Allah Resulünün Hadislerinde Yer Alan Ashab-ı Kiram Değerlendirmeleri Cennete ilk girecek olan Resûlullah (sav), ondan sonra da Hz. Ebu Bekir olacaktır. [Ebu Davud] Hz. Ebu Bekir sahabenin en faziletlisidir. [Buhari]
Resûlullah (sav), ashabını önemser, onlara iltifat ederdi. Onların faziletlerini, hizmetlerini, özelliklerini takdir ederdi. [Tirmizi] "Allah Ebu Bekir'i esirgesin! O beni kızıyla evlendirdi, beni hicret yurdu Medine'ye taşıdı, mağarada arkadaşlık yaptı. Bilal'i, para verip azad etti. Allah Ömer'i esirgesin. Acı da olsa hakkı söyler. Hak onu arkadaşsız bırakmamıştır. Allah Osman'ı da esirgesin. Melekler ondan hayâ eder. Allah Ali'yi de esirgesin. Ali nereye dönerse hakkı da onunla beraber çevirir." [Tirmizi-8572]
Allah Resûlü (sav) Hz. Ebu Bekir'e "Atîk: Cehennemden azad edilmiş" diye müjdeledi, ashabı kiram da bu şekilde anmaya başladı. [Tirmizi-8604, K.S.12/433]
Hz. Ömer'e, cin ve insan şeytanlarının kendisini gördüğü zaman korkusundan yolunu değiştirip kaçtığını müjdelemiştir. [Tirmizi-8635]
Zübeyr bin Avvam'ı "Havarim" [Buhari, Müslim, Tirmizi-K.S.12/474], Huzeyfetü'l-Yeman'ı, "Ümmetin emini" olarak nitelendirmiş ve sırdaşı olarak kabul etmişti. [Buhari, Müslim-8761, K.S.12/482]
"O, benim Eh-i Beytimdendir"
Ashabından, özel başarılar elde edenleri güzel isim ve sıfatlarla vasıflandırırdı. İslam'a olan samimi inanç ve hizmetinden, parlak Hendek fikrinden ve kendisinin akrabası da olmamasından dolayı Selman (ra)'ı "O bizden, benim ehl-i beytimdendir" [K.S.12/554] buyurmuştur.
Yürüyen şehit; Talha!
Talha bin Ubeydullah'ı, Uhud'daki kahramanlığından dolayı "Talhatü'l-Hayr", Zü'l-Üşeyne gazvesindeki yiğitliğinden dolayı "Talhatü'l-Feyyâd", Huneyn günündeki gayretinden dolayı da "Talhatü'l-Cûd" (Taberânî-8725), "yürüyen şehid" olarak adlandırmıştır. [Tirmizi-K.S.12/472]
Evine gelen Ammar bin Yasir'i, "Merhaba ey Tayyib'el-Mutayyeb" (Merhaba ey pâk ve pâklanmış kişi.) [Tirmizi-8817, K.S.12/505], şehid olan Cafer bin Ebi Talip'i "Meleklerle Uçan" [Tirmizi-K.S.12/488], Halid bin Velid'i "Seyfullah" (Allah'ın kılıcı) [Tirmizi-K.S.13/25] diye adlandırılmıştır.
Uhud'da Sa'd bin Ebi Vakkas; Hendek'te Zübeyr bin Avvam
Allah Resûlü (sav) savaşlarda büyük gayret gösterenlere şöyle seslenmiştir: "Babam anam sana feda olsun!" Uhud'da Sa'd bin Ebi Vakkas [Buhari, Müslim, Tirmizi-8743, K.S.12/475], Hendek'te Zübeyr bin Avvam için [Buhari, Müslim, Tirmizi-8733] bu ifadeyi kullanmıştır.
"Ey, hakkında Rabbimin beni uyardığı zat"
Bazı sahabelerine özel durumları hatırlatacak iltifatlarda bulunurdu. Abdullah bin Ümmi Mektum'u gördüğü zaman, bir isteğinin olup olmadığını sorar, cübbesini serer, yanına alır ve şöyle derdi: "Ey hakkında Rabbimin beni azarladığı zat, merhaba!" Bilindiği gibi Resûlullah (sav), bazı insanları İslam'a davet etmekle meşgul olduğu sırada İbni Ümmü Mektum gelmiş ve yeni vahiylerden dinlemek istemişti. Bu konuda ısrarcı olunca da Resûlullah (sav) bundan memnun kalmamıştı. Çünkü o sırada bazı insanlara İslam'ı tebliğ ediyordu. Bunun üzerine Resûlullah (sav)'a sitem eden ayetler [Abese Suresi /1-12] gönderilmişti. [Tirmizi, Muvatta, K.S.-855, 856]
Ashab, tartışmasız itaat ederdi!
Ashab-I Kiram, Resûlullah (sav)'dan gelen bir emre hemen itaat ederdi. Tarla kiralama ile ilgili bir uygulamayı doğru bulmayınca hemen itaat etmiş, "Baş üstüne, dinlemek ve itaat etmek borcumuzdur." [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei-K.S.15/197] demişlerdi.
Ancak her şeye rağmen onlar da insandı. Hata ve günah işlemişlerdir. Fakat onlar günahta ısrarcı olmamış, hemen tevbe ederek Allah'a dönmüşlerdir. Bir defasında Resûlullah (sav), Cuma günü hutbe verirken kervan gelmiş, o gürültü ve şamatayı duyan ve alışveriş yapmak isteyen cemaatin önemli bir kısmı hemen camiden çıkmıştı. Ancak ayetle uyarılan ashap hatasını anlamış tevbe etmişti. [Buhari, Müslim, Tirmizi-K.S.4/321]
Onlar kendileri ihtiyaç içinde olsa da, kardeşlerini kendilerine tercih ederlerdi. Ebu Talha (ra), yemek çok az olduğu için, misafiri geldiği zaman çocuklarını uyutmuş, ışığı söndürmüş ve yemeği ikram etmişti. Misafir doymuş ama kendileri aç kalmıştı. [Tirmizi-K.S.4/315]
Hayırlı hiç kimse Peygamber'i terk etmedi!'
Ashab-I Kiram'dan, sayısı sınırlı da olsa mürted olup Medine'den ayrılanlar olmuştu. Ancak onların hepsinin de sonu perişan olmuştur. Bu yüzden Kureyşliler şöyle demek zorunda kaldılar: "Allah'a yemin olsun ki, Muhammed'i ashabından hangisi terk etmişse kesinlikle onda hayır yoktur. Hayırlı olan hiç kimse onu terk etmemiştir."
Ashap da insandı. İçlerinde farklı anlayış seviyelerinde insanlar vardı. Zaman zaman sordukları sorularına yeni anlamsız, rahatsız edici boyut eklenince Resûlullah (sav) buna kızdı. Ve minbere çıkarak; "sorun, her sorunuza cevap vereceğim" buyurdu. [Buhari, Müslim, Tirmizi, K.S.-5949] Ancak ashap her konuda soru soramaz, ya bir bedevinin ya da çekinmeyecek birinin sormasını beklerlerdi.
Efendimiz (sav)'den...
"Ashabım hakkında Allah'tan korkun, Allah'tan korkun. Benden sonra onları hedef yapmayın. Kim onları severse beni sevdiği için sevmiş olur. Kim onlardan nefret ederse benden nefret ettiği için nefret etmiş olur. Kim onlara eziyet ederse bana eziyet etmiş olur. Kim bana eziyet ederse Allah'a eziyet etmiş olur. Kim de Allah'a eziyet ederse, artık onu cezalandırması yakın olur. [Tirmizi-8550]
Ensar'ı sevmek imanın alametidir. Ensar'dan nefret etmek ise münafıklık belirtisidir." [Buhari, Müslim, Nesei-9026] "Allah'ım! Ensar'ı, ensar'ın çocuklarını, Ensar'ın çocuklarının çocuklarını bağışla!" [Buhari, Müslim-9028]


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Mehmet Nezir / Türkiye
Etiketler:



