yaratılışı tam mı?" Tam cevabını alınca da onu eksiksiz gönderen Rabbine şükrederdi.
İlk öğretilecek bilgi nedir?
Efendimiz, sallallahu aleyhi vesellem'in çocuğa ilk kelam olarak öğretilmesini istediği şey Nahl suresinin 78. ayeti idi.
Meali: "Allah sizi, analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi."
Allah Resulü, çocuklara hayır demezdi!
Hz. Hasan ve Hüseyin, bir gün Peygamberimize gelerek, Efendimizin kendilerine bir deve almasını istediler.
Peygamberimiz o anda çocuklara deve alacak durumda değildi. Torunlarını üzmeden deveyi unutturacak bir çözüm yolu buldu. Küçük torunlarının önüne çökerek onlara seslendi; "Haydi binin bundan daha iyi deve mi olur" Çocuklar büyük bir sevinçle dedelerinin sırtlarına binmişler ve deveyi unutmuşlardı.
Çocukların bu tarz istekleri karşısında bizler tarafından söylenen sözler hep aynıdır; Paramız yok, ileride alırız, daha sonra vs. Bu sözler, çocuklara parayı önemsetir ve onları fakirlik psikolojisine sokar. Eğer bunu fark edemez isek çocuklarımız, büyüdüklerinde paraya tapar hale gelirler.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



